|
|

'Türk ekonomisinin küçülmesinin asli sorumlusu özel bankalardır'
Ekonomiden sorumlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, Türk
ekonomisinin küçülmesinin asli sorumlusunun özel bankalar olduğunu
söyledi.
Bülent Gedikli, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK)
geçtiğimiz günlerde açıkladığı ''Türk Bankacılık Sektörü Temel
Göstergeleri'' raporuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'in ''Bizim bankalar artık yabancı bankalara
hava atabilir'' dediğini belirten Gedikli, şunları kaydetti:
''Buna bir şey demiyoruz tabii. Elde ettikleri karlarla yabancılara hava
atsınlar. Ama bu karlarla KOBİ'lere caka satmasınlar, üreticilere caka
satmasınlar.
Özel bankaların kriz sürecinde ortaya koydukları yaklaşım ortada. BDDK
Başkanı Bilgin de bunu ifade etti. 'Oyun bozan bankalar' dedi mesela.
Kredileri geri çağıran, teminatları arttırmak isteyen bankalar oldu.
Bilgin'in ağzından da bu ifade ediliyor. Demek ki bazı bankaların kriz
sürecindeki tutumları masaya yatırılmalı. Bunun sadece not edilmesi
yeterli değil. Bu masaya da yatırılmalı. Hatta bu bankalar deşifre
edilmeli. Yani hangi bankalardır bunlar, niçin böyle yaptılar? Bu
bankaların bu konuyla ilgili açıklama yapmaları da lazım. Bu da bence
sosyal sorumluluğun gereğidir.
Çok büyük bir kriz yaşandı. Kriz sürecinde ortaya konulan yaklaşım
mercek altına alınmalıdır. Çünkü o yaklaşımlar ülkenin kaderini
belirliyor. Burada gelişigüzel davranamazsınız. Herkes belirli bir
anlayış içerisinde hareket etmek zorunda. ABD öyle yaptı, Avrupa öyle
yaptı. Ülkeler nasıl tedbirler aldı hep beraber gördük. Devletler
gerektiği durumlarda devreye girdi. Farklı mekanizmalar devreye sokuldu,
piyasa ekonomisi uygulamalarından sapan durumlar bile ortaya çıktı. Bu
bir sosyal sorumluluktur. Bu özel bankaların takındığı olumsuz durumun
bir daha yaşanmaması için bu konular masaya yatırılmalıdır.''
-''ÖZEL BANKALAR SINIFTA KALDI''
Gedikli, BDDK'nın açıkladığı rapora göre, ''kamu bankaları ve katılım
bankalarının sınıfı geçtiğini, özel bankaların ise sınıfta kaldığını''
ifade ederek, özel bankaların yüzde 0,4 oranında verdikleri kredileri
azalttığını, ancak kamu bankalarının verdikleri kredileri yüzde 19
oranında arttırdığını kaydetti. Yabancı bankaların da verdikleri
kredileri yüzde 2 oranında arttırdıklarına işaret eden Bülent Gedikli,
enflasyon farkı dikkate alındığında özel sektörün verdiği kredilerin
reel olarak yüzde 6 oranında azaldığını dile getirdi.
Almanya'daki bankaların Türkiye'deki özel bankalar kadar kar yapmadığını
belirten Gedikli, bu bankaların Deutsche Bank'ın öncülüğünde 500 milyon
Avroluk ortak fon oluşturduklarını anlatarak, şunları kaydetti:
''Daha az kar yapmalarına rağmen Almanya'daki özel bankalar ellerini
taşın altına koydular. Ancak bizim bankalarımız bu karlarına rağmen
ellerini taşın altına koymadılar. Açıklanan karneler bunu gösteriyor.
Özel bankaların kredi garanti fonuna yaptıkları katkı 5 milyon lira
civarında. Bunlar çok küçük katkılar. Ama Hükümet, Hazine aracılığıyla 1
milyar Liralık bir fon taahhüt etti. Türkiye'deki bankaların kredi
garanti fonundaki davranışları da maalesef karnedeki en kötü nottur.
Bazı sivil toplum örgütlerinin başkanları da bu konuyla ilgili açıklama
yaptılar biliyorsunuz. Bankalar, kredi garanti fonuna sorunlu
kredilerini aktarmaya çalıştılar maalesef. Böyle bir tutum sergilediler.
Sorunlu kredilerini kredi garanti fonu üzerinden teminat altına almaya
çalıştılar. Böyle bir yaklaşım olabilir mi? Böyle bir bankacılık
anlayışı dünyanın neresinde var? Sıfır riskle çalışan, en küçük riski
bile almayan, bütün riski devlete veya reel sektöre bırakan bir
bankacılık anlayışı maalesef bu kriz sürecinde ortaya çıktı.
Türkiye'deki reel sektör veya üretici kesim en azından bundan sonrası
için bankalara güvenemez. Bu krizin ortaya çıkardığı durumlardan bir
tanesi budur.''
-''ARTIK KALKINMA BANKACILIĞINA, PROJE BANKACILIĞINA GEÇMEMİZ LAZIM''
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, özel bankaların reel
sektöre kriz döneminde takındığı tavır nedeniyle yeni bir finansman
anlayışının ve alternatif finans kaynaklarının devreye girmesi
gerektiğini vurgulayarak, ''Artık kalkınma bankacılığına, proje
bankacılığına geçmemiz lazım'' dedi.
Türkiye'deki bankacılık anlayışının yeni bir vizyona kavuşturulması
gerektiğini kaydeden Gedikli, ''Proje bankacılığına BDDK'nın öncülük
etmesi gerekiyor. BDDK'nın kriz sonrasında krizden çıkış
stratejilerinden biri olarak bankacılık-reel sektör ilişkilerini yeni
baştan kurgulaması ihtiyacı doğuyor. Bu da tabii esas itibariyle üretici
kredilerini kredilendirme anlamında. Bu bir nevi kalkınma bankacılığı
anlayışıdır'' diye konuştu.
-''BORÇLARINI ÖDEME KONUSUNDA EN SAMİMİ KESİM KOBİ'LERDİR''
Özel bankaların, KOBİ'lere verdikleri kredileri azalttıklarını belirten
Gedikli, Eylül 2008-Eylül 2009 tarihleri arasındaki KOBİ kredilerinin
yüzde 6,8 oranında azaldığını ifade etti.
Gedikli, özel bankaların, KOBİ'lere verdikleri kredinin azalmasına
gerekçe olarak KOBİ'lerin yeterli düzeyde şeffaf olmamalarını ve yeterli
talep gelmemesini gösterdiklerini anlatarak, ''KOBİ'ler belki yeterli
derecede şeffaf olamayabilirler. Ancak borçlarını ödeme konusunda en
samimi kesim KOBİ'lerdir. Ne yapar, ne eder borcunu öder. Bu da bilinir,
Türkiye'de bir gelenek halindedir. KOBİ'ler borçlarına çok sadıktır.
Buna rağmen KOBİ'lere verilen kredilerin azıltılması doğru bir yaklaşım
değil'' dedi.
Türk ekonomisinin 2009'da tahminen yüzde 5,5 civarında küçüleceğini
belirten Bülent Gedikli, ''Türk ekonomisinin küçülmesinin asli sorumlusu
özel bankalardır. Kredileri arttırmayarak, kredileri geri çağırarak,
KOBİ'lere, üreticilere sürekli olarak sorun çıkartarak, teminatlarını
arttırmalarını isteyerek aslında bu küçülmenin bir anlamda sorumlusu
oldu bankalar. Eğer bu süreçte bankalar farklı bir yaklaşım
sergileseydi, ekonomik küçülmemiz bu ölçüde olmazdı. Bunun da
sorgulanması lazım. Bankacılık sektörünün neden gözden geçirilmesi
gerektiğini bu durumdan da anlayabiliriz'' diye konuştu.
Bülent Gedikli, kriz sürecinde Merkez Bankası'nın kriz sürecinde
faizleri süratle indirerek ve likidite desteği vererek bankalara çok
büyük destek verdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Merkez Bankasının bankalara verdiği desteği bankalar reel sektöre
yansıtmadılar, vermediler. Merkez Bankası faizleri hızla düşürdüğü halde
bankalar kredi faizlerini yüksek tutmaya devam ettiler. Bu faiz düşmesi
kredilere yansımadı. Merkez Bankası bu olumlu tutumu izlerken, bu
yaklaşımı sergilerken siz bankacılık sektörü olarak bunu en ufak şekilde
kaale almıyorsunuz. Yani siz aynı kolaylığı sağlamıyorsunuz.... Merkez
Bankası'nın attığı adımlar da bundan dolayı tam anlamıyla sonuca
ulaşmadı. O zaman Merkez Bankası bu adımları niye attı, bu kolaylığı
size niye sağladı? Bankalar bu kolaylığı sadece kara çevirmeyi amaç
edindi. Halbuki bunu KOBİ'lere, üreticilere destek amacıyla ortaya
koysaydılar, ekonomik küçülmemiz de bu ölçüde olmayacaktı. Bu bankacılık
anlayışıyla Türkiye kalkınmasını ve büyümesini sağlıklı bir şekilde
gerçekleştiremez. Bu kriz sürecinde ortaya çıkan sonuçlardan bir tanesi
de bu.
Üreticiliği desteklemeyen bir bankacılık anlayışı tefeciliğe eşdeğerdir.
Siz üreticileri, KOBİ'leri desteklemeyeceksiniz yaptığınız bankacılığın
ne anlamı var o zaman? Sadece Hazine'ye, devlete borç vermekten ibaret
midir bankacılık? BDDK'nın bankacılık vizyonunu kriz sonrasına göre
yeniden dizayn etmesi, yeni bir vizyon geliştirmesi gerekiyor. Kalkınma
bankacılığı vizyonu, üreticiyi destekleyen vizyon, proje bankacılığı
konularında yeni bir konsept geliştirme ihtiyacı var.''
|