|
|

Karanlık senaryolar artık sorgulanıyor, gün yüzüne çıkıyor
Başbakan Erdoğan, kanlı 1 Mayıs ile son terörist saldırılar arasında bağ
kurdu. Erdoğan, "Önceki gece Nazımiye'de, dün Lice'de Mehmetçik'e tetik
çeken zihniyet ile Taksim'de 1977'de işçinin üzerine kurşun yağdıran
zihniyet arasında hiçbir fark yoktur." dedi. Kirli senaryoların
sahiplerine seslenen Başbakan, "Başaramayacaksınız. Karanlık
senaryoların tamamı gün yüzüne çıkıyor." ifadelerini kullandı.
Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısında gündeme
ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Son günlerde artan terörist
saldırılara değinen Erdoğan, arka plandaki karanlık ellere dikkat çekti.
Önceki gün kutlanan İşçi Bayramı'ndan hareketle 1977'de Taksim'de
yaşanan kanlı 1 Mayıs'ı hatırlatan Başbakan, bu provokatif olaylarla son
terörist saldırılar arasında bağ kurdu.
Erdoğan, "Önceki gün Nazımiye'de, dün Lice'de
Mehmetçik'e tetik çeken zihniyet ile 33 sene önce Taksim'de işçinin
üzerine kurşun yağdıran zihniyet arasında hiçbir fark yoktur." dedi.
Çorum'u, Kahramanmaraş'ı, Gazi Mahallesi'ni, Sivas'ı kana bulayan
zihniyet ile Danıştay'da kan döken zihniyetin de aynı olduğunu
vurguladı. Erdoğan, isimler, etiketler, sıfatlar, tetikçiler farklı olsa
da bu olayların her birinin ortak amacının 'Türkiye'nin kardeşliğine,
birlik ve bütünlüğüne, huzur ve istikrarına kastetmek' olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, kirli senaryoların sahiplerine ise şöyle seslendi:
"Başaramayacaksınız. Hiçbir şey elde edemeyeceksiniz. Karanlık
senaryoların tamamı sorgulanıyor, gün yüzüne çıkıyor. Türkiye'nin, bu
kirli oyunları görmesini istiyorum. Başımızı öne eğmeyeceğiz.
Türkiye'nin düşmanlarını sevindirmeyeceğiz. Düşmana inat aydınlık
yarınlara yürüyeceğiz."
Başbakan Erdoğan, 1 Mayıs kutlamalarına da
değindi. Hükümetin hazırladığı zemin sayesinde 1 Mayıs'ın bayram
havasında kutlandığını savunan Erdoğan, bazı sendikaların 'Kopara kopara
aldık' sözlerine sert çıktı. Başbakan, "Kimsenin bu iktidardan kopara
kopara aldığı bir şey yok. Kopara kopara alma güçleri varsa 77'den beri
neredeydiler? Kopardık diyenler de bir dönem iktidardaydı. Bu,
Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinin bir eseridir."
değerlendirmesini yaptı. 1 Mayıs'ın bayram havasında kutlanmasının
Türkiye'nin çetelerle, hukuk dışı örgütlerle mücadelesinin bir eseri
olduğunu savundu.
Başbakan, 2. tur oylamalarına başlanan anayasa değişikliği teklifi
çalışmalarına da temas etti. 1. tur sırasında milletvekillerinin ortaya
koyduğu mücadeleyi takdir eden Erdoğan, "Gece gündüz demeden Meclis'in
nasıl çalışacağını gösterdiniz. Olumlu oy veren her milletvekiline
teşekkür ediyorum." diye seslendi. Meclis tarihinin en önemli
çalışmalarından birinin yapıldığını dile getiren Başbakan, AK Parti
vekillerine şöyle hitap etti:
"Anayasa çalışması sırasında hiçbir vesayete boyun eğmediğiniz için bu
millet sizden ziyadesiyle memnundur. 'Yeter söz de karar da milletindir'
deme yürekliliğini gösterdiniz. Şimdiden isimlerinizi tarihe
yazdırdınız. Bu millet size verdiği oyları, annesinin ak sütü gibi helal
etmiştir. Ben de böyle tarihi bir çalışmanın parçası olduğum için onur
duydum, Rabb'ime şükrettim. 10 günlük performansla sadece sizlere oy
veren milletvekillerinin değil, Türkiye'nin de vekili olduğunuzu
gösterdiniz. Yeter ki milletimizin inancı sarsılmasın. Ak ile kara, bu
10 günlük anayasa değişikliği maratonunda güneş gibi belirgin hale
gelmiştir. Kimin çözümden, kimin sorunlardan yana olduğu bir kez daha
ortaya çıkmıştır. Muhalefet partilerinin liderleri de tüm
inandırıcılıklarını kaybetmiştir. Muhalefet önündeki imtihanı
kaybederken, siz bu imtihandan başarı ile çıktınız."
CHP'nin kendisi hakkında verdiği gensoruyu 'çakma' olarak niteleyen
Başbakan, gensorunun Cumhuriyet tarihindeki en boş, en ciddiyetsiz
gensoru olduğunu öne sürdü. Başbakan, Meclis'in çalışmasını tıkamak için
Genel Kurul'da konuşan ancak oylamaya katılmayan CHP'ye eleştiri
oklarını yöneltti. Anamuhalefet partisinin kendi milletvekillerine bile
güvenmediğini kaydetti. "Madem gerekçelerinizde haklısınız, neden
milletvekillerinin hür idaresine ipotek koyuyorsunuz?" diye soran
Erdoğan, CHP'ye, "Sadece konuşmayın, gelin oyunuzu da kullanın."
çağrısında bulundu. MHP'ye de, "Bir diğer parti de milletvekillerinin ne
oy verdiğini anlamak için, 'ıskartaları getir' diyor. O da inanmıyor.
İşi sağlama alacak. Mantık bu." göndermesinde bulundu. AK Parti'nin,
milletvekillerinin ne oy vereceğini kontrol altında tutmak için araya
görevli milletvekilleri soktuğu iddialarına da cevap veren Erdoğan,
şunları söyledi:
"Efendim diyor ki; 'Bunlar birbirinin arkasına takipçi koydular'. Siz
kameralardan çok hoşlanırsınız ya kameraların önünde oluyor. Hele hele
kendi adamları zaten ortada. Oy kullanmak için gelemiyorlar ama kontrol
için sokuluyorlar. Sadece konuşmayın, gelin oyunuzu da kullanın, hayır
verecekseniz hayır verin ama oy kullanın. Demokrasi netice hareketidir;
kürsüyle başlar, oy kulübesinde biter."
Başbakan, anayasa değişikliğini Anayasa
Mahkemesi'ne götüreceğini açıklayan CHP'ye, "Artık Anayasa Mahkemesi
anamuhalefet mahkemesi haline geldi. Yaptıkları iş bu. Niçin
referandumdan korkuyorsunuz? Niçin millete gitmekten korkuyorsunuz? Siz
mahkemeye, biz millete gideriz. AK Parti ile CHP arasındaki fark budur."
eleştirisini getirdi.
CHP lideri Deniz Baykal'ın kendisini faşist lider Hitler'e benzetmesini
de münasebetsiz buldu. Baykal, kendisini İngiliz devlet adamı
Churchill'e, Erdoğan'ı da Hitler'e benzetmişti. Başbakan, "Eğer illa
Hitler'e benzetecek siyasi bir figür arıyorlarsa, genel merkezlerindeki
eski genel başkanlarının kendini Hitler'e benzetmiş fotoğraflarına
baksınlar. Orada, kendisine 'Milli Şef' dedirtmiş genel başkanlarının
Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler."
şeklinde konuştu. Başbakan, Churchill'in de Çanakkale'de Mehmetçik'ten
çok ağır yenilgi almış biri olduğunu dile getirdi. Sonrasında
Churchill'in bahriye nazırlığından ayrılmak zorunda kaldığını hatırlatan
Başbakan, "Eğer CHP lideri kendisine Churchill'den örnek arıyorsa
buyursun Çanakkale Savaşı'na baksın. Her tarafta başarısız olan çeker
gider. O ise 23 Nisan törenlerinde bile çocuklara koltuğunu bırakmayacak
kadar korkuyor. Belki çocuk bir daha kalkmaz diye korkuyor." ifadelerini
kullandı.
|