A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  DÜNYA  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  





















Babacan: İngiltere ile ilgili olabilecek bir sorun başka bir ülkeye benzemez

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Dünya ekonomisi her ne kadar bir toparlama trendine girdiyse de, yine de bu toparlanmanın, içinde riskler barındıran bir toparlanma olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.
         Ali Babacan, “Küresel kriz, yeniden yapılanma, ulusal dönüşüm” temasıyla düzenlenen Forum İstanbul 2010’un açılışında yaptığı konuşmada, ülkelerin artık krizden çıkış politikalarını ortaya koyduğu bir dönemden geçildiğini söyledi.
         Babacan, “Daha doğrusu, çıkış stratejisini ortaya koyma çabası var, henüz somut strateji çok az” dedi.
         Maliye politikalarında, bütçe uygulamalarında çıkış stratejilerini geçen yıl eylül ayında açıkladıklarını, İspanya, Portekiz ve İngiltere’nin hala bir plan ortaya koyma çabası içinde olduğunu anlatan Babacan, şunları kaydetti:
         “İspanya ve Portekiz’in planı salı günkü toplantılarda sunuldu fakat tatmin etmedi. Dediler ki, ’Haziran ayında tekrar daha somut, detaylı bir plan görmek istiyoruz’. Haziran ayında tekrar bir araya gelecekler, İspanya ve Portekiz’in çıkış stratejisine bir daha bakacaklar. İngiltere koalisyon hükümeti, ki bizim onlara bundan 15 gün önce çağrımız olmuştu, daha koalisyon ortaklığı belirlenmeden önce demiştik ki ’koalisyon hangi partiler arasında kurulursa kurulsun, yapacakları ilk iş koalisyon kontratına, ortaklık anlaşmasına, alınacak tedbirleri açık açık yazmaları’... Seçim döneminde verilmiş sözler olabilir, kampanyada sarf edilmiş bazı taahhütler olabilir, ancak hiçbir parti tek başına iktidar olamadıysa şimdi koalisyon biraz da bir al-ver ortaklığıdır ve bunu da İngiltere’nin bir an önce yapmasını bekliyoruz. İngiliz Maliye Bakanı ile salı günü yaptığımız görüşmede de  kendilerine bunu özellikle vurguladım, ’ne yapacaksanız hemen yapın, erken açıklayın, daha yeni hükümetsiniz, aradan 3 ay 5 ay geçtikten sonra bugün atabileceğiniz bazı adımları yarın atamayacak bir pozisyonda kendinizi bulabilirsiniz’ dedim. Çünkü İngiltere ile ilgili olabilecek bir sorun başka bir ülkeye benzemez. Bu ne Yunanistan’a benzer ne İspanya ne Portekiz. Bunun etkileri çok daha geniş bir coğrafyayı kapsar ve çok daha derin olur.”
         İngiltere’nin, milli gelire oranla 4 yılda ikiye katlanmış borç stokunun çok tehlikeli olduğunu ifade eden Babacan, “Bir an önce onların da gerekli tedbirleri almaları gerekiyor. Bugünlerde biz daha çok Avro bölgesiyle ilgileniyoruz, avronun değeri, Yunanistan komşumuz, Portekiz, İspanya falan derken İngiltere’yi de burada gözden kaçırmamak lazım ve oradaki gelişmeleri de çok yakından izlememiz lazım” dedi.

“EN ÇOK KAYGI UYANDIRAN RİSK ALANI ÜLKELERİN KAMU BORÇ STOKU”
Çıkış stratejisini şeffaf bir şekilde ortaya koyan merkez bankalarından birinin de Türkiye Merkez Bankası olduğunu söyleyen Babacan, bunu pek çok ülkede de artık görmenin zamanının geldiğini belirtti.
         Türkiye’nin yeni girdiği Finansal İstikrar Kurulu’nda finans piyasasıyla ilgili küresel anlamda düzenlemede ne var ne yoksa, orada söz alıp konuştuklarını anlatan Babacan, bu konuşmalarının farklı bir ilgiyle izlendiğini, sadece teoride değil pratikte başarılı olmuş ülkelerin söylediklerinin çok etkili olduğunu vurguladı.
         Ali Babacan, “Dünya ekonomisi her ne kadar bir toparlama trendine girdiyse de her ne kadar bu yıl için, gelecek yıl için artık 2009’dan daha iyi bir tablo bekleniyor ise de yine de bu toparlanmanın içinde riskler barındıran bir toparlanma olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.
         Bugün itibariyle en çok kaygı uyandıran risk alanının ülkelerin kamu borç stoku ve bu borçların sürdürülebilirliği olduğuna işaret eden Babacan, şunları kaydetti:
         “Bugün itibariyle gelinen noktada problem, gelişmiş ülkelerin çok yüksek kamu borç stoku ile karşı karşıya olmaları. Böylesine bir durum ancak 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı gibi olağanüstü şartlarda görülmüş gelişmeler.  Japonya’nın borcu milli gelirine oranla 2008 sonunda yüzde 199 ve bu 250’ye doğru gidiyor. Tekrar bu borcun makul seviyelere inmesi için neredeyse aradan 70-80 sene geçmesi gerekiyor. Bu borcu makul seviyelere indirmeyi ben pratikte mümkün görmüyorum. İtalya’ya bakıyorsunuz yüzde 100’ün üzerinde, ABD’de daha makul idi, şimdi 3-5 sene ileriye doğru bir projeksiyon yaptığınızda bunun da yüzde 100’ün üzerine çıktığını görüyorsunuz. Görüyorsunuz ki artık dünyanın en büyük ekonomisi aynı zamanda milli gelire oran olarak da en borçlu ekonomilerden bir tanesi haline geliyor. Bu, o ülkelerin büyüme oranları üzerinde atık bundan sonra çok ciddi baskı oluşturacak. Avrupa’nın potansiyel büyüme oranı kriz öncesine göre çok daha düşük seviyelere inmiş durumda. Farklı bir dünya olacak. Güç dengesinin, etkinlik dengesinin hızla batıdan doğuya doğru kaydığı bir döneme de girmiş durumdayız.”
         Ekonomik gücün önemine işaret ederek, ancak, ekonomide başarılı olan ülkelerin dünya platformunda, uluslararası platformlarda etkili olabileceğini söyleyen Babacan, “Bakın geçenlerde İran ile ilgili gelişme... hem Brezilya hem Türkiye belli bir noktada kendi güçlerini ortaya koymuş ülkeler. Bir bakıma süper güçlerin, BM Güvenlik Konseyinin Daimi Üyesi olan ülkelerle bir bakıma daha farklı, daha özgün bir çizgi izleyebiliyorlar demek ki. Bu bir güç, etkinlik meselesidir” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİ ÇOK BÜYÜK”
Dünya bu kadar farlı bir döneme girerken Türkiye’nin önünde ne tür fırsatlar bulunduğunu çok iyi değerlendirmesi gerektiğine işaret eden Babacan, çok yüksek potansiyele sahip Türkiye’yi aynı zamanda çok büyük sorumlulukların beklediğini anlattı.
         Babacan, “Hedefimiz, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine girmek. Bunun da hayal olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Uluslararası kuruluşlar da analiz yapıyorlar ve şöyle 15-20 sene sonra bugünün Almanya’sı neyse ekonomik güç olarak Türkiye’yi de o noktaya yakın bir pozisyonda görmek artık hayal değil” dedi.
         Bir yandan G20, Finansal İstikrar Kurulu gibi yapılarda görüşlerini beyan ederken, bir yandan da iç reformlara eğilmeleri gerektiğini ifade eden Babacan, “Biz sadece onların kriterlerine uyup, üye olmaya çalışan bir ülke değiliz.  Madem ilerideki hedefimiz odur, bugünkü gelişmelere de Türkiye’nin müdahil olması, aktif katkı vermesini ben önemli görüyorum” şeklinde konuştu. Ali Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
         “AB’nin şu anda yaşadığı sorunların ve bunların çözümlerinin bir bakıma sorumluluğunu da bir nispette hissetmeleri gerektiğini dile getirerek, yani ’ne halleri varsa görsünler, iyi oldu’ falan böyle bir psikolojide değil, tam tersine onlara da elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce doğruları anlatmamız lazım.  Bazen zannediyoruz ki orada sistem oturmuş, her şey tamam, aklı başında adamlar işin başında... Öyle değil, şöyle biraz işin içine girip biraz konuştuğunuzda, ’ne yapıyorsunuz, ne ediyorsunuz?’ diye biraz sorduğunuzda o çaresizliği, o sıkıntılı duruşu, bakışları görüyorsunuz. Bizim Yunanistan ile ilgilenmemiz boşuna değil. Biliyoruz ki Yunanistan ile ilgili olacak sorun orada kalmayacak, yayılacak, dönecek dolaşacak Avrupa’yı vuracak, Avrupa’nın yavaşlaması bizim ihracatımızı etkileyecek. Biz bundan olumsuz etkileneceğiz. Tabii ki komşuya yardım önemli, ama bir yandan da çıkabilecek sorunlar dönüp dolaşıp Türkiye’yi de etkileyebilecek sorunlar. Bunun da bilincinde olmamız gerekiyor.”
         Yunanistan’ın en zor döneminde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında 10 bakanla birlikte Yunanistan’a gittiklerini ve 22 anlaşma imzaladıklarını anımsatan Babacan, “Düşünün ki çok farklı ortam da olabilirdi.  Yunanistan’ın bu zayıf döneminde diyelim ki Ege’de çok daha gergin, çok daha farklı gelişmelerin yaşandığı bir dönem de olabilirdi bu dönem. Bizim böyle bir ortamda Yunanistan ile yakından ilgileniyor olmamız kimsenin gözünden kaçmaz.  Uluslararası çevrelerde de bu çok takdir edildi. En ihtiyaç duyduğu anda Türkiye bir bakıma kucak açıp, ’biz işbirliği için, destek için buradayız’ mesajını vermesi dünya kamuoyu önünde çok önemli bir adımdır. Büyük ülkeye de zaten bu yakışır” dedi.

UZUN VADELİ POLİTİKALAR
         Ali Babacan, bundan sonraki dönemde Türkiye’nin artık çok daha uzun vadeye bakması, çok daha uzun vadeli politikalarla çalışmalarını yürütmesi gerektiğini, son dönemde gündeme getirdikleri mali kural uygulamasının bu uzun vadeli bakış açısının sonucu olduğunu söyledi.
         Açıklanmasından itibaren olumlu tepkiler aldıkları mali kuralın Türkiye için önemine işaret eden Babacan, 2011 yılından itibaren uygulamaya başlanmasıyla artık Türkiye’nin, özellikle finans sisteminde çok daha farklı bir açılım, çok daha farklı bir perspektifte gündeme geleceğini, uygulamanın içine girdikçe bunu hep beraber göreceklerini belirtti.
         Babacan, “Ufkun genişlemesi, perspektifin bir bakıma daha uzun vadeye açılması, mevduat vadelerinden tutun da kredi vadelerine kadar, tahvil bono vadelerine kadar pek çok alanda gerçek anlamda uzun vade kavramını Türkiye’ye getirebilmek için bu son derece önemliydi. Devlet uzun vadede ne yapacağını ortaya koyacak ki ona özel sektör, finans sistemi kendi pozisyonunu alabilsin.  Bir yandan uluslararası gelişmeleri takip edeceğiz, izleyeceğiz, katkıda bulunacağız ama bir yandan da kendi yapmamız gerekenler konusunda hiç vakit kaybetmeyeceğiz” dedi.
         G20 toplantılarına 2002’den 2007’ye kadarki dönemde 5 sene arka arkaya katıldığını, son 1 yıldır yine her toplantısına katıldığını belirten Babacan, “Fakat tartışıyoruz, tartışıyoruz, konuşuyoruz ama somut karar noktasına geldiği anda o 20 ülkenin hepsinin birden ’evet, hadi şu işi şöyle yapalım’ demesi çok mümkün olmuyor. Kritik konularda, önemli konularda bu henüz başarılmış değil.  ’Somut pratikte ne adım atacağız?’ sorusunun cevabı henüz yok. Bu bizi biraz kaygılandırıyor. Her ülke kendi milli çıkarları açısından baktığında ortak yaklaşım bazen tek tek milli çıkarlarla çatışabiliyor. Finansal İstikrar Kurumu’nda tablo çok farklı değil. Biz öncelikle kendimize bakacağız, biz Türkiye için doğruları yapacağız. Uluslararası düzenlemelerden medet umar bir pozisyonda biz olmayacağız, olamayız. Biz kendimiz için doğru olanları yapıp devam edeceğiz ve hızlı karar alacağız. Bu da yine önümüzdeki aylarda önemli olacak. Aksi halde zaman geçiyor, problemler büyüyor ve büyüyen bir yangını söndürmek de çok daha güç oluyor.”



 

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat