|
|

Ahmet Davutoğlu:
İsrail işlediği suçun hesabını vermek zorundadır
BM Güvenlik Konseyi, Türkiye'nin talebi üzerine,
İsrail'in
Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırmasının ardından acil olarak
toplandı. Konseyde bir konuşma yapan Davutoğlu,
İsrail'in
kabul edilemez hareketinin ardından uluslararası bir soruşturma
açılması, gemilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.
Toplantının kapalı danışmalarının ardından basına açık düzenlenen resmi
toplantısında Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu temsil etti.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu,
İsrail'in
Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırmasının ardından uluslararası
toplumdan, saldırıda ölen ve yaralananların ailelerinden özür dilemesi
gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin talebiyle olağanüstü toplanan BM Güvenlik Konseyi'nde
konuşma yapan Davutoğlu,
İsrail'in
kabul edilemez bu hareketinin ardından uluslararası bir soruşturma
açılması, gemilerin derhal serbest bırakılarak Gazze'ye taşıdıkları
yardımları ulaştırmalarına izin verilmesi ve
İsrail'in
Gazze'deki ablukaya son verilmesi gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, "Barış ve istikrarın geleceği darbe aldı.
İsrail
işlediği suçun hesabını vermek zorundadır.
İsrail
uluslararası toplumdan özür dilemek zorunda. Derhal bir sorgulama
başlatılmak zorunda. Bu saldırının faillerinin cezalandırılması
gerekiyor.
İsrail
halkı da yanlış yapıldığını
İsrail
hükümetine göstermeli. Teröristlerle devlet arasındaki çizgi kalktı"
dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu,
İsrail'in
Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırmasının son derece üzücü ve
trajik bir olay olduğunu,
İsrail'in
BM'nin kurulmasının ardından yerleşen tüm değerleri tamamen hiçe sayan
son derece ciddi bir suç işlediğini ifade etti.
İsrail'in
savunma güçlerinin uluslararası sularda Gazze'ye insani yardım taşıyan
çokuluslu ve tamamen sivil bir güce saldırdığını, olayın kıyıya 72 deniz
mili uzaklıkta meydana geldiğini,
İsrail
güçlerinin sivilleri yaralayıp öldürdüğünü, bunun uluslararası hukukun
ciddi ihlali olduğunu belirtti.
İsrail'in
yaptığının haydutluk ve korsanlık olduğunu belirten Davutoğlu, bunun
"devlet tarafından işlenmiş bir cinayet olduğunu" söyledi.
Davutoğlu, bu duruma bir gerekçe gösterilemeyeceğini, bunun hiçbir
gerekçesi, yasallığı olamayacağını belirttiği konuşmasında, "Bu tür bir
yol izleyen devlet, uluslararası toplumda meşruiyetini kaybetmiştir"
dedi.
Gemilerde 32 ülkenin yaklaşık 600 vatandaşı olduğuna dikkati çeken
Davutoğlu,
İsrail'in
hukuku hiçe sayarak, Gazze'de başta çocuklar olmak üzere zor koşullarda,
abluka altında yaşayan insanlara insani yardım taşıyan gemiye
saldırdığını kaydetti.
Davutoğlu bu yardımlar arasında çocuklara oyun alanı,
eğitim
malzemesi, süt tozu, tıbbi malzemeler bulunduğunu, Gazze'de çocukların
ne kalacak düzgün yerleri olduğunu ne
eğitim
görebildiklerini ne de geleceklerinin olduğunu söyledi.
Gemilerin
İsrail'e
bir tehdit olmadığını belirten Davutoğlu, "İsrail'in
elinde kan var" dedi.
"Barbarlığı canlı olarak gördük"
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Lübnan'ın dönem başkanlığını yaptığı ve
Türkiye'nin talebi üzerine acil olarak düzenlenen BM Güvenlik Konseyi
toplantısında yaptığı konuşmada, uluslararası toplumun Gazze'deki
trajediye yıllardır tanıklık yaptığını ve harekete geçmediğini
belirterek, "Bugün insani yardımın cezalandırıldığı bir barbarlığı canlı
olarak gördük, bugün pek çok insani yardım görevlisi ceset torbalarına
konuldu,
İsrail'in
elinde kan var" şeklinde konuştu.
Bu durumun Somali'de, korsanlığın yoğun yaşandığı yerde görülmediğine
dikkat çeken Davutoğlu, Akdeniz'de bu tür davranışların normal olarak
görülmediğini, bu anlamda sağduyuya ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Davutoğlu
İsrail
tarafından kullanılan gücün sadece uygunsuz değil aynı zamanda aşırı güç
kullanımı olduğuna dikkat çekerek, uluslararası hukuk kurallarına göre
sivillere saldırılamayacağını, uluslararası hukuka göre açık deniz
özgürlüklerinin en temel haklardan biri olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu şöyle konuştu: "Hiçbir gemi, o geminin
kaptanının rızası ya da geminin bayrak devletinin rızası olmadan
durdurulamaz, insani yardımı düşmanca bir hareket olarak görmek
tehlikeli bir zihin durumunu yansıtmaktadır.
İsrail'in
hareketi meşru gösterilemez."
Davutoğlu konuşmasında Türkiye'nin Musevilere yardım eden bir ülke
olduğunu da hatırlattı.
Gemidekilerin radikal bir İslamı grubun üyeleri olduğu yönünde resmi
açıklamalar duyduğunu, bir devletin yetkililerinin bu tür yalanlar
söylemesinin üzücü olduğunu belirten Davutoğlu, gemideki vatandaşların
Yahudi, Müslüman ve Hristiyan dinleri temsil ettiklerini, adeta "BM'nin
bir modelini" oluşturduklarını, uluslararası toplumun "vicdanını" temsil
ettiklerini, bu anlamda da saldırının BM'ye yapılan bir saldırı olduğunu
söyledi.
Bu kapsamda uluslararası toplumun ve sistemin sorumlu davranması
gerektiğini ifade eden Davutoğlu, uluslararası hukuka uymayanların
cezalandırılması gerektiğini vurguladı.
"İsrail
özür dilemelidir"
Davutoğlu, "Hiçbir devlet hukukun üzerinde değildir.
İsrail,
yaptığının sonuçlarıyla yüzleşmeye hazır olmalıdır ve suçlarından
sorumlu tutulmalıdır" dedi.
İsrail'in
"saldırganlık ve güç kullanma savunucusu" haline geldiğini ifade eden
Davutoğlu, "Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin bu duruma güçlü bir şekilde
tepki vererek
İsrail'in
saldırı hareketini şiddetle kınamasını, olayın soruşturulmasını, tüm
sorumlu yetkililerin ve kişilerin cezalandırılmasını istemektedir" diye
konuştu.
Bu kapsamda
İsrail'in
uluslararası toplumdan, ölen ve yaralananların ailelerinden özür
dilemesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bağımsız soruşturmanın derhal
başlatılmasını, bu saldırının sorumlularına karşı uluslararası hukuk
açısından harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.
Bakın Davutoğlu, gemilerin derhal serbest bırakılması, Gazze'ye
yardımların ulaştırılmasına izin verilmesi, tüm yaralıların ve ölenlerin
ailelerine, gemi sahiplerine tazminat verilmesi ve Gazze'deki akan kanın
derhal sona ermesi gerektiğini açıkladı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, daha sonra yabancı gazetecilerin soruları
üzerine yaptığı açıklamada da, Konsey'den saydığı tüm bu konuları içeren
bir başkanlık açıklamasını kabul etmesini istediklerini, bu konunun
Türkiye ile
İsrail
arasında değil
İsrail
ile uluslararası toplum arasında bir mesele olduğunu belirtti.
Davutoğlu olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını, gemide
bulunanların silahlı olmadıklarını söyledi. Bağımsız bir soruşturma
istiyoruz" diye konuşan Davutoğlu, sorumluların adalete teslim edilmesi
gerektiğini, bunun uluslararası toplumun bir sorumluluğu olduğunu
kaydetti.
Bakan Davutoğlu bir soru üzerine, bunun
İran
meselesiyle ilgili olmadığını da söyledi.
İsrail'in
BM Temsilcisi gönüllüleri suçladı
İsrail'in
BM Temsilcisi ise
İsrail
komandolarının baskınına uğrayan Gazze'ye yardım gemilerindeki
gönüllülerin amaçlarının insani olmadığını ileri sürdü.
İsrail'in
BM nezdindeki büyükelçisinin yardımcısı Daniel Carmon, BM Güvenlik
Konseyi'nde az önce sona eren toplantıda yaptığı açıklamada, "Medya
tarafından Gazze'ye insani yardım konvoyu olarak takdim edilse de, bu
gemilerin amacı insani yardım değildi" dedi.
"Hangi insani eylemci Birleşmiş Milletler'i, Kızılhaç ve uluslararası
alanda tanınan diğer kuruluşları baypas etmek ister? Hangi barış
eylemcisi uluslararası hukuka uygun şekilde gemiye binen askerlere
saldırmak için bıçak, sopa ve diğer silahları kullanır?" iddiasını dile
getiren İsrailli diplomat,
İsrail'de
insani kriz bulunmadığını söyledi ve Filistin topraklarına gönderilecek
yardım malzemelerinin izin verilen geçiş noktalarından geçmesi
gerektiğini belirtti.
Carmon, Gazze Şeridi'nin Filistin yönetimini güç kullanarak deviren
teröristlerin işgali altında olduğunu ve oraya silahların deniz yoluyla
dahil sürekli girdiğini ileri sürdü.
AB'den
de kınama geldi
İsrail'in
Gazze'ye insani yardım götüren gemilere saldırısını görüşmek için
Brüksel'de olağanüstü toplanan
AB
büyükelçileri,
şiddet
kullanımını kınadılar.
Büyükelçilerin üzerinde uzlaştığı
AB
açıklamasında, "Gazze'ye giden filoya uluslararası sularda düzenlenen
İsrail
askeri operasyonunda can kayıplarından derin endişe duyulduğu"
belirtilerek, kurbanların ailelerine başsağlığı dilendi.
Açıklamada, "AB,
gemidekiler arasında çok sayıda kurban bırakan
şiddet
kullanımını kınar, olaylara ve çevresindeki şartlara derhal, tam ve
tarafsız soruşturma talep eder" denildi.
Gazze'deki insanlık dramının büyük endişe kaynağı olduğu belirtilen
açıklamada,
AB'nin
ambargo politikasının devamını kabul edemeyeceği vurgulanarak kalıcı bir
çözüme acilen ulaşılması gereğinin altı çizildi.
AB
İsrail'e,
Gazze'ye ve Gazze'den insani yardım, ticari mal ve insanların
geçişlerini "derhal, kesintisiz ve koşulsuz başlatması" çağrısı yaptı.
|