A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  DÜNYA  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  






















Çiçek: Bu ülkede sorunlar o hale geldi ki Meclisin yetkisi by-pass edildi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye'nin hala demokrasi açığı ve açlığı olan bir ülke olduğunu belirterek, 'Tartıştığımız konulara bakın. İkide bir sivil alana olan müdahalelere bir bakın...' dedi.

Çiçek, Anayasa değişikliğine ilişkin bir soruyu yanıtlarken, bu konuda yaşanan süreci anlattı.
AK Parti olarak, 2007 seçimlerine giderken yeni bir anayasa istediklerini, bu konunun seçim beyanlarında da yer aldığını hatırlatan Çiçek, 6 hukukçunun yeni sivil bir anayasa taslağı çalışması yaptığını kaydetti. Çeşitli kesimlerden görüşler geldikten sonra 2007 yılı sonuna doğru parlamentoya göndermek üzere bir takvim açıkladıklarını ifade eden Çiçek, bazı kesimlerin buna 'AK Parti'nin kendi anayasasını hazırladığını' ileri sürerek karşı çıktıklarını, 'Anayasa'nın değişmesine karşıyız' diyemediklerini, çünkü 28 yıldır bütün kesimlerin bu anayasanın değişmesi gerektiğini dile getirdiğini söyledi.

Bu süreç devam ederken partileri hakkında 14 Mart 2008'de kapatma davası açıldığını hatırlatan Çiçek, bu süreçte anayasa değişikliği yapmanın zor olduğunu belirterek, 'Türkiye 2008 yılını bu dava nedeniyle kaybetti' dedi.

'1 Eylül 2008'de taslağı doğru bulmayan, kendilerinin öne çıkarak işi götürmesinden rahatsız olan çevrelerin 'Siz yapmayın, Meclis Başkanı inisiyatifi alsın' dediğini' ifade eden Çiçek, 1 Eylül 2008'de dönemin TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın Meclisteki 4 partiye yazı yazarak anayasa, içtüzük, siyasi partiler ve seçim mevzuatında değişiklik yapmak üzere oluşturulacak Uzlaşma Komisyonu'na her partiden 2 kişi istediğini kaydetti. AK Parti, MHP ve o zamanki DTP'nin komisyona üye verdiğini, CHP'nin ise buna olumlu yanıt vermediğini anlatan Çiçek, Uzlaşma Komisyonu'nda anamuhalefet partisi olmadığı için bunun hayata geçmediğini söyledi. Çiçek, şunları kaydetti:

'2009'a geldiğimizde yepyeni bir anayasa yapılmıyorsa kısmi bir değişikliğe ihtiyaç vardı. Dünyada en çok tartışılan anayasa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'dır, 28 yıldır tartışıyoruz. Bugün siyasal, sosyal, ekonomik sorunların, tıkanıkların temelinde bu anayasa yatıyor. CHP'nin 1993'te Meclise verdiği metne bakın. MHP'nin metnine bakın... CHP 'Acilen bu anayasanın değişmesi lazım, Türkiye'de rejim bunalımı çıkar' diyor. MHP'nin metnine bakın, bunlara katılıyoruz.

'Gelin yepyeni bir anayasa yapalım mümkün değilse, kısmen değiştirelim' dedik. 411'le değişiklik yaptık başımıza gelmeyen kalmadı, partiye kapatma davası açıldı. Bu ülkede sorunlar o hale geldi ki Meclisin yetkisi by-pass edildi.'

Anayasada yapılan değişikliğin yeterli olmadığını, seçimlerden sonra uzlaşma olursa daha fazlasının da yapılabileceğini söyleyen Çiçek, bir soru üzerine, anayasa değişikliği olmadan Siyasi Partiler Yasası'nda (SPY) yapılacak değikliğin 'makyaj' olacağını kaydetti. Çiçek, şöyle devam etti:

'Bizim anayasamızın SPY'den önce 68 ve 69. maddeleri var. Geri kalan göstermeliktir. Anayasa batılı anlamda siyaset hukukunun oluşmasına imkan vermiyor. Mesela parti kapatmalar... Bunu da geçiremedik, gerekli destek olmayınca düştü. Türkiye'nin en çok tenkit edildiği konudur. AİHM'in bu konudaki içtihadını Türkiye'deki parti kapatmalar oluşturmuştur. Olumsuzluklarımız, yanlışlıklarımız AİHM kararlarıyla içtihat oluşturdu. Dolayısıyla bir kısım hususlar doğrudan anayasa ile bağlantılı. Baraj konusu anayasa ilgili değil.'

'AŞK MEKTUBU DA YAZARSINIZ TEHDİT MEKTUBU DA...'

Seçim barajının düşürülmesine ilişkin soru üzerine Çiçek, Türkiye'nin seçim kanunlarıyla neyi arzu ediyorsa, neyi hedefliyorsa bu kanunların ona hizmet edeceğini kaydetti. Çiçek, 'Yani seçim kanunları elinizdeki kalem gibidir. Bununla aşk mektubu da yazarsınız, tehdit mektubu da yazarsınız. Şiir de makale de yazarsınız. Siz neyi yazmak isterseniz ben ona uygun seçim kanunu yaparım. Eğer kasıt şu ise; seçim sonucunda toplumdaki herkes Mecliste olsun. Böyle bir düzenleme yapmak mümkün. İstikrarlı hükümet nasıl ortaya çıkar? İstikrara ihtiyaç var. Biz 337 ile bile memleketi idare etmekte ciddi zorluklarla karşı karşıya kalıyoruz. 4,5,6 partili hükümetlerin olduğunu düşünün' diye konuştu.

Türkiye'nin AB sürecinde yapması gerekenler olduğuna, bunları parçalı hükümetlerle yapmanın güçlüğüne işaret eden Çiçek, 'Bugün yüzde 10 baraja rağmen vatandaşın yüzde 85'i Mecliste temsil ediliyor. Bu yüzde 10 barajın kalkmasını genellikle küçük partiler istiyor. Öbürleri konjonktürel olarak ister. Biz bu lafın ne anlama geldiğini biliriz, sizin istemeyeceğinizi bildiği için ister... 'Baraj yüzde 7'ye düşsün' diyenler geçmişte düşmemesi için gayret göstermiştir' görüşünü dile getirdi.

'EVET' ÇIKARSA...

 Halk oylamasında 'Evet' çıkması halinde Türkiye'nin demokrasi alanında çok önemli mesafe katedeceğini belirten Çiçek, 'Türkiye hala demokrasi açığı ve açlığı olan bir ülkedir. Tartıştığımız konulara bakın. İkide bir sivil alana olan müdahalelere bir bakın... Türkiye'de halan ciddi bir demokrasi açığı var' dedi.

Anayasa değişikliklerinin 'sivil tahakküm' getireceğine ilişkin görüşler bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çiçek, şöyle devam etti:

'Anayasa Mahkemesine bu iddiaların hepsi götürüldü. Değişikliklerin 25 maddesine itiraz yok. İtiraz, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcıları Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısına yönelik.

367 kararı ile Anayasa'nın 10 ve 41. maddeleriyle ilgili kararı veren bugünkü Anayasa Mahkemesi iddiaları reddetti. Anayasa Mahkemesi, 'Hiçbiri doğru değil' dedi. Tam tersine 'Yargı bağımsızlığı güçleniyor, siyasetin etkisi azalıyor, çağdaş düzenlemelere uygun, yapılışında, teklifinde müzakeresinde aykırılık olmayan düzenlemedir' dedi. Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermişken spekülasyonlara devam ediyorsak Anayasa'nın 153. maddesi var. Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Buna rağmen siyasi suçlamaya devam ediyorlar. Hukuken mesele bitmiştir...'

'HAYIR' ÇIKARSA...

Halk oylamasında çıkacak bir 'Hayır'ın, 'Bugün herkesin şikayet ettiği durumun devam etsin' anlamına geleceğini anlatan Çiçek, dünyanın hiçbir ülkesinde hakim ve savcı atamasının birinci gündem maddesini oluşturamayacağını, HSYK'nın bugünkü yapısının 'sürdürülemez' olduğunu kaydetti. HSYK'da Adalet Bakanının yetkisinin bugünküne nazaran ortadan kalktığını, bunun Avrupa'daki yapıya uygun olduğunu söyleyen Çiçek, 'HSYK'nın bugünkü yapısı kriz üretmeye devam eder. İçinde kim olursa olsun' diye konuştu.

Anayasa Mahkemesinin yapısında gerçekleştirilen değişikliğin, mahkemenin bu konuda 2005 yılında hazırladığı taslağın uyarlaması olduğunu belirten Çiçek, değişikliğin tam istedikleri gibi olmadığını ifade ederek, '(AK Parti'nin çoğunluğu var, kendi adamlarını seçer) suçlamalarına imkan vermemek için parlamentoya üye seçme hakkını vermedik. Parlamentonun hakkını yedik bu manada' dedi.

Cemil Çiçek, halk oylamasında 'Hayır' çıkması halinde bundan sonra yeni bir anayasa değişikliği yapmanın çok kolay olmayacağını vurguladı.

'Hayır'ın AK Parti için anlamı nedir? Erken seçime gidilir mi? ' sorusuna Çiçek, '17 Temmuz 2011'de seçim yapılacak. Seçim lafını muhalefet gündeme getirdi. Seçimler zamanında yapılacak, en geç 17 Temmuz 2011. Halk oylaması sonuçlarına bağlı bir seçim değildir. Çünkü burada oylanacak olan parti değil, evet mi hayır mı? Beni, yani hükümet icraatları oylanacaksa o zaten geliyor. Onu hep beraber konuşacağız.
Burada tercih edilen parti değil. Bu ve benzeri düzenlemeler devam etsin mi etmesin mi? Herkes memnun ise mesele yok... Hem şikayet edip hem de 'kabul etmiyorum' diyorsanız bugünkü hale razı olacaksınız demektir. Bu da iyi bir hal değildir' yanıtını verdi.

'DEMOKRASİLERDE SON SÖZÜ SİYASET KURUMU SÖYLER'

Çiçek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresine ilişkin soru üzerine, demokrasilerde her şeyin konuşulabileceğini ama her şeyin bir konuşulma zamanı olduğu kanaatini taşıdığını söyledi. Çiçek, 'Bu tartışmanın bugünden yapılmasında şahsen fayda görmem. Burada çok fazla tartışılacak bir yan da yok. Çıkarılan yasaların uygulayıcı makamları var. 5 yıl diye düşünülüyorsa -çok kişi böyle düşünüyor- benim de kişisel kanaatim var ama ramazan gelmeden ramazan orucu tutmam. Şu an Türkiye'nin meselesi 5-7 yıl değil. Hiç durmadan tartışıyoruz. Diyelim ki günü geldiğinde 2012'de bu yasaları uygulayan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 5 yıl olduğuna kani ise takvimi başlatacaktır. Siz isterseniz 7 yıldır deyin, takvimi başlatır. 2012'ye geldik aksine yasal düzenleme yapılmadığı sürece YSK 'Ben böyle düşünmüyorum 7 yıl olacak' dedi. Tamam mesele bitmiştir' diye konuştu.

YÜKSEK ASKERİ ŞURA

Bir soru üzerine, görülmekte olan davalarla ilgili açıklama yapmayacağını kaydeden Çiçek, 'Yüksek Askeri Şura'da son yaşananlar bir kriz mi, olması gerekenler miydi?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

'Olması gereken, alışmamız gereken... Yadırgayanlar var.
'Hemen bir toplantı bugün bitsin'... Hükümet 'Falancaya niye olmaz' dedi. Bunlar olması gerekenler. Çünkü benim imzam varsa bunun siyasi ve hukuki sorumluluğu bana aittir, attığım her imzanın. Sorumlu olduğum bir konuda da 'olur' ya da 'olmaz' deme hakkım var. Yadırganan husus budur. Hükümet bazılarına 'olur' bazılarına 'olmaz' diyor. Sanki bu Türkiye'de ilk defa oluyormuş gibi... Çok sık olmadı ama geçmişte de oldu. Neticede hükümet kendi takdir hakkını bir başka şekilde kullanmıştır. Bu, demokrasilerde olması gerekendir. Demokrasilerde son sözü siyaset kurumu söyler, milleti o temsil ediyor. Olması gereken şeyler. Ben olayı gündeme geldiği günden beri bir kriz olarak kesinlikle görmedim. Bu olsa olsa çok uç bir yorum yaparsak, bunu bir sorun olarak gördüm, kriz olarak asla görmedim. Ortada bir sorun vardı, sorun da anayasa ve yasa çerçevesinde çözüme kavuşmuştur.'

 

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat