|
|

Çiçek: Bu ülkede sorunlar o hale geldi ki Meclisin yetkisi by-pass
edildi
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye'nin hala
demokrasi açığı ve açlığı olan bir ülke olduğunu belirterek,
'Tartıştığımız konulara bakın. İkide bir sivil alana olan müdahalelere
bir bakın...' dedi.
Çiçek, Anayasa değişikliğine ilişkin bir soruyu yanıtlarken, bu konuda
yaşanan süreci anlattı.
AK Parti olarak, 2007 seçimlerine giderken yeni bir anayasa
istediklerini, bu konunun seçim beyanlarında da yer aldığını hatırlatan
Çiçek, 6 hukukçunun yeni sivil bir anayasa taslağı çalışması yaptığını
kaydetti. Çeşitli kesimlerden görüşler geldikten sonra 2007 yılı sonuna
doğru parlamentoya göndermek üzere bir takvim açıkladıklarını ifade eden
Çiçek, bazı kesimlerin buna 'AK Parti'nin kendi anayasasını
hazırladığını' ileri sürerek karşı çıktıklarını, 'Anayasa'nın
değişmesine karşıyız' diyemediklerini, çünkü 28 yıldır bütün kesimlerin
bu anayasanın değişmesi gerektiğini dile getirdiğini söyledi.
Bu süreç devam ederken partileri hakkında 14 Mart 2008'de kapatma davası
açıldığını hatırlatan Çiçek, bu süreçte anayasa değişikliği yapmanın zor
olduğunu belirterek, 'Türkiye 2008 yılını bu dava nedeniyle kaybetti'
dedi.
'1 Eylül 2008'de taslağı doğru bulmayan, kendilerinin öne çıkarak işi
götürmesinden rahatsız olan çevrelerin 'Siz yapmayın, Meclis Başkanı
inisiyatifi alsın' dediğini' ifade eden Çiçek, 1 Eylül 2008'de dönemin
TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın Meclisteki 4 partiye yazı yazarak anayasa,
içtüzük, siyasi partiler ve seçim mevzuatında değişiklik yapmak üzere
oluşturulacak Uzlaşma Komisyonu'na her partiden 2 kişi istediğini
kaydetti. AK Parti, MHP ve o zamanki DTP'nin komisyona üye verdiğini,
CHP'nin ise buna olumlu yanıt vermediğini anlatan Çiçek, Uzlaşma
Komisyonu'nda anamuhalefet partisi olmadığı için bunun hayata
geçmediğini söyledi. Çiçek, şunları kaydetti:
'2009'a geldiğimizde yepyeni bir anayasa yapılmıyorsa kısmi bir
değişikliğe ihtiyaç vardı. Dünyada en çok tartışılan anayasa, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'dır, 28 yıldır tartışıyoruz. Bugün siyasal,
sosyal, ekonomik sorunların, tıkanıkların temelinde bu anayasa yatıyor.
CHP'nin 1993'te Meclise verdiği metne bakın. MHP'nin metnine bakın...
CHP 'Acilen bu anayasanın değişmesi lazım, Türkiye'de rejim bunalımı
çıkar' diyor. MHP'nin metnine bakın, bunlara katılıyoruz.
'Gelin yepyeni bir anayasa yapalım mümkün değilse, kısmen değiştirelim'
dedik. 411'le değişiklik yaptık başımıza gelmeyen kalmadı, partiye
kapatma davası açıldı. Bu ülkede sorunlar o hale geldi ki Meclisin
yetkisi by-pass edildi.'
Anayasada yapılan değişikliğin yeterli olmadığını, seçimlerden sonra
uzlaşma olursa daha fazlasının da yapılabileceğini söyleyen Çiçek, bir
soru üzerine, anayasa değişikliği olmadan Siyasi Partiler Yasası'nda
(SPY) yapılacak değikliğin 'makyaj' olacağını kaydetti. Çiçek, şöyle
devam etti:
'Bizim anayasamızın SPY'den önce 68 ve 69. maddeleri var. Geri kalan
göstermeliktir. Anayasa batılı anlamda siyaset hukukunun oluşmasına
imkan vermiyor. Mesela parti kapatmalar... Bunu da geçiremedik, gerekli
destek olmayınca düştü. Türkiye'nin en çok tenkit edildiği konudur.
AİHM'in bu konudaki içtihadını Türkiye'deki parti kapatmalar
oluşturmuştur. Olumsuzluklarımız, yanlışlıklarımız AİHM kararlarıyla
içtihat oluşturdu. Dolayısıyla bir kısım hususlar doğrudan anayasa ile
bağlantılı. Baraj konusu anayasa ilgili değil.'
'AŞK MEKTUBU DA YAZARSINIZ TEHDİT MEKTUBU DA...'
Seçim barajının düşürülmesine ilişkin soru üzerine Çiçek, Türkiye'nin
seçim kanunlarıyla neyi arzu ediyorsa, neyi hedefliyorsa bu kanunların
ona hizmet edeceğini kaydetti. Çiçek, 'Yani seçim kanunları elinizdeki
kalem gibidir. Bununla aşk mektubu da yazarsınız, tehdit mektubu da
yazarsınız. Şiir de makale de yazarsınız. Siz neyi yazmak isterseniz ben
ona uygun seçim kanunu yaparım. Eğer kasıt şu ise; seçim sonucunda
toplumdaki herkes Mecliste olsun. Böyle bir düzenleme yapmak mümkün.
İstikrarlı hükümet nasıl ortaya çıkar? İstikrara ihtiyaç var. Biz 337
ile bile memleketi idare etmekte ciddi zorluklarla karşı karşıya
kalıyoruz. 4,5,6 partili hükümetlerin olduğunu düşünün' diye konuştu.
Türkiye'nin AB sürecinde yapması gerekenler olduğuna, bunları parçalı
hükümetlerle yapmanın güçlüğüne işaret eden Çiçek, 'Bugün yüzde 10
baraja rağmen vatandaşın yüzde 85'i Mecliste temsil ediliyor. Bu yüzde
10 barajın kalkmasını genellikle küçük partiler istiyor. Öbürleri
konjonktürel olarak ister. Biz bu lafın ne anlama geldiğini biliriz,
sizin istemeyeceğinizi bildiği için ister... 'Baraj yüzde 7'ye düşsün'
diyenler geçmişte düşmemesi için gayret göstermiştir' görüşünü dile
getirdi.
'EVET' ÇIKARSA...
Halk oylamasında 'Evet' çıkması halinde Türkiye'nin demokrasi alanında
çok önemli mesafe katedeceğini belirten Çiçek, 'Türkiye hala demokrasi
açığı ve açlığı olan bir ülkedir. Tartıştığımız konulara bakın. İkide
bir sivil alana olan müdahalelere bir bakın... Türkiye'de halan ciddi
bir demokrasi açığı var' dedi.
Anayasa değişikliklerinin 'sivil tahakküm' getireceğine ilişkin görüşler
bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çiçek, şöyle devam etti:
'Anayasa Mahkemesine bu iddiaların hepsi götürüldü. Değişikliklerin 25
maddesine itiraz yok. İtiraz, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcıları
Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısına yönelik.
367 kararı ile Anayasa'nın 10 ve 41. maddeleriyle ilgili kararı veren
bugünkü Anayasa Mahkemesi iddiaları reddetti. Anayasa Mahkemesi,
'Hiçbiri doğru değil' dedi. Tam tersine 'Yargı bağımsızlığı güçleniyor,
siyasetin etkisi azalıyor, çağdaş düzenlemelere uygun, yapılışında,
teklifinde müzakeresinde aykırılık olmayan düzenlemedir' dedi. Anayasa
Mahkemesi böyle bir karar vermişken spekülasyonlara devam ediyorsak
Anayasa'nın 153. maddesi var. Anayasa Mahkemesi kararları yasama,
yürütme ve yargı organları ile gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Buna
rağmen siyasi suçlamaya devam ediyorlar. Hukuken mesele bitmiştir...'
'HAYIR' ÇIKARSA...
Halk oylamasında çıkacak bir 'Hayır'ın, 'Bugün herkesin şikayet ettiği
durumun devam etsin' anlamına geleceğini anlatan Çiçek, dünyanın hiçbir
ülkesinde hakim ve savcı atamasının birinci gündem maddesini
oluşturamayacağını, HSYK'nın bugünkü yapısının 'sürdürülemez' olduğunu
kaydetti. HSYK'da Adalet Bakanının yetkisinin bugünküne nazaran ortadan
kalktığını, bunun Avrupa'daki yapıya uygun olduğunu söyleyen Çiçek,
'HSYK'nın bugünkü yapısı kriz üretmeye devam eder. İçinde kim olursa
olsun' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin yapısında gerçekleştirilen değişikliğin, mahkemenin
bu konuda 2005 yılında hazırladığı taslağın uyarlaması olduğunu belirten
Çiçek, değişikliğin tam istedikleri gibi olmadığını ifade ederek, '(AK
Parti'nin çoğunluğu var, kendi adamlarını seçer) suçlamalarına imkan
vermemek için parlamentoya üye seçme hakkını vermedik. Parlamentonun
hakkını yedik bu manada' dedi.
Cemil Çiçek, halk oylamasında 'Hayır' çıkması halinde bundan sonra yeni
bir anayasa değişikliği yapmanın çok kolay olmayacağını vurguladı.
'Hayır'ın AK Parti için anlamı nedir? Erken seçime gidilir mi? '
sorusuna Çiçek, '17 Temmuz 2011'de seçim yapılacak. Seçim lafını
muhalefet gündeme getirdi. Seçimler zamanında yapılacak, en geç 17
Temmuz 2011. Halk oylaması sonuçlarına bağlı bir seçim değildir. Çünkü
burada oylanacak olan parti değil, evet mi hayır mı? Beni, yani hükümet
icraatları oylanacaksa o zaten geliyor. Onu hep beraber konuşacağız.
Burada tercih edilen parti değil. Bu ve benzeri düzenlemeler devam etsin
mi etmesin mi? Herkes memnun ise mesele yok... Hem şikayet edip hem de 'kabul
etmiyorum' diyorsanız bugünkü hale razı olacaksınız demektir.
Bu da iyi bir hal
değildir' yanıtını verdi.
'DEMOKRASİLERDE SON SÖZÜ SİYASET KURUMU SÖYLER'
Çiçek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresine ilişkin soru
üzerine, demokrasilerde her şeyin konuşulabileceğini ama her şeyin bir
konuşulma zamanı olduğu kanaatini taşıdığını söyledi. Çiçek, 'Bu
tartışmanın bugünden yapılmasında şahsen fayda görmem. Burada çok fazla
tartışılacak bir yan da yok. Çıkarılan yasaların uygulayıcı makamları
var. 5 yıl diye düşünülüyorsa -çok kişi böyle düşünüyor- benim de
kişisel kanaatim var ama ramazan gelmeden ramazan orucu tutmam. Şu an
Türkiye'nin meselesi 5-7 yıl değil. Hiç durmadan tartışıyoruz. Diyelim
ki günü geldiğinde 2012'de bu yasaları uygulayan Yüksek Seçim Kurulu
(YSK) 5 yıl olduğuna kani ise takvimi başlatacaktır. Siz isterseniz 7
yıldır deyin, takvimi başlatır. 2012'ye geldik aksine yasal düzenleme
yapılmadığı sürece YSK 'Ben böyle düşünmüyorum 7 yıl olacak' dedi. Tamam
mesele bitmiştir' diye konuştu.
YÜKSEK ASKERİ ŞURA
Bir soru üzerine, görülmekte olan davalarla ilgili açıklama
yapmayacağını kaydeden Çiçek, 'Yüksek Askeri Şura'da son yaşananlar bir
kriz mi, olması gerekenler miydi?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:
'Olması gereken, alışmamız gereken... Yadırgayanlar var.
'Hemen bir toplantı bugün bitsin'... Hükümet 'Falancaya niye olmaz'
dedi. Bunlar olması gerekenler. Çünkü benim imzam varsa bunun siyasi ve
hukuki sorumluluğu bana aittir, attığım her imzanın. Sorumlu olduğum bir
konuda da 'olur' ya da 'olmaz' deme hakkım var. Yadırganan husus budur.
Hükümet bazılarına 'olur' bazılarına 'olmaz' diyor. Sanki bu Türkiye'de
ilk defa oluyormuş gibi... Çok sık olmadı ama geçmişte de oldu. Neticede
hükümet kendi takdir hakkını bir başka şekilde kullanmıştır. Bu,
demokrasilerde olması gerekendir. Demokrasilerde son sözü siyaset kurumu
söyler, milleti o temsil ediyor. Olması gereken şeyler. Ben olayı
gündeme geldiği günden beri bir kriz olarak kesinlikle görmedim. Bu olsa
olsa çok uç bir yorum yaparsak, bunu bir sorun olarak gördüm, kriz
olarak asla görmedim. Ortada bir sorun vardı, sorun da anayasa ve yasa
çerçevesinde çözüme kavuşmuştur.'
|