|
|

Gül: İslam ülkeleri, krizin olumsuz etkilerine daha fazla maruz
kalmıştır
Cumhurbaşkanı ve İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliği
Örgütü (İSEDAK) Başkanı Abdullah Gül, diğer gelişmekte olan ülkelere
nazaran İslam ülkelerinin küresel ekonomik krizin olumsuz etkilerine
daha fazla maruz kaldığını belirterek, ''Bu ve benzeri krizlere karşı
dayanıklılığımızın artması ve dünya üzerinde hak ettiğimiz yeri
alabilmemiz, İslam dünyasının kronikleşen yapısal sorunlarına çözüm
bulmamıza bağlıdır'' dedi.
İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi
Komitesinin (İSEDAK) İstanbul Kongre Merkezi'ndeki 26. toplantısının
açılışında konuşan Gül, İSEDAK üyesi dost ve kardeş ülke temsilcileriyle
İstanbul'da bir kez daha birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile
getirerek, kıtaların buluştuğu, hoşgörü ve sevginin yeşerdiği bu kültür
coğrafyasında konuklarını ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Bu yıl 26. toplantısı düzenlenen İSEDAK'ın kurulduğu günden itibaren
çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü ve tüm İslam ülkeleri için ekonomik
ve ticari işbirliği alanında güçlü bir platform haline geldiğini
belirten Gül, İSEDAK'ın, İslam dünyasındaki gelişmeleri ekonomik ve
insani bir bakış açısıyla yeniden yorumlayıp, sorunların çözümünde
inisiyatif almakta kararlı olduğunu söyledi.
Gül, ülkeler arasında kalıcı bir işbirliğinin altyapısını oluşturmak
için ekonomik bağları güçlendirmeye devam edeceklerini vurguladı.
Dünyanın hızlı bir değişimden geçtiğini, bugün soruların çözümünde
ülkeler arasında her zamankinden daha fazla dayanışma ihtiyacı
bulunduğunu ifade eden Gül, her bir gelişmenin eş zamanlı olarak tüm
ülkeleri ve ekonomileri etkileme gücüne sahip olduğunu belirtti.
-İSLAM COĞRAFYASINDA SAVAŞLAR VAR''
Gül, yaşanan son krizin karşılıklı bağımlılığın ne kadar güçlü hale
geldiğini gözler önüne serdiğine işaret ederek, şunları söyledi:
''Bildiğiniz üzere gelişmiş piyasa ekonomilerinin kendilerine has
sorunlarından neşet eden küresel ekonomik kriz, neticede gelişmekte olan
ve az gelişmiş ülke ekonomilerini de derinden etkilemiştir. Ancak diğer
gelişmekte olan ülkelere nazaran İslam ülkeleri bu krizin olumsuz
etkilerine daha fazla maruz kalmıştır. Bu süreçte ülkelerimizin ekonomik
performansları gelişmekte olan ülkelerin gerisinde kalmıştır. 2009
yılının ikinci yarısından itibaren küresel ekonominin ılımlı bir
toparlanma eğilimi sergilediği görülmektedir. Fakat bu ve benzeri
krizlere karşı dayanıklılığımızın artması ve dünya üzerinde hak
ettiğimiz yeri alabilmemiz, İslam dünyasının kronikleşen yapısal
sorunlarına çözüm bulmamıza bağlıdır. İslam dünyasının bazı önemli
yapısal sorunlarının altını çizmek istiyorum. Öncelikle şunu belirmek
isterim ki, ülkelerimizin iktisadi ve sosyal kalkınma düzeni
potansiyelin çok altında bulunmaktadır. Zengin doğal kaynaklara sahip
olan ülkelerimiz, dünya refahından yeterince pay alamamaktadır. Dünya
nüfusunun yaklaşık yüzde 22'sini oluşturan İslam ülkelerinin 2009 yılı
itibariyle dünya iktisadi hasılasından aldıkları pay yüzde 7
civarındadır. İslam ülkelerinin ortalama kişi başına gelir seviyesinin
de gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının altında seyrettiği
görülmektedir. İslam dünyasında yoksulluk çare bulunması gereken
sorunların en başında gelmektedir. Üye ülkelerden 22 tanesi en az
gelişmiş ülke statüsündedir. İslam coğrafyasında devam eden savaşlar,
şiddet olayları, doğal afetler, yoksuluğun daha artmasına neden
olmaktadır. Öte yandan eğitim ve sağlık gibi kalkınmanın sosyal
alanlarında da dünya standartlarının gerisinde bulunmaktayız.
Ülkelerimizdeki okuryazar oranı dünya ortalamasının altındadır. Benzer
biçimde sağlık konusunda da insanlarımıza çağdaş ölçülerde hizmet
sağlama hususunda çok eksiklerimiz bulunmaktadır.''
***
Cumhurbaşkanı ve İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği
Daimi Komitesi (İSEDAK) Başkanı Abdullah Gül, ''Küresel bir topluluk
olan İslam alemi, küresel nitelikli sorunların ortak akıl ve eylemle
çözülebileceğinin bilincinde olmalıdır'' dedi.
İSEDAK'ın, İstanbul Kongre Merkezi'nde başlayan 26. toplantısının
açılışında konuşan Gül, topyekün ve dengeli kalkınmanın
sağlanabilmesinin, ancak istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir
yönetimlerle mümkün olabildiğini belirterek, bu konuda toplumsal
katılımı önemseyen idari yapılara ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Gül,
böylece yönetimlerin meşruiyet zeminini geliştirecek ve halkın
değerleriyle barışık istikrarlı bir hale gelmelerinin mümkün olacağını
bildirdi.
Farklı coğrafyalarda yer almaları, iktisadi ve siyasi bakımdan büyük
farklılıklar göstermelerine rağmen, Müslüman toplumların, aynı dine ve
kutsal değerlere sahip bulunmaları dolayısıyla büyük bir potansiyele de
sahip olduklarına işaret eden Gül, şöyle devam etti:
''Bu potansiyel, ortak payda teşkil eden değerlerimiz ve sosyo kültürel
mirasımız ile gelişme ve refah arayışında olan genç nüfusumuzun teşebbüs
ruhundan beslenmektedir. Küresel bir topluluk olan İslam alemi, küresel
nitelikli sorunların ortak akıl ve eylemle çözülebileceğinin bilincinde
olmalıdır. Bu itibarla ülkelerimiz arasında var olan sınırlar, bizi
birbirimizden uzaklaştırıcı ve iş birliğimizi engelleyici bir niteliğe
bürünmemelidir. İktisadi, sosyal ve kültürel gelişme için elzem olan
mal, sermaye, bilgi ve insan unsurlarının bu sınırları aşarak,
ülkelerimiz arasında daha serbest hareket etmesi, İslam dünyası olarak
küresel bir kalkınma çabasına girmemizin ilk adımını teşkil edecektir.
Bu dört unsurun ekonomilerimiz arasında daha serbestçe dolaşımı yolunda
atılacak adımlarla, ticari, yatırım, teknoloji ve istihdam gibi birçok
alandaki kaynakların kullanımı çok daha rasyonel bir şekilde
yapılabilecektir. Bu bağlamda İSEDAK'ın gündeminde yer alan malların
sınırlarımız arasında daha rahat dolaşmasını temin etmeye dönük olan
tercihli ticaret sistemi projesini, sermaye hareketlerini
kolaylaştırmayı amaçlayan finansal iş birliği, ticarete konu malların
standartlarını oluşturmaya dönük İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji
Enstitüsünün (SMIIC) kuruluşunu, İKÖ helal gıda standartlarını, mesleki
bilgi ve becerilerin ülkelerimiz arasında paylaşımını ve dolaşımını
sağlamaya dönük İKÖ Mesleki ve Teknik Eğitim Programı'nı ciddiyetle ele
almamız ve bunlara en üst düzeyde destek sağlamamız gerektiğini
düşünüyorum.''
-VİZELERİN KALDIRILMASI-
Cumhurbaşkanı Gül, bazı İSEDAK üyesi ülkeler arasında son dönemde
vizelerin kaldırılmasını veya varış noktalarında vize itası
uygulamasının başlamasını da üye ülkeler arasında vatandaşların serbest
dolaşımını sağlamaya dönük önemli bir adım olarak karşıladığını dile
getirdi.
''İSADAK'ın yanı sıra, diğer İKÖ kuruluşlarının da yukarıda değinilen
unsurların ülkelerimiz arasında serbestçe dolaşımını temin edecek
politika önerileri geliştirmeli ve üye ülkelere rehberlik yapmalıdır''
diyen Gül, bu bağlamda İSEDAK'ın 25. yıl dönümü dolayısıyla geçen yıl
düzenlenen İSEDAK Ekonomi Zirvesi'nde iş birliğini güçlendirmek için
aldıkları bazı önemli kararlara da değindi.
Abdullah Gül, alınan önemli kararlardan birisinin İKÖ Eylem Planı'nın
gözden geçirilmesi ve İslam dünyasının güncel ihtiyaçlarına cevap
verecek hale getirilmesi olduğunu belirterek, bu kapsamda eylem planının
gözden geçirilmesini önemsediğini ifade etti.
Ülkeler arasında iş birliğinin önceliklerini iyi tanımlayan ve etkin bir
uygulama mekanizması ortaya koyan bir eylem planına olan ihtiyacı
vurgulayan Gül, söz konusu zirvede tarım, ulaştırma ve turizm
alanlarında iş birliğinin yeniden canlandırılmasına karar verildiğini,
bu sektörlerdeki iş birliğinin güçlendirilmesinin, ülkelerin kalkınma
yolundaki çabalarına önemli hizmetler sunacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül, 26. İSEDAK toplantısının gündeminin geçen izleme
toplantısında şekillendirildiğini belirterek, şu bilgileri verdi:
''Bu toplantıda ise sizlerin de katkılarıyla aldığımız kararların
izlenmesi, mevcut gündem maddeleri ve proje önerileri üzerinde ilerleme
sağlamayı hedefliyoruz. Ticaret, İSEDAK gündeminde önemli bir yer teşkil
etmektedir. Dünya ticaret hacmindeki daralmaya paralel olarak, İSEDAK
üyesi ülkelerde, 2009 yılında ticaret hacimleri düşmüştür. Ancak
ülkelerimizin dünya ticaretinden aldıkları payın, oransal olarak,
istikrarlı bir şekilde artmakta olduğunu memnuniyetle görmekteyiz. Son
dönemde, İKÖ içi ticarette gözlenen durağanlığı, ticari alanda mevcut
potansiyel projelerimizi harekete geçirerek aşabileceğimiz inancındayım.
İKÖ üyesi ülkeler arasında, Tercihli Ticaret Sistemi Menşe Kuralları
Anlaşması'nı onaylayan mevcut ülke sayısının 9'dan 10'a ulaşmasının
ardından yürürlüğe girecektir. Bu çerçevede öncelikle TPS-OIC
anlaşmalarının imza ve onay süreçlerinin hızlandırılması gerekmektedir.
Ayrıca tercihli ticaret sisteminin uygulamaya başlaması için tercihli
tarifeler protokolünü (PRETAS) onaylamış üye devletlerin taviz
listesini, Ticaret Müzakereleri Komitesi Sekretaryasına en kısa sürede
ulaştırmalarını bekliyorum. Bu projenin hayata geçirilmesiyle İKO içi
ticaret için öngördüğümüz yüzde 20 hedefine 2015 yılında ulaşmak için
önemli ve kalıcı bir katkı sağlamış olacağız. Konunun önemine binaen
AB'nin blok içi ticaretinin toplam ticaret hacminin yüzde 65'ine tekabül
ettiğini hatırlatmak isterim. Bu nedenle anlaşmaya taraf ülkeleri,
yükümlülüklerini bir an önce yerine getirmeye davet ediyorum.''
-''ÖZEL SEKTÖR FAALİYETLERİ ARTIRILMALI''-
Abdullah Gül, ticaretteki hedeflerine ulaşırken, ekonomik iş birliğini
geliştirecek diğer bir konunun da yatırım imkanlarının değerlendirilmesi
olduğunu belirterek, üye ülkelerin sermaye birimlerini kendi aralarında
değerlendirme imkanlarını araştırmaları için zaman zaman çağrıda
bulunduğunu hatırlattı.
Aradan geçen kriz sürecinin, bir kez daha, İKÖ üyesi ülkelerdeki yatırım
potansiyelleri ve sermaye birikimlerinin, krizin etkilerini azaltıcı
nitelikte olduğunu gösterdiğine işaret eden Gül, ''Burada, İSADAK
gündeminde önemli yer tutan borsalar arası iş birliği ve merkez
bankaları iş birliği girişimlerini, yatırım imkanları çerçevesinden
önemli gördüğümü belirtmek isterim. Borsalar arası iş birliği
çabalarımız, artık belli bir olgunluğa erişmiş durumdadır. Bu aşamada,
üye ülkelerimizin aktif katılımlarıyla bu projemizin uygulamasını
güçlendirmemiz gerekmektedir. Diğer yandan merkez bankaları arasındaki
iş birliği de finans piyasalarındaki istikrarsızlık ve krizlerin
etkisinin görüşüldüğü önleyici ve erken uyarı sistemlerinin tartışıldığı
önemli bir platform konumundadır. Geçen hafta İstanbul'da yapılan
toplantının sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Bu vesileyle bütün üye ülkeleri bu çalışmalara katılmaya davet
ediyorum'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, ekonomik ve ticari iş birliğimizi güçlendirmenin en
güçlü ayaklarından birisinin de özel sektör faaliyetlerinin artırılması
olduğuna dikkati çekerek, bu konuda İKÖ kuruluşlarının önemli
çalışmalara imza attıklarını, kamu ile özel sektör arasındaki iş
birliğinin güçlendirilmesinin temel hedeflerinden biri olduğunu
bildirdi.
Bunun için öncelikle serbest teşebbüsün güçlendirilmesi, ticaretteki
engellerin kaldırılması, sermaye desteğinin sağlanması ve ticari
güvencelerin getirilmesinin önem taşıdığını ifade eden Gül, bu çerçevede
MÜSİAD tarafından düzenlenen İş Forumu ve Fuarı'nı hatırlatmak
istediğini, iş adamlarına önemli iş bağlantıları yapma, sorunlarını
paylaşma ve yakınlaşma imkanı sunacak olan bu etkinliğe tüm misafirlerin
katılımını tavsiye ettiğini söyledi.
|