A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de





Batı Avrupa Türkleri Kuruluş Temsilcilerine Açık Mektup

Sayın Yetkili,

Önce fıkralara malzeme yapılıp alaylı gülüşmelerle başlayan, ikinci safhada aşağılayıcı dedikoduların aile sohbetlerine ve birahane ortamına taşınmasıyla mesafe kateden Göçmen- Türk aleyhtarlığı, Soğuk Savaş döneminden sonra global konjüktüre paralel bir gelişme göstererek Anti-Müslüman kitle hareketlerine dönüştü.

Özelde Türk, genelde Müslüman göçmenlere ait istisnaî menfilikler ve gerçekten müslüman azınlığın ezici çoğunluğuna göre de marjinal olan bazı düşünce ve eylem biçimleri, müslümanların tamamına mal edilerek genelleştirildi.

Kültürel varlığını korumada ve kendisinden sonraki nesillerle diyalog kurmada aciz kalan, gerek seküler, gerekse dinî cemiyet hayatında sürekli kan kaybeden Türk/Müslüman azınlığın, yakın zamanda Hıristiyan-Avrupa’yı müslümanlaştıracağı yaygarası yapılarak kin, nefret ve korku tohumları ekenler, bugün bunun meyvesini toplamaktadırlar.

Dünkü “Misafir İşçi”den bugün yeni bir düşman yaratılırken, sadece ırkçı-faşistlerin veya birtakım radikal hıristiyan grupların gayretleriyle bu seviyeye gelinmedi. Şimdiki gibi geniş halk yığınlarının desteğini arkasına alan Anti-Müslüman bir hareket, ancak yazar-çizer, siyasetçi gibi toplum önderlerinin, görüntülü ve yazılılı medyanın yardımıyla ideolojik bir boyut kazanabilirdi.

Sayın Temsilci,

Zaman zaman Solingen, Mölln ve Dresden’deki katliamlarda veya “Karikatür Krizi” gibi olaylarda, basın açıklamalarıyla ortaya konan anlık tepkiler yeterli değildi... Halbuki, sizin de bildiğiniz gibi, müslüman göçmene karşı başta Almanya olmak üzere, Avusturya ve İsviçre gibi ülkelerde de ayırımcılık, yerli halktan sağlanan destekle tehlikeli boyutlara doğru tırmanmaktadır.

Müslüman azınlık, yerli-çoğulcu halk nezdinde artık Hıristiyan-Avrupa’yı “İslâmlaştırma” gayreti içinde olduğundan istenmeyen, dışlanan, hatta nefret edilen bir hedef kitle hâline getirildi.

Yıllardan beri Türk/Müslüman nefreti toplumun bütün katmanlarına yayılırken, sivil kitle kuruluşlarımız, bu Anti-Türk ve Müslüman akıma karşılık pasif durumdan aktife geçmeli, yerli topluma kendilerini ifade edebilmenin yollarını aramalıdırlar.

İsviçre’deki referandum herkesten önce Batı Avrupa Türklerinin gözünü açmalıdır. Minare yapımını yasaklayan halk oylamasının bir benzeri Almanya’da yapılsa, burada da İsviçre’deki gibi (%57) minare karşıtlarının  benzeri bir netice alacakları herkes tarafından bilinmektedir.

Sayın Başkan,

Teşkilatlarımızın en öncelikli gündem maddesi; göç ettikleri ülkeleri kendilerine vatan edinen müslümanlara karşı çok alttan ve derinden yürütülen propaganda karşısında Türk/Müslüman kuruluşlar olarak ortak strateji belirlemek ve açıkyüreklilikle yerli halka bizzat yönelmek olmalıdır. Bu istikametteki gayretler, sözden ziyade fiiliyata dökülmeli ve mümkünse önümüzdeki 2010 yılı ağırlıklı olarak kendimizi aracısız anlatma ve ifade etme yılı olmalıdır.

                                                                            

Bu mektubu, neredeyse bir ömrü burada geçirmekte olan, Almanya’yı kendine ikinci vatan edinmiş, bu ülkeyi yerlisi ve göçmeniyle birlikte kucaklamayı bir vatandaşlık görevi saymış ve özelde Almanya, genelde Avrupa’daki müslüman karşıtlığı gelişmelerden gelecek nesillerimiz adına ciddi endişeler duyan birisi olarak kaleme aldım.

Saygılarımla...

Mahmut Aşkar

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Batı Avrupa Türkleri Kuruluş Temsilcilerine Açık Mektup
Akültürasyon Çığlık
Anti-Müslüman İdeoloji (2):
Toplumun Ortak Temayülleri

Anti-Müslüman İdeoloji
Eğrisine Doğrusuna Sarrazi
Müslümanı İslâmîleştirmek
İslâmcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’

İslamcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (2)
İslâmcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (1)
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Batı Avrupa Türkleri Kuruluş Temsilcilerine Açık Mektup
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç