A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de



Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 21.30

"türkshow'da"


Görmemişin Oğlu

İşte bu konuda Marco’ya haksızlık yapıp da, görmemişin tekidir, diyemem.  Çocuk nihayetinde her zaman içiçe olduğu, gördüğü ve görüp-götürdüğü sıradan ve olağan işler sınıfından bir işe teşebbüs etmiş; ne derece başarılı olup olmadığı ise avukatlar, hakim ve savcılar ve hatta ülkelerarası bir boyuta ulaştığı için o konuda fikir beyan etmekten son derece imtina etmemin sebebine gelince; Türkiye’nin, ABTÜM ( Avrupa Birliği Tam Üyelik Müktesabatı)’na zarar vermesinden çekiniyorum. Hatırlarsınız; zurnanın son deliği bile zartıladığında; eğer Marco’muzu derhal ve bila kaydı şart bırakmazsanız AB üyeliğini nah görürüsünüz, demişti.

Bunun anlamı şuydu: Deveyi bile iğne deliğinden geçirebilen biz Almanlar, şayet “İngiliz Pernses”in “Antalya Kalesi”nin aşılmaz surlarının içindeki yatak odasına kement atarak girmeyi başaran “Asilkan Şövalye Marco”muza ırz düşmanı muamelesi yaparak tutsaklığını devam ettirirseniz, siz Türkleri AB yolunda sürüm sürüm süründürürüz!.. O, İngilizler gibi  soğuk bir milletten birinin buz gibi yatığına girdiğinde Akdeniz sıcaklığı estiren, genç kızların gönüllerini fetheden, saf kan Alman asilzadesidir. O, bizim medar-ı iftiharımızdır. İkinci Dünya Savaşı’nda bizi havadan bombalayan İngilizlere karşı olan intikamımızı almıştır. Bu “bobarduman”ın sizin topraklarınızda vuku bulmasını siz de fazla abartmayın!... Daha fazla ileri giderseniz; zaten AB normlarıyla örtüşmeyen namus-mamus kuruntularınızı da ayrıca yüksek perdeden seslendiririz ha!...

Sizin anlayacağınız, İngiliz-Alman çatışması neticesinde ortaya çıkan kirlenme, (çok afedersiniz) sadece yatak çarşafından ibaret değildi. Bununla birlikte siyaset ahlâkı da leke almıştı. Önce topyekün medya saldırısı, ardından en kıytırığından en kıymetlisine kadar siyaset ordusunun taaruzu geldi. Türk Düşmanlığı’nın Batı’da prim yaptığına gerçi defalarca tanık olmuştuk ama bu işin uçkur seviyesine kadar irtifa kaybettiğini görmüş olmak, seviyesizliğin daniskasıydı.

Anadolu köylüsünün o meşhur kıssadan hissede oğluna, “oğlum, ben sana okuyamazsın demedim; adam olamazsın dedim”  türünden azarlayışı gibi; maddi güce sahip olmak demek, adam olmak manasına gelmez! Sonradan görmüşlük çok kötü bir şeydir, Allah düşmanımın bile başına vermesin. Sonradan görmüşlüğün bir başka adı ise, görmemişliktir. Görmemişin bir oğlu olmuş ve nokta nokta.. Aynen öyle yapmış.

Yükseklerden aşağılara düşenlerin haline acınır, aşağılardan yukarılara (ani) çıkanların haline ise gülünür. Biliyorsunuz, çok hızlı yükselişler insanda baş dönmesi yapar ve bu durum gülünç bir hâl alır. Bazı ülkelerin durumu da aynen zirvedeki insanın komikleşmesine benzer.

Suçtan suça fark vardır: İnsanın istemeyerek veya trafik kazası türünden işlediği bazı suçlar vardır ki, suçlunun kendisinin ve yakınlarının yüzünü kızartacak, utandıracak cinsden değildir. Her millette namusa tecavüz, aşağılık ve yüzkızartıcı suçlar kategorisine dahildir. Gel gör ki Almanya, Marco’ları için neler yaptılar neler:

Türkiye’ye karşı kalemler kılıca mı dönüşmedi,  Alman medyası Antalya yollarında seferber mi olmadı, kilislerde Marco Özel Ayinleri mi yapılmadı...

Yakında 13 yaşındaki kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan Marco’nun Türkiye serüvenleri romanlaşır, sinema ve tv filmleri seyirci rekorları kırarsa şaşmayın.
Sonradan görmüşlük ne de kötü birşeymiş...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI:

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Görmemişin Oğlu
Yakup Yurt
Belçikalılaştıramadık-
larımızdanmısınız?
Muhsin Ceylan
Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
İbrahim Selamet
Zincirden kolyeler
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç