·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  DÜŞÜNCE TURU

               Fikret Ekin

 

fikretekin@web.de

BİZDEN HATIRLATMASI


Başbakan R. Tayyib Erdoğan henüz Başbakan değil. Hatta Milletvekili de değil. Partisi de seçimi kazanmış değil...


            Seçimden üç-beş gün öncesi...

            AKP Kamuoyu yoklamalarında önde gidiyor, işi göğüsleyecek gibi görünüyor...

            Bu da birilerinin uykularını iyice kaçırmaya yetmiş görünüyor...

           
Malum bir "büyük gazete" başlık atıyor: "Değil Başbakan, Köy Muhtarı bile olamaz". 

            Aynı malum gazetenin "meşhur" başyazarı, köşesinde bu başlığı işliyor. Varılan sonuç: "Tayyib Muhtar bile olamaz" 

            Üç-beş gün sonra, bütün ters çabalara rağmen, AKP ipi göğüslüyor. Beklenenin dahi üzerinde bir başarı yakalıyor AKP...

            Malum gazetenin "meşhur" başyazarı, "Tayyib" ile İstanbul üzerinde yaptıkları helikopter gezisinden, samimi sohbetlerden, gelecek ile ilgili hayellerden; Ilıcak'ların evinde yedikleri yemeğe kadar bir sürü teferruat kapsayan bir yazı ile, "Muhtar bile olamaz" denilen, Tayyib Bey'in seçilmesi ve Başbakan olması gerektiğinin zaruriyetine kadar bir dizi yazıyor.

            Ve peş peşe... sıra sıra...dizi dizi... 
            Sonra? Sonrası malum...

            Yeni Başbakan Abdullah Gül ile "evinde ilk görüşen gazete" olmanın avantajını yakalıyor ve ilişkiler gittikçe gelişiyor, geliştiriliyor...


            Her geçen gün o malum gazete, "Muhtar bile olamaz!" dediği zat ve onun partisi ile ilişkileri normal dozajına çekerken, bir yandan da nasıl yapmaları ve neler yapmaları ile ilgili, dizayn edici yayınlarına devam edegeliyor...

            Bu arada "Muhtar dahi olamaz" denilen zat, önce Siirt'den Milletvekili seçildi, sonra Başbakan oldu, bilinen sebepler ve bilinen desteklerle...

            Ve malum gazete yine haklı çıktı (!)...

            Tayyib Bey önce kendini hükümete taşıyanlara sırt çevirdi, sonra kendini o noktaya getiren "kimliğini gömlek gibi" çıkardı attı...

            Yani Başbakan oldu ama, "Muhtar" olamadı!...

            Şimdi malum gazete; "çatalı niçin sağ elle tutuyor?" "yüzük neden sağ elinde?" gibi "ciddi ve bilimsel" manşetlerle, Tayyib Bey'in Batı değerlerine tam taalluk edemediğini tesbitle, "yeni imanını" sorguluyor...

            Tayyib Bey ya daha önce, diğer konularda yaptığı gibi, malum zihniyete boyun eğip, onların "dostluğunu" kazanmaya gayret gösterecek; "çatalı sol eline" alıp, "yüzüğü taharet" parmağına takıp "medenileşecek".... 

            Ve böylece yeni girdiği "iman dairesi" nin kurallarını öğrenecek, uygulayacak; bu arada da "eski iman dairesinden" tedricen uzaklaşacak...

            Veya ne kadar benzemeye çalışırsa çalışsın, ne kadar taviz verirse versin; kendisini "Muhtar" dahi görmeye tahammülü olmayanların nezdinde "Muhtar" olamayacağını anlayıp, kendini Başbakan yapanların yanına dönecek ve “muhtariyet” kazanacak...

Tabii yanına dönebileceği birilerini bulabilirse...
            İki olay, iki farklı kişilik ve bir Tayyib...
            Değişen ne?

            Malum gazete ve yandaşları her zaman işlerini  kortarıyorlar  zaten..

            Tayyibleri zor zamanlarında destekleyenler yine şaşkın hepten...



* * * *

Başbakan Tayyib kürsüde konuşuyor. Bir kız ayağa kalkıp, Başbakan'ın sözünü keserek, bir şeyler haykırıyor...

            Koruma, emniyet elbirliğiyle, apar topar kızı alıp, tuvalete kapatıyorlar...

            Kısa bir süre sonra Başbakan kızın "tescilli" olduğunu ilan ediyor. Kendisinin hala birilerinin gözünde "tescilli" olduğunu unutmuşcasına...

            Bir başka gün, bir başka yerde, Başbakan bir yerlerde bulunuyor. Adnan Şenses kıvırtarak, şarkı söyleyerek, Tayyib Bey’e arzusunu iletiyor. Malum Adnan Şenses aynı zamanda petrol bayisi... Başbakan, Adnan Bey'in işini halledeceğine söz veriyor.

            İki olay, iki farklı tavır  ve bir Tayyib...

            Değişen ne?
            Kıvırtanlar her zaman işlerini kurtarıyorlar zaten... 
            Tayyib Bey kıvırtmayanların oylarıyla gelmedi mi(ydi)?...

 * * * 

            Recep Tayyib Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı, ama “içinden çıktığı” hareketle ters düşmüş, malum çevrelerle zaten başı dertte...

          
"Düşenin dostu olmaz" diyenlere inat, her zaman "düşenin dostu olmayı" kendine şiar edinmiş bir teşkilat; görüşüne ve duruşuna bakmadan, her düşene el uzattığı gibi, Tayyib Bey’ede el uzatıyor...

            Programlarına çağırıyor, davetlerle ilişkiler geliştirmesini sağlıyor... Kurultaylarına davet ederek, Tayyib Bey'e karşı olanların düşmanlığını çekme pahasına, gündemde tutuyor...

            Tayyib Bey'de bu Teşkilatın her davetine icabet ediyor, itirazsız...

            Aylar, yıllar geçiyor böylece...
            Tayyib Bey partisini kuruyor, Başbakan oluyor...

           
Aynı teşkilat, Tayyib Bey'in partisinden, Avrupa Türkleriyle ilgili bir Bakanın, Almanya'da gerçekleştirilecek Kurultaya katılmasının sağlanmasını istiyor...

           Verilen cevap özetle: şu anda ortam müsait değil... Sizin isminizde "İslam" var... Bakan düzeyinde olmaz, milletvekili gönderelim..."

            Aldıkları cevap özetle: "Sizi, partinizi ve Başbakan’ınızı, bugün bulundukları noktaya taşıyan şey, bizim ismimizdeki, şimdi sizi rahatsız eden "İslam" kavramıdır... Bizim, O'ndan rahatsız olanlarla, bir işimiz hiç bir seviyede ve hiç bir zaman olamaz...

            Fakat biz yinede devletimizi seviyor, sizin başarmanızı arzuluyoruz. O yüzden lütfen arkadaşlarınıza, hükümetinize ve Başbakan’ınıza; Ebu Muslim Horasani'nin Emevilerin yıkılışıyla ilgili söylediği rivayet edilen şu mesajı iletiniz:

Onlar şerrinden emin oldukları için eski dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Şerrinden korktukları için de eski düşmanlarını kendilerine yakın tuttular.

                        Yakın tutulan düşman, dost olmadı...
                        Uzak tutulan dost, düşman oldu...
                        Dostsuz kaldılar ve yıkılmayı hak ettiler"

           
Bizden hatırlatması...
            Gücünü bugünden ibaret sayanlar,
            Geçmişe bakıp ibret almayanlardır!..


SAYFA BASI





Yazarın diğer yazıları:

Bizden hatırlatması
İki Olay ve Hasta kafa
İnsanlığa Kurulan Tuzak
Bir Bu Eksikti!
Bütün “teferruatta” mı saklı?
Kaşınan ve Kaşıyanlar
Dünden Bugüne Değişen Bir Şey Yok

   
SAYFA BASI

ekin@turkpartner.de

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Fikret Ekin
Bizden hatırlatması
Mahmut Aşkar
Avrupa müslümanlarının temel meseleleri
Sizden Biri
Senin "hayat" dediğin
Ismail Tüysüz
Zamanı saklamanın sihri
Muhsin Ceylan
Değişen Almanya´ya ayak uydurmak
Üzeyir Lokman Çaycı
Savaş Dansları
Dr. Nebil Bozdoğan
Sars hastalığı ve bugünkü bilgilerimiz
İsmail Altıntaş
Akıl, Vahiy ve İslam Toplumları...
Ali Kılıçarslan
Sömürge Medeniyeti
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bağdat Bağdat
Şefik Kantar
Son ziyaret üzerine
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç