|
DÜŞÜNCELER
Hidayet
Kayaalp
|
|
|
h.kayaalp@web.de |
KAİDEYİ İSTİSNALAR BOZAR
“Resmigeçit tırtırları”nı bilir misiniz?
Bende yeni öğrendim...Bir çeşit böcek türüymüş. En büyük
özellikleri de çıkıntılık yapmadan birlikte hareket etmeleri
ve “dairenin içinde kalmaya” dikkat etmeliriymiş. Tek besin
kaynaklarıda bizim bazı yörelerde “çam yaprağı” dediğimiz
sivri çam uçlarıymış.
Zoologlar (hayvan bilimcileri) bir odaya devasa bir saksı
yerleştirerek bu böceklerin davranışlarını incelemeye
almışlar...Saksının ortasına çam uçlarını, yani tırtırların
nevalelerini doldurup kenarlarına da bu böcekleri
dizmişler... Önündekini takip etmeye başlıyan böcekler
saatlerce saksının etrafında dönüp durmuşlar... Tabi
birmüddet sonra da dermanları tükenmiş ve toplu halde yere
düşüp ölmüşler...
Eğer o böceklerden birisi kafasını çevirip saksının ortasına
yönelebilseydi, yani “istisna” olabilmeyi göze alsaydı,
orada kendileri için gerekli olan besin kaynağına ulaşmış
olacaklar ve ölmiyeceklerdi!..
Bizi hep “istisnalar kaideyi bozmaz” diye yetiştirdiler;
anladınız mı nasıl bir zehirli dolma yuttuğumuzu!
Yaşadığımız bu üç boyutlu evrende bir çok şey gibi sosyal ve
siyasal olguların da dualiteye bağımlı olduğu idda edilir;
yani eski tabirle, “Her şey zıttı ile kaim” denmek istenir.
Bu durumun evrensel bir kural olup olmadığı tartışmalıdır.
Bizim tasavvur eksikliğimiz yüzünden ortaya çıkan çelişkiler
bilinmeden durum vuzuha kavuşturulamaz!
Tabiat olaylarındaki bağlantılılık ilkesini ele alan sosyal
bilimciler, işin öznesini hesaba katmadan durumu sosyal
alana taşıdıklarında, ortaya çıkan yanılgılarını “istisna”
sözçüğüyle geçiştirme kurnazlığına düşerler...
Tabiat olayları arasındaki ilşki tartışılmayacak biçimde
‘Bağlantı Yasası’ ile izah edilir; zaten evrenselliği de bu
yüzdendir. Meselâ, suya bırakılan hamam tası, Bursa’daki
hamamda da, Sandıklı’daki havuzda da batmayacaktır...Suyun
kaldırma gücü her yerde ve her zaman şaşmadan bir yasayı
takip eder...Dalından kopan elma, altında yatan Newton bile
olsa “Çekim Yasası” gereği kafasına düşmekten
çekinmeyecektir...Kısacası, tabiat olayları veya nesneler
arasındaki ilişkiler Evrenin Sahibi tarafından önceden
belirlenen yasalara bağlanmıştır...Çünkü Allah, bilinç
vermediği bir şeye mesuliyet yüklemiyor.
İnsan kendsine bilinç verilmiş az sayıdaki yaratılmışdan
birisidir. Dahası var! İnsan belki de, kendisine seçme
özgüğrlüğü bahşedilen tek yaratıktır!.. İrade gücünü, hayal
gücünü hiç konu etmeyeceğim. İnsana verilen seçme özgürlüğü,
insanı konu edinirken, çok iyi düşünmemizi gerektirecek bir
husutur.
Sosyal olayların öznesi insandır.
Dikkat edilsin! Olayları insan yaratır, demiyorum! Böyle bir
zırva, “iman sahibi” birinin tüm çabalarını iptal eder,
geçersiz kılar!
Kâinatın Sahibi, konu insan ve insanı ilgilendiren toplumsal
olaylar olduğunda kader çizgisini insanın beyninden
dolandırarak (Biz, onların kaderlerini boyunlarına astık./
Kur’an-ı Kerim) ona tercih hakkı sunmaktadr; yaratan yine
hep O’dur!
İşte sosyal olayların öznesi insandır, derken bunu
kasdediyoruz.
İnsan her zaman farklı tercihlerde bulunma avantajına
sahiptir!
Geçmişte bu avantaşını kullanmaması veya az kullanması bu
durumu değiştirmez!
Diğer yandan, bir durumun bir tek istisnası bile olsa, o
durumun evrensel olma iddaası ortadan kalkar!
Evrensel Yasalara tabi olmayan hiç bir şey “değiştitrilemez”
hükmünde değildir!
O halde, zulmün tasallutunun ve sömürü düzenlerinin durumu
insanların seçimlerini gözden geçirmelerine bağlıdır!
Geçmişte yaşanmış benzer toplumsal olaylardan yola çıkarak,
“Bu işler hep böyle olur” söylemi geliştirmek, sonra da bu
söylemleri bilimsel kavramlarla ambalajlayarak evrensel
kurallar sınıfına sokmak ve daha sonra da sosyal
psikolojinin eğitim paradignması haline getirerek kitleleri
yılgınlığa düşürmek, en hafinden hokkabazlıktır!..
Son zamanlarda ülkemizde ortaya çıkan bazı insanî ve islâmî
talepleri dillendiren gençlere karşıda aynı tutum
sergilenerek daha işin başında sesleri boğulmaya
çalışılıyor. İhsan Eliaçık’ın öncülüğünde gelişen bu soylu
hareketi susturabileceklerine hiç ihtimal vermiyorum.
Bir kere bu hareket mensuplarının hiç bir ideolejiye
yaslanma ihtiyacı duymayacak kadar iman sahibi, kavi
müslümanlar oldukları anlaşılıyor!..Merhum Cemil Meriç’in
“deli gömleği” dediği ideolejilerden herhangi birini islâma
yaslanarak ayağa kaldırma gayreti, bu kadar tecrübeden sonra
“mümin feraseti”ne çarparak param-parça olmaya mahkum
beyhude bir çaba olmaktan öteyede geçemez...
Bırakalım Ebuzer’in başına gelenleri, İhvan-ı Suffa’yı
tersten yansıtma gayretlerini veya Şeyh Bedrettin’in
akibetini bir yana; geçtiğimiz yüzyılda Kafkaslar’da
müslüman kavimlerin başlarına gelenleri bilmek bile,
bizleri ideolejik tuzaklara düşmekten koruyacak tecrübe
sandıklarına ulaştırır: Eğer aralarında “iyi polis kötü
polis” rollerini paylaşmadılarsa Lenin, Kafkaslar’daki
Müslüman-Türk kavimlere “ gelin meşveret edelim”
diyordu...İsmet Özel’in “Sovyet Şûra Demektir” adlı
makalesinde belirtiği gibi, sık sık Kur’an’a atıfta
bulunuyor ve “Allah’ta Adem’i yaratırken meleklerle meşveret
etmedi mi?” diye soruyordu!...Lenin’in bu yaklaşımı
gerçekten büyüleyici idi... “Sovyet” isminin, Arapca şura
manasına geldiğini ve Sovyet Ordusuna ilk dönemde “Yeşil
Ordu” dendiği hesaba katılırsa, Lenin’in sözleri kulak
tıkanacak cinsten gözükmüyordu...Ve hemen karşılğını da
buldu: Sultan Galiyev, “bu bize uyar” dedi...Gailyev’in,
“bize uyar” dediği, sistemin “kominal” yaklaşımlarıydı.
Müslümanlar arasında yardımlaşma ve paylaşma ibadet
sayıldığı gibi, ibadetlerin de en faziletlisi idi. “Bizim
dinimize ve dilimize dokunmazsanız ben varım” diyen Galiyev,
hemen işe koyuldu...
Benim Sultan Galiyev’le ilgili kanaatim “romantik bir
devrimci” olmanın ötesinde ileri görüşlü, köklerine bağlı
bir lider” olduğu yönündedir. Hamaset erbabının “iyi ama
kominist değil miydi?” itirazına “Cevher Dudayev’i nasıl
bilirdiniz?” demekle iktiva edeceğim.
Değerli düşünce adamı ve araştırmacı Mahmut Aşkar, “ Kendi
Eksenine Dönüş” adlı kitabında “Şark’ı Garp’ta keşfettim”
diyor. Bu sözler bana Sultan Gailyev’i bir kez daha
hatırlattı. Galiyev, Şark’ta durup, Garb’ı en doğru teşhis
eden ender şahsiyetlerden birisidir.İlk dönem Sovyet
Kominist Hareketi’nin öncüleri arasında yer almasına rağmen
bırakın Batı’yı, Avrupa işci sınıfına bile mesafeli
durmuştur! “Avrupa’da İşci partileri iktidara gelse bile
güvenmemeli çünkü onlar sömürüden pay almaya alışmışlardır”
sözü Galiyev’e aittir! Bu sözlerin müslümanca çözümü
“Mazlumun hakkını yiyen, kim olursa olsun haramzadedir;
onunla yola gidilmez!” şeklinde yapılabilir...
Sözün burasında Aşkar’ın kitabına dönelim: “Batı’nın düşünce
kalıpları içinde, kapitalist sağcı, sosyalist solcudur. Batı
bu kavramlarla daha tanışmadan bin üç yüz sene evvel, ‘Evin
bir kapsından fakirlik girdi mi, diğer kapsından çıkan din
olur’ diyen Ebuzer Giffari’yi anlayabilmek için Sosyalizm’in
çökmesini, kapitalizmin insandaki insanlığı öldürmesini mi
beklemek gerekirdi?..”
Aşkar’ın tesbitleri can yakıcı, ama doğru değil mi?
İşlerimizde bir sakatlık, gerileme ve bozgun söz konusu
olduğunda söylemlerimizi değil, niyetlerimizi sorgulayalım.
İçine heva ve heves karıştırdığımızda, en kutsal davaları
bile kirleterek kendi elimizle şeytana teslim etmiş
oluruz!
Allah, “şeytanın salih kullarım üstünde bir etkisi olamaz”
müjdesini veriyor. “Salih kul” olmaya adandığımızda her
şeyin rengi değişmeye başlayabilir...
Dünya düzeninin şarlatanları tarihteki tüm erdemli olguları
ve şahsiyetleri ya gizlerler, ya da çarpıtarak yansıtırlar.
Çok sıkıştırısanız, o zaman da “canım bunlar istisna;
istisnalar kaideyi bozmaz” deyip işin içinden sıyrılmaya
çalışırlar...
Onların o söylemi “resmigeçit tırtırı” haline getirdikleri
toplumlar için belki doğru olabilir...
Ama biz biliyoruz ki, insanlık tarihi içinde, geçmişte
olduğu gibi, gelecekte de KAiDELERİ HEP İSTİSNALAR
BOZACAKTIR!”
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
KAİDEYİ
İSTİSNALAR BOZAR
VİCDAN
KOMASI
TEBESSÜM
“AYIK
OLMAK LAZIM”
GİZLİ
HAFIZA
AŞAMALI
PUTPERESTLİK
EŞEK
PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A
AŞKI
ZİHİN
KAŞINTISI
TANRILAR
KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA
LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE
DİKKAT EDİN’
EVET...
EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ
GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB
KURULTAYI
LAMI
CİMİ YOK
OYNAMADAN
GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN
TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER
YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN
İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN
ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN
ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk
yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre
SÖZE
AYAR VERMEK
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|