|
DÜN ve BUGÜN
Leman
Kuzu
|
|
|
lemankuzu@windowslive.com
|

YAŞAMDAN UFAK BİR KARE
Öncelikle, değerli büyüklerim Sayın
Leyla TEKER
ve Sayın
Celil GÜNDOĞDU,
Belçika Haber'de sizlerle birlikte olmaktan son derece mutlu
ve de gururluyum.
Zerafetiniz ve nezaketiniz için şükranlarımı sunuyorum!..Ayrıca
tüm dost
okurlarıma bolca
selamlar ve yürekten teşekkürler...
Dilerseniz, hep beraber yaşamın ufak bir karesini
paylaşalım, hepinize keyifli okumalar...
Hayatın bana düşen karesinde, ya tam siyah yada tam beyaz
olmaya özen gösterdim...
Şeffaflığı severim, griliği yaşam tarzıma sokmadım.Yani, ya
aktım yada kara...
Ak ve kara,
hüznümü ve mutluluklarımı temsil etti. Çünkü
rolsüz bir hayat tarzım var,
mutluysam bunu herkes farketti, mutsuzsam yine herkes
tarafından farkedildi!
Saklayamadım duygularımı ve griliği de hiç istemedim zaten.
Bana göre değil arkadaş birşeyleri ört-bas etmek, siyaha
beyaz, beyaz siyah demek, içimde kopan fırtınada cici
kız-cici kadın rollerine girip tebessüm etmek, kendini
olduğundan farklı göstermek hiç mi hiç beceremediğim
işlerden biri. Bence bu tarz konular kişinin uzmanlığını
gerektiriyor.
Çünkü bu da hayatın içinde acı bir rol...Ağlarken gülmek,
gülerken ağlamak olacak şey değil...
İçleri kan ağlarken etrafa karşı rol yapıp, nasıl tebessüm
ederler aklım bir türlü almıyor!
Sözüm ona, her ne kadar rolünüzü ustaca yaparsanız yapın,
bir yanınızın kırık olduğu aşikardır!
Unutmayalım ki, hayat kederi ve sevinci ile bir bütündür...Anlayacağınız,
lay-lay-lom şimdiki
zamanda çoook zor! Objektif olun! Komik duruma düşersiniz.
Şimdi sizlerle
yaşamın bir başka kesitini paylaşmak isterim; herkes payına
ne düşerse alsın lütfen!
Nobel Barış Ödüllü
Sir Nicholas Murray
Butler diyor ki: Dünya'da
üç grup insan
vardır;
1.
Bir şeyi ortaya çıkaran veya yapan ve bir şeyler için
savaşan küçük seçilmiş bir grup!
2.
Bir şeyin yapılmasını seyreden ve sadece konuşup yerinde
sayan büyükçe başka bir grup!
3.
Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir
kalabalık!
Acaba,
biz hangi gruptayız!
Tercihim ve yaşam
felsefem, küçük bir gruptur...Yerinde sayan,
büyükçe ve muazzam
bir kalabalık beni hep korkutmuştur, çünkü onlarla
paylaşacağım birşey pek olmamıştır,
olmuşsa bile zararlı çıkmışımdır,istisna zararsız
çıktıklarımda var elbette...
Onlarda, içleri-dışları bir olan, hayata gülümseyen ayrıca
mevcut durumlarını kabul edip, aksini
iddia etmeyen, mütevazi başka bir grup...
Bakınız, bir insanın kendini tanıması, tarafsız bir şekilde
değerlendirmesi ve bunu açık bir şekilde ifade etmeyi
öğrenmesi çoğu zaman kolay ve hızlı olmayan bir süreçtir.
Bazen, bir insanın kendisine bile açık ve dürüst olması
kolay değildir. Bazı durumlarda
cesaret gerektirir. Gerçeklerle yüzleşmek, eksik ve zayıf
yönlerini kabul etmek, gerçekte ne
olduğunu ve ne olmadığını yüksek sesle dile getirmek
kişinin cesaretini zorlayabilir...Bir
insanın kendini tanıması için en az dört
konuda tam ve doğru bilgi sahibi olması
gerekir. Bunlar; bilgileri, becerileri,
istekleri ve
inançları ile ilgili bilgilerdir. Kişi
zaman-zaman kendini tartmalı, tabii tartma işlemi kişinin
kullandığı zamana göre kendisini ne kadar yenilemesi ile
ilintilidir. Yeniliği olmayan
birşeyin tartma işlemi hep aynı sonucu gösterir. Ayrıca
yenilenmeyen bir grupta kendini etrafa karşı farklı gösterme
çabaları iyiden iyiye ivme kazanır...Her daim düşünür
dururum, bazı insanlar kendilerini neden olduğundan farklı
göstermeye çalışır anlayamıyorum!
Yani olduğundan farklı görünmeye çalışmak insana prestij mi
kazandırıyor, yoksa daha da vahim bir
hal mi alıyor, anlayana...Çünkü ne kendin olabiliyorsun, ne
de olmak istediğin kişi!
Görsellik sadece bir anlık film karesi! Acaba, hayatın
içinde hangi karedesiniz! Onu idrak
edebiliyor musunuz? Yoksa gerçekleri görmek ve duymak sizi
korkutuyor mu?
Ve bunun altında yatan neden; kişinin kendine olan
güvensizliği mi yoksa bir davranış bozukluğu mu? Çünkü
herşey ört-bas ediliyor, ve kendin olmaktan çıkıyorsun!
Bence herkes
kendisi gibi davransın...Doğallık
her zaman iyidir! Eğer muazzam kalabalıkta
olmak istemiyor ve hayatı anlayarak yaşamak istiyorsanız, o
halde kendinizi bilgilerinizle ve becerilerinizle
yenileyin!Daha çok kitap okuyun, etrafa karşı daha fazla
duyarlılık gösterin, içinizdeki
nefreti atın, hazımsızlık ve hadsizlik yapmayın, kibirden
uzak durun, verdiğiniz sözün
arkasında durun, elini tuttuğunuz insanları yarı yolda
bırakmayın, güven kaybetmeyin, yerine
göre affeden taraf olun, hata yaptığınızda bunu itiraf edin,
hiç kimseye ihanet etmeyin, gerektiği yerde susmasını
bilin, iki yüzlülük yapmayın,
başkasının mutluluğu sizi mutlu etmese bile,
gölge düşürmekten vazgeçin, karşılık beklemeden verin ve
verirken kibirlenmeyin, vatanınızı-milletinizi-örfünüzü ve
adetinizi gözetip savunun, herkesin
nefsini kendi nefsiniz gibi görüp, sizde onlara karşı sevgi
ve saygı verin, komşunuzun kapısındaki aç kediyi ve soğuktan
donan kuşları düşünün! Kısaca, tartılacak bir insan olmak
için; duyarlı, samimi, dürüst, akılcı,düşünceli, saygılı,
yardımsever, vatansever,insan sever, doğa sever, paylaşımcı,
insanlar arasında ayrım yapmayan, hoşgörülü, art niyetsiz ve
mütevazi olmak gerekiyor!..
Yaşamınızdaki engelleri görün, engeller için çaba sarf edin!
Bırakın
başkalarıyla yarışı, kendinizle
yarışın, nerdeyim ve nereye gitmek istiyorum
adı altında kendinize yön ve hedef belirleyin!
Unutmayın, bundan
sonra tüm başarılar sizinle yol alacaktır! İyi
yolculuklar...
Yaşam
dengenizi ve doğallığınızı korumanız dileği ile,
Leman KUZU ©
İstanbul, 16/10/2010
kuzuleman@yahoo.com
SAYFA
BAŞI
Yazarın diğer yazıları:
YAŞAMDAN
UFAK BİR KARE
ONLAR
DEĞERLİDİR, DEĞERİMİZDİR!..
NİCE
MUTLU BAYRAMLARA!
BARIŞ'IN
YOLU / THE ROUTE OF THE PEACE!
AMAÇ
DOĞRUYU BULMAK!
İSRAİL
VE İNSANLIK DRAMI!..
İNSAN
YANSIMALARI
YURTSEVERLER, SÖZÜM
SİZE!
SÖZDE
BAYRAK SAHİBİ DEĞİLİZ!..
KABUL
ETMİYORUZ!..
KADININ
SESİ
EY
DÜNYA, EY İNSAN HAKLARI NERDESİN?
SEVGİ
ZAMANI!..
YAŞAMDAKİ
BEŞ ÖNEMLİ DERS!..
2010
AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL!.
MUTLULUĞUN
ADI 2010...
DÜNYA İNSAN
HAKLARI GÜNÜ / WORLD HUMAN RIGHTS DAY
SAYFA
BASI
|