|
DÜN ve BUGÜN
Leman
Kuzu
|
|
|
lemankuzu@windowslive.com
|

ÇELİŞEN FİKİRLER
Yaşadığınız dünyayı anlamak, varoluşunuza bir anlam
yüklemek, doğruyu yanlıştan ayırmak, mutlak gerçeği bulmak
ve mutlu olmak adına, her insan yaşadığı iç dünyasına bir
anlam kazandırmak için uğraşır durur…
Kısaca, düşünceyle varolur ve yaşamını düşünceler üzerine
oturtur. Tabii her akıldan geçen düşünce, düşünme değildir.
Aslolan, mantıklı düşünebilmektir. En basit örneği; eviniz,
eşiniz ve çocuklarınız varsa bunları düşünmelisiniz. Nasıl
mı?
Onların ihtiyaçlarını nasıl karşılayabilirim, onları daha
fazla nasıl mutlu edebilirim, iyi bir anne, iyi bir eş ve
iyi bir evlat mıyım sorularını kendinize sorup, kendinizi
zaman-zaman yargılayarak ve en önemlisi insanca düşünerek
sonuca varabilirsiniz…Korkmayın vicdan sahibiyseniz,
kendinizi yargıladıkça doğruları bulacak ve bununla mutlu
olacaksınız…
Eğer çalışıyorsanız durum yine değişmeyecek, çalıştığınız
şirkette işin kalitesini düşünmelisiniz, ürettiğiniz ürün ya
da hizmet ne kadar kaliteli olursa, şirketiniz o kadar güçlü
olur düşüncesi sizi mutlu etmeye yetmeli. Tabii, şirketin
güçlü olması bireysel fayda değil, tüm çalışanlara
yansıyacak pozitif bir harekettir. Bunun yanısıra,
vatanınızı düşünmelisiniz, hangi ideolojiye yatkın olursanız
olun, diğer ideolojilere yatkın olanları da olağan
karşılamayı bilmeli ve kavgasız bir toplum yaratmayı
hedeflemelisiniz.
Asıl formül, olayları ve kişileri düşünmek, olanları anlamak
ve uygulamaktır. Belki de en özgür olduğumuz andır düşünmek.
Anlayacağınız, düşünmek saymakla bitecek bir kavram
değildir. Ve kimbilir belki de, insanoğlu’nun nefsiyle,
terbiyesinin sınırlarıdır. Düşüncede belirleyici olmanın tek
şartı; farkındalık, açıklık ve farklılıkları kabul
etmektir.Bakınız bunların dışında, yaratıcı düşünce ayrı bir
ivme kazanıyor bende…Neden mi?
Olmayan birşeyi hayal edebilme,
bir şeyi herkesten farklı yollarla yapabilme ve yeni
fikirler geliştirebilme yeteneğini taktirle karşılıyorum.
Kısaca, yaratıcılık herkesin gördüğü şeyi aynı görüp, onunla
ilgili farklı şeyler düşünebilmektir. Yani, yaratıcı düşünce
günlük olaylara ve nesnelere herkesten farklı bakabilmek ve
farklı yaklaşım tarzı geliştirebilmektir!
Bence, bu da kişiye ayrı bir vizyon kazandırmaya yetiyor.
Yaratıcılık varılan istasyondan öte, seyahat etmeyi
bilmeli...
General George S. Patton diyor ki;
“İnsanlara bir şeyin nasıl
yapılması gerektiğini söylemeyin. Yapılmasını istediğiniz
şeyin ne olduğunu söyleyin ve yaratıcılıkları ile sizi nasıl
hayran bırakacaklarını görün”
Yaratıcılık deyince, kimisinin aklına Bethooven, kimisinin
aklına Mozart gibi dahiler gelirken, kimisinin aklına da Da
Vinci ve Picasso gelir. Kimisi için J.R.R Tolkien, kimisi
için ise Edison yaratıcıdır. Yani yaratıcılık kişiden kişiye
göre anlam kazanan bir düşünce biçimidir. Bakınız yaşamımız
hep ikilem üzerine kurulu, komünizmle, kapitalizmin;
yoksullukla, varsıllığın iç içe geçmesi dikkatinizi hangi
yöne çekeceğinizi şaşırtıyor. Arz-talep meselesi olduğunu
düşünmeden geçemiyorum. Etkin bir piyasa mekanizması
kurulmuş. Neden-sonuç ilişkileri çok ayrı bir inceleme
konusu. Yasaklarla, kapitalizmin tuzakları, yıkıntıları vs…
Önemli olan halkın mutluluğu, refahı ve iyiliği ise sistem
yalnızca buna hizmet etmekle yükümlüdür. Yani yaratıcı
düşünceniz burada başlamalı...Biliriz ki, yaşam boyu insan
doğasında çatışma var. Yani her zaman insanlarla değil,
kendimizle de çatışırız. Yaşamla çatışırız, yanlışlarla
çatışırız ve bu çatışma uzar
gider.....................................................
Konjonktür değişiyor ve elbette dünya küçülüyor. İletişim,
ulaşım kanalları derken, herkes birbirine yakınlaşıyor.
Dünya değişiyor, şartlar değişiyor buna uyum sağlamalıyız.
Değişim rüzgârlarının önünde durulmaz, değişmeyeceğim diye
direnenler, geçmiş, bugün ve gelecek bağlantısını asla
kuramazlar. Önce kendi kabuğumuzu kırmalıyız. Ufkumuzu
genişletmeli, kendimizi kandırmamalıyız… Hem özgürlükçü, hem
yasakçı, hem çağdaş, hem muhafazakar, hem pozitivist, hem
alafranga, hem AB’ye karşı, hem demokrat, hem halkçı, hem
modern, hem statükocu, hem barışsever, hem dediğim dedikçi,
hem seviyeli, hem geçmişten kopamayan ve ham sonuç olarak
değerlerini tam özümseyemeyen, harmanlayamayan bir manzara
ile karşı karşıya olan büyükçe bir topluluk...Varın adını
siz koyun!!!
İnkarcılık, öylesine içimize işlemiş ki, sırf bu yüzden her
şeyi reddeden bir toplulukla başbaşayız…Bırakın yaratıcı
düşünmeyi, normal düşünmeyi bile reddediyoruz…Arka
sokaklarda neler oluyor, bakmıyoruz bile…
İşimize hangi tavır ve hangi iftira geliyorsa onu
söyleyiveriyoruz… Ve hatta olmayanı bile oldu gibi
gösteriyoruz. Hemde günahı senin sevabı benim
der gibi...Bakınız insanın kanı burda donuyor, yani
çıkarınıza göre konuşma tarzı, yalan-dolan vs…Yapılanların
insanlıkla uzaktan yakından alakası yok.Tabii bunları
yapmamak için, insanda biraz Allah(cc) korkusu ve vicdan
olmalı! Ve siz, sözde icraatçiler, bırakın Allah aşkına
gazel okumayı, boş konuşmaları, rakı sofralarında ahkam
kesmeleri, yurtperverliği vs…
İcraatiniz nerde? Komitacılık, tasallut, politbüroculuk
ve endişeler ülkesi. Halk bunları düşünemez, siz
düşünürsünüz. Bir şey de yapamazsınız. Böyle devam ederse,
değil dünyaya açılmak, taşra siyasetini ve hatta
takıntılarınızı bile aşamazsınız. Modern
muhafazakârlığınızla neyi muhafaza ediyorsunuz? Farklı
kimliklerin değişim taleplerine sağır kalmak, kendinizden
farklı her şeyi-herkesi düşman bellemek ne derece doğru?
Yoksa, dışınızdakiler vatan haini mi? Faili meçhullere kulak
tıkamakla elinize ne geçiyor...Kocaman bir sıfır...Yoksa
kazanıyor musunuz? Bütün hassasiyet lâiklikte mi
kanıyor!..Tek tip insan yaratma ısrarınızı sürdürüp, kendi
doğrularınızı dayatırsanız, halk sizi seçemez, ehven-i şer
der. Yani, halkın partisi seçimi olamazsınız. Otoriter
bürokrasinin, faşist devletin halkla ilişkilerini yapan
kaybeder. Çağdaşlık başı açmakla, demokratlık kapatmakla
olmuyor. Opera dinlemek, klâsik müzik konserine gitmek,
süsle-püsle modern, Batı’lı, aydın, ilerici, yurtsever ve
Atatürk’çü olacağımız sanılıyorsa çok yanılıyoruz demektir.
Ayrıca namaz kılmak, oruç tutmak ve Hac'ca gitmekle müslüman
olunmayacağı da aşikar! Kendi sınırlı çevremiz, konformist
hayatlarımızla dünyayı anlamlandıramayız. Meseleyi bütünüyle
ele almak, düşmanca tavırlarla nihayetlendirmemek en
doğrusu…Dinamik, yenilikçi, aydın, eşit ve özgür düşünme
ortak anlama dilimiz ve felsefemiz olmalı...
İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye
erişemez/Albert Einstein NOT: Tüm çocukların 23 Nisan
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlar, sağlık, mutluluk
ve eğlenceli dakikalar geçirmelerini dilerim!
Leman KUZU
İstanbul,22.04.2011
kuzuleman@yahoo.com
Yazarın diğer yazıları:
ÇELİŞEN
FİKİRLER
SERÜVEN
BAŞLIYOR...
ASLAN
PAYLARI (!)
ZAY
EDİLEN KADINLAR VE SİZ, EFENDİLER
DOSTLUK
VE BİRLİK AĞI
AMAÇ
BARIŞ MI YOKSA SÖMÜRÜDEN RANT MI?
KIRMIZI ÇİZGİLERLE HAYAT...
ZİHNİ
ZİNCİRE VURMAK!..
2011'E
ERTELENEN UMUTLAR!
İNSAN
HAKLARI VE WIKILEAKS ŞOKU
BAYRAMLARI
ANLAMLI KILMAK!..
O,
ÜLKEMİZE DOĞAN BİR GÜNEŞTİ!..
1923/2010 CUMHURİYET
SEVDASI BİTMEYECEK...
YAŞAMDAN
UFAK BİR KARE
ONLAR
DEĞERLİDİR, DEĞERİMİZDİR!..
NİCE
MUTLU BAYRAMLARA!
BARIŞ'IN
YOLU / THE ROUTE OF THE PEACE!
AMAÇ
DOĞRUYU BULMAK!
İSRAİL
VE İNSANLIK DRAMI!..
İNSAN
YANSIMALARI
YURTSEVERLER, SÖZÜM
SİZE!
SÖZDE
BAYRAK SAHİBİ DEĞİLİZ!..
KABUL
ETMİYORUZ!..
KADININ
SESİ
EY
DÜNYA, EY İNSAN HAKLARI NERDESİN?
SEVGİ
ZAMANI!..
YAŞAMDAKİ
BEŞ ÖNEMLİ DERS!..
2010
AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL!.
MUTLULUĞUN
ADI 2010...
DÜNYA İNSAN
HAKLARI GÜNÜ / WORLD HUMAN RIGHTS DAY
SAYFA
BASI
|