|
|
DOKTORUNUZ DİYORKİ
Dr.Osman
Balta
|
|
|
obalta@turkpartner.de
|
Yüksek
tansiyona dikkat!
Yüksek ve düşük tansiyonun normal sınırları
şöyle: “Normal tansiyonun bugün için
kabul edilen değerleri 140 mm cıva büyük tansiyon
veya tıp dilinde sistorik kan basıncı diyoruz.
Bu değerin üzerinde olması. Veya 90 mm cıva
diastorik kan basıncı veya küçük tansiyon dediğimiz,
90 mm cıvanın üzerinde
olması.”
Farklı zaman aralıklarında
yapılan en az iki ölçümde bu değerlerin üzerinde
olmasının yüksek tansiyon olarak nitelendirilir.
“Tabi ki bir kez ölçüldüğünde
yüksek bulduk veya bir heyecan sonrası yüksek bulduk.
Hekim yanına gelindiğinde yüksek bulunabilir. O
zaman hemen hipertansiyon hastası tanımını
koymuyoruz.”
Oynak hipertansiyonu şöyle açıklanır: "Günboyu oynamalar
gösterebilir, bazı
kişilerde. Bunu da oynak hipertansiyon olarak veya sınırda
hipertansiyon olarak isimlendiriyoruz.” Mutlaka günün her saatinde de yüksek bulacağız
diye bir koşul yok. 
BEYAZ ÖNLÜK
SENDROMU
“Beyaz önlük sendromu
ve beyaz önlük hipertansiyonu, hekimin yanında veya bir
hemşire tarafından tansiyonu, kan basınçları
ölçülürken, normal değerlerin üzerinde bulunmasıdır”
Yapılan çalışmalar
bu kişilerin ileriki dönemlerde eğer gerekli önlemleri
almazlarsa, o zaman bir hipertansiyon hastası
olabileceklerini düşündürüyor. Ayrıca genellikle
bu kişilerin kan yağlarında da yükseklik var.
Olumsuz kan yağlarında da yine yükseklik görülmüş,
çok sık olarak. O nedenle sadece hekim yanında yüksek
görüldü, nasıl olsa diğer zamanlarda benim
tansiyonum normal deyip, gerekli önlemleri almamak doğru
değildir.
HİPERTANSİYONUN
BELİRTİLERİ
Hipertansiyon hastalarının
çoğunlukla bir başka hastalık nedeniyle hekime
başvururlar, en sık
rastlanan belirtilerin enseden başlayan baş ağrısı
veya başta dolgunluk hissi olduğunu söyledi.
Diğer
belirtiler ise: “Görmede bir
bozukluk olabilir. Başdönmesi olabilir. Göğüste
bir baskı hissi, bir sıkıntı hissi, çok
idrara çıkmak.. Veya vücudun bir yarısında
uyuşma hissi olabilir. Tek taraflı bir uyuşma
hissi, güç kaybı ki bu en istemediğimiz sonucudur
hipertansiyonun. Ama bu belirtilerin diğer başka
hastalıklarda da görülebileceğini gözardı
etmemiz gerekir.”
TANSİYONU
YÜKSELTEN FAKTÖRLER
Hastalarımızın
yüzde 95’inde biz esas nedeni bilmiyoruz, geri kalan yüzde 5 konusunda şunları söyledi:
“Bir böbrek hastalığına bağlı
olabilir. Veya bir kalp hastalığına bağlı
olabilir. Hormonal bir hastalığa bağlı
olabilir. Ama yüzde 90-95 oranında hastalarımızda
oluşumu kolaylaştıran etkenler var. Bunların
başında kalıtım geliyor. Ailesinde, anne,
baba veya dayı, teyze, hala, amca gibi yakın
akrabalarında kan basıncı yüksekliği olan
kişilerde çok daha sık olarak görüyoruz. Bir diğer
neden şişmanlık. Kilolu kişilerde çok
daha sık olarak görülüyor. Sigara içilmesi yine önemli
bir etken. Bunun dışında kan kolesterol düzeylerinin,
kan yağlarının yüksek olması zaman içinde
damar sertliğine yolaçıyor. Ve damar sertliği
ve hipertansiyon içiçe giden bir olay. En önemli
nedenlerden bir tanesi yine aşırı tuz alımı
olabilir. Ama her hastada değil. Ancak hastalarımızın
yüzde 20’si aşırı tuza duyarlı. Stres
yine önemli bir etken. Aşırı gergin kişilerde,
en küçük olayları sorun eden kişilerde çok daha
sık olarak ortaya çıkabiliyor. Aşırı
alkol alınması da yine önemli bir etken.”
Hipertansiyon hastalarının,
durumlarını saplantı haline getirmemeliler. Kontrolünü de mutlaka bir hekime başvurarak
yaptırsınlar. Çünkü bunu çoğu hastamızda
görüyoruz. Sabah akşam tansiyonlarını
ölçüyorlar.
Ve bir saplantı halinde ne zaman indi ne zaman çıkacak
diye. Bundan kesinlikle vazgeçsinler.
Evde tansiyon ölçümlerinin
saplantı haline gelmediği sürece tavsiye edilebilir.
Bu tansiyon cihazları, bilekten ölçüm cihazları bazı
hastalarda doğru sonuçlar vermiyor. Koldan ölçülen
otomatik cihazlarda hastanın kendisinin sıkmaması
gerekiyor. Çünkü elini sıkma hareketi, kalbine dönen
kan miktarı arttığı için kan basınçlarında
ilave bir yükseklik oluyor.
Ne yazık ki hipertansiyon tam olarak kontrol
edilebilen bir sağılık sorunu değil. Hastaların ancak yüzde
50’si hipertansiyonu olduğunun farkında. Ve yüzde
33’ü de düzenli olarak ilacını kullanıyor”
dedi.
HANGİ
SORUNLARA YOL AÇIYOR?
Hipertansiyonun zaman içinde
damar sertliğini hızlandırdığı
ve kalbi besleyen ince kılcal damarlarda daralmalara, tıkanıklıklara
yolaçarak kalp krizlerine neden olabiliyor.Beyin kanamaları veya beyin damarlarındaki
tıkanıklıklar ile böbrek hastalıklarının
da, hipertansiyon istenmeyen sonuçlarıdır.
CİNSİYET
VE YAŞIN ROLÜ
Hipertansiyonun 45-50 yaşlarına
kadar, menapoz yaşına kadar, kadınlarda daha az,
erkeklerde daha fazla görülür. Ama menapoz yaşından
sonra, kadınlarda
ve erkeklerde eşdeğer sıklıkta görülmekte.
Zaman içinde yaş ilerledikçe, damar sertliği sürecinin
artmasına bağlı olarak hipertansiyon çok daha
sık olarak görülüyor. Yüzde 20 oran, yüzde 50’lere
ulaşabiliyor ileri yaşlarda.
STRES ÇOK ÖNEMLİ
FAKTÖR
Çünkü stres sırasında
vücutta adrenalin dediğimiz tıp dilinde ve diğer
hormonlar salınıyor. Ve damarlarda aşırı
bir büzülmeye neden oluyor. Bu da kan basıncını
yükseltiyor.
GÜNDE NE KADAR
TUZ?
Normalde günde 4-5
gram civarında tuz tüketebiliriz. Fast food denilen gıdalarda
ve çerezlerde çok fazla tuz var.
“Hastaların yüzde 20’si tuza duyarlı” Bu kişilerde 4.5-5 gramın üzerine çıktığında
riskin başladığını belirtti.
İLAÇSIZ
TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?
Hafif hipertansiyonu
dediğimiz, kan basıncı yükseklikleri 160-90 mm
cıvanın altında olan kişilerde ilaçsız
tedavi zaman zaman yapabiliyoruz. Hipertansiyon hastalarının almaları gereken
önlemler
şöyledir: Hastalarımızın
koruyucu önlemleri yaşam boyu izlemeleri gerekiyor.
Bunların başında kilolularsa kilo vermeleri,
sigara içiyorlarsa mutlaka ve mutlaka bırakmaları
gerekiyor, aşırı alkol almamaları
gerekiyor. Kişi,
ben bütün hafta boyunca içmedim, hafta sonu keyif için
arkadaşlarımla içeyim, diyebilir. Bunu kesinlikle
yapmamalarını öneriyorum. Çünkü, ertesi günü
kan basınçlarında kontrol altına alamadığımız
yükselmeler görülebiliyor. En yardımcı olaylardan
bir tanesi düzenli olarak egzersiz yapmaları. Rahatlıkla yüzebilirler,
yürüyebilirler. Haftada en az üç gün, ortalama 20 dakika.
Bu, 10 dakika sabah olabilir, 10 dakika akşam üzeri
olabilir. Ve kendileriyle ve başkalarıyla yarışmadan
rahat bir şekilde, düzenli yürüyüş, yüzme veya
tenis gibi sporlarla kan basınçları kontrol altına
alınabilir.
İLAÇ
TEDAVİSİ
Hipertansiyonun yaşam
boyu tedaviyi, ilaç alınmasını gerektiren bir
sağlık sorunudur.Çoğu hastanın ‘Ben her sabah kalkıp
ilaç alacak mıyım, ilaca bağımlı mıyım’
diye yakındığını görüyoruz.
Nasıl,
yüzünü yıkıyor, saçını tarıyor
herkes, hipertansiyon hastası kalktığı
zaman da doğal bir şekilde ilacını
alabilir. Ama tek doz kullanılan ilaçlar çok daha
tercih ettiğimiz ilaç grupları.”
İLAÇLARIN
YAN ETKİLERİ
Ne yazık ki, bazı ilaçlar
bazı hasta gruplarında yan etkilere yolaçabiliyor.
Ama biz bunu hastalarımızda yine çok görüyoruz.
İlk yaptıkları iş, ilacın prospektüsünü
çıkarıp, yan etkileri okumak. Ama o yan etkiler
mutlaka her hastada görülecek diye bir olay söz konusu değil.
Her 100 hastadan 1 kişide de bu yan etki görülebilir.
Ve o yan etkilerin hepsi, altalta, tüm dünyada da böyle
prospektüslerde yeralmak zorunda. O nedenle bu yan etki bende
görülecek mi, diye, psikolojik olarak da zaman zaman bu yan
etkileri hissedebiliyorlar. Ama yan etki çıktığında
o ilacı kişinin kendisinin bırakması
yerine, hekimine başvurarak, ben bu gibi bir yan etki görüldü
diye, söylemesi çok daha sağlıklı. Çünkü
her yan etki bizim tedaviyi kesmemizi gerektiren bir yan etki
değil. Hekime danışmak zorunda.
HASTALARIN EN
SIK YAPTIKLARI HATALAR
En önemli yanlışın,
hastaların kendi kendilerine ilaç almalarıdır.
Yani
bir hekime başvurmadan, arkadaşından, bir
eczaneden veya basında okuduğu bir ilacı alıyorlar.En önemli yanlış kişinin kendisinin kullanması
ya da doktorun başlattığı tedaviyi
kendisinin bırakması. Halbuki, bu tip uzun süreli
tedavilerde hekimiyle görüşmesi gerekiyor.
GEBELİK VE
HİPERTANSİYON İLİŞKİSİ
Gebeliğe bağlı
tansiyonda oynamalar olabilir. Ya gebeliğin ilk
üç ayında ortaya çıkabilir veya son ayında
ortaya çıkabilir. Veya tam doğum sırasında
hipertansiyon ortaya çıkabilir. Önceden hipertansiyonu
olan bir kişi gebe kalabilir mi?
Rahatlıkla gebe kalabilir, belirli tetkikleri yapıldıktan sonra.
Ancak kilo almamaları gerekli, hipertansiyonlu
gebelerimizin. Ve sadece bir kadın doğum uzmanı
tarafından değil, yine bir hipertansiyonla ilgilenen
bir uzman tarafından kadın doğum uzmanıyla
işbirliği içinde çok sıkı takip altında
rahatlıkla gebeliklerini sürdürebilirler. Gebelik sırasında
belirli ilaç gruplarının doğacak bebek üzerinde
son derece olumsuz etkileri var. O nedenle daha önceden
kullanmakta olduğu ilaçları, mutlaka hekimine başvurarak
değiştirmeli.
NASIL BESLENMELİ?
Beslenmede en çok dikkat edeceğimiz, mümkün olduğu
katı yağlardan zengin gıdaların kısılması.Tereyağ,
margarin gibi yağların kesinlikle tüketilmemesi
gerekiyor. Sıvı yağlar, zeytinyağı,
ayçiçek yağı gibi... Kırmızı et
haftada iki gün yenebilir. Daha çok balık, tavuğun
beyaz eti, sebze, meyve gibi gıdalarla beslenilmeli. Bir
de bütün gün aç kalıp, akşam büyük öğün
yememeli. Normal üç öğün şeklinde beslenmelerine
dikkat etmeleri gerekiyor. Aşırı tuzdan kaçınılmalı..
Alkol den uzak durmalı.
Su tüketiminin minimum
1.5 litre olması gerekir. Tabi ki, sadece su şeklinde değil. Meyva suları,
sulu meyveler, ki kavun karpuz çok rahatlıkla bulabildiğimiz
meyveler. Bu şekilde de sıvı tüketimi artırılabilir.
SAYFA BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Yüksek
tansiyona dikkat!
SAYFA
BASI
|
|
|