·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  VİTRİN

              Şensel Aşkın 

 

www.senselaskn@yahoo.com


                      ÖLÜ CANLAR

Ne zaman, biryerlerde, cıvıl cıvıl oynayan, gülen.. ağlayan, hoplayıp-zıplayan.. çocuklarıgörsem.. helede o dört-beş yaşlarında yarım yamalak konuşan...içi içine sığmayan, doya doya yaşayan pür-telaş ve pür heyecan.. gözlerinin içi parlayan çocukları gördüğümde... aklıma "ben" gelirim..

          Ve Gogol'ün "Ölü canlar "ı üşüşür içime....
Bizim ne zamandır içtenliği kaybettiğimizi...ne zamandır çocuksu heyecanlarımıza veda ettiğimizi..yüreğimizin ne zaman ve neden taş kesildiğini... niçin ölüye döndüğümüzü, neden içimizden geldiğince konuşup, gülüp davranamadığımızı düşünür ve acıyla yanarım...

Dünyaya pek o kadarda aldırmadığımızı her vesileyle söylemekten geri kalmadığımız halde, (tamam biz taktiri, teşekkürü, beğeninimizi ifade etmeyi beceremeyiz ama) gördüğümüz haksızlıklara neden ilgisiz kaldığımız, neden boyun eğdiğimiz ve bu esarete niçin düştüğümüz, ne zaman yenildiğimizi düşünürüm... neden.. hayatın bizi bu kadar ezdiği... neden kendimi/zi kaybettiğimizi anlamaya çalışırım... bilmem ne kadar anlarım ...

Hertürden ilgiye, sevgiye tuhaf baksakta, sevgiye muhtaç gönlümüzün, içten gelen ufacık bir sevgi huzmesi gördüğünde, duyguları, duygusallığı nekadar inkar etse hatta, erkekliğe/güçlülüğe yakıştıramayıp aşağılasada nasıl deliye döndüğü gelir aklıma.. Yine bir taktir ve beğeni karşısında nasıl  -daha çok mutluluktan/sevinçten birazda alışmadığıızdan - nasıl yüzümüzün  kızardığını görsem...Ve yine "Ölü canlar" ı hatırlarım.. Niçin insan duygularını bu kadar önemsemediğimiz, bunun insanın kendi ruhunu/içini/özünü önemsememesi anlamına anlamı taşıdığını farketsekte neden ilgisiz kaldığımızı anlayamam.Ölümün bir diğer adının, en halis yanımız olan duygularımızı yok saymak, görmezden gelmek, inkar etmek olduğunu veya deliliğin gerçekte, duygularımızla aklın bölünmesi, farklı haraket etmesi olduğunu bile bile neden kendimize yabancılaştığımıza yakınırım...Duygu ve düşünce dünyamızın azgelişmişliği nedeniyle acaba ilkel içtepilerle karıştırdığımız, farkını anlayamadığımız içinmi yaparız bunu diye düşünür ve önemli ölçüde bu nedeni bulurum altında. Sonrada oturur, başımı eğip, iki elimin arasına alır "ah hala çocuk olsaydım" derim...

Son zamanlarda, basın organlarında tanınmış yada az tanınan bir çok yazarımızdan, yazdıklarına karşı ilgisizlikten yakınmalarını sık sık duyuyorum ve her duyduğumda da yine aynı şeyi hatırlıyorum : Ölü canlar 'ı..

            Bir hafta kadar önce Tercüman gazetesinde yazan, şahsen değerli bulduğum, Mustafa Erdoğan bu gazetede geçen bir yılı üzerine bir yazı yazmış, yazısında, bir yıl içinde ne okuyuculardan nede gazete yönetiminden yazdıkları hakkında hiçbir yorum ve değerlendirme gelmediğinden yakınmıştı.. Sonundada, yazdıklarının ne derece işe yarayıp yaramadığını merak ettiğini ifade ediyordu.. Son olarak,11.03.2004 tarihinde Bursa da düzenlenen ve ödüle layık görülen birçok iş ve meslek sahiplerinin yanısıra sizinde başarılarına yakından şahit olduğunuz Kemal Şahin'in "yılın vizyoneri" ödülünü aldığı törende, "yılın ekonomi yazarı"seçilen ve gerçekten kendi dalında taktire değer olan, Hürriyet gazetesi yazarı Ege Cansen, ödülünü alırken, "bende yazılarımı havaya yazıyorum sanıyordum, meğer takip ve taktir edenlerde varmış" diye tuhaf bir yakınmada bulunduğunda yine hatırladım, Gogol ü ve Ölü canları

           Bizim toplumumuz maalesf, depresif ve saldırgan yaratılışlı bazı kimse ve grupların dışında ne okuduklarına nede görüp duyduklarına hatta nede bizzat yaşadıklarına  karşı pek tepki vermez.

Birde en çok ilgiyi popüler kültüre; tüketim ve kadın erkek ilişkilerindeki, günübirlik hazza dayalı beraberlikler yada uluorta yaşanan, ortaya dökülüp saçılan bayağılıklara gösteririz.Bu konuları işleyenlere e-mail ler yağdırır nekadar harika şeyler anlattıklarını büyük bir heyecanla ifade eder ve teşvik ederiz. Bu nedenlede , ciddi bulduğumuz gazetelerin genel yayın yönetmenleri bile bu konuları büyük bir iştahla ele alıp işlemeye başladılar.. Bu tür konuların, bütün dünyada ve her zaman ilgi gördüğünü ise kabul etmek gerekir..

           Karşılaştığımız durumları usulunce eleştirmek veya beğendiklerimizi taktir etme alışkanlığımız yoktur.

          Yada uygun bir şekilde bile olsa, bir durumu-uygulamayı yada yazıyı taktir etsek, biraz alkışlamak istesek ilgiliyi, karşımızdaki biranda kendisinde garip bir ululuk/keramet bulunduğuna kolayca hükmedebilir.. Daha doğrusu taktirde de ölçüyü kaçırdığımızdan olacak, biz O nu öylesine yüceltiriz.

          İşin aslında,hayatın arka sokaklarında, ezik ve yıkık bir yaşantıya razı olmak, duyguların ve düşüncelerin ifade edilmesinden çekinik bir hayat tarzı nedeniyle kendimizi ifade edememek ve sonuçta ilkel duygulara saplanıp kalmak yatıyor nedenlerin başında.. İnsan hayatında var olan şeylerin büyük bir bölümünü yokmuş gibi davranmak, mutlaka "önemli ve ciddi şeyler"le ilgileniyormuş "gibi yapmak" zorlantısına saplanmak ta bir başka neden sanıyorum..

Bu konularda lütfen duygu ve düşüncelerinizi esirgemeyin ve birazda olsa bunları ele alalım diye düşünüyorum..
SAYFA BAŞI



Yazarın diğer yazıları:

Ölü Canlar
Dostoyevski
Kültürel Çözülme ve Zorlanan Kişilik
İnsan Hakları ve İslam Ülkeleri
Şu halimize bakın
Yüzleşme

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Şensel Aşkın
Ölü Canlar
Fikret Ekin
''Bu Ne Kafa"
Mahmut Aşkar
Şiddet İmalathanesi
Yılmaz Kuzucu
Kimse sizin yerinize düşünmez
Sizden Biri
Hedef “Bir” dir
Latif Çelik
Beyaz Atlı Son Alperen
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Ozan Yusuf Polatoğlu
Seçim Şakası
Sebahattin Çelebi
Artakalanlar
Üzeyir Lokman Çaycı
Arayış
İsmail Altıntaş
Gençlik ve Eğitim
Alperen Çelik
Ortadoğu
Şefik Kantar
Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?
Muhsin Ceylan
Şikayeti seviyoruz
Hidayet Kayaalp
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili