|
GÖZCÜ Yakup
Tufan
|
|
|
yakuptufan@hotmail.com
|

UYUM YASASININ
GETİR(ME)DİKLERİ
Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya (KRV)
bir ilke daha imza atarak, eyalet meclisinden yeni bir
“Katılım ve Uyum Yasası”( Teilhabe- und Integrationsgesetz)
geçirdi. Eyalet Meclisinde yapılan oylamada (08.02.2012)
Sosyal Demokratlar (SPD), Hıristiyan Demokrat Partisi (CDU),
Yeşiller (Grüne) ve Hür Demokrat Partisi (FDP) evet oyu
verirken, Sol Parti (Die Linke) yine dışarıda kaldı ve
çekimser oy kullandı. Kanun, Nordrhein Westfalen`de (NRW)
yaşayan yabancı kökenliler için “daha fazla katılım, sosyal
adalet ve fırsat eşitliği” ön görmekte. Yabancı kökenlilerin
yönetim ve kamu kurumlarda daha çok istihdam edilmesinin
yolunu açmaktadır.
NRW Uyum Bakanı Guntram Schneider (SPD), çıkarılan kanunu
bir “bir kilometre taşı” (Meilenstein) olarak görmekte.
Mecliste yaptığı konuşmada Schneider, ayrımcılığın
Almanya’da bir gerçek olduğunu dile getirdi ve bu kanunla
göçmen kökenli insanlara: “Sizde bu ülkeye aitsiniz diyoruz”
dedi. Öte yandan -kanunun çıkmasında alt komisyonda
görev alan- KRV Yeşiller Milletvekili Arif Ünal: “Bu
öncelikle, tüm Almanya için örnek teşkil edecek bir yasa
olması açısından ve tüm partilerin (Sol Parti/DIE LINKE
hariç) desteğini alması bakımından çok önemli. Ayrıca, ilk
defa yerel yönetimlere -bunu yapın- demek yerine, -buyurun
14 milyon euro, bu parayla iş yapın- deniyor. Umarım
federal düzeyde bir örnek teşkil eder. Çünkü bu alanda
yapılan ilk yasa, öncü bir rol oynuyor” dedi.
Toplam 13 maddeyi içerisine alan “Katılım ve Uyum Yasası”nın
ana maddesine göre, önümüzdeki üç yıl içerisinde, yerel
yönetimler bünyesinde 54 yerde “Uyum Merkezleri”
kurulacaktır. Bu merkezler şehir ve mahallelerde “gerilimsiz
birlikte yaşama” (spannungsfreie Zusammenleben)
destekleyecek ve “göçmen dernekleri” ile birlikte
çalışacaktır. Bununla birlikte “Mahalli Uyum
Merkezleri”(Komunalen Integrationszentrum) göçmen kökenli
insanların eğitim düzeylerinin yükselmesinde ve iş sahibi
olmalarıda destek olacktır. İçinde bulunduğumuz yıl
içerisinde bu konuda 14,1 milyon Euro bütçe ayrılmıştır.
Ayrılan bütçenin büyük bir bölümü”Mahalli Uyum Merkezleri”
(KIZ) kurulmasında harçanacaktır.
Bugüne kadar KRV’de yabancıların veya göçmen kökenli
ailelerin çocuk ve gençlerini destekleme gayesiyle mahalli
çalışma kurumları (Regionalen Arbeitsstellen zur Förderung
von Kindern und Jugendlichen aus Zuwandererfamilien)
faaliyet göstermekteydi. Yeni çıkan kanuna göre bu kurumlar
(RAA) geliştirilecek, sayısı 54’e çıkarılacak ve bundan
böyle “Katılım ve Uyum Merkezleri”(Teilhabe- und
Integrationszentrum) olarak yerel bazda çalışmalar
yapacaktır. Esas itibariyle genç göçmenlere eğitim alanında
destek verecek bu kurumlar, aynı zamanda mahalli bazda
yapılan tüm uyum çalışmalarının da muhatabı olaçaktır.
Kanunda yer alan diğer önemli bir madde ise, “göçmen
kuruluşlarının güçlendirilmesi” hususudur. Buna göre göçmen
kuruluşları yerel bazda uyum merkezlerinin muhatabı
olacaktır.
Almanya’da hemen hemen her alanda ırkçılığın; ayrımcılığın
ve dışlamanın olduğu bir bilinen gerçektir. Bu noktadan
hareketle KRV’de (Nordrhein Westfalen) çıkarılan “Katılım ve
Uyum Yasası”(geç kalınan bir adım olmasına rağmen) isabetli
bir adımdır. Fakat eksiktir ve eyalette yaşayan göçmen
kökenli bütün insanların, özellikle de Müslümanların
mağduriyetini giderecek mahiyette değildir maalesef.
İnancından dolayı mağdur edilen Müslümanların mağduriyetleri
yeterince göz önüne alınmamıştır. Başörtülerinden dolayı
öğretmenlik mesleğini içra edemeyen Müslüman kadınların
mağduriyetlerinin ortadan kalkacağına dair bir belirti
yoktur. Malum, ayrımcılık ve dışlanmaktan en çok mağdur olan
Müslümanlardır. Haklarını almaktan en fazla mahrum bırakılan
Müslümanlardır, dolaysiyle nüfusu 3 milyonu bulan Türkler,
yıllarca bu tür haksızlıktan nasibini alan kesimdir. Bu
ülkede en sadık vatandaşlar olmalarına rağmen.
Almanya’da yaşayan Müslümanlar, özellikle inançları gereği
giyim ve kuşamından dolayı bu ülkede dışlanmakta ve mağdur
edilmekteler. NRW’de “başörtülü Müslüman hanımlar”
öğretmenlik mesleğini icra edememektedirler. Almanya’da
doğmalarına, bu ülkede tahsil görmelerine, Almanya yüksek
öğrenim kurumlarından mezun olmalarına rağmen, bir çok kadın
öğretmenlik mesleğini icra etmekten mahrum edilmiştir. Bu
yasa, bu ve benzeri kesimlerin mağduriyetlerinin
giderilmesine bir açıklık veya bir öncelik getirmemekte. Öte
yandan Müslüman genç kızların iş ve meslek edinme konusunda,
inanç ve başörtüleri yüzünden mağdur olmaktadırlar. Onların
da mağduriyetlerini giderecek de bir açıklık gözükmemekte.
Bunların ötesinde, temizlik işlerinde çalışan Müslüman
kadınlar dahi dini inanç, anlayış ve başörtülerinden dolayı
sıkıntı çekmekteler. Kısacası bu ülkede yaşayan Müslümanlar,
dini inanç ve hayat anlayışı yüzünden dışlanmakta ve
yıllarca ikinci sınıf muamelesi görmekteler. Bu noktadan
hareketle, KRV’de çıkarılan “Katılım ve Uyum Yasası”(KIZ)
eyalette yaşayan Müslümanların mağduriyetlerini giderecek,
onları rahatlatacak ve gerçekten de onların yönetime
katılımını sağlayacak bir görünüm arz etmemektedir. İnanç ve
vicdan hürriyetinin ötesinde insan haklarına mugayyir olan
başörtü yasağı kalmadıkca, “eşitlik ve adalet” nasıl
sağlanacaktır ve “katılım” nasıl olacaktır?...
İşin başka bir botu daha var. Almanya’da uyum konusu
yıllardan beri bir ticari sektöre dönüşmüş durumundadır.
Gerek AB, gerek Federal Hükümet ve gerekse eyaletlerin
konuyla ilgili ayırdıkları bütçe, çoğu kez hedefine
ulaşmadan başka kanallara akıp gitmektedir. Profesyonel
olarak kurulmuş bir çok kurum ve kuruluşlar, vakıflar,
dernekler ve benzeri teşekküller, çok zaman (işi kılıfına
uydurarak) aslan payını almaktalar. Esas mağdur olan
göçmenler ve onların kudukları dernekler, kurum ve
kuruluşlar ise bu imkandan mahrum kalmaktalar. Çünkü, göçmen
teşkilat ve teşekülleri çoğu kez prosedür, işleyiş, kaide
ve kuralı bilmemektedirler. Bunların içerisinde de bu
konuyla ilgili en geride olan Müslüman teşkilatlardır, Türk
kuruluşlarıdır. Yani camiler ve cami cemiyetleridir...
Bu kanun uygulanması muhakkak göçmenlerin durumlarının
düzelmesinde müsbet ilerleme sağlayacaktır. Gereken
katılımın sağlanmasında ve doğru anlamda uyumun
gerçekleşmesinde mutlaka fayda sağlayacaktır. Tabiki iş
ehline verilir ve mağdur gerçek manada gözetilirse ve
ayrılan kaynak yanlış kanallara kanalize edilmezse...
Katılım ve Uyum Yasası’nın uygulanması konusunda elbette
Müslüman cemaat ve cemiyetlere de önemli görev düşmektedir.
Toplumun önemli bir parçası olan Müslümanlar; cemiyet
çalışmalarında, cami hizmetlerinde, yeni düzenlemeler
yapmalılar ve profesyonelliğe önem vermeliler. Fahri
hizmetler vazgeçilmezdir, fakat yer yerde yeterli değildir.
Bazı çalışmalar profesyonellik ister. Sabah çalışan ve
öğleden sonra cami ve cemiyet işlerine koşturan başkan,
üyeler veya elamanlar ile her iş iş başarılmaz. Birtakım
işleri proje bazında takip edecek, planlama ve proğramlamayı
yürütecek profesyonel bir elemana ihtiyaç vardır. Resmi
makamların, kurumların ve bu manada “Mahalli Uyum
Merkezleri”nin (KIZ) muhatabı olacak bir eleman şart.
Bugünkü haliyle burada da önemli bir sıkıntı vardır. Cami
cemiyetleri, sosyal ve kültürel faaliyet yapan dernekler,
uzman ve profesyonel bir elemanı istihdam edecek güce sahip
değillerdir. Zira, ödenen üye aidatı ve yapılan bağışlar ile
cemiyetler ayakta kalmakta ve zor şartlar altında hizmet
yapmaktadırlar...
Şunu da açıkca söyleyeyim: Bir çok etsikliğine rağmen iyi
niyetle çıkarılan “KATILIM VE UYUM YASASI”nın uygulmada
başarılı olması büyük arzumuzdur. Fakat, en çok mağdur ve en
fazla dışlanan kesim olanlar Türkler, bu kanunun getirdiği
imkanlardan en fazla istifade edenler olmalıdır. Dini
hizmetlerin yanında sosyal, kültürel ve eğitim alanında
faaliyet yapan ve böylece uyuma gerçekten katkı yapma çabası
içerisinde olan İslami cemiyetler, “Mahalli Uyum
Merkezler”nin (KIZ) en önemli muhatapları olmalıdırlar. Cami
cemiyetlerin bünyesinde en az bir eleman profesyonel olarak
istihdam edilmeli ve bütün giderleri yasa çerçevesinde
karşılanmalıdır. Cami ve cemiyetlerin; sosyal, kültürel,
eğitim ve uyum konusundaki faaliyetleri ve projeleri yine bu
merkezler tarafından deteklenmeli ve finanse edilmelidir.
Bu noktadan hareketle, Müslüman kuruluşlara, Türk
teşkilatlarına, cami ve cemiyetlerine de önemli görevler
düşmektedir. Ellerini çabuk tutmaları lazımdır. Mutlaka
yasanın uygulanmasında aktif rol almalılar. Kurulacak
„Mahalli Uyum Merkezleri”nin en önemli muhatabı
olmalıdırlar. Yoksa ‘Atı alan Üsküdar’ı geçer...
Dinslaken, 10 Şubat 2012
Yakup Tufan
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
UYUM
YASASININ GETİR(ME)DİKLERİ
FRANSA’NIN
GARABETİ VE TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİ
NAHOŞ
SÖZ “DÖNNER MORDE”
ALMANYA’DA
YARIM YÜZYIL
ZAMAN
KARDEŞLİK ZAMANIDIR
GÖÇÜN
50. YILINDA AVRUPA’DA RAMAZAN
IRKÇILIĞIN
TEHDİDİ ALTINDAKİ AVRUPA
BRÜKSEL
BULUŞMASI
YOL
AYRIMINDAKİ TÜRKİYE
GÖÇ
VE AVRUPA TÜRKLERİ
ALMAN
EĞİTİM SİSTEMİ VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
ALMANYA’DA
İSLAM GERÇEĞİ VE GÖRMEYEN GÖZLER
AVRUPA’DA
AİLE YAPIMIZDAKİ DİNAMİKLER VE DİNAMİTLER
KENDİNİ
ARAYAN TÜRKİYE
MANEVİ
DÜNYAMIZDA ARALIK, AŞURE VE MUHARREM’İN YERİ
BANGLADEŞ’DEN
SELAM VAR
PAKİSTAN’DAN SELAM VAR
AVRUPA’DA
RAMAZAN BAYRAMI
SALDIRGAN
İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
NRW
SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER
VE UYUM MECLİSLER
PARELEL
TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA
FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW
MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ
AVRUPA
BİRLİĞİ VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN
KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE
MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın
İmajı
Uyum
nedir?
SAYFA
BASI
|