|
GÖZCÜ Yakup
Tufan
|
|
|
yakuptufan@hotmail.com
|

AVRUPA TÜRKLERİNDE CEMAAT VE
CEMİYET ANLAYIŞI
Türk işçileri Avrupa’ya geldiklerinde, önceden hesap
edemedikleri, değişik bir tabloyla karşılaştılar. Çok para
kazanıp tez zamanda dönme düşüncesiyle gurbete gelen
Türkler, beklemedikleri meselelerin ağırlığı altında
bocalamaya başladılar. Bu durum, yüzme bilmeyenin denize
düşmesi misalinde olduğu gibi insanlarımızı insanlarımızı
şaşkınlığa itti. Ya batacaklar ya da çırpına çırpına yüzmeyi
öğreneceklerdi. Onları Anadolu’dan Avrupa’ya gönderenler
“saldım çayıra mevlam kayıra” mantığıyla hareket ediyorları.
Türkler, azgın dalgalı Avrupa okyanusunda çırpınmaya
başladılar. Yarım asır geride kalmasına rağmen hala bu
çırpınış devam etmektedir...
Avrupa’ya göç eden Türkler, aile geçimini temin etmek için
en zor işlerde çalıştılar ve her türlü zorluğa katlandılar.
Anadolu’dan birlikte getirdikleri değer yargılarını korumak,
kollamak ve yaşatmak için ise hiç bir fedakarlıktan
kaçmadılar. Özellikle ilk gelenler, birinci nesil, takdire
şayan gayretler gösterdi. Sabah vardiyasında fabrikalarda
ağır işlerde kan ter içerisinde çalışan insanlar, öğleden
sonrada cemaat ve cemiyet hizmetine koştular. Akılları ve
güçleri yettiğince; dinim, dilim, kültür değerlerim yok
olmasın ve neslim kayıp olmasın endişesiyle azami gayret
gösterdiler.
Bugün, Avrupa’nın her köşesinde bulunan binlerce cami ve
cemiyetin temelinde işte bu neslin, bu insanların emeği ve
alınteri yatmaktadır. Bu sebeple ilk gelenler, birinci
nesil,
-benim gözümde- hakkı ödenemez insanlardır. Hiç bir alanda
hiç bir mesele hakkıyla çözüme kavuşmuş olmasa bile.
Günümüzde ırkçılık, ayrımcılık, İslam ve Türk düşmanlığının
giderek arttığı Avrapa’da; İslam toplumu, Türk toplumu
olarak ayakta kalmamız hiçte kolay gözükmüyor. Uygulamada
olan klasik cemaat ve cemiyet anlayışı, gittikce katmerleşen
meseleleri çözmek için muktedir değiller. Zira, mevcut yapı
her türlü altyapıdan mahrum bir vaziyet arz etmektedir.
Mevcut yapı, Türk toplumunu çepeçevre saran onlarca meseleyi
çözmek için müsait değildir. Biraz meseleye büyüteç ile
bakalım: Türk toplumu; eğitim başta olmak üzere, aile,
gençlik, çocuklar, sosyal yapı, kültür ve kimliğin korunması
ve gelişmesinde orta direk fonksiyonu gören anadil Türkçe
konusunda büyük sıkıntılar içrisindedir. Uyumu asimile
olarak anlayan ve uygulamaya çalışan bir mantıkla karşı
karşıya olduğunu da unutmayalım. Almanya’nın eski İçişleri
Bakanı Otto Schily’nin sözünü hatırlayalım. Otto Schily:
“En iyi uyum asimilasyondur” dememiş miydi?
Öte yandan varlığımızın esasını teşkil dinimiz ve manevi
değerlerimizi yaşamak ve yaşatmakta büyük sıkıntılar var.
Müslümanın varlığına “kehren” evet, İslam’ın varlığını
“alenen” hayır diyen bir coğrafyada olduğumuzu da ayrıca
unutmayalım. Almanya’nın yeni cumhurbaşkanı Gauck: “Wull’un,
İslam Almanya’nın bir parçasıdır!’ derken söylemek
istediğini anlıyorum ama ben bu cümleyi bu haliyle
üstlenemem. Onun demek istediği, Almanya’da birçok
Müslümanın yaşadığı gerçeğinin kabul edilmesidir. Gerçekten
de bu ülkede birçok Müslüman yaşıyor. Bu konuda basitce
derdim ki: (İslam değil) bu ülkede yaşayan Müslümanlar
Almanya’ya aittir!”
Buyurun; gerçek manzara bu işte bu! İstenen şey: İslam’sız
Müslüman...
Avrupa’nı siyasetini tarafsız bir gözle gezlemlemeğe
çalıştığımızda, yarım asırdan fazla bir zaman içerisinde
olup bitenleri, yanyana koyduğumuzda, zaten meselenin
boyutu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Çıkarılacak gerçek
ders şudur: Avrupa Türkleri, bugün uygulamada olan klasik
cemaat ve cemiyet anlayışı ile hayat - memat meselesi haline
gelmiş olan var olma kavgasının üstesinden asla gelemezler!
Adama birine elinden ne iş gelir diye sormuşlar da “San
Fransisco köprüsünü boyarım” demiş. Her işi yapmak, tabiri
cayizse Avrupa Türkleri’nin bir çok konuda cemaat ve cemiyet
anlayışları budur. Her işi yapmak, çocuklarını geçerli bir
meslek veya eğitim için hazırlamamak, motive etmemek ne
yazık ki Avrupa Türklerinin kaderi haline gelmiştir ve bu
konuda mevcut cemaat ve cemiyetlerimizin sorumlulukları
asla gözardı edilemez.
Yıllar önce hasbelkader kurulan cemiyetler, bugün de her
şeyle uğraşıyor ve her meseleye çözüm üretmek istiyor. Niyet
belki iyidir ama gerçek bundan tamamen farklıdır ve kabul
etmek gerekir ki meselelerimiz çok boyutludur. Her şeyden
önce bütün bu meselelere çare ve çözüm üretebilmek için
proje, uzman kadro ve finanzman gerekmektedir.
Günümüzde, özellikle cami cemiyetleri diye ifade ettiğimiz
kültür dernekleri, tek başına; eğitim, aile, gençlik, çocuk,
anadil, sosyal ve siyasi meseleler gibi köklü çözüm
bekleyen konuları çözmek imkanından mahrumdurlar. Meselelere
çözüm bir yana, onları anlama ve kavrama şansları da ne
yazık ki çok zayıftır. Ayrıca, cemiyetler tarafından
gerçekçi bir boyuta taşınmadan ve hayali projelerle atılan
her adım boş ve yatırılan her emek heba olmaktadır. Daha
önemlisi, bu duruş ve bu hayallerle gelecekte Avrupa
Türkleri’nin varlığını muhafaza etmek mümkün değildir.
Cemaat ve cemiyet anlayışında yeni ve köklü bir düzenlemeye
gitmenin vakti gelmiş de geşmektedir. Herşey bir kişiden
veya bir kuruluştan beklendiği döneme son nokta
konulmalıdır. Tesbit edilen problemlerin özelliklerine göre
“hususi cemiyetler” kurulmalı ve cemiyetler arasında
işbirliğine gidilmelidir. Geniş tabanlı, çok kesimli, hususi
meselelere odaklanan teşkilatlanma yoluna gidilmelidir.
Yüzde on, yüzde yirmi kapasiteyle çalışan koskoca
binalar(camiler, cemiyetler) tam kapasiteyle çalışmanın
yollarını ve yöntemlerini aramalıdırlar. faaliyete
geçirilmelidir.
Göçün ikinci yarım yarım yüzyıla girdiği bugün, mevcut
binaların çatısı altında, -konusuna göre- yeni cemiyetler
kurulmalıdır. Bundan anlaşılan şudur: “Cami cemiyetleri”
veya “kültür merkezleri” çatısı altında; “kadın
dernekleri, gençlik dernekleri, veli dernekleri, spor
dernekleri, müzik ve tiyatro dernekleri, çocuk kulübü,
mesleki dernekler” gibi yeni oluşumlar vücuda
getirilmelidir. Bu dernekler, resmi ve kamu yararına olacak
şekilde kurulmalıdır. Mesela Köln şehrinde ATİB’e bağlı Hoca
Ahmet Yesevi Camii’ni ele alalım: Burada, aynı çatı altında;
“Türk Kadınları Eğitim Merkezi, Türk Gençleri Eğitim
Merkezi, Genç Kızlar Eğitim Merkezi, Türk Veliler Derneği,
Türk Müzik ve Tiyatro Derneği ve Çocuk Kulübü” gibi
yeni cemiyetler kurulmalıdır.
Gençlik eğitim merkezinden veliler derneğine kadar adı geçen
her bir dernek aynı statüde faaliyet gösterecektir.
Ayrıca, bu tür teşkilatmanın devlet ve çeşitli kurum ve
kuruluşlardan yardım görmesi ve proje desteği alması daha
da kolay olacaktır.
Kısaca konuyu şöyle özetlemek mümkündür: Avrupa Türklerinin
mevcut cemaat ve cemiyet anlayışıyla, gereksiz enerji ve
zaman israfının önüne geçmek, meselelere hakkıyla çözüm asla
getirmek mümkün değildir.
Bulunduğumuz coğrafyada; çözülmemek, erimemek, kaybolmamak,
yok olmamak, kısacası asimile olmamak için yeni bir cemaat
ve cemiyet anlayışına geçilmesi zaruridir.
Ayrıca; bütün aile ferlerini harekete geçirmek, topyekün bir
toplumu mobil hale getirmek, mesuliyet ve selahiyet şuurunu
geliştirmek şarttır.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
AVRUPA
TÜRKLERİNDE CEMAAT VE CEMİYET ANLAYIŞI
ÜMMETİN
SULTAN’I HOŞ GELDİN
IRKÇI
PROVOKASYONLARIN ARKA PLANI
KUZEY
REN -VESTFALYA SEÇİMLERİ VE BEKLENTİLER
AVRUPA’DA
MÜSLÜMANLARA YÖNELİK AYRIMCILIK
NRW`DE
SEÇİMLER VE GÖÇMEN OYLARININ ÖNEMİ
UYUM
YASASININ GETİR(ME)DİKLERİ
FRANSA’NIN
GARABETİ VE TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİ
NAHOŞ
SÖZ “DÖNNER MORDE”
ALMANYA’DA
YARIM YÜZYIL
ZAMAN
KARDEŞLİK ZAMANIDIR
GÖÇÜN
50. YILINDA AVRUPA’DA RAMAZAN
IRKÇILIĞIN
TEHDİDİ ALTINDAKİ AVRUPA
BRÜKSEL
BULUŞMASI
YOL
AYRIMINDAKİ TÜRKİYE
GÖÇ
VE AVRUPA TÜRKLERİ
ALMAN
EĞİTİM SİSTEMİ VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
ALMANYA’DA
İSLAM GERÇEĞİ VE GÖRMEYEN GÖZLER
AVRUPA’DA
AİLE YAPIMIZDAKİ DİNAMİKLER VE DİNAMİTLER
KENDİNİ
ARAYAN TÜRKİYE
MANEVİ
DÜNYAMIZDA ARALIK, AŞURE VE MUHARREM’İN YERİ
BANGLADEŞ’DEN
SELAM VAR
PAKİSTAN’DAN SELAM VAR
AVRUPA’DA
RAMAZAN BAYRAMI
SALDIRGAN
İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
NRW
SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER
VE UYUM MECLİSLER
PARELEL
TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA
FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW
MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA
İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ
AVRUPA
BİRLİĞİ VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN
KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE
MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın
İmajı
Uyum
nedir?
SAYFA
BASI
|