|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yurtyakup@gmail.com
|
KİM, KİMİ NİÇİN KURTARDI?
Bilindiği gibi 1950 doğumluyum.
Benim çocukluğumda ilkokul 5, ortaokul 3, lise 3 yıl sürerdi.
İlkokula 1957 yılında doğduğum köy Umurbey’de başladım.
Eşi köy ebesi olan öğretmenim Sami Bey’e babam beni «eti
senin, kemiği benim» diyerek teslim etti.
'Elleri öpülesi iyi bir öğretmen, ben de çalışkan ve
disiplinli iyi bir öğreciydim…
Dördüncü sınıfın ortasında iftiraya uğrayan öğretmenim köyü
terk etti ve bize onun yerine bir yedek öğretmen gönderdiler.
Yedek öğretmen bize sürekli müzik ve spor etkinlikleri
dayatıyordu.
Bunun üzerine babam beni dersyılı ortasında komşu ilçe
Gemlik Atatürk ilkokuluna naklettirdi.
Birkaç arkadaşımla birlikte her sabah belediye otobüsüne
biner Gemlik’e okumaya giderdik.
Neyse ilkokul bitti ve Gemlik Ortaokulu’na başladım.
O vakitler Gemlik’te lise yoktu ve ortaokulda tek yabancı
dil Fransızca idi ve şansımıza yabancı dil hocalarımız Refet
Hanım veya Kâmuran Hanım üstün kalite idiler.
***
Ortaokul bitince dokuz arkadaş ister istemez Gemlik ve yakın
köylerinden en yakın il olan Bursa’ya gidip yatılı okumaya
başladık.
1883 yılında kurulan tarihi Bursa Erkek Lisesi’nde okumaya
başladık.
Lisede Almanca, Fransızca ve İngilizce dersleri verildiğinden
her öğrenci ortaokulda öğrendiği yabancı dile devam ediyordu.
Öğrencilik yaşamımda tanıdığım en kaliteli öğretmen Torchon
lâkaplı Salim Bey Fransızca dersi veriyor, öğretiyor ve
Fransız kültürünü Paris’te 10 yıl yaşamış biri olarak
bizlere aktarıyordu.
Dürüstlük abidesi hocamızın notu kıttı ve hak etmeden ondan
geçer not almak imkânsızdı!
66 kişilik sınıfta 10 üzerinden geçer not, yani en az dört
buçuktan beş alabilen, 12 öğrenci vardı.
Ve işin garibi Fransız kızları ile mektup arkadaşlığı
yapıyorduk.
***
Sonra şartlar öyle gerektirdiğinden, lise son sınıfa geçtiğim
1967 yılında, 1966 yılında Belçika’ya giden rahmetli babamın
anlamsız ısrarıüzerine liseyi bitirmeden Belçika’ya geldim.
Benim için bir milat oluşturan 24 Ekim 1967 tarihinde…
Temeli zaten sağlam olan Fransızcam sayesinde ilk yıl
konuşma ve yazma konusunda akıcılık kazandım, sınava girdim
başardım, işçilikten kurtuldum, mektuplarımdaki Fransızca
kalitesi çok yükseldiği için Paris’li mektup arkadaşım
tarafından terk edildim…
Kısa sürede hızlı kalite artışı mektup arkadaşımışüpheye
sevketmişti.
Acaba mektupları kendim yazmıyor da Belçikalı okul
arkadaşlarım mı yazıyordu!
***
O günden beri Belçika’da yaşamaktayım.
Batı Avrupa’nın gerçeklerini okuyarak ve içinde yaşayarak öğrendim.
Ve şunu anladım ki paternalist Avrupalılar kendilerini
eleştiren ‘nankör’ yabancı kökenlileri sevmezler.
Fark etmez.
İstedikleri kadar uyumlu da olsam onlar kullanabildiklerini
sever ve desteklerler.
Bu sözlerimi hiç kimse olumsuz eleştiri olarak algılamasın
lütfen.
Bir dizi yaşanmış saptamadan ibaret olan bu sözlerim husumet,
düşmanlık, kin veya nefret içermiyor.
Sadece diyalog kurmanın, kendini dürüstçe ifade etmenin ne
denli zor olduğunu ifade ediyorum.
Avrupalı dostların Türkler hakkındaki önyargıları Türkler
göçmen işçi olarak gelmeden önce yerleşmiş zaten dillerine,
kültürlerine.
Bizleri şamar oğlanı, günah keçisi, vur abalıya amaçlı
kullanıyorlar…
Kalite aşığı Avrupalı dostlarımız başarsızlığı ve
kişiliksizliği sevmezler.
Yüksek performanslı sağlık ve eğitim sistemlerinden
yararlanmayanları acımasızca dışlar, tu kaka ederlerken,
istisnai başarılı olanları sayemizde diyerek hemin
benimserler!
***
Yani Fransa’yı herşeye rağmen severim ve her fırsatta benim
için kültür ve sanat ile eşanlamlı olan Paris’e giderim.
Sanki sadece İstanbul Türkiye demekmiş gibi birşey!
O nedenle çok kez Paris’e, bir kez Lille yakınındaki
Roubaix’ye, bir kez de Normandaiya’nın Calvados
vilayetindeki şirin Caen şehrine gittim.
Caen şehri 6 Haziran 1944 tarihinde yapılan Amerikan
çıkartma gemilerinin yanaştığı ve o anda 10.000 Amerikan
askerinin can verdiğiOmaha Beach’in bulunduğu
okyanus sahilinde…
Amerikalılar bir şehitlik inşa etmişler ve yanılmıyorsan
Başkan Obama geldi, saygı duruşunda bulundu.
Aynı noktaya eşim ve ben de gittik, fotoğraf çekindik.
Gazeteci dostumuz Mehmet Köksal canlı tanık!
***
Şimdi gelelim esas meseleye.
Wisconsin-Madion Üniversite’sinde bayan profesör Mary
Louise Roberts uzun ve titiz araştırmalar sonucunda
What Soldiers Dobaşlıklı ve 1944 çıkartması
sonrası Amerikan askerlerinin cinsel yaşamını konu edinen
bir kitap yazmış.
Fransa’yı ve Avrupa’yı nazi Hitler belasından kurtarmak
amacıyla gönderilen 18-20 yaşındaki tecrübesiz Amerikalı
genç adamlar cinsel şölenle aldatılmış ve kandırılmışlar.
Askerlere mühimmatlarının yanında beşer adet prezervatif
verilmiş.
Çünkü o dönemde Fransız aileler kızlarının evlilikle
sonuçlanabilecek ilişkilerine göz yumuyorlarmış.
Hatta Life’a yazan bir gazeteci olan bay
Joe Weston 1945 yılında : «Fransa devasa bir genelev.
40 milyon hedonist sadece yiyor, içiyor ve seks yapıyor.»
demiş.
Roosevelt general de Gaulle’ü hiç sevmezmiş.
Fransayı yönetenler dört yıl boyunca resmen uyumuş ve ancak
çıkartma ile uyanmışlar.
Saçları kesik Fransız kadınlar düşman (Alman) askerleriyle
yattılar ise bunun yegâne sebebi güçsüz ve pısıkrık Fransız
erkekleridir diye düşünüyormuş Amerikalılar…
Amerika’da skandal olur korkusuna rağmen Brest’te general
Gerhardt’ın girişimiyle bir genelev açmışlar, fakat beş saat
sonra kapatmışlar.
Bu arada gelen müşteri sayısı sıkı durun 70 kişi.
Normandiya’ya çok sayıda fahişenin gelmesi üzerine bulaşıcı
cinsel hastalıkların yayılmasından korkan yetkililer
prezarvatif dağıtmış ve askerler için sağlık merkezleri
açmış.
Askerlerin mezarlıklarda çiftleşmeleri olağan bir
görüntüymüş.
Le Havre Belediye Meclisi tutanaklarında «hiç değilse
Almanlar askerlerinin cinsel yaşamlarını
denetleyebiliyorlardı» yazılıymış…
Siyahi Amerikalı askerlere sunulan bayanlar bile farklıymış.
O dönemde ordu ırkçı bir kurum olduğundan, ırza geçme gibi
yüz kızartıcı veya cinayet gibi ağır suçlar meydana gelince
siyahilerin üzerine atılıyor, bunün dışında siyahi askerler
geride, lojistik hizmetlerde kullanılıyormuşlar.
Onlar bizi kurtardılar diyerek, herşeye rağmen, Fransızlar
Amerikalıları eleştirmiyorlarmış.
***
İşte orada, Caen şehrinde, her yıl geleneksel olarak
avukatlara açık «İnsan Hakları Hukuku Hitabet Yarışması»
düzenleniyor.
Büyük oğlum Cavit katıldı, 3060 avro değerinde üçüncülük
ödülü aldı.
Geçen yıl küçük oğlum Onur katıldı, yetmiş aday arasından on
avukat finale kaldı, derece alamadı.
Cavit gelecek yıl yapılacak yarışmaya şimdiden hazırlanıyor.
Yarışmanın yapıldığı salonun tavanında bombardıman uçağı
sabitlenmiş, bir kenarda ise o dönemden kalma bir jeep
bulunuyor.
Akşam yenilen etli ve tuzlu krep yemeği ve içilen Fransız
şarabı yaşamanın herşeye rağmen ne denli güzel olduğunun en
açık kanıtı.
Yakup Yurt ©
Umurbey, 27.08.2013
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
KİM,
KİMİ NİÇİN KURTARDI?
Celâl
Bayar
BÜYÜK
MARMARA DEPREMİ...
BENİM
GÖRDÜĞÜM DÜNYA...
HIZLI
GİRİŞ-HIZLI KAYIT...
BABA
TAHTINI OĞLUNA BIRAKTI...
IRKÇILIK
ÜZERİNE BİRKAÇ MÜLAHAZA...
«SİZ
KONUŞUYORSUNUZ, BİZ ÇALIŞIYORUZ»
AVRUPA
(DÜNYA) SAĞA KAYARKEN..
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
ECOLO :
VEYA YEŞİLİN NÜANSLARI...
ARSLAN İLE HOROZ ARASINDA
İRİS ÇİÇEĞİ...
NEONAZİ
HESAP ADALETTEN DÖNER Mİ?
BEN
TÜRK KÖKENLİ BRÜKSELLİ BELÇİKALIYIM...
RAHMİYE
NİNEM...
YARASI
OLAN GOCUNUR...
100
YIL ÖNCE KRALA YAZILAN MEKTUP...
NOEL
BABAYA ÇAĞRI...
PİLOT
SOLCU, ROTA SAĞCI...
DARBELERİ
GEÇELİM, EHİLLERİ SEÇELİM...
HOLLANDA
VE BELÇİKA SEÇİMLERİ...
NE
HABER ENİŞTE...
EMRİN
OLUR BART...
Elio
Di Rupo’nun Gölgesindeki PS’te Rahatsızlıklar
GENELLEMELERDEN
UZAK DURUN !
BELÇİKA’DA
KAYIRMA VE TORPİL VAR MI?
SARKOZY
GİDERSE, AB ÇÖKER Mİ?
GENT’TE
62.YAŞ GÜNÜM...
KADIN
VEYA ERKEK, HERKESE VİCDAN GEREK...
IRKÇILIK
HASTALIKTIR
MODALAR
VE NORMLAR...
‘ŞİMDİKİ
ÇOCUKLAR HARİKA’...
14
Şubat ve Yalnızlık...
Dİ
RUPO’NUN PAPYONU...
PORTAKAL
SUYU...
BELÇİKA’DA
YENİ YILA YENİ HÜKÛMET...
Ah
şu önyargıların gözü kör olsun...
IRKÇILIĞI
KAMÇILAYAN YORUMLAR...
TEKNOKRATLAR
DÖNEMİ BAŞLIYOR...
«BELÇİKA
MODELİ»
FRANÇOİS
HOLLANDE KİMDİR ?
Bir
Alman iktisatçı ile kloşarın* buluşmasından roman doğdu...
Ateşkes
sona erdi
FİLLER
TEPİNİRSE KARINCALAR EZİLİR...
Duvara
toslamaya az kaldı...
NUETNIGENOUGH’TA
VEDA YEMEĞİ...
DEMOGRAFİ,
YANİ NÜFUSBİLİM...
FAKİRLİĞİN
GÖZÜ KÖR OLSUN...
SÜMEYA
KÖKTEN FENOMENİ...
MADEM
KOYUNUN AK, HAYDİ KIZIM KINA YAK...
Geert
Bourgeois : «Flamanya’ya yerleşen uyum sağlamak zorundadır »
TİMSAH
GÖZYAŞLARI...
KASITLI
DÜZENSİZLİK
MR
Yeni Başkanını Seçti...
Popüler
Parti : Ölü Doğmuş Bir Parti mi?
BELÇİKA
TÜRBÜLANSTA...
DEMİR
GÖKGÖL
SÜRGÜN
KABRİNDE FATİHA...
KİLİSE
VEYA CAMİ : İKİSİ DE ALLAH’IN EVİ...
GURBET
BÜLBÜLÜ
BART
DE WEVER KİMDİR ?
PARLEZ-VOUS
FRANÇAİS ?
ESİN
ERGİN, BUİKA VE LA BOHEME...
BEN
DE DARBE MAĞDURUYUM...
AYIKLA
PİRİNCİN TAŞINI...
Liberal
MR de müzakere masasına oturabilecek mi ?
UZLAŞAMAYAN
BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ
GÖÇMENLER...
Laeken
komplosu gerçek mi ?
YURT’TAN
KIRIKKANAT’A YANIT...
Rüya
mı, Kabus mu? Dans mı, Düello mu?
Belçika’da
Siyasi Akrobasi...
Seçtiklerimiz
bizi nereye götürüyor?
BRÜKSEL
ADLİYESİ’NDE ÇİFTE CİNAYET…
FACEBOOK’TA
FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19
MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK
Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN
DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE
THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM
KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski
Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN
23 NİSAN
2030’DA
BRÜKSEL …
BATI
SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ
TERCÜMANDA…
YAZMA
NEDENLERİM
GÖÇ,
HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ
Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14
ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA
İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK
FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK
HATASI MI?
YAŞAMINIZ
NE KADAR İNSANİ
MUTLULUĞUN
FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN
DERTLER
EVLİLİĞİN
RENGİ
NOBEL
Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN
YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN
MİNARE İNŞAATI…
PARA
SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH
DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA
PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM
“HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN
SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e
doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN
GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN
HOROZU
DOĞRU
TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM
Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR
SOHBETİ
Nefret
dolu birliktelikler…
NAZARETH
DAVASI
YAŞASIN
DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN
BÖYLESİ…
ÇETİN
ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA
HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR
VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ
HERMAN…
BAYRAM,
NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL
ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN
BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT
BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ
DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama
Matonge’nin Yıldızı
HEY
OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET
NE DEMEK ?
24
Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN
KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE
BURUK BİR BAYRAM GÜNÜ…
27
Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK
SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE
DOLU 58 YIL
GEMİDE
KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968-
2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24
NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO
MOLTO ADDOLORATİ”
En
büyük terör ırkçılıktır
Doğum
günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu
mu, mayınlı tarla mı
Tarihte
bugün...
Kaptan
Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık
umutsuzluktan besleniyor...
İnanc
düşmanı özgürlük havarisi
Seyir
devleti ve Sarkozy
Rehberlik
nedir, ne değildir
Yoğurt
tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke
Şön Dazlak
Brüksel’de
durum ne?
Medya
diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli
havada siyaset
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07
Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a
gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah
Belçika, vah Belçika
Bayram
geldi neyime!
Bugün
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY
VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...
Gerçek
tek, yorumlar farklı...
Kem
küm, lam lum!
MERİNOS
KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E
KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜDÜ…
Yılbaşı
bahane, dostluk şahane
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|