|
VİCDAN KOMASI
“Hayatmın en mühim prensibi, kimseye hiçbir
şekilde adaletsiz
davranmamaktır.” (Socrates)
Niyetim başka şeyler yazmaktı ama, aylardan beri vicdanımı
dürtüp duran garip duygu yine yoklayıverdi... Kendimi
zorlayarak bu duyguyu kelimelerin diline çevirmeye
çalıştığımda, iç sesimin bana “vicdan komasından çık!”
demekte olduğunu farkettim...
Peki ne olmalıydı bu vicdan koması? Vicdan hiç komaya girer
miydi? Doğrusu bende ilk kez bu kavramla tanışıyordum; ama
sarstı beni! Sonra düşünmeye başladım... İlk aklıma gelen
şey ünlü Fransız romancısı Vıctor Huga’nın şu sözü oldu:”İyi
olmak kolay; zor olan adil olmaktır.”
“İyilik” göreceli bir kavramdır, milletlerin ve toplumların
değer yargılarına göre şekillenir. Ancak adalet olgusu
evrensel bir kavram olup, herkesi bağlayan belli
prensipleri vardır. Çocuğunu bağlı bulunduğu kabile reisi
adına kurban etmek, o kabile için “iyilik”sayılsa bile, bu
durum dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın adalet
prnsiplerine ters düşer!
Peki bu evrensel adalet anlayışına ters düşen hareketlere
ses çıkarmayan fertlerin ve toplumların vicdanları yok mu?
Elbette var! Çünkü vicdan sadece insana, doğuştan verilmiş
bir lütuftur; tıpkı bilinç, irade ve seçme özgürlüğü gibi...
Diğer yandan vicdan, kullanılmadığı zaman insanın derin
yapsına inerek varlığını orada koma halinde devam ettirir.
Ama o, insanda hiçbir zaman yok olmaz.. Eğer insan bir gün
seçimini adaletten yana yaparsa, vicdan da yeniden uyanmaya
başlar. Meseleye böyle baktığımızda vicdanla adalet duygusu
arasında çok kalın bir bağ bulunduğunu farkederiz... Yani,
adalet duygusu gelişmemiş kişi ve toplumların vicdan
komasına girmeleri adeta kaçınılmaz olur! İşi kanuna kitaba
uydurarak yapmak her zaman adaletle sonuçlanmaz. Kağıt
üzerinde sonuçlandırılsa bile vicdanlarda makes bulmaz!
Peki insan bunu nasıl anlar?
Sezgileriyle... Rönösancı aydınlar bu sezgi sözünden pek
hoşlanmazlar ama, üzgünüm, o yere göğe sığdıramadıkları
“modern bilmin” sonuçları da durumun böyle olduğunu
söylüyor! Daha çok bir “Sol Beyin” ürünü olan mantığa dayalı
kanunların vicdanla uyumsuzluğu söz konusu olduğunda, “Sağ
Beyin” ürünü olan sezgiler vicdanın habercisi olarak devreya
giriyor...
Bu noktada bazı insanlar kurnazca bir seçim hilesi yaparak
“iyilik” üzerinden vicdanı yine pasivize yolunu
gidebilirler... Hem de adelet metaforlarını
kullanarak...Meselâ yüz yıllar öncesi, Diçle kenarında
kurdun musallat olduğu koyunun hikayesini anlatıp, sözü
orada bırakmak... Bu durum kişiyi pekâlâ adalet suyuna
batırılmış “iyi” insan yapabilir;.acak bunu şu anda
mahallenizdeki aslanın iniltilerine kulak tıkayarak
yaparsanız vicdan komasından çıkmış sayılmazsınız.”
Vicdan bağlantılı adalet sahiplerinin en nefret ettikleri
şeylerin başında genellemer yapmak gelir...Onlar her durumu
kendi bağlamı içinde değerlendirdikerinden asla sapla
samanı birbirne karıştırmazlar...
Meselâ onlar, görüşlerinden dolayı Hayrettin Karaman’a
gafil, Süleyman Ateş’e zındık, Fetullah Hoca’ya kaçkın,
Mustafa İslâmoğlu’na Şii, Şia’ya da sapkın diyen Cübbeli
Ahmet’in bilerek veya bilmeyerek müfsit durumuna düştüğünü
söylemekten çekinmezler ama, Cübbeli’nin de “Beyaz kadın
ticareti” suçlamasıyla içeride bulunmasını “saçmalık”olarak
telakki ederler..
Onlar hep şu soruyu sorarlar:
Hanefi Avcı halâ niye tutuklu? Şahsen kendisini hiç
tanımasalar bile, onların vicdanları Hanefi Avcı’nın
memleketine zarar verecek bir kişi olduğu iddasını asla
onaylamaz...
Onaylamaz çünkü...
Onlar, üstün kalibrasyon yeteneğinin ötesinde, Yüce
Rehber’in (ona selâm olsun) “Müminin feraseti vardır”
kutlu sözünün ışığında yürürken, İslâmın Tevhid’den sonra
gelen en önemli ayağının Adalet olduğunu farketmişlerdir...
Hidayet Kayaalp
20.Ağustos 2012
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
VİCDAN
KOMASI
TEBESSÜM
“AYIK
OLMAK LAZIM”
GİZLİ
HAFIZA
AŞAMALI
PUTPERESTLİK
EŞEK
PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A
AŞKI
ZİHİN
KAŞINTISI
TANRILAR
KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA
LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE
DİKKAT EDİN’
EVET...
EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ
GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB
KURULTAYI
LAMI
CİMİ YOK
OYNAMADAN
GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN
TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER
YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN
İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN
ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN
ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk
yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre
SÖZE
AYAR VERMEK
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|