|
DÜN ve BUGÜN
Leman
Kuzu
|
|
|
lemankuzu@windowslive.com
|

YANILIYORSUNUZ, TÜRKİYE YENİLMEYECEK!
Sağduyu, sabır, başsağlığı, teselli armağanı ve
birlik-beraberlik sakızı artık mide bulandırıyor! Bu işte de
mi şike var diyesi geliyor insanın içinden!.. 14 Temmuz 2011
Diyarbakır'ın-Silvan ilçesinde aydınlık bir günde, yani
gündüz vakti, yani güneş ışığında 13 şehit, 7
yaralı asker!.. Ne de kolay alışıyor ve
söyleyiveriyoruz...Tam 13 can!!! Biliyoruz ki, bu ne ilkti,
ne de son olacak! Gerçi son bir kaç haftadır şehit haberleri
artmaya başlamıştı ama, futbolda şike skandalı gündemi o
kadar meşgul etti ki, bu problemin çözümü için bir çaba
sarfedilmiyor, sıradan birşeymiş gibi, medya olayı ara haber
olarak verip geçiştiriyordu! Bakınız, III.Dünya savaşı
yaşamıyoruz, kelamın bittiği noktadayız! Mezar taşlarına
kanla işlendi yazılar. Hafızaya kitabeler nakşedildi. Kan
ile "demokrasi" yazmayı marifet sanıyoruz!
Biz "barış" istedikçe, barış'a ardı ardına kurşun sıkılıyor!
Firavunu sevmek ve korumak bize mi kalmış! Öyle ya içimizde
de Firavunlar var! "Firavun" kimdir? Nelere sahiptir? Nasıl
yönetmektedir? Ne şekilde davranmaktadır? İtiraz edeni ne
ile itham etmektedir? Buradan aynı şeylere sahip olanların,
aynı tarzda yönetenlerin, aynı şekilde davrananların ve aynı
şekilde itham edenlerin de genetiğini çıkarmış olalım. Demek
oluyor ki, "Firavun" o kimsedir ki kendisini ülkenin mutlak
sahibi olarak görür. Öyle ki tüm ülke onun mülküdür.
Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Dilediğini ihya eder,
dilediğini ifna eder. İstediğine verir, istediğinden geri
alır. Ham sonuç olarak, Firavunluk bir ülkede 'mülkün' ele
geçirilmesi ile başlıyor...Bunların bütün zamanlar için
anlamı bir ülkenin/yeryüzünün yeraltı ve yerüstü
kaynaklarını yani tüm zenginliklerini, en itibarlı
makamlarını (köşe başlarını, stratejik merkezlerini) ele
geçirmek ve geri kalan herkesi bundan mahrum bırakıp muhtaç
duruma düşürerek kendinde 'kenz' ve 'temerküz'etmektir. Eh
artık yeter ve yeter demenin de zamanı gelsin!!!
Vicdanı olan her insanın kanı donuyor, boğazı düğümleniyor,
gözleri doluyor, yürekten ağlıyor ve gece uykuları kaçıyor,
inanın bir anda uyuyamaz oluyorsunuz!Bir evin direği olan,
evlatlarını şehit veren ailelerin acılarını gerçekten
hangimiz ne kadar hissediyoruz? Birileri güya her fırsatta
barıştan yana olduklarını tekrarlıyorlar ama, aynı paralelde
de yeni tehditler öne sürerek samimiyetsizliklerini dile
getiriyorlar. Deyim yerindeyse, çözümden çok çözümsüzlük
isteyen sözleriyle meseleyi çıkmaza sürüklüyorlar.Bu
durumda, insanın sorası geliyor; kararsız, tutarsız,
gerçekten barış istemeyen, samimiyetsiz, tehditkar ve
şımarık tavırlarınız açık ve seçik anlaşılabiliyor.
Siz, kendinizi ne
sanıyorsunuz?
Yazacak, çizecek takatimde kalmadı
şimdilerde...Yaşadığımız güzel günlerin hatrına, biz yine de
şehitlik olmadan vatan olmaz diyelim, yine bunlarda geçer
unutulur diyelim, Türk milleti'nin başı sağolsun diyelim,
şehit yakınlarına sabır, şehitlere rahmet dileyelim,
aklımıza ne gelirse dileyelim de olsun bitsin!Ne dersiniz,
dilekler dilemeye...Masal anlatmaya vs...vs... Bakınız,
vatan bir toprak parçasıdır, ama her toprak parçası vatan
değildir. Vatan, uğruna şehit olunan, can verilen kan
dökülen, kanla-canla bedeli ödenen toprak parçasıdır.Aynen
Türkiye'miz gibi... Şehit ise; Allah yolunda, din, vatan ve
namus gibi kutsal değerleri uğrunda ölen; ruhunu Allah’a,
bedenini toprağa sunan, bir gül bahçesine girercesine şu
kara toprağa giren, eli öpülesi kahramanlardır. Vatan, insan
için özellikle bir millet için mutlak gereklidir. Çünkü din,
namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan
sayesinde, hür ve özgürce korunur ve yaşanır. Dolayısıyla
hepimiz vatan için bugünden ölmeye hazırız... Bakınız,
Peygamberimiz (SAV), bizzat bir defa değil birkaç defa şehit
olmayı istemiş ve şöyle buyurmuştur: "Ruhumu kudret
elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp
öldürülmemi, sonra tekrar dirilip savaşarak tekrar
öldürülmemi, yine dirilip savaşta öldürülmemi arzu
ederim."
Diyeceğim o ki, şehitlik herkese nasip olmaz...
Millet olarak, şimdilerde kendimizi sorgulamaya başladığımız
günleri yaşıyoruz! Biz kendi içimizde birliğimizi
kaybetmişiz...Dost kim, düşman kim görmezlikten geliyoruz!
Kültürümüzden koptuk, materyalizmin atmosferinde eritiyoruz
kültürümüzü, örfümüzü ve daha nice değerlerimizi hiçe
sayıyoruz... Binlerce parçaya bölünüyor menfaat için,
birbirimizi yiyiyoruz.Türkiye nereye gidiyor, değil. Biz
nereye gidiyoruz, bu soru önemli. Biz doğru yöne gidersek
Türkiye zaten yerinde duruyor. Hala siyasi mülahazalarla
kitleleri etkileme peşindeyiz. Açılıma devam edin, açın daha
çok açın...Habur'dan girip (hani şu davullu, zurnalı
karşılama vardı ya, hatırlayın) Silvan'dan çıktılar
işte...Sonuç aşikar! Takkeyi öne koyup düşünen var mı? Bana
göre yok! Aynı tas, aynı hamam yola devam...Yanlışlara
doymuyoruz...İnanın dostlar, doyacak gibi de durmuyoruz...
Bakınız, Uganda ordusu bile bu kadar kayıp vermiyor. Heron
var, top var, silah var, helikopter var, uçak var, radar
var, ama nedense dört tane baldırı çıplak, eşşekli terörist
13 askeri şehit ediyor, 7 tane de yaralı bırakıyor...? Yahu
millet'e havarrrrr etseydiniz, bir saatte eşkiyalara dar
gelirdi o yerler...Ne oluyoruz ya?!? Hani şu 'en'ler vardır
ya; bizim
ülkede değil Amerika'da hemen herşeyin 'en'i bulunur ya.
Guinness Rekorlar Kitabı
kayıtlarına bakarsanız anlarsınız. İngiltere'yi,
Almanya'yı, Japonya'yı ve Türkiye'nin topunu toplasanız
Amerika etmez. Bu dünya ve öbür dünya farklıdır! Bilindiği
üzere, yaşam boşluk
tanımıyor, hele siyasi hayat hiç tanımıyor…Ankara’da boşa
dönen kasnaklar ile Diyarbakır’ın çarkları birlikte hareket
edemez! Boşa kürek sallamamak gerekir! Kırk düşünüp, bir
konuşmak 'en' doğrusu...Ama bu 'en' Guinness Rekorlar
kitabında yer almaz...Hani adamın
biri, 40 yıllık gayretinin neticesinde 40 metreden ipi atıp
iğnenin ucundan geçirmek şeklindeki marifeti
göstermek üzere Padişahın
huzuruna çıkmış. Neticede Padişahımız 40 altının
yanında 40 da sopa vurulmasını
emretmiş. 'Altını anladık da sopa neden?', demiş
adam... '40 altın bir marifetin
olduğu için; 40 sopa da böyle lüzumsuz bir marifete bir
ömür harcadığın için...' demiş Padişah! İşte bu
fıkranın sopasını yemeden hayatı anlamak
sanırım en doğrusu! Altın ve sopa
aynı kefede duramaz! Bu beklentiler insan doğasına
aykırıdır! Derhal hızlı önlemler alınmalı, daha fazla
yüreklere ateş düşmemeli...
"Ey
şehit oğlu şehit isteme benden makber,
Sana avucunu
açmış duruyor Peygamber"
Cümlesinin ruhları şad, mekânları cennet olsun...
NE MUTLU TÜRK'ÜM
VE DÜŞMAN'A BİR KARIŞ TOPRAK VERMEM DİYENE!
YANILIYORSUNUZ, TÜRKİYE YENİLMEYECEK!
Leman KUZU©
İstanbul,15/07/2011
kuzuleman@yahoo.com
Yazarın diğer yazıları:
YANILIYORSUNUZ,
TÜRKİYE YENİLMEYECEK!
EY
ŞEHR-İ ANKARA...?
AYNAYA
YANSIYANLAR!..
ÇELİŞEN
FİKİRLER
SERÜVEN
BAŞLIYOR...
ASLAN
PAYLARI (!)
ZAY
EDİLEN KADINLAR VE SİZ, EFENDİLER
DOSTLUK
VE BİRLİK AĞI
AMAÇ
BARIŞ MI YOKSA SÖMÜRÜDEN RANT MI?
KIRMIZI ÇİZGİLERLE HAYAT...
ZİHNİ
ZİNCİRE VURMAK!..
2011'E
ERTELENEN UMUTLAR!
İNSAN
HAKLARI VE WIKILEAKS ŞOKU
BAYRAMLARI
ANLAMLI KILMAK!..
O,
ÜLKEMİZE DOĞAN BİR GÜNEŞTİ!..
1923/2010 CUMHURİYET
SEVDASI BİTMEYECEK...
YAŞAMDAN
UFAK BİR KARE
ONLAR
DEĞERLİDİR, DEĞERİMİZDİR!..
NİCE
MUTLU BAYRAMLARA!
BARIŞ'IN
YOLU / THE ROUTE OF THE PEACE!
AMAÇ
DOĞRUYU BULMAK!
İSRAİL
VE İNSANLIK DRAMI!..
İNSAN
YANSIMALARI
YURTSEVERLER, SÖZÜM
SİZE!
SÖZDE
BAYRAK SAHİBİ DEĞİLİZ!..
KABUL
ETMİYORUZ!..
KADININ
SESİ
EY
DÜNYA, EY İNSAN HAKLARI NERDESİN?
SEVGİ
ZAMANI!..
YAŞAMDAKİ
BEŞ ÖNEMLİ DERS!..
2010
AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL!.
MUTLULUĞUN
ADI 2010...
DÜNYA İNSAN
HAKLARI GÜNÜ / WORLD HUMAN RIGHTS DAY
SAYFA
BASI
|