·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİRLİK

                 Latif Çelik

 
KADER ONLARI HEM ESİR, HEM HRİSTİYAN ETTİ    

Almanya genelinde çeşitli platformlardan verdiği aynı adlı seminerlerle de bilinen Latif Çelik, 2. Viyana Kuşatması'yla başlayan bozgun döneminde esir düşen Türk kızlarının vaftiz edildikten sonra Almanlarla evlendirildiklerini belgeleriyle ortaya koydu. Çelik'e göre, 1683 yılında yaşanan Viyana bozgunu başta olmak üzere, Budin, Mohaç, Belgrat, Salamenken ve Zenta savaşları sonunda, gerek şehirlerdeki soylu Türk ailelerinin kızlarından, gerekse komuta kademesinin aile fertlerinden çok sayıda Türk kadını esir olarak Almanya'ya getirildi, çoğu da Hıristiyan edilerek evlendirildi.

Türkiye'de tarih eğitimi gördükten sonra geldiği Almanya'da yayın hayatına kazandırdığı Birlik Gazetesi'nde de "Avrupa'da Türk İzleri" konulu araştırmalarını seri halinde yayınlayan Çelik, "Ecdadın sadece kahramanlığına değil, acı hatıralarına da ortağız. Çünkü biz milletiz…" diyor. Çelik'in son araştırmasını kendi kaleminden aktarıyoruz.

16. yy'da Türk hizmetçi çalıştırmak modaydı

Kaderin bize küstüğü, kara bahtın, kem talihin tersine döndüğü 1683 yılı ve sonrası. Ne demek istediğimizi tarih ile az buçuk müşerref olan herkesin anladığından eminiz. Karacaoğlan'ın 'Yer götürmez' dediği muhteşem ordunun gelebildiği en son nokta olan Beç muhasarası (Viyana kuşatması) Türk tarihinin Avrupa sayfalarının tepeden aşağıya inen başlangıcını oluşturdu. Tekrara gerek yoktur. Acı sonu tarih bize çok kereler tekerrürleri ile söylemiştir, kaybeden Osmanlıdır. Gururdan olsa gerekir, şehit ve yaralı sayılarını yazan katipler nedense esirlerden pek bahsetmezler. Viyana kuşatmasının perde arkasındaki bir gurup "Esir Türk Kadını" tarihin karanlığında kaybolup gitmişlerdir. Türklerin yazmayı gururuna yedirmediği yüzlerce Ayşe, Fatma, Merve ve Fadime, Bavyera ve Baden-Württemberg'deki kiliseler tarafından vaftiz edilip, Hıristiyan adı verilerek adı sanı bilinmeyen yerlerde kaybolup gitmişlerdir.

Adet olmadığı halde, ikinci Viyana savaşında bir çok devlet adamı ailelerini de savaş meydanına getirmişlerdi. Çünkü Türkler zaferden son derece emindiler. Osmanlı tarihinde ilk defa komuta kademesinin ailelerinin önemli bir bölümü de bu savaşta batılıların eline esir düştüler. ll. Viyana Kuşatması'nın çeşitli bölümleri için verilen rakamsal boyut içerisinde Haçlı ordularına esir düşen Türk kadınlar hiç bir zaman yer almamıştır. 1683'te Viyana, 1685'te Neuhäusel, 1686'da Ofen, 1687'de Mohaç, 1688'de Belgrad, 1691'de Salamenken ve 1697'deki Zenta savaşlarında çok sayıda Türk kadını esir olarak Almanya'ya getirildi. Hatta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın haremindeki kadın ve çocuklardan bir bölümü bile Nemçe askerleri tarafından esir edilerek Almanya içlerine dağıtıldı. Artık, 16. yy'da Türk hizmetçi çalıştırmak Almanya'da moda idi.

Avrupa Sarayları esir Türk kadınları ile doldu

Batılı tarihçilerin en önemli iddialarından birisi, Osmanlılar'ın Balkanlar ve Orta Avrupa'dan topladıkları devşirme çocukları Müslümanlaştırarak Yeniçeri Ocağı'na katmalarıdır. Türklerin en yüksek seviyede eğitip geleceğe hazırladıkları bu Hıristiyan çocukları arasında Osmanlı Devleti'nin en yüksek kademesine kadar gelebilenler olduğunu nedense bilmek istemezler.

Aynı asırda batılıların eline düşen Türk esirlerden arkaya hiç bir iz kalmaması ise hangi tarafın insan hak ve inanç hürriyetine daha fazla ilgi gösterdiğinin kanıtı olsa gerek. Türk esirlerin izleri sadece Hıristiyan edilene kadar takip edilebiliyor. Hıristiyan ismi aldıktan sonraki durumu ise hiç kimse bilmiyor.

Savaşta insanları rehin olarak getirmek 1680/ 90 yıllarında çok ilgi çekici bir olaydı. Bu daha çok yüksek rütbeliler tarafından uygulanıyordu. Sebep olarak, rehin alanın cesaretine delil veya zafer alameti olarak algılanıyordu. Belki de, o yıllarda moda olan, egzotik şeylerle evlerini süsleme zihniyetinden, "Orient"ten gelen canlı süsler dikkat çekiyordu. Fakat sonradan, Hıristiyan olmayanlara dinsiz, kâfir diyen Hıristiyanlar, rehinelere kilisede vaftiz yaparak onları dinsizlikten kurtarmak için getirdiklerini ifade ediyorlardı. Dinini değiştirenlere hemen vatandaş olma hakkı tanınıyordu. Kilise araştırmalarında, "genealog" yazı edebiyatı ve "Heimat" kroniklerinde çok zor şartlar altında yapılan araştırmalarda bütün Almanya'yı içine alan çok sayıda Türk esirin getirildiği açığa çıkarılmıştır. Sadece Kuzey Bavyera'da 80 biyografi parça parça doküman edilmiştir. Bunlardan yüzde 60'ı erkek, yüzde 40'ı kadın. Çok sayıda Türk çocuğu ile ilgili raporlar kısa ve objektif olarak arşivlerde yer alıyor..

Ya metres olacaklardı ya da Hıristiyan...

Türklere karşı savaşan Avrupa orduları çeşitli ülkelerden meydana geldiği için savaşın sonunda esir edilen Türkler Avrupa'nın çeşitli ülkelerine dağıldılar. Önemli bir bölümü Hıristiyan olmamaya karşı direndilerse de 16. yy. Avrupası'ndaki din ve inanç hürriyetini (!) düşündükçe esir Türk kadınları için tek seçenek vardı; Ya metres olmak, ya da Hıristiyan olup biri ile evlenmek…

Tozlu sayfaları karıştırdıkça geçmişin bilinmeyenlerine ulaşıyorsunuz. Arşivler Fatma'nın hayat hikayesini detaylı olarak açıklıyor. Fatma, doğum yeri Modon şehri olarak kayıtlara geçmiş. 12 yaşındayken, Venedik askerleri 1686 yılı başında Modon kalesini fethedince esir alınarak İsviçre'ye getirilir. "Welsch dilini" öğrenen Fatma, Pommer'in yanında fazla kalmayıp, çok sevildiği halde, yakın dostu Nürnberg Altdorf Üniversitesi'nde İlahiyat Profesörü olan Dr. Johann Fabricius'a teslim edilmiştir. 13 - 14 yaşında olan Fatma'ya Almanca'dan İtalyancaya çevrilerek Hıristiyan dini öğretilmeye başlanır. Arşivlere göre, Fatma'nın kendi isteği üzerine, "Kutsal din Hıristiyanlığı kabul ediyorum, vaftizim yapılsın" yazmakta. Fatma sorulan Hıristiyanlıkla ilgili 10 soruyu İtalyanca olarak doğru cevapladıktan sonra Katharina Aemylia adını almıştır. Fakat yeni bir hayata başlayamadan, vaftizden bir kaç hafta sonra vefat etmiştir.

Arşivlerde Fatma-2 olarak adı geçen Türk esirin bir paşanın kızı olduğu sanılıyor. Hatta Sultan'ın torunu olma ihtimali de yüksek. Sulzbach düşesi Herzog Theodor'un, "Dünya güzeli bir kız. Hayatımda hiç bu kadar güzel ve akıllı bir kadın görmedim, dediği Fatma, 22 yaşında 1686 yılında) Ofen şehrinin fethedilmesiyle General Markgraf Hermann von Baden'nin eline esir düşmüştür. Hemen Hıristiyanlaştırılan Fatma, Maria Anna Augusta Colestina adını alır. Nasıl olduğu tam bilinmese de ölünceye kadar Fatma ismini de kullanmış, hatta önemli evrakları imzalarken de bu ismi kullanmıştır. Ecdadın sadece kahramanlığına değil, acı hatıralarına da ortağız, çünkü biz milletiz…

 

Kiliselerin tozlu arşivlerinden

Merve de kaderde esirlik varmış diyenlerden. Nürnberg'deki Sabaldus Kilisesi kayıtları Halil Paşa'nın kızı Merve ile ilgili bilgileri bütün sıcaklığı ile koruyor. Macaristan'da ki Pecs şehrinin elimizden çıkması ile birlikte çok sayıda Türk, Barons Von Blumberg tarafından esir edildi. Önce Viyana'ya ardından Nürnberg'e getirilen Merve, Sebaldus kilisesinde Hıristiyan edildi. Merve'den ya da Merve gibi yüzlerce Türk kızından yıllarca kimsenin haberi olmadı, taki birileri çıkıp Almanya'da Türklerin izini arayana kadar...

 

1687 yılında Balkanlardan esir olarak getirilen Türk kızı Fatma'nın Hıristiyan edildiğine dair kilise kayıtları, esir Türk kadınları ile ilgili son derece önemli bilgileri günümüze ulaştırmaktadır. Kilise arşivleri 20 Şubat 1688'de Fatma'nın Katherine olduğunu ve hemen akabinde hayata veda ettiğini yazıyor. Kaderin yükünü taşıyamadığından olsa gerek....

 

İşte Hıristiyan edilen Türk kadınlarından bazıları:

Erlangen Üniversitesi profesörlerinden tarihçi Hartmut Heller'in oldukça objektif olarak verdiği Bavyera'daki Türk esirleri ile bilgiler günümüze şöyle ulaşıyor:

 

Merve :

1693 yılında Nürnberg Sebaldus kilisesinde vaftiz edilerek Hıristiyanlaştırıldı. Türk subayı Halil'in kızıdır. Baron von Blumberg tarafından rehin alınarak getirilmiştir.

 

Habba :

Bir Türk kaptanının karısı. Macaristan'da Großvardein'de Hauptmann Seider tarafından rehin alınarak Bayreuth'e getirilip, ordan Kulmbach'ta bulunan von Schönbock adında bir kadının yanına getirilmiştir.

 

Kader :

Erlangen yakınında bulunan Evang. Untenreuth kasabasında kilise kitabında şöyle yazıyor: 3 - 4 yaşlarında olan Kader, babası Belgrat'ta şehit düşünce yanından alınarak esir edilip getirilmiş. Daha sonraki geçmişi bilinemiyor. Kader'in Hıristiyan olarak yetiştirildiği belirtiliyor.

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Kader onları hem esir, hem hristiyan etti
Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…
TİDAF rüşdünü ispat etti
Yanlış ata oynamanın bedeli
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Avrupa| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 
 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57

e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.

Latif Çelik
Kader onları hem esir, hem hristiyan etti
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
  Şensel Aşkın
Yüzleşme
Alperen Çelik
Saddam - ne idi, ne oldu, ne olacak?
Hidayet Kayaalp
´´Değişim mi, Gelişim mi?´´
Üzeyir Lokman Çaycı
Hazır mısınız çocuklar?
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
İsmail Altıntaş
Yılbaşı ve Noel Üzerine Düşünceler…
Fikret Ekin
Ne olur, ne olmaz
Sizden Biri
Nadan elinden
Ismail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Ozan Yusuf Polatoğlu
Nice Saddam nice Bush geçti bu dünyadan
Mahmut Aşkar
Dik durun!
Sebahattin Çelebi
Memleket Gülüm
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Şefik Kantar
Terörün yeni yüzü
Muhsin Ceylan
Bekleyip, göreceğiz!
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç