·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  VİTRİN

              Şensel Aşkın 

 

www.senselaskn@yahoo.com


 İnsan Hakları ve İslam Ülkeleri

İslam dininin, hatta hiçbir ilahi dinin, günümüzde ulaşılmış "evrensel
değerler" denilen, insan hakları ve özgürlüklerinin temel yapısına ve ana
temaya ilişkin herhangi bir tezat tutum ve anlayışı bulunduğu iddia
edilemez. Hal böyle iken, özellikle İslam’ın insan haklarının temel
değerlerine ters düştüğü, insan haklarına saygılı olmadığı hatta zalimce ve çok geri anlayışlar içerdiği düşüncesi Batı aleminde oldukca yaygın bir kanaat olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun nedeni yalnızca cahil ve medeni ilişkileri yeterince gelişmemiş bazı insanların Batı ülkelerinde ortaya koydukları uyumsuz ve tehditkar tavırları değildir. Bu yargıyı güçlendiren daha esasli neden, İslam ülkelerinde dini yada siyasi otorite diye, ülke halklarının da başüstünde tuttukları liderlerin, ikiyüzlü, yer yer acımasız ifade ve davranışlarıdır..

Yüce Peygamberin ifade ettiği üzere "din güzel ahlaktır" sözünü görmezden gelerek, hatta buna ne kadar da uyduklarını iddia ederek,hertürlü ikiyüzlü, bencil, çıkarcı ve çifte standarttan kacınmayan bu Liderlerin hal ve davranışlarını nasıl izah edebiliriz?...Biryandan dünya nimetlerine burun kıvırır gibi ifadeler kullanıp ve halkının sefaletle
boğuşmasının önemsizliğini, hatta fakirliğin faziletlerini anlatırken, diğer
yandan gözlerimizin içine bakarak,"müslüman müslümanın kardeşidir " diyen diğer yandan, trilyonluk villalar, köşklerde yaşayan, birkaç yüzmilyarlık arabalara binen, ilim adamı, hoca-şeyh ve kendine biat edilmesini isteyen siyasi önderlerin tavrını gören insanların acımasız eleştirilerini nasıl haksız bulabiliriz.

Yahut,"kitabına uydurup", dünyanın en heybetli saraylarında oturan, onlarca kadınlık haremler kuran ve yurt dışına yüzlerce avanesiyle gidip birkac günlüğüne halkın milyonlarca dolarını gözü kapalı ve büyük bir gürültüyle harcamaktan çekinmeyen ve tam bir İslami yönetim kurduğunu iddia eden öbür yandan, bahçesindeki gülü koparanın elini kesen yüce hükümdarlarımızı nasıl anlatabiliriz?

Ve "çarpılırız" korkusuyla bunlara ses çıkarmayan toplumlar ve bizler
gerçekten ne kadar,samimi, yürekli, ahlaklı ve medeni, olduğumuzu sorgulamalıyız.. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere, ahlaki, objektif kural ve yaşantıya yansıyan, özellikle başkalarına saygı olarak değilde, metafizik unsurların subjektif yorumlarına dayandırmaya devam edersek, dini de ahlakı da çifte standarttan ve anlaşılmaz kavram kargaşalarından kurtaramayız. Bu nedenle ahlak öncelikle "kişisel" bir yaşayıştır ve bizim vazifemiz, kimin ahlaklı kimin ahlaksız olduğunu yargılamak değil, davranışlar ve sonuçlarını değerlendirmektir .Ahlak yargısını, kalpleri bilen ve hükmeden yaratıcıya bırakmak zorundayız. Bunu yapmadığımız sürece, istismarcı yönetimlerden kurtulmamız mümkün olmayacaktır.

Bu sonucu üreten; korkulara ve susmanın faziletine dayalı edilgen inanç anlayımızdır.
 Bu anlayış; kendini ortaya koyamayan, korkak, ürkek, içine kapalı,  her düşünüş ve davranışın bir cezaya konu olabileceği endişesiyle sinmiş,  kendini alabildiğine kısıtlamış insanlar yetiştirmektedir. Bunun yerine, kendi ınanış  ve değerlerini içtenlikle benimseyen, ve fiilleri yüreklice sorgulayabilen, medenice  savunabilen, dürüst insan yetiştirmeye yönelik yeni anlayış ve metotları geliştirmeliyiz...
 
Bu yolda, öncelikle aydın kesimimiz,"bir bildiği olmalı" şeklindeki esrarengizlik ve sorumsuzluk yüklü anlayışını terkederek,düşünce, eleştiri ve taktirlerini uygun şekilde, anlaşılır ve açıkca ifade etme metot ve uygulamalarını ortaya koymalıdır..Akla dayalı, kritik etme, eleştiri ve taktir etmeyi mutlaka öğrenmeli, herşeyi kabul-ya da ret, ak-yada kara, güzel ya da çirkin şeklinde daha ziyade duygulara dayalı ve ilkellik kokan alışkanlıklarımızı yenmeliyiz. Bunu, bu sitedeki yazı ve yayınlardan başlatabiliriz

Aksi taktirde, atalet ve tembelliğimiz içinde boğulacağız..Yine aksi
taktirde,  „kültürleri, düşünmekten, aklını kullanmaktan, tartışmaktan, özdenetim ve özeleştiriden uzak olduğu için bu insanlar, demokratik bir toplum kurmaktan acizdirler ve insani değerlerle, başkalarının haklarıyla ilgilenmedikleri gibi, kapasiteleri de yoktur ve onlar herhalukarda, kokuşmuş despotlar tarafından yönetilmeye mahkumdurlar" türü eleştiriler ve yorumlar bitmeyecek, haksız da görülemeyecektir.


SAYFA BAŞI



Yazarın diğer yazıları:

İnsan Hakları ve İslam Ülkeleri
Şu halimize bakın
Yüzleşme

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ozan Yusuf Polatoğlu
”Avrupa birliği”inden ”Ortadoğuda”ki karışıklığa
Fikret Ekin
''Puzzle'' ın bütününü görmek (1)
  Şensel Aşkın
İnsan Hakları ve İslam Ülkeleri
Alperen Çelik
Terör  nedir, ne değildir?
Şefik Kantar
Gündemi Avrupa’ya taşımak
Mahmut Aşkar
Almanya siyasi hayatındaki yerimiz
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Hidayet Kayaalp
´´Değişim mi, Gelişim mi?´´
Üzeyir Lokman Çaycı
Hazır mısınız çocuklar?
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
İsmail Altıntaş
Yılbaşı ve Noel Üzerine Düşünceler…
Latif Çelik
Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…
Sizden Biri
Nadan elinden
Ismail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Sebahattin Çelebi
Memleket Gülüm
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Muhsin Ceylan
Bekleyip, göreceğiz!
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç