·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  VİTRİN

              Şensel Aşkın 

 

www.senselaskn@yahoo.com


YÜZLEŞME

İnkar Edilemez Başarısızlığımız

Tekrarlamaktan bıkmadığımız ve doğru olan deyişle ve gerçekten büyük medeniyetler kurmuş islam topluluklarının bugün içinde bulunduğu durumun içler acısı hali hepimizin gözü önündedir..Bu başarısız sonucun nedenleri ne olursa olsun,sorumlusu ne kadar kaçarsak kaçalım biziz...Ve üstelik bu sorumluluğu başkalarına yıkmakla da,hiçbir problem, üzüntü verici yapısını değiştirecek değildir...

Öncelikle şunu tespit etmek ve anlamak zorundayız; hiçbir kültürel sistem ve hiçbir din, insanlara ekonomik gelişmenin yollarını izah etmek için var değildir..Bütün kültürler ve dinler birer ekonomik değil, ahlaki sistemlerdir ve yine -yalnızca islam değil-bütün dinler ahlak anlayışlarıyla hayatın bütününü kapsayan tebliğler sunarlar şüphesiz.. Bizlere; daha vicdanlı, iyi, fedakar, diğergam olmanın üstün faziletlerini izah etmek için vardırlar..Bu anlamda daha çok kişisel bir mesajdırlar..çünkü ahlak,bir içsel yaşayıştır. Başkalarının hakkını yememek, alçakgönülülük gösterebilmek, dürüst olabilmek başkalarının algılamasından çok bir iç yaşayış uslubudur..Bu iç yaşayışı sağlayamadığımız sürece, yada bu ahlaki meziyetler kaynağını kendi vicdanımızdan değil toplumsal kuralların zorlamasına dayandığı sürece, ahlaklı olduğumuzdan değil, ahlaklı davranmak mecburiyetimizden bahsedilebilir..Bu ahlak anlayışını içselleştiremediğimiz sürece, ikiyüzlülükten kurtulmamız mümkün olamayacaktır..

Din ve dünya işlerinin birbirine karıştırlmamasını istemeyi, dindışı davranışların dayanağı yapmaya çalışmak değil, dinin kişisel vicdan meselesi olduğunu kabul etmek şeklinde anlayarak, önümüzdeki karmaşayı aşmaya çalışmalıyız..Çünkü bunu öylesine birbirine karıştıryoruz ve karıştırdik ki, "senin dinin sana-benim dinim bana" anlayışıyla yerleşmiş birçok dağınık vicdani kargaşa ve istismarı önlemenin başka bir yolu görünmemektedir.. Ahlaki yaşayışı kişiselleştirmeden, ne toplumsal zihin karışıklığını önleyebilir durumdayız nede, kişilik sahibi olmamız mümkün görünmemektedir..

Siyasetteki bunca yozlaşma ve istismarın önemli nedenlerinin başında da bu zihinsel kaos gelmektedir..Liderin bir bildiği vardır elbette şeklinde yıllardır sorgudan muaf yönetilişin arkasında da bu anlayış olmuştur.. Sayın Kenan Evren’e kadar uzanan bir dindarlık ve dine inanan-dayanan anlayışla yönetilme arzumuzun sonucunda, yönetenlere (Ulul emre itaat) bir masuniyet zırhı giydirilmiştir..

Kişilik sorunlarımızdan, toplumsal sorunlarımıza kadar belli analiz ve çözümlenmelerin acilen yapılmaması ve yeni-uygulanabilir-elbette dinkarşıtı olmayan- alternatiflerin düşünülüp, üretilememesi halinde düştüğümüz çukurdan kurtuluşumuz da mümkün olmayacaktır.. Allah korusun ! Ama neden korusun.. Kendi üstüne düşeni yapmak için hiçbir çaba ve çözüm aramayan bir topluluk yada kişi korunmak istemiyor demek değilmidir ? Öyleyse ve elbette Allah Büyüktür ancak, O nun büyüklüğü bizim yapmamız gerekenleri, yapmak içinmidir ? Dini yanlış algılayış yada yorumlayış bu ve benzeri çarpıtmalardır.. Her işte bir hayır vardır deyip, başımıza gelenlere karşı çıkmak yürekliliğini gizlemek, gerçekte hertür lüksü istememize rağmen, başaramadığımızda, Dünya geçici deyip, başarısızlığı örtmek...gün doğmadan neler doğar, Allah kerimdir deyip, ataletimizi kapatmaya kalkışmak ve buna benzer şark kurnazlıklarıyla vaziyeti idare etmektir dinin yanlış yorumlanışı...Artık inkar etmek boşuna..

Bu anlamda kaderiyecilik zihniyetininde, bir kaçış ve sorumsuzluk şekline dönüştürülmüş hali düzeltilmelidir.

Yine bir başka kaçış örneğimiz,ekonomik gelişmenin; açgözlülük, ihtiras, saldırganlık, sömürü, başkalarının hakkını yeterince dikkate almama gibi hoşgörmediğimiz meziyetler gerektiriyor şeklindeki savunmamaızdır. Her kaçış ve savunmada elbette haklılık payı vardır ancak bizim yapmış olduğumuz veya sorumluluktan kurtulmak için başvurduğumuz yol, anlayışın haklılık yanını alabildiğine abartarak, sorumluluk tarafını alabildiğine küçültüp geri plana atmak şeklinde olmaktadır..Hal böyle olunca,önerimiz bir safsataya dönüşmektedir..

Haksızlık, adaletsizlik, sömürü yalnızca gidip birilerinin malını mülkünü işgal ederek zorla kendi hesabımıza kullanmakmıdır.. Bizim kadar birbirini sömüren, kullanan, birbirine haksızlık yapan bir başka cemiyet varmıdır bugün... Çalan-çırpan, borcunu ödemek istemeyen, eline fırsat geçtiğinde hertürlü haksızlık ve melaneti işlemek için mutlaka bir gerekçe bulan bir başka topluluk varmıdır... Ve bunları şu yada bu şekilde mazur gören... ya devlet dinsiz olduğu için ne yapsak hakkımızdır, ya devletin sahibi zaten biz olduğumuz için... veya şu yada bu şekilde bir haksızlıkla karşılaşmışsak eğer, artık dilediğimiz herşeye hak kazanmış sayılırız ...Bu sahtekarlık kültürü toplumdaki bütün kesimlerde, bütün siyasi kuruluşlarda, dini cemaatlerimiz dahil (hatta başta olmak üzere), bütün müesseselerde ve yaklaşık son üçyüzyıldır, her dönem yönetimlerde böyle olagelmiştir.. Bunlardan daha ahlaksızca ve din dışı tutum olabilirmi..


SAYFA BASI


   


Yazarın diğer yazıları:

Yüzleşme

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

  Şensel Aşkın
Yüzleşme
Serdar Çelebi
Haydar Aliyev'in ardından.....
Alperen Çelik
Saddam - ne idi, ne oldu, ne olacak?
Hidayet Kayaalp
´´Değişim mi, Gelişim mi?´´
Üzeyir Lokman Çaycı
Hazır mısınız çocuklar?
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
Ismail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Ozan Yusuf Polatoğlu
Nice Saddam nice Bush geçti bu dünyadan
Mahmut Aşkar
Dik durun!
Latif Çelik
Yanlış ata oynamanın bedeli
Sebahattin Çelebi
Memleket Gülüm
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Şefik Kantar
Terörün yeni yüzü
Fikret Ekin
Cadı Avı
Sebahattin Çelebi
Gelirim ben sana
Sizden Biri
Seccadem
Muhsin Ceylan
Bekleyip, göreceğiz!
Dr. Nebil Bozdoğan
Sars hastalığı ve bugünkü bilgilerimiz
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı