|
Populizmin çocuğu Sarrazin
Almanya’ da Thilo Sarrazin’in yazıp piyasaya sürülen,
gerçekler, yarı gerçekler, yalanlar ve iftiralarla
harmanlanmış kitabı tartışılıyor ve epeyce de tartışılacak.
Kitaptaki iddilar ve rakamlar yeni değil. Zat-ı âlileri, 7
yıl görev yaptığı Berlin Maliye Senatörlüğü görevinde de,
aynı incileri belirli aralıklarla piyasaya sürmüştü.
Mr. Sarrazin’e acil şifalar dilemek, her normal akıl sahibi
insanın yapması gereken niyaz diye düşünenlerdeniz.
Tartışmalarla birlikte başlatılan, ’’Tabu yıkıcı kahraman
mı, deli mi?’’ şeklindeki çok çeşitli yoğun anketlerin
açıklanan sonuçları ise oldukça düşündürücü: Sonuçlara göre,
Mr. Sarrazin’i haklı görenlerin oranı yüzde 80. Evet,
yazıyla yüzde seksen. Sarrazin Partisi olsa, yüzde 18 lik oy
oranına sahip olacakmış.
Türkleri, Arapları ve Müslümanları aşağılayan söz ve
iddialarla Almanya’da çoğunluk toplumu nezdinde kahraman(!)
olmak hiçte zor değilmiş. Hayır, gerçek Almanya bu olamaz.
Açık, açık tartışılıp konuşulması gereken konuları öteleye
öteleye gelinen noktadan başka birşey değildir son durum.
Yedi yıllık Berlin eyalet Senatörlğü akabinde yumuşak bir
paslamayla 2009 yılandan beri de Alman Merkez Bankası
Yönetim kurulu üyeliği yapan Mr. Sarrazin, İtalyan, Fransız,
İngiliz karışımı saf kan bir Alman. Bu Muhterem’in açıklama
ve iddialarına bakıldığında, zat-ı âlileri, halkı Müslüman
olan ülkelerden gelen göçmenleri gösterip onların şahsında
İslam’a demediğini bırakmıyor.
O’nun bu söylediklerinin yeni olduğunu sananlarımız
yanılıyor. Balık hafızalı olmayan Almanya’da göç ve göç
tarihi ile ona bağlı gelişmelerle ilgilenenlerimiz, bu
düşmanca kin ve nefret dolu sözleri zamanın Republikaner
Partisi kurucu ve genel başkanlığını yapmış Franz
Schöhuber’den de hatırlayacaklardır. Daha sonraları da onun
takipçilerinden...
’’Eğitim düzeyi düşük olan göçmenler’’in Almanya'yı
“aptallaştırdığını” ileri sürmek, insanı ’’Cehaletin bu
kadarı ancak tahsille olur’’ dedirtiyor...
Aralarında biz Türklerin de bulunduğu göçmen kökenlilerin
eğitim düzeyinin çoğunluk toplumuna göre düşük olduğu
ortadadır. Yıllık resmi veriler bunu zaten açık bir biçimde
yıllardır gösteriyor. Zat-ı âlilerinin oldukça uzun yedi
yıllık Maliye Senatörlüğü döneminde bu tablonun değişmesi
için ne kadar kaynak ayırdığını ve çeşitli katkılarda
bulunduğunu sormak ukalalık olmaz herhalde...
’’Almanya Kendini Yok Ediyor’’ adlı kitabındaki rakamlarla
beslediği iddialarla apaçık bir biçimde kamuoyunu yanıltan
Mr. Sarrazin, göç ve göçmenlerin ülkeye katkılarını
göremeyecek kadar gerçeklere kör demekki.. Burada aklımıza
gelen atasözü ise, ’’Mektep cehaleti alır, eşeklik bakı
kalır!’’
Mr. Sarrazin’i çeşitli manevralarla görevinden almak,
partiden atmak problemi çözmez, çözemez. Bu onun şahsıyla
alakalı bir iştir. Bu ihraçla ilgili tartışma ve gelişmeleri
hep beraber göreceğiz. Dürüst politikacılarla vicdan sahibi
medyacıların yapması gereken en acil iş; göçmenlerin ülkeye
her türlü katkılarını çok net bir şekilde kamuoyu nezdinde
açıklamak, her türlü konuşmalarına, yazılarına, haberlerine
yorumlarına konu yapmaktır.
Göçmenlerden yarım ağızla konuşmak, yeni Sarrazin’lerin
doğmasını engelleyemeyecektir. Ekonomik daralmanın sosyal
hayata etkisinin geleceğimiz açısından oldukça tehlikeli bu
tür düşünceleri yeşertip büyütmeye müsait olduğunu gözden
kaçırmamalıyız.
Çoğunluk toplumu ile göçmenlerin ilişkilerinin güllük
gülistanlık olmadığı malum. Her alanda kökten halledilmesi
gereken problemleri bilmeyenimiz yok. Elli yıl sonra da
olsa, artık populist değil, gerçekçi politikalarla,
göçmenlerinde çözümler sürecine dahil edildiği yan yana
değil beraberce gerçekçi politikalara muhtacız. Gerisi laf-ı
güzaftır....
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Populizmin
çocuğu Sarrazin
Eğitim
masallı uyum yalanları...
Berlin, Ankara’dan çekinir mi?
Zirveden
görünenler ve bir istifa
Nesneleştirilen
Öznelerden biri Marco…
Delilleri
kendi varsayımları olan uyumcular!
Öfke’ye
öfkelenmemek kolay mı?
Berlin’e
hayali bir soru
Kin
vaizleri /Hassprediger
Erbakan
ve partisine psikolog değerlendirmesi
Lobi,
hizmet ve proje efendileri
Temennim,
haksız çıkmak!
Şikayeti
seviyoruz
Bekleyip,
göreceğiz!
Değişen
Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı
arasında
Gurbet
ve devlet
Menfaat
karşılığı susmak
Sevmeme
hakkını kullanmak
Temizlikçi
Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan
yakınan kazıkcı!
İzin,
zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın
Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz
gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları
da oyuna getirirlermiş
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Oylarımıza
sahip çıkalım
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|