|
Öfke’ye öfkelenmemek kolay
mı?
Almanya’da politikacılar, göç ve
göçmenler konusunda tam beklenildiği gibi olmasa da cidddi
adımlar atmaya çalışırken, medayada garip şeyler oluyor.
Ülkenin en köklü televizyon kurumlarından WDR’de ekrana
getirilen ’’Öfke’’ filmini kasdettiğimizi anlamışsınızdır.
Yönetmenliğini bir Türk asıllının yaptığı başrol oyuncusunun
da yine bir Türk gencinin oynadığı film, ülkedeki bilhassa
Türk asıllılar açısından bakıldığında, mevcut klişeler ve
önyargıları beslemekten başka bir işe yaramaz. Yavaş yavaş
eyalet parlamentolarını doldurmaya başlayan ırkçılar, bu tür
yayınları para verseler hiçbir yerde yayınlatamazlar. Bunu
görmemek için üniversite tahsili yapmış olmak gerekir.
Yönetmen Züli Aladağ, filmini savunurken, ’’Büyük
şehirlerdeki gençlerin problemlerini yansıtmaya çalıştık. Bu
film, Almanya’daki tüm Türkler üzerine bir film değil’’
diyor. Tabi, kendi açısından haklı. İşin aslı bize göre şu;
Kim Türkleri hedef alıyor, onların milli ve manevi
değerlerine sövüyor, kötülüyor, ahlak, edep ve medeni
eleştiri sınırlarını zorlayıp aklına geleni söylüyorsa
Almanya’da prim yapıyor, alkış topluyor her türlü mali ve
siyasi desteği görüyor. Bu film yakında bilmem ne ödüllerine
aday gösterilirse kimse şaşmamalı. Gerisi tevil.
Klişelerle dolu önyargıları besleyici Türk gençlerinin
şiddetle özdeşleştirildiği filmin, izleyicilerin kafasında
oluşturduğu Türk genci imajını nereye koyacağız! Almanya’da
kaç Türk asılı genç filmde anlatılan tip gibi? Filmin
içindeki küfürleri Türkçe vermekten kasıt nedir? Film
eleştirmeni olmamakla birlikte Öfke’de, estetiği, film
dilini fenerle arasak bulma imkanımız yok. Eli buçaklı Türk
genci, namazında niyazında klişe Müslüman tipli baba
tiplemeleri çok ilginç. Gerek sanat gerekse film dünyasında
adından bahsettirmek için ısrarla böyle uçuk kaçık istisnai
durumları ön plana çıkarıp film yapmak mı gerekiyor? Neden
sanatımızla ön plana çıkmayı değilde, provakatif konularla
gündeme gelmek isteriz ki! Yeni vatanımız Almanya’da
göçmenlerin ülkeye pozitif katkılarını sosyal barış ve
huzur için faaliyetleri gelişmeleri ve girişimleri ister
dokumentar ister TV filmi olarak çekebilecek bir veya birkaç
baba yiğit yok mu? Bu yapılmak isteniyor da, başta TV’ler
olmak üzere kitle iletişim araç yetkilieri bu tür teklifleri
kabul mü etmiyorlar!
Tabusuz ama edepli ve adaletli tartışmalardan yana olan
birisi olarak, attığımız her adımın içinde yaşadığımız
topluma getirisi ve götürüsünü iyi hesap etmek zorunda
olduğumuza inananlardanım. Sosyal barışın ülkede yaşayan her
fert için hayati önem taşıdığı asla unutulmamalı. Bunu
kurmak çok ama çok zor. Bozmak ise saçma sapan konuların
işlendiği film, kitap, yazı gibi iletişim araçlarıyla çok
basit.
Sansürcü olmadığımızı söylemeye gerek yoktur herhalde.
Fakat, genellemeciliğe götürecek her adımın önceden çok iyi
hesabedilmesi şarttır. Her alanda sıkışan çoğunluk toplumu,
bu tür ürünleri kendine malzeme yapmaktan asla geri
durmayacaktır. Göçmen ve İslamiyet’i dillerine dolayıp yalan
yanlış lakırdılarla kendilerine taraftar bulan ve bunların
oylarıyla yavaş yavaş eyalet meclislerini doldurmaya
başlayan ırkçıların Öfke türü eserlere (!?) en çok
sevinenler olduğunu hatırlatmamk mı gerekiyor? Klişeleri ve
önyargıları beslemekten başka bir fonksiyonu olmayacak olan
Öfke’yi yaptırıp yayınlayan WDR’i de anlamak mümkün değil.
Göç ve göçmenler konusunda çok müsbet yaklaşımları olduğunu
bildiğimiz WDR Genel Müdürü Fritz Pleitgen’de atık sağduyuyu
terkedip rakipleriyle rekabet için her yolu mübah görmeye mi
başladı acaba? Yazımızı bir bilgi paylaşımıyla bitirelim
isterseniz.
Aktüel hesaplara göre Almanya’daki Türkler, yılda yaklaşık
120 milyon Euro radyo ve televizyon vergisi ödüyor. Öfke
gibi bir filmin bu paralardan finanse edilmesi, Almanya’daki
Türk asıllıların kendi paralarıyla kendilerine düşmanlık
yapılması ve körüklenmesi değil de nedir? Birileri bu
sorunun cevabını mutlaka vermelidir...
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Öfke’ye
öfkelenmemek kolay mı?
Berlin’e
hayali bir soru
Kin
vaizleri /Hassprediger
Erbakan
ve partisine psikolog değerlendirmesi
Lobi,
hizmet ve proje efendileri
Temennim,
haksız çıkmak!
Şikayeti
seviyoruz
Bekleyip,
göreceğiz!
Değişen
Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı
arasında
Gurbet
ve devlet
Menfaat
karşılığı susmak
Sevmeme
hakkını kullanmak
Temizlikçi
Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan
yakınan kazıkcı!
İzin,
zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın
Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz
gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün
modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları
da oyuna getirirlermiş
Tiyatroyu
seven muhafazakarlar
Oylarımıza
sahip çıkalım
Vekâletle
yaşma alışkanlığı
Çay,
zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas
mesele samimiyet(sizlik)
Almanya
treni kalkıyor
Göç
Kanunu ve terör
Eğitim
mi dediniz, o da ne?
İzin
ve zorla evlilikler
Yok
saydığımız kadın sığınma
evleri
Sanal
dostları tanımak
Karelerin tamamladığı resim
SAYFA
BASI
|