|
|
HİKAYELERİM Sizden
Biri
|
|
|
info@turkpartner.de
|
NUR
YÜZLÜ ADAM
Onlarca insanın içinde hayatımda ilk defa gördüğüm
bu insan beni bir mıknatıs gibi kendisine doğru
çekiyordu. Bir sohbet meclisinde bulunuyordum. Bulunduğumuz
mekanının bir ucunda ben ve tanıdık
simalar, diğer ucunda ise cazibesine kapıldığım
o insan ve çevresindekiler... Aradabir gözlerim gayri
ihtiyari onun olduğu tarafa doğru kayıyor,
bazen bakışlarımız kesişiyor, gözgöze
geliyorduk.
İçimden, milletin bir önce toplantı salonunu
terketmesini ve benim bu güzel yüzlü insanla tanışmama
fırsat doğması için dua ediyordum. Nihayet
topluluk birer ikişer dağılmaya başladı.
Adamın yanındakiler de epey azalmıştı.
Doğru bu gül yüzlü adamın birkaç kişiyle
oturduğu masaya gittim. Selam verdim, babacan bir tavırla
karşılık verdikten sonra, oturmam için yer gösterdi.
Karşılıklı hal-hatırdan sonra, yanındakilere,
"Beyefendiyle biraz başabaş görüşmek için
müsade var mı?" deyince iyice şaşırdım.
Benim kendisiyle görüşme isteğimi nasıl anlamıştı.
Yanımızdakiler müsade isteyip ayrıldıktan
sonra ikimiz başbaşa kalmışdık. Gözlerimin
içine bakarken kafamdan geçenleri okur gibiydi. Söze o başladı.
-Sizi dinliyorum, dedi.
-Sizinle biraz yakından tanışmak istemiştim,
dedim.
Herşeyiyle sade, şahsiyetiyle asil, bakışarıyle
insana samimiyet ve güven telkin eden bir hali vardı.
Tebessümle söze başladı:
-Allah kuluyum. Faydalı olacağım ve
faydalanabileceğim durumları değerlendirmek için
gayret gösteriyorum.
"Allah kuluyum" derken sormak istediğim birçok
soruya bir çırpıda hem cevap vermiş oldu, hem
de;
adım, sıfatım, hangi taraf, hangi görüş
gibi daha birçok konuda bana soru sormana gerek yok, der
gibiydi. Üzerine basarak, "Allah kuluyum" demesi,
anlayana zaten herşeyi anlatıyordu, onun için fazla
üzerinde durmadan başka bir soruya geçtim:
-Faydalı olacağım ve faydalanabileceğim
durumlar, derken neyi kastediyorsunuz?
-Verebileceğim birşeyim varsa vermeğe,
alabileceğim birşey de hasıl olursa almaya
gayret gösteriyorum. Zaten hayatın tamamı "almak"
ve "vermek"ten ibaret değilmidir: Söz, bilgi,
tecrübe, mal ve sevgi alış-verişi gibi. Hatta
nefes gibi: Önce alıyor, sonra veriyoruz.
Ne kadar güzel konuşuyordu; mana ve mesaj yüklü sözler
sarfederken kendisinden emin bir ruh hali sergiliyordu.
Dinlerken karşımdaki insanı seyretmek de bana
ayrı bir haz veriyordu. Ne kadar da nur yüzlü bir insandı. Dayanamadım:
-Nurlu bir yüzünüz var.
-Teveccühünüz efendim! Selavatlanmış bütün yüzler
nurludur. Sadece huzur-u İlahi'de eğilen ve yere baş
koyan, O'na yönelen yüzler, kalkan eller, bakan gözler
nurludur.
-Nefes nefese hayatın her zerresinde yarışın
olduğu bu ortamda sizi bu kadar rahat kılan unsur
nedir?
Yine tatlı bir tebessümle soruma cevap verdi:
-İnanmak, efendim! Sıdk-ı gönülden inanmak!
Gayret sarfedip, sonuna kadar mücadele ettikten sonra
gerisini O'nun takdirine bırakmak ve nefsi kontrol altında
tutarak hür olmak.
-Size göre bir insanın en yakın dostu ve en zalim düşmanı
nedir veya kimdir?
-Şeytan kötüğü veya kötülükleri, melek ise iyiği
veya iyilikleri temsil eder. İnsan ise şeytan ile
melek arasındaki yerini kendisi belirleyen, tercih eden
bir yaratıktır. Halk arasında, "şeytan"
veya "melek gibi insan" deyimi de herhalde buradan
gelmektedir.
Kafamın iyice karıştığını
kestirebilen bu zeki insan konuya biraz daha açıklık
getirmeğe çalıştı:
-Kafanızı karıştırdığım
için beni bağışlayın. Tabiiki insan ne
şeytan ne de melektir, Adı üstünde, onlardan apayrı
bir yaratık, yani insadır. İnsana yüce Yaratan
"uyarıcılar" göndererek kötülüklerden
korunmalarına imkan sağlamıştır.
Peygamberlerin gösterdiği yola gidenler kendilerine
iyilik, gitmeyenler ise kötülük kazanmışlardır.
-Yani?..
-Yani, insanın dostu da düşmanı da yine
kendisidir. Nitekim Hz. Ebubekir'in günün birinde Peygamber
Efendimiz'e şöyle bir soru sorduğu rivayet edilir:
"Ya Resullallah, bana nasıl bir dua etmemi tavsiye
edersin?". Efendimiz de;
"Ben kendime acımadım, kötülük ettim.
Ya Rabbi, sen affetmeği seversin; bana acı ve günahlarımı affet.",
dediği kayıtlara geçmiştir.
-Bazen meseleler karşısında bunalacak noktaya
geliyorum. Ne
tafsiye edersiniz?
Herzaman yaptığı gibi bu sefer gülümsemedi.
Galiba benden bu itirafı beklemiyordu. Pür dikkat
kesildi.
-Sizi bunaltan meselelerin neler olduğunu sormak
istemiyorum. Doğru çizgide hayatı devam
ettirmek kolay değildir. Siz inançlı bir insana
benziyorsunuz. İnançlı insanların işi diğerlerinden
her zaman daha zordur. Diğerlerinden farkımız
da zaten buradadır. Bizi yaratan Allah, Kuran-ı
Kerim'inde bunun yolunu göstermiştir. "Asr"
suresini okumanızı tavsiye ederim. Orada sabır
gösterenlere müjde vardır.
-Bu ilminizi neye borçlusunuz?
-Herkesin istediği, hedefi ayrı ayrıdır.
Ben ilim istedim ve bu uğurda verdiğim mücadeleyi
de Cenab-ı Allah karşılıksız bırakmadı,
inancındayım.
-Affınıza sığınarak, "sizi inancınızda
bu kadar emin kılan şey nedir" diye sorsam ne
cevap verirdiniz?
-Günümüz insanı adeta bilgi bombardımanına uğruyor.
Televizyon,
bilgisayar, gazete, kitap, dergi aracılığıyla
gelen bilgiler, yaşadığımız hayatın
içindeki tesbitlerimiz ve neticede kendi beyin ürünü düşüncelerimiz,
derken; "akıl hocaları"mız veya çıkış
yollarımız çoğaldıkça çoğalıyor.
İyi "klavuzu" olmayanlar veya istikametini önceden
tayin edemeyenlerin bu noktada şaşırmaları
mümkündür.
-Peki, sizin klavuzunuzun kim olduğunu sorabilimiyim?
-Ben de her müslüman gibi, bu dine mensup bir aileden geldiğim
için adı üstünde, sıradan bir müslümandım.
Okuyor, düşünüyor ve arıyordum,. Günün birinde;
bunca kitap okuyorum, bir de Kuran'ı okumak gerek, deyip,
başladım. Arapçasını bilmediğim için
mealini hazmederek okumaya çalıştım. Okudukça
irkildim, okudukça rahatladım, okudukça hayranlığım
arttı. İslam'ın en büyük mücizesi Kuran-ı
Kerim'di. Bu ilahi mucizenin karşısında kendimi
ve yolumu yeniden keşfetmiştim.
Kalbim, kafam, gözlerim ve dünyama nur doğmuştu
sanki. Cenab-ı Allahtan, bu nuru benden eksik etmemesi
için niyazda bulundum, yalvardım, Resulullah'ın
eteğine yapıştım.
Nur yüzlü adam anlatıyor, anlatıyor, anlattıkça
nur saçıyor ve ben bu nurlu ortamda mest oluyordum.
SAYFA
BASI
Diğer
yazılar:
Nur
Yüzlü Adam
Talan
Medeniyeti
Okumayı
sevmeyenleri....
Teşekkür!...
Kerbela
şehitlerine
Evelallah
Türk, elhamdülillah müslümanız
Buhranlardayım
Sahipsiz
Kızıma
mektup
Hangi
Baba? Noel Baba!
Telefonda
"yaz! " diyorsun
Namus
Meselesi
Bülbüller
ötmüyordu
Gülistan’ımızda
güller
Bizim
gülistan
Yalnızlık
Çilesi
Bakkal
Mühendis
Vatan
kurtaranarslan-2
Vatan
kurtaran arslan
Hacı
düğünü
Uyarı
Kabına
sığmayan adam
Çocuğum
Bizim
Bey
Baba
Seyahat
SAYFA
BASI
|
|
|