·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  HİKAYELERİM

               Sizden Biri

 

info@turkpartner.de


YANLIZLIK  ÇİLESİ 

-Dünya´ya küsmüş bir halin var, hay´rola?
-Yok birşeyim, sana öyle geliyor.
-Hadi canım! Ben seni bilirim; muhakkak birilerine kafayı taktın, veya canını sıkan başka gelişmeler var.
Yere bakan başını yavaştan yukarı kaldırırken gözleri sonsuzluğa odaklandı. Tesbit yerindeydi. Çevresindeki insanların birçoğunun tutum ve davranışlarından rahatsızdı. Ne kadar açığa vermemeğe çalışsa yine de fark ediliyordu.
-Yanlızlıktan şikâyetçiğim.
-İnsan için yanlızlık, teknoloji çağının ve ferdiyetçi kapitalizmin beraberinde getirdiği  en büyük dezavantajlardan birisidir de, senin gibi beşeri münasebeti iyi olan ve genişce dost-akraba çevresine sahip birisinin yanlızlıktan şikâyetçi olmasını pek anlamış değilim.
-Mesele senin dile getirdiğin konularla ilgili değildir. En azından benim yanlızlık meselem.
Ben kalabalıkların içinde yanlızım. Bazen insan kalabalığından bulanıyor ve ne kadar çok yanlız olduğumu fark ediyorum. Bilmem anlatabiliyormuyum?
-Doğrusu pek anlayamadım.
-Bulunduğun mekândaki insanlarla paylaşacak ortak noktaların asgari seviyedeyse veya hiç yok ise, işte o zaman kendini mengenede sıkıştırılmış gibi hisseder, onlardan kaçıp kurtulmanın yollarını ararsın.
-Evet, şimdi seni daha iyi anlıyorum. Bir başka ifadeyle;  frekanslarınız tutmuyor, zevkleriniz ve düşünceleriniz örtüşmüyor.
Kafasını salladı, acıyla alayın karışımı bir tebessüm sergiledi. Elini kafasına götürüp kaşırmış gibi yaptı. Aslında bu, kafasının kaşındığına değil, kurcalandığına dair bir işaretti.
-Düşüncesi olmayan insanla örtüşecek birşeyin de zaten olamaz. Basınımızın anlı-şanlı köşe yazarlarının büyük çoğunluğu düşük seviyede siyaset dedikodusu yapmıyor mu? Televizyon kanallarımızın günlük programlarının içeriği ve kapasitesi ortada değil mi? 
-Yani?
-Yazarı-çizeriyle basın, konuşanı ve sergileyeniyle televizyon. Toplumun kültür seviyesinin alçaklık veya yüksekliğini buradan tesbit edebilirsin.
-Eee...canım sen de!
Herkesin senin gibi olmasını mı bekliyorsun? Okumuşu var, cahili var.
-Keşke senin dediğin gibi olsa.
Cahil, cahilliğini bilse, senin o okumuş dediğin de okumuşluğunu taşıyabilse. Velhasılı kelâm, ben yanlızım arkadaş. Düşünen, düşünce üreten olsa da, benim zıttım olsa. Ona dünden razıyım. Hatta daha da güzel olur. En azından tartışma ortamı doğar. Birbirimizden istifade ederiz.
-Ama o da yok, kuru kalabalıklarla beraber olmaktansa düşüncelerimle başbaşa kalayım, diyorsun.
Başka ifadeyle; bolluk içinde yokluk, varlık içinde darlık çekiyorsun. Düşüncelerini, kendi değer yargılarını, hayata bakış açını paylaşacak insanların ya yokluğundan ya da kıtlığından şikâyetçisin.
-Azizim buna "fikir çilesi" derler.
- İnsanların sorumluluk derecesi gittikçe azalarak neredeyse yok denecek seviyeye indi.
Kendimi bundan sorumlu tutuyor, birşey yapamadığım için de ızdırap çekiyorum. Çirkinlikler güzelliklerin yerini alır oldu. Haya kalmadı, zevk alınacak birşey bırakılmadı.
-İyi de vatandaş ne yapsın?
-Ne mi yapsın?... Sadece normal vatandaşlık görevini yapsa, birçok mesele kendiliğinden hallolacak.Batı toplumlarında olduğu gibi: Çalışkan, dürüst ve duyarlı.
-Ne demek istiyorsun? Halkımız; tembel, sahtekâr ve duyarsız mı?
-Öyle bir genelleme yaparsam insafsızlık olur. Ama ne de olsa bizde şarklılık var. İmkânlarımızın üzerinde yaşamak, işimizi hep kestirmeden bitirmek ve herşeyi bir üst´e teslim veya havale etmek bizim standartımız olmuş. İdarecisinden, yöneteninden şikâyetçi olanlar önce kendilerine bir dönüp bakmalıdırlar.
-İyi güzel de, sen yapman gerekeni yapıyormusun?
İnsanlardan kaçarken sorumluluktan da kaçmıyormusun? Madem bu kadar şey biliyorsun konuş, anlat!
-Rica ederim, ben bilgiçlik taslamıyorum.
Sen beni ya dinlemiyor ya da anlamıyorsun. Bana işkence gibi gelen şeyler de bunun gibi gelişmeler zaten: Hiçbir konuyu tam bilmeyen insan, bana her konudan ahkâm kesiyor. Daha dinlemesini öğrenememiş insana ben neyi dinletebilirim? Bu biraz da arz-talep meselesidir.
- Çare?
-Elimde sihirli bir reçetem yok. Dışımdaki gelişmeler benim varlık nedenimi ortadan kaldırmaya çalışıyor. En azından kendimi ve zürriyetimi kurtarmak için mücadeleme devam edeceğim.  

SAYFA BASI

Diğer yazılar:

Yalnızlık Çilesi

Bakkal Mühendis

Vatan kurtaranarslan-2

Vatan kurtaran arslan

Hacı düğünü

Uyarı

Kabına sığmayan adam

Çocuğum

Bizim Bey

Baba

Seyahat


SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Sizden Biri
Yalnızlık Çilesi
Muhsin Ceylan

Temizlikçi Erika´nın oğlu Başbakan

Mahmut Aşkar
Almanya siyasi hayatında Türklerin yeri
İsmail Altıntaş
Üç Aylar ve Zamanın Kutsallığı
Şefik Kantar
Yaşasın, kurtulduk ! (mu)?
Fazlı Arabacı
AB ve din anlayışı
Fikret Ekin
Bir Bu Eksikti!
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Üzeyir Lokman Çaycı
Yargılanmışım
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Ahmet'in Hikayesi