|

Kanuni
Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
Rodos'un
Fethi ve İsmail Cem
Rodos'un
fethi için 1522'de Marmaris'e giden Kanuni Sultan Süleyman'ın
üç metrelik heykeli, Osmanlı imparatorluğunun
kuruluşunun 700. yılında Marmaris belediyesi
tarafından yaptırılmış. Ancak 57 Hükümeti
döneminin dış işleri bakanı İsmail
Cem bütün görevini dış ileri bakanı olmaktan
çok "Yunanistan ile ilişkilerden sorumlu devlet
bakanı" olarak yaptığı için Öcalan''ı
besleyen ve silahlandırdığı sabit olan
Yunanistan'ı kırmamak amacı ile heykelin
dikilmesi Dış İşler bakanlığı
tarafından yasaklanmış.
Yunan
Dostluğu?
Oysa
Atina'nın Türkiye''ye yönelik düşmanlık
politikası asla hız kesmeden sadece strateji değiştirerek
ve Avrupa Birliği''nin arkasına sığınarak
sürdü. Atina bunları gizli de yapmadı. Yunan Dış
İşleri Bakanlığı tarafından çıkarınla
bir dergide bu strateji açık bir dille yazılmıştı.
Yunanistan Dış İşleri bakan yardımcısı
Yannis Valinakis geçen hafta bir Kıbrıs Rum kesimi
gazetesine verdiği demeçte Yunan stratejisinin ulaştığı
sonucu şöyle özetliyor:"Ankara uslu çocuk olmak
zorundadır."
Pontus Soykırımı
Ankara'nın kimliksiz ve şahsiyetsiz politikası
Türk milletinin vicdanını parçalarken, Atina bir
başkentin davranması gerektiği gibi davranmış,
sözde Pontus soykırımını gündeme
getirmeye devam etmekle kalmamış, 19 Mayıs'ı
"Pontus ve soykırım" günü ilan etmiştir.
Ankara ne kadar pısırık davranmış ise
Atina o kadar milli menfaatlerine sahip çıkmıştır.
Kanuni Tatil Köyünde
Kanuni'nin heykelini belediyenin araç parkından çıkarak
Marmaris'in CHP'li belediye başkanı Ali Acar
“dostluk insanının içinde olur. Heykel yüzünden
neden bozulsun” diyerek heykeli dikeceğini açıklamıştır.
Marmaris'in Beldibi beldesi belediye başkanı MHP'li
İdris İspirli ise heykeli kendi beldelerine dikeceğini
açıklamıştır. AKP'nin kontrolündeki Dış
İşleri Bakanlığı ise Sultan Süleyman'ın
heykelinin dikilmesine şartlı izin vermiş,
heykelin altına Kanuni'nin Rodos seferine ait bir
ibarenin konulmamasını şart koymuştur.
Herhalde Dış İşleri Bakanlığı
heykelin altında şöyle bir ibareyi tercih edecektir:
"1522 yazında tatilini Marmaris''de geçiren Kanuni
Sultan Süleyman tatil köylerine bundan böyle daha fazla
kredi verilerek turizmin geliştirilmesini istedi."
Utanmazlık
Türkiye''yi işte
böyle bir zihniyet yönetiyor. Tanzimat Döneminde "gavura
gavur demenin yasak olduğu" bir dönem yaşanmış
diye tarih kitaplarımızda okuduğumuz zaman
inanamaz bu nasıl olmuş diye sorardık kendi
kendimize. Şimdi öyle bir dönemden geçiyoruz ki,
Kanuni'nin nereye sefer düzenlediğini heykelinin altına
yazamıyoruz. Ne utanmazlıktır bu. Böyle bir Dış
İşleri anlayışına Türkiye'nin
menfaatlerini savunmak konusunda güvenmek ne kadar mümkündür?
(Sayıları az olan ve tanımaktan mutlu olduğum
Türk milliyetçisi diplomatları tenzih ederim ve onların
da benim gibi düşündüğünü biliyorum.)
Gelelim "Milli Eğitim Bakanlığına"
Topal Osman''ın mezarının üzerinden onun
Pontus çetelerini yok ettiği kaydını siliyoruz.
Yetmiyor, 8.sınıf
İnkılap tarihi ve Atatürkçülük"
kitabından Atatürk'ün Nutku'ndan parçaları çıkarıyoruz
ve İngiliz ajanı
"deyyusu ekber" alçak vatan haini Şeyh
Sait'in Musul ve Kerkük''ü almaya hazırlanan Türkiye''yi
arkadan vurmak için yaptığı ayaklanmayı
"Doğu İsyanı" diye yazıyoruz.
Kitaptan "Antep savunması ve Şahin Bey " bölümü
çıkarılmıştır. Ayni kitapta Türk
bayrağının altında yazılan bayrağın
anlamı ve önemi konulu yazının da çıkarıldığını
görüyoruz. (Cumhuriyet, 8 Ekim 2005)
Sonuç
Bütün bunların
nedenini tekrar ve tekrar yazmaktan bıkmayacağım.
Türkiye bugün Türk kimliği taşımayan ve
anayasanın tanımladığı Türk kimliğine
düşman olan bir heyet tarafından yönetilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nda anasının
ve babasının Kürt ve Arap olduğunu "kendisinin
ne olduğunu bilmediğini" söyleyen bir "Milli
Eğitim Bakanı", milliyetçi değil, ümmetçi
olduğunu söyleyen bir müsteşar, "Ne Mutlu Türküm
Diyene" söylemine karşı çıkan bir müsteşar
yardımcısı olur ise bütün bunların olması
normal olmaz mı?
Esas
Sonuç
AKP'nin böyle pervasız davranmasını sağlayan
ise yanlış bir şekilde "nasıl olsa
%10''un üzerinde alır 50-60 milletvekili ile TBMM''ne
gireriz" diye düşünen bir MHP Genel Başkanı
ve "Aman ne olursa olsun ben şu 50-60
milletvekilinin arasına gireyim" diyen Genel
Merkezdeki hizipçi zihniyettir. 12 Eylül öncesinden ders
aldık diyerek, devletin tasfiye edilmesine kaşı
çıkan Türk milliyetçisi büyük tepkinin Türk
siyasetini yeniden inşa etmesinin önünde "tıpa
görevi" yapan bu siyaset anlayışı devam
ettiği sürece Türkiye, AB ve ABD destekli AKP tarafından
federasyona ve iç çatışmaya doğru sürüklenecektir.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Kanuni
Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB
Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke
Baldan Tatlıdır"
SAYFA
BASI
|