·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


VIZYON
                                                       Yard. Doç. Dr. Haldun Çancı
 
 
haldun.canci@emu.edu.tr




Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu

    
1993 yılında, ‘Medeniyetler Çatışması’ adındaki ilk makalesini okuduğumuzda, S. P. Huntington’un, kehanete soyunmuş, kaçık bir bilim adamı olduğunu düşünmüştük.

     Yazdıkları, bilimsel olmaktan ziyade, yabancıların “futurism” dedikleri, gelecekten haber verme kaygısı taşıyan analizlerden oluşmaktaydı.

     Kimilerinin inanılmaz bulduğu, kimilerinin ise deli saçması olarak nitelendirdiği iddiaları, o günden bu yana çok tartışıldı.

     Dönem dönem unutuldu, sonra yeniden hatırlandı. 

     Huntington, ideolojilerin öldüğünü, bundan sonra insanların, zaten doğal bir biçimde bölünmüş oldukları medeniyet sınırları çerçevesinde bir ayrışmaya uğrayacaklarını ve bu medeniyetlerin birbirleri ile çatışacaklarını iddia ediyordu.

     Birbiri ardınca sıraladığı yedi-sekiz medeniyet arasında, ilk çatışmanın Batı Medeniyeti ile İslam Medeniyeti arasında ortaya çıkacağını söylüyordu.

     Huntington’a göre bu çatışmayı doğal olarak Batı kazanacak, hemen ardından da Konfüçyüs (yani Çin) Medeniyeti ile savaşa tutuşacaktı.

     Çoğumuz için bunlar inanılması güç, akıl ötesi hezeyanlardı.

     Aradan yıllar geçti.

     Gerçekte kimin düzenlediği belli olmayan 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, küresel egemen güçlerin ortaya çıkarmaya çalıştıkları dünyanın genel hatları belirmeye başladığında, hepimiz dehşete düştük.

     İnanılması çok güçtü ama, küresel egemenler, sanki, Huntington’un hezeyanlarını hayata geçirmek için çaba sarf ediyorlardı.

     Bugün geldiğimiz aşamada ise, resim, daha da netlik kazanmış bulunmaktadır.

     Huntington’un yıllar önce öngördüğü üzere, bugün dünyanın neresinde bir savaş ve kan varsa, o kavganın taraflarından birini Müslümanlar, diğerini ise Batılılar ya da Batılılar tarafından desteklenen güçler oluşturmaktadır.

     Bugün dünya, ister kabul edelim, ister etmeyelim, Batı ile İslam arasında bir çatışmaya sahne olmaktadır.

     Afganistan’dan Irak’a, Filistin’den Paris banliyölerine kadar, yaklaşık yirmi kadar sıcak çatışma, bu iki medeniyet arasında cereyan etmiştir veya etmektedir.

     Önümüzdeki gönlerde, İran ve Suriye’de başlayacak olan savaşlar, bu büyük çatışmanın birer uzantıları olacaklardır.

     Son günlerde, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ortaya konan, İslam dininin Peygamberini karikatürize etme provokasyonu, bu çatışmanın yeni bir cephesini oluşturmaktadır.

     Hiç gereği yokken, açıkça hakaret kastı taşıyan, dolayısıyla, dünyadaki tüm Müslümanları inciten karikatürlerin, inatla ve birbiri peşi sıra yayınlanması, bir tek şekilde açıklanabilir.

     Dünyayı, Huntington’un ‘Medeniyetler Çatışması’ hezeyanı çerçevesinde şekillendirmek isteyen küresel güçler, Müslümanlarla Batılılar arasındaki çatışmayı tırmandırmak istemektedirler.

     Bunun için de, Müslümanları en hassas yerlerinden vurmayı denemişler ve bunda da başarılı olmuşlardır.

     Ellerinde çok geniş provokasyon imkanları bulunan bu küresel güçler, aslında, kolayca bu çatışmayı istedikleri seviyeye tırmandırabilirler.

     Örneğin, Trabzon’da cereyan eden, Katolik papaz cinayeti gibi olayların sayısındaki olası artış, dünyayı bu konuda inanılmaz bir dehşet sarmalının içerisine sürükleyebilir.

     Sağlıklı bir kafanın işi olmadığı açık olan bu çatışma, bizi de zor bir duruma itecektir.  

     Tanzimat’tan bu yana, yönümüz Batıya dönük olduğu ve kendimizi Batılı saydığımız halde, yukarıda konu edilen çatışmacı-Batılı bakış  açısı, bizi kendinden görmemektedir.

     Huntington ve takipçilerine göre Türkler, İslam medeniyetine dahil olan bir millettir.

     Türkiye de, kendi içinde bölünmüş, bir cephe ülkesidir ve bu çatışmanın tam ortasında yer almaktadır.

     Bu çatışmanın mimarlarına göre, bu kavgadan kaçış mümkün değildir.  

     Onlara göre, Türkler, İslam Medeniyetinin üyesidirler ve Batı ile çatışmak zorundadırlar.

     Ne Batıcılığımız, ne NATO üyeliğimiz, ne ılımlı İslamcılığımız, ne dinler arası diyalogculuğumuz ve ne de hiçbir zaman ciddiye alınmayan, Batı ile İslam dünyası arasında arabuluculuk tekliflerimiz, bu konuda fayda sağlayacakmış gibi görünmüyor.

     Bizler için zor, çetrefil ve çelişkili bir dönemin başlangıcı olan bu süreç, aynı zamanda başka bir şeyin de sonunu ilan ediyor.

     İnsanlık, uzun zamandır görmekte olduğu küreselleşme rüyasından uyanıyor ve onun gerçek boyutları ile yüz yüze gelmeye başlıyor.       

haldun.canci@emu.edu.tr


SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu
Küresel vatandaşlar
Türkiye'nin Batı Sorunu
Bir Filmin Düşündürdükleri
 

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Haldun Çancı
Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu
Hidayet Kayaalp
Asrın Belasına Çözüm...
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Mahmut Aşkar
Bu Günden Korkuyordum
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Fikret Ekin
Oyun İçinde Oyun mu?
Orhan Aras
Çok acıtıyor değil mi?
Yılmaz Kuzucu
İçimdeki Notlar
Ozan Yusuf Polatoğlu
Vicdan Testi
Halil Gülel
Kim ateşliyor bu fitili
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Nuran Yelkenci
Peygamberleri Rahat Bırakın
Üzeyir Lokman Çaycı
Yolcular
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç