|
Yılbaşı
ve Noel Üzerine Düşünceler…
Egemen
dünya konjüktürü bağlamında, ülkelerin
neredeyse tamamı tarafından kullanılmakta olan
Miladi takvim itibariyle 2004 yılına girmiş
bulunmaktayız.
Bilindiği
gibi yılbaşı, Hıristiyanlarca kutsal sayılan
Christmus tatilinin son gününde, Noel Baba olarak
isimlendirilen bir Hıristiyan azizinin efsanevi kişiliğinin
menkıbeleriyle de çeşnilendirilerek kutlanmaktadır.
Söylenceye
göre Noel Baba, çocukların ve denizcilerin koruyucu
azizi olan Aya Nikola zamanla Noel günlerinde çocuklara armağan
getiren iyi yürekli adam imgesiyle özdeşleşen kişidir.
Hollandalı göçmenler tarafından Amerika´ya taşınan,
orada şişman ve göbekli, beyaz saçlı ve
sakallı, sevimli ve kırmızı giysili
folklorik bir nitelik kazandırılan Noel Baba imajıyla
ilgili özellikle Batılı ülkelerde geniş ve yoğun
bir gelenek ve birikim ortaya çıkmış
bulunmaktadır.
Bu dinsel karakterli yerel kültür, zamanla Batı kültürünün
etkisiyle 19. yılın başından itibaren
Osmanlı devleti sınırları içinde yaşayan
Hıristiyan azınlıkların kutlamalarına
devlet erkanının katılımıyla ve 20.yüzyılda
da Batı uygarlığının egemen olduğu
diğer ülkelerde de kutlanarak dünya çapında yaygınlaşmış
bulunmaktadır.
Genel
kanıya göre Noel Hıristiyanlıkta yılbaşı
olarak da kabul edilir ve Hristiyanların yılbaşı
bayramı Noel´dir. Bu anlamda Hıristiyanlar Hz.
İsa´nın ölümünden üç gün sonra dirilişini
kutlamak için Paskalya yortusunu kutlarlar. Böylece yaygın
bir şekilde kutlanan yılbaşının Hıristiyanlar
tarafından kutsal sayıldığı söylenebilir.
Seküler Batı toplumlarında bireye sunulan dünyevi
olanakların yanında onların anlam dünyalarını
da soyut nesnelerle doldurma gereği kendini
hissettirmekte, Yılbaşı ve Noel kutlamaları
bireysel olduğu kadar salt dinsel kaygılarla olmasa
bile sosyo-ekonomik mülahazalarla bizzat devletler tarafından
desteklenmektedir.
Günümüzde karşı karşıya kalınan
sosyo-kültürel dejenerasyon ortamında yeni yıl münasebetiyle
içki, kumar, sefahat vb. kapitalist toplumlara özgü tüketim
çılgınlığı şeklinde kutlanması
hiçbir şekilde kabul edilemez bir durumdur.
Bunun yerine her birey, bütün İslam dünyası ve
hatta insanlık için yararlı olacak girişimlere
yönelik düşünce ve eylem üretmeye çalışabilir,
yeryüzünde zulüm ve haksızlığa uğrayan
bütün mazlumların mutluluk ve kurtuluşu için hayır
duada bulunabilir.
Yine bireysel anlamda en azından ´iç
gözlem´ yapılarak hatalı ve kötü davranışlardan
vazgeçme yoluna gidilebilir.
Her halükarda yılbaşı vb. yeni zaman dilimleri,
çağdaş insanın dimağında ve gönlünde
yeni açılım ve uyanışlara birer başlangıç
olabilir.
Bir
müslüman diğer din mensuplarının bayramlarına
katılmamakla birlikte ´çok kültürlülük´
esprisine uygun olarak onlara karşı saygı ve hoşgörülü
davranır. Ulusal bayramların dinsel bir içeriği
olmadığından müslüman olmayanların
ulusal bayramlarını kutlamak ve düzenledikleri
şenliklere katılmakta bir sakınca bulunmamasına
karşın, geleceğe umutla bakabilmek için İslam
dünyası bu geceyi tefekkür ve dua ederek geçirebilir.
Yazarın diğer yazıları:
Yılbaşı
ve Noel Üzerine Düşünceler…
Akıl,
Vahiy ve İslam Toplumları...
Veda
Hutbesi ve İnsan Hakları
Yılbaşı
ve İç Gözlem
Üç
Aylar ve Zamanın Kutsallığı
Kurban;
Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Milli
ve Manevi Değerler
Aile
ve toplumsal iþlevi
Olgun
Insan
Ramazan
ayýnýn düþündürdükleri
SAYFA
BASI
|