|
SONUNU
DÜŞÜNEN KAHRAMAN OLAMAZ????
"KURTLAR VADİSİ IRAK" filmine bende gittim. Herkesin de
gitmesini isterim. Ancak Türk rambosu sayılacak bu çeşit film
ilk kez ülkemizde yapılmaktadır. Kurtlar vadisi dizisini
görmeden sadece bu filmi izleyecek olanlar, olayları iyi
algılayamaz. Çünkü film kopuk kopuk bazı olayları ele almış,
yani bir bütünlük yok.
Sorarım size, ağabeyinizin intihar edişine neden olan kişilere
karşı, plan ve program yapmadan, elinizi kolunu sallaya
sallaya 34 PLT 34 plakalı bir araçla Irağa gidermisiniz?
Bu çeşit eylemleri yapanların muhakkak bir eylem planı
olmalıdır. Kurtlar vadisi dizisinde, Polatı tetikçi olarak
kullanan kişi yani olayların beyni İstanbulda kaldığı için,
gelişmeler şansa ve tesadüflere bırakılmıştır. Nitekim bir
bayanın yardımı olmasa 4 kişi de hayatlarından olacaktı.
Ülkelerinde birileri organ ticareti yaparken, çeşitli
işkenceler sürerken, evler, camiler ve minareler
bombalanırken, filmde şeyh ve tarikat etkinliği övülerek, zikr
sahnelerinin verilmesini yadırgadım. Irakta tüm grupların
müslüman olmalarına rağmen, dinin bir ortak payda olarak
düşünülmesinin yetmediği açıkça ortaya konulmaktadır. Bir
ülkede ulus kavramı ve bilinci olmayınca ancak bu şekilde
davranılır.
Filmde kürtçe konuşmalarda var. Bu konuşmalar sırasında, keşke
peşmergelere de bir devlet kurma hayali verilerek, nasıl
kullanıldıklarını ve bölgede petrol bitince nasıl yalnız
kalacakları da vurgulansaydı. Türkçe kullanılarak yapılan
uyarıları dikkate almayanlar, belki kürtçe konuşulunca
anlayabilirler!!!
Esas amaç, askerimize çuval giydirenlerden intikam almaksa ve
onlara çuval giydirmekse, sonuçta yine çuvalı başlarına
geçiremedik. Hala onlardan bir özür bekliyoruz.
Filmin ana sloganı SONUNU DÜŞÜNEN KAHRAMAN OLAMAZ'dır. Tam
bize özgü bir söylev. Sadece günü düşünen ve günü yaşayanların
benimsediği bir slogandır bu. Mezarlıklar, sonunu düşünmeden
günü yaşayanlar, plan ve porgram yapmadan hareket edenlerle
doludur.
Nitekim, ülkemiz yöneticileri de geleceği düşünmeden ve bir
plan yapmadan kahraman olmak için çaba sarfetmektedir.
Oluşacak tepkileri dikkate almadan, şu aşamada hiçbir yasal
yetkisi olmayan Hamas heyetinin ziyaretini, aceleye getirip
davet ettikten sonra görüşmemek için mobilya mağazalarına
saklanmak yöneticilerimize yakışmamaktadır.
Onlar açıkça istemeden, İsrail ile Filistin halkı arasına
girmek ve arabulucu olmaya kalkmak çok riskli bir iştir. Çok
dikkatli olmak gerekir. Çünkü İsrail kendi işini kendisi
halletmektedir. Örneğin her ay fon ve gümrük vergisi olarak 50
milyon dolar vererek 140 bin filistin devlet memurunu aylığa
bağlamıştır (20.02.2006, Milliyet). Şimdi hamasın seçimi
kazanması üzerine, filistin halkını bu fonu kesmekle tehdit
etmektedir. Yani önce borç ver sonra hükmet.
Sevgi ve saygılarımla
20.02.2006
NOT:
ABD'nin çuval kirizin nedeniyle ülkemize bir özür borcu
vardır. Ülkemizin kuruluş antlaşması sayılan LOZAN
ANTLAŞMASINI, 18 Ocak 1927 yılından beri tanımayan ABD
parlamentosu, LOZAN ANTLAŞMASI'nı resmen kabul ettiğinde,
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ABD'nin özrünü kabul
edebilirim.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Sonunu
Düşünen Kahraman Olamaz????
Kuş
Gribi ve Önemli Uyarılar
Enerjimizi
Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
İstanbullu
olarak bir üzüldüm, bir sevindim ve gurur duydum
Rumları
Ab Kürtleri ABD koruyor...
SAYFA
BASI
|