A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de



Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 21.30

"türkshow'da"


Dinamiklerimizi Dinamitlemek

Bu yazıyı kaleme aldığım sırada, Sayın Başbakan Erdoğan “Medeniyetler İttifakı” toplantısı için gittiği Madrid’de dünya basınının karşısında soruları cevaplıyordu. Sorudan daha çok sorgular nitelikteki sorulardan birisi dikkatimi çekti: “A.B.D’nin ve İsrail’in alışveriş yapmadığı İran’dan Türkiye niçin doğalgaz satın alıyor?”. Başbakanın, doğalgaza ihtiyacımızın olduğunu ve bunu en yakın ülke olan İran’dan alabileceğimiz babından cevabı,  bana kısmen çaresizliğimizin, kısmen de teslimiyetimizin göstergesi gibi geldi. Eğer zamanında (Yusuf Kaplan’ın deyimiyle) kendi dinamiklerimizi dinamitlemeseydik, bugünlere boynu bükük gelmezdik ve kiminle ne yapacağımıza sadece biz karar verir, başkalarından icazet beklemezdik!

Batılı bir tarih felsefecisi olarak Türk aydınının çok yakından tanıdığı Arnold Toynbee’nin sanki bugünleri gören tesbitini hatırladım:“Bizim tehdidimizin  kurbanı olan Türk, ne yaparsa yapsın gözümüze giremeyeceğini, kitabımız Kitab-ı Mukaddes’ten alıntılar yaparak gösterebilir.”. Bu millete rağmen bu millet adına aydınımız Batılının gözüne girmek için ‘yeniden bir millet yaratma’ adına bütün dinamiklerimizin temeline dinamit koydu. Gökkubbenin başımıza çöküşü ondandır.

Batı’dan gelen her türlü tehdit, telkin ve dayatmalara boyun eğen aydınımızın en azından belli bir kesimi bunun farkına vardı ve kendi varlığımızı inkâra yönelik bu isteklerin ardı arkası kesilmeyeceğini gördü nihayet. Şimdi tekrar Toynbee’ye dönüyor ve Kitab-ı Mukaddes’ten yaptığı alıntıya bakıyoruz: “Biz size kaval çaldık, siz oynamadınız; biz yas tuttuk siz ağlamadınız (Luka, 7:32).”. Son birkaç yüzyılı onların çaldığına göre oynadık ve buna alıştılar. Şimdilerde, biraz da kendi havamızdan çalıp oynamaya yeltendik diye başımızda medeniyet tufanı kopardılar. Atalarımızın, “El için ağlayan gözünden olur” sözündeki hikmeti daha yeni idrak etmeğe başladık ve bundan sonra biraz da kendimiz için gözyaşı akıtmaya ve  kendi kavalımızı  çalmaya kararlıyız.

İşte bu kararlılığı hisseden ve bundan son derece rahatsız olanlarla önümüzdeki yıllarda medeniyet kavgamız giderek sertleşecektir. Batı, ne kadar kamufle etmeye çalışsa da, özellikle müslüman milletlere karşı Hıristiyan Milliyetçiliği yapıyor. Daha yenice başladığımız bu çağda din kültürü eksenli değerler çatşmasını sahneleyen, körükleyen ve yönlendirenler, bizim dinamiklerimizi dinamitleyecek taşeron aydınlar bulmakta sıkıntı çekmeyecekler. 

Geride bıraktığımız yüzyılda insanlığın başına felaketlere açan ırkçılık, Faşizm veya Nasyonal Sosyalizm adıyla ideolojileşirken, bu 21. yüzyılda din kültürü/medeniyet eksenli ve ambalajlı yeni bir ırkçılık türüyle karşı karşıyayız. Batı orijinli bu hastalığın panzehiri İslam’dır! Bu hakikatı Batı tandanslı Türk aydını biraz zor kabullense de neticede kafası bu duvara çarpacaktır.

“Müslümanlar arasında ırkçılığın kaldırılışı İslâm’ın kalıcı ahlâkî başarılarından birisi. Günümüzde bu İslâmî özelliği yaygınlaştırmak zorundayız; çünkü tarih kayıtları her ne kadar ırkçılığın çoğalan insan ırkları arasında bir istisna olduğunu gösteriyorsa da,  bugün ırkçılığın bu denli kabul görmesi bir felâket sayılmalı, bu daha çok son dörtyüz yıl içinde Batılı güçler arasındaki yarışmada, yeryüzünün paylaşılması konusunda aslan payını alan ülkeler tarafından körüklenmekte.” (Arnold Toynbee, Medeniyet Yargılanıyor, s.189) Bunu kendi aydınımızın ağzından duymak beni daha çok bahtiyar ederdi ama önce İslâm’la tanışmalı...


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Dinamiklerimizi Dinamitlemek
Treni Yine Kaçırdık
Görmemişin Oğlu
Aşk Medeniyeti
Türk Olabilmek ve Türk Kalabilmek
Nasıl Bir Türkiye?
Bölünen Benim, Memleket Değil!
Yeni Bir Dönem Başlarken
Savunma Hattındaki Türkler
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Dinamiklerimizi Dinamitlemek
Yakup Yurt
Sisli havada siyaset
Muhsin Ceylan
Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
İbrahim Selamet
Zincirden kolyeler
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç