·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


MEYDAN
                                                                                       Hasan Kayıhan
 
hasankayihan@hotmail.com


AVRUPA TÜRKÇESİ veya EUROTÜRKISCH

Burada, Türkçe veya Türk dili derken ölçü aldığımız dil, -ki, bunu belirtmek zorunda kalmak bile bir azaptır. -kavramlarından kastettiğimiz dil, Anayasa'nın II. maddesinde, "bütün organlar, makamlar, kuruluş ve kişiler, resmî münasebetlerde, yazışmalarda, kanun, kararname, tüzük yönetmelik, ilân, kararlarda ve her alan ve kademedeki eğitimde anayasa kelime ve terimlerini kullanmak mecburiyetindedirler" hükmüne uyan dildir.

Bilindiği gibi, bir milletin hayatiyetini devam ettirebilmesi için, sahip olduğu bütün özelliklerini yeni nesillerine aktarabilmesi şarttır. Bunu yapabilmesi için faydalanabileceği en önemli araç, dilidir. Ancak dilin, bu görevi yerine getirebilmesijçin hem anlatanın, hem de dinleyenin; teknik bir söyleyişle hem vericinin, hem de alıcının aynı frekansa ayarlı olmaları gerekir. Yâni anlatabilmek ve anlayabilmek gerekir.

Dil araştırmalarında, kolay uygulanabilirliği yüzünden sık kullanılan yollardan biri de kelime hazinesi tesbitidir. Nordrhein-Westfalya eyaletinin üç ayrı şehrinde, beş ayrı Türk öğretmeninin verdiği anadil derslerine katılan 45 öğrenci üzerinde yaptığımız kelime hazinesi araştırması oldukça ümit kırıcıdır.

Bu çalışmada;

1. grubu meydana getiren öğrenciler, Almanya'da dünyaya gelen ve yılda sekiz haftadan fazla Türkiye'de kalmayan öğrenciler arasından,

2. grubu meydana getiren öğrenciler, en çok 5, en az 3 yıldır Almanya'da bulunan öğrenciler arasından, 3. grubu meydana getiren öğrenciler ise, en çok l yıl önce Almanya'ya gelen öğrenciler arasından kur'a ile seçildiler.

İkinci gruptaki öğrencilerin tamamını ilkokula Türkiye'de başlayan Almanya'da bitiren; üçüncü grupta yer alan öğrencilerin tamamını ilkokulu Türkiye'de bitiren, %65'i ise ortaokula devam ederken yarım bırakıp buraya gelenler meydana getirmekteydiler. Dil öğretiminde ailenin, yaşanılan çevrenin, konuşulan diyaleğin etkisi göz önünde bulundurularak, seçme şansının daha yüksek olduğu birinci ye ikinci gruptaki öğrencilerin Türkiye'nin değişik illerinden olmalarına gayret gösterilmiştir, kur'aya aynı ilden üçten fazla öğrencinin katılmaması sağlanmıştır..

Öğrencilere, Ömer Seyfettin'in Forsa isimli hikâyesinden seçilen 60 kelime verilmiş, önce bunların
mânâlarının açıklanması istenmiştir.

Kelimeler: Akdeniz, nihayetsiz, ufuk, badem, alaca, sahil, keçiyolu, nâra, bağ, vadi, viran, sakin, hayır, tunç, esir, dinç, rutubet, küf, aptes, kıble, mıh, âyet, berbat, cihan, hayâl, azat etmek, kasaba, kulübe, mutlaka, tufan, kertenkele, esvap, donanma, liman, kale, yelken, göğüs, şüphe, kanaat, alın, hayret, bölük, etraf, azim, ihtiyar, hal, heyecan, çığlık, sandal, şöhret, kavuk, palabıyık, sırma, haç, pazı, hasret, vakit, vatan, rüya, oğul.

Ertesi gün, bu kelimelerin içinden a) din ile b) deniz ile c) ses ile, ç) tabiat ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olan kelimelerin seçilmesi ve mânâlarının Türkçe, istenirse Almanca açıklanması ya da birer cümle içinde kullanılması istenmiştir.

Tekrar bir gün beklenmiş ve bu kere öğrencilere aynı kelimelerin tamamı Almanca olarak verilmiş ve mânâlarının gene istenilen dille açıklanması istenmiştir.

İlk iki bölümün değerlendirilmesi sonucu, bu kelimelerin birinci grupça %18'inin, ikinci grupça %35'inin, üçüncü grupça ise % 73'ünün öğrencilerce tanındığı ve kullanılabildiği görülmüştür. Kelimelerin Almancalarmın verildiği son denemede, üçüncü gruptaki öğrenciler, bu kelimelerin %4'ünü, ikinci gruptakiler %76'sını, birinci gruptakiler ise % 81 ini tanımakta ve kullanabilmektedirler.

Aslında, bu tür bir araştırma yapmadan da çocuklarımızın ve gençlerimizin anadilimizi ne ölçüde tanıdıklarına ve kullanabildiklerine, her gün kendi evlerimizde şahit olmaktayız. Yabancı bir dil ve kültür yoğunluğu içinde dünyaya gelen, yaşayan insanların o dilden, o kültürden hiç etkilenmemesi esasen mümkün değildir. Ancak üzücü olan, bu etkilenmelerin yaygınlığı ve derinliğidir.
(DEVAM EDECEK)

Kaynak: http://www.hasan-kayihan.com

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Avrupa'da Türkçenin Geleceği
Ölü Bir Şaire Mektup
Türkçe üzerine

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
M. Ali Aladağ
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Nuran Yelkenci
Örnek Müslüman Kadın Hz. Meryem
Yılmaz Kuzucu
Vurdumduymazlığa çare ne?
Mahmut Aşkar
21. yüzyıl  “Jön Türkler”i
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Hidayet Kayaalp
Övgülerle sövgüler arasında
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-1
Orhan Aras
Ali ile Nino hala yaşıyor
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Ali Kılıçarslan
Doðru yazalým, doðru konuþalým!
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç