|
HEYKELLER
DEVRİLİRKEN
Bildiğiniz gibi İslamiyet'in Arap Yarımadası'nda
zuhur etmesiyle putlara karşı savaşı başlatmasının
ilahi bir sebebi vardı: İnsanlığı
felakete sürükleyen yoldan (cehalet) vazgeçirerek, eşref-i
mahlukatı (insan) doğru yola sevk etmekti.
Bu doğru yol; hurefelerden, cehalet bataklığından,
kölelikten ve kendi elleriyle yaptıkları putlara
tapmaktan insanı kurtarmak, aydınlığa
çıkarmaktı. "
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak
için kuluna apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz
Allah, size karşı çok şefkatli, çok
merhametlidir." (Hadid
suresi, 9.ayet).
İslam Peygamberi'nin en büyük mücadelelerinden birisi
de, kafalardaki putları yıkmak, olmuştur. Kapalı
toplumlar her yeniliğe şüpheyle bakmanın ötesinde,
karşı savunmaya geçer. Nitekim Hz. Ali: "İnsan
bilmediği şeye düşmandır." teşhisini
koymuştur.
Totaliter sistemlerde tek tip toplum ve düşünce
sistemini "yaratma" gayreti hiçbir zaman -uzun
vadede- başarılı olamamış, hedefine
ulaşamamıştır. Ne şahlık, krallıklıklar
ve ne de faşizm, komünizm gibi yakın tarihimizde
şahit olduğumuz rejimler kalıcı olamamışlardır.
Devletin bütün imkanlarını sistemi oturtmak, kalıcı
yapabilmek için kullanmalarına, ülkeyi bir baştan
bir başa liderin portresi, büstü, heykeli ve "veciz"
sözleriyle bezemelerine,korkunç derin devlet terörüne rağmen,
yok olmaktan, yıkılmaktan kurtulamamışlardır.
Saddam Hüseyin’in devrilen heykelleriyle beraber yıkılan
rejimini görünce; bu coğrafyanın kurtuluşu
ancak ve sadece -yukarıya aldığımız
ayette belirtildiği gibi- bizi karanlıktan aydınlığa
çıkarmak için apaçık ayetleri ihtiva eden Kuran'ı
anlamakla yeniden mümkün olacaktır. Çünkü bu coğrafyanın
hamuru ondört asırdan fazla bir zamandan beri İslamiyet'le
mayalanmış, karanlıklardan aydınlığa
Kuran sayesinde çıkılmıştır. Her
medeniyet kendi değerleri üstünde yükselir. Türkiye'de
dahil olmak üzere, Ortadoğu'ya ithal sistemler huzur ve
kalkınma getirmemiştir. Misalleri ortadadır.
Ne arabesk bir batıcılık, ne de arabesk bir
islamcılık bu coğrafyayı arzu edilen
seviyeye getiremedi. Olması da zaten eşyanın
tabiatına aykırı, mümkün değildi.
Medeniyetlerle beraber dinlerin de beşiği olan
Ortadoğu, bazen sulandırılmış 'islami
sosyalizm', bazen de 'islami kapitalizm'i sentezleme yolunu
deneyerek şimdiki -utanç verici- duruma gelmiştir.
Şayet bir ülkenin resmi -hatta- özel daireleri,
meydanları, caddeleri "lider" veya "kurtarıcı"nın
posterleri, heykelleriyle donatılmış ise, o ülke
ya geri kalmış veya -en fazla- gelişmekte olan
bir ülkedir demektir. Başka bir ifadeyle; orada hür düşünceye
yer yoktur, totaliter, veya yarı totaliter bir rejim vardır.
İşte o ülkede; zulüm ve baskıya dayalı,
idareci zümrenin diğerleri üzerinde mutlak hakimiyeti
var, demektir.
Hele bu ülkenin halkı müslüman ise; orası çok büyük
sosyal çalkantılara, günün birinde din adına,
dine sarılarak, hakim zihniyetin heykellerini alaşağı
edecek içdinamiklerin ayaklanmasına gebedir. Heykel
deyip geçmeyin: (Önce, yanlış anlaşılmaya
sebebiyet verebilecek bir konuya açıklık getirelim:
Gelişmiş ülkelerde şairlerin, yazarların,
halk kahramanlarının ve hatta çeşitli
hayvanların heykellerini görürsünüz. Bizim temas ettiğimiz
konunun altında yatan gerçeklerle bunun arasında
bir bağlantı kurulmamalıdır). Bir rejimi,
tek tip düşünce sistemini temsil eden heykel; burada
sadece ben varım, benim sözüm geçer, başkasına
hayat hakkı yoktur, mesajını içeriye ve dışarıya
verir. Küreselleşen dünyada bu tek yönlü yol eninde
sonunda ülkeyi felakete götürür.
Metal veya betondan heykeller
ülke çapında çoğalıkdıkca, bunun
arkasına sığınan insanların fikri yapısı
da aynı paralelde giderek betonlaşır. Asıl
zor olanı da, beyinlerdeki "put"ları yıkabilmektir.
Beyinlerdeki putların, tabuların yıkılması;
monologdan diyaloğa geçiş, tek ses, tek düşünce
sisteminden çok seslilik, düşünenlere serbestlik
hakkı, demektir.
Kafalardaki heykellerin devrilmesi; şekil, şablon,
sloganlardan arınmış, telkinlerden uzak düşünebilmek
demek, mal ve düşünce üretiminde bereket demektir.
SAYFA BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Heykeller
Devrilirken
Beklenen
Son
Coniler
kerbela Topraklarında
Akılsızın
akıl hocası
Neronların
Savaşı
Şiddete
dayalı siyaset 2
Şiddete
dayalı siyaset
Gönlüm
bugün sohbet ister
Davamın
adamları neredesiniz?
Az
gelişmişliğin özellikleri
Bizim
savaşımız
“Muhteşem
Osmanlı Çadırı“
Ortadoğu
liderini arıyor
İrticacılar
yine hortluyor
Yol
ayrımındaki Türkiye
Avrupa
şeffaflaşıyor mu?
AB
ne kadar samimi?
Karl
ödülünün düşündürdükleri
Ben
değişiyorum, Türkiye değişiyor
Ayak
bağı olmayın!
Bu
bayrak rüzgar bekliyordu
Avrupalı
olmak; niçin?
Türk
siyasi tarihinde yeni bir dönem
Bir
millet kurtarıcısını arıyor
Aman
ehliyetsizin elinden
Bir
"Vassiyetname" ve Ben
AB
üyeliği çıkmaz ayın başında
Almanya
siyasi hayatında Türklerin yeri
Ülküler
öldü mü
Ölmesini
de bilmek
Kerbela
yahut Filistin
Bize
benzemiyorsun
Korkak
Modern
zamanların vatanseverliği
Çıplak
Tufan'daki
"Tufan"
Hayatı
yaşamak
İbret
Yolun
neresindesiniz?
Tadını
çıkarmak
Gençlerim
eyvah!
Düşmansız
Yaşamak
"Enternasyonal
terörizme karşı savaş"
Sahipsiz
Toplum
Meydan
Okumak
Afganistan
bombalanıyor
Medeniyetler
çatışması
veya tekerrür eden tarih
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
SAYFA
BASI
|