DÜRBÜN
Prof.
Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
|
|
|
info@turkpartner.de
|
ERMENİ
SORUNUNUN İRDELENMESİ!
15 - 17 Mart 2006, tarihleri arasında, İstanbul
Üniversitesi tarafından düzenlenen TÜRK - ERMENİ
İLİŞKİLERİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR SEMPOZYUMU'na katıldım. Bu
sempozyumu düzenleyen Sempozyum Başkanı Rektörümüz
Sn.Prof.Dr Mesut Parlak ve Rektör Yardımcımız Sn Prof.Dr.
Şafak Ural'ı ve emeği geçen herkesi kutlarım.
Sempozyum
açılışında Feriköy Ermeni İlköğretim Okulu öğrencisi Katya
Halaçoğlu İstiklal Marşımızı okudu. Ardından Surp Takavor
Ermeni Klisesi Korusu, ilahiler ve türkçe şarkılar söyledi,
10. yıl marşımızla konserini bitirdi. Sonra katılımcılar
bildirilerini sunmaya başladı.
Her katıldığım
toplantıda yaptığım gibi yine aldığım notlarla katılımcıları
ve sunumlarını, sizlere kısaca anlatmak isterim. Ayrıca
çeşitli nedenlerle sempozyuma katılamayanlara da yararlı
olacağını zannediyorum.
1 - Prof. Yair Auron (İsrail Açık Üniversitesi): Ben gazete
haberlerini, arşivleri ve anıları incelediğimde, Ermenilerin
başına gelenler açıkça soykırımdır dedi. 3 gün boyunca
toplantılara katıldı, not aldı.
2 - Prof. Dr. Mehmet Saray (İ.Ü.): Rum ve Ermenilerin maşa
olarak kullanıldıklarını, Osmanlı aleyhine
kışkırtıldıklarını dile getirdi. Mustafa Kemal Atatürk'ün,
7.03.1920 de ABD'li gazeteciye verdiği demeci anımsattı:
Söylenenlerin hiç birisinin aslı yoktur, Türk'ler kadar
başka milletlerin diline, dinine ve kültürüne bu kadar
saygılı olan bir başka millet yoktur, Rumlar ve Ermeniler
düşmanla işbirliği yapmadığı sürece rahat bir hayat
yaşamıştır ve yaşayacaktır dediğini vurguladı.
3 - Gülnihal Bozkurt: Osmanlı hukuku ve gayrimüslim
konusunda bilgi verdi ve gayrimüslimlerin ceza hukukunda
ayrıcalıkları olduğunu, herhangi bir suç işlediklerinde
müslümanların aldığı cezanın yarısını aldığını vurguladı. Bu
azınlıklara verilen ayrıcalık, tarihte bir ilk ve tektir
dedi.
4 - Prof. Dr. Ali Aslan (İ.Ü.): Osmanlı döneminde
Ermenilerin 3 ayrı kilisesi olduğunu, 1876'da Rusların
Kafkasyaya girmesiyle ve bu kiliseler yardımıyla
Osmanlılarla, Ermenilerin arasında sorunlar başladığını,
özellikle Ecmiyazin Katogigosluğunun Anadoluyu işgali
sırasında Ruslara destek verdiğini de belirtti. Kiliseler
arasındaki rekabet ve dış güçlerin kışkırtması ile çeşitli
ermeni isyanları olmuştur dedi.
5 - Erol Kürkçüoğlu: Anadoluya gelen misyonerlerin, silahsız
haçlı seferini başlattığını vurguladı ve bunların
yönlendirmeleri ile 1915 - 1921 yılları arasında 520 000
müslümanın katledildiğini belirtti. Rusların sıcak denizlere
inme isteği yüzünden Ermenilerin, Osmanlıya sadık bir
milletken, isyancı ve yabancı bir millet haline dönüştüğünü
söyledi.
6 - Prof. Dr. Servet Mutlu (Başkent Üniversitesi): Son dönem
Osmanlı ve Ermeni nüfusu hakkında bilgi verdi ve dış
belgelerle kıyaslamalar yaptı. Ermeni Patrikhanesinin
ürettiği o döneme ait bilgilerin, tutarsızlığını açıkladı.
7 - Av. Cem Özgönül (Araştırmacı, Almanya): Yazmış olduğu
yeni kitapla, Ermeni sorununa değinen ve Alman
belgelerindeki yanlışlıkları ve Johaness Lepsius'un
çarpıtmalar ile Almanların bu olayda kendilerini aklamak,
Türkleri ise suçlamak istediklerini vurguladı.
8 - Prof. Dr. Hikmet Özdemir (TTK): Tehcir kararının veriliş
nedenlerini incelediğini ve 1915 yılına dek Anadoluda Ermeni
gönüllülerin 30.000 Türk'ü öldürdüğünü ifade ederek,
unutulmaması gerekenin, Osmanlıda, Ermenilerin geri dönüşü
için kararı alan irade ile tehcir kararını veren iradenin
aynı olmasıdır dedi. 1915'de İngilterenin propagandası ile
yaratılan sanal belleğin, bugün bir din haline dönüştüğünü
de vurguladı.
9 - Prof. Dr. Yusuf Sarınay (Devlet Arşivleri Genel Müdürü):
12 tane büyük ilde 1890 - 1916 yılları arasında Osmanlıya
karşı 40 dan fazla Ermeni isyanı olduğunu belirtti. Tehcir
sırasında ermenilere kötü davrananların devlet
mahkemelerinde yargılandığını ve Almanyada yahudilere kötü
davrandı diye hiçbir Alman yönetici yargılanmış mıdır, idam
edilmiş midir? diye sordu.
10 - Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu (TTK Bşk.): Tehcir sırasında
ermenilerin çeşitli hastalık ve çete saldırıları (Urban
aşireti) ile 227.500 kayıp verdiklerini söyledi. Devletin bu
tehcir sırasında 3.800.000.000 kuruş harcadığını ifade
ederek, yapılan araştırma sonucu 1673 kişinin (975 kişi
halktan, 698 kişi de devlet yetkilisi) mahkemeye
verildiğini, 67 kişinin idam kararı ile 68 kişinin kürek
cezası ile cezalandırıldığını belirtti.
11 - Adam Balcer (Polonyalı Akademisyen): Bazı tarihcilerin
ermeni tehcirinin, soykırım olduğunu söylerken yeteri kadar
kanıt gösteremediklerini belirtti. Polonyalı tarihçilerin
de, ermenilerin müslüman halka yaptıklarına hiç
değinmediklerini söyledi.
12 - Salahi Sonyel : Ermeni sorunu ve İngiltere ilişkilerini
açıklarken, 04.12.1920 de Times'ın, Rus işgali sırasında
Türkler ermenilere karşı hiçbir kıyıma girişmemiştir
dediğini ifade etti.
13 - Prof. Dr. Hasan Dilan : Ermeni meselesi ve Fransa
ilişkileri için Fransada 2500 arşiv belgesini incelemiş ve
bu konuda 6 kitap yazmış. Fransızların esas amacının,
Türkiyeyi bölmek olduğunu ve bunun için de gereken
haritaların hazırlanmış olduğunu vurguladı. Özellikle
Kilikyada kurulması düşünülen küçük Ermenistanı,
Fransızların tam anlamda desteklediğini belirtti.
14 - Cemil Hasanlı : Ermeni sorunu ve Rusya ilişkilerini
dile getirdi ve Rusyanın kışkırtması ile ermenilerin çeşitli
isyanlar sonucu katliamlar yaptıklarını belirtti.
15 - Dr. İnanç Atılgan : Ermeni sorunu ve Avusturya
ilişkilerini anlatarak, 1873 - 1936 arası 8798 belgeyi
incelediğini ifade etti. Viyanada kurulmuş olan Viyan
Avusturya Türk Ermeni platformu, durumu değerlendirmek için
her iki taraftan 100'er adet belge istemiş, bu belgeleri biz
göndermişiz. Ayrıca 80'er adet daha isteyince Ermenistan
tarafı, Türkiye önce soykırımı kabul etsin sonra belge
göndereceğiz diyerek ön koşul ileri sürmüşler.
16 - Prof. Dr. Kemal Çiçek (Erzurum Üniversitesi):
Ermenistan sorunu ve ABD ilişkilerini anlattı ve ABD
belgelerinin 3 çeşit oldugunu ifade etti. ABD'li 125 adet
misyonerin Anadolu da görev yaparken, kendilerine 845 ermeni
yardım etmiş. Tehcir kararının alınması ile ilk hareketin
arasında en az 10 günlük hazırlık süresi olduğunu da
belgelendirdi.
17 - Emekli Orgeneral Kemal Yavuz : Osmanlı Ermenileri
sorununa Büyük devletlerin etkisini çok güzel sunarak,
bölgeye komşu ve bölge dışı bazı devletlerin kendi siyasi
emellerine alet edildiklerini vurguladı. Bu yanlış
yönlendirme ve kararlar, bu olayda onbinlerce insanın
ölümüne ve yüzbinlerce insanın asırlardır yerleşip
oturdukları topraklardan koparılarak, dünyanın dört köşesine
savrulmalarına sebep olmuşdur. Sebep olanlar utansın dedi.
18 - Doç. Dr. Betül Aslan (Erzurum Üniversitesi):
Ermenilerce yapılan kitlesel katliamların, 1917 Bolşevik
ihtilali ile Rusların Anadoludan çekilmesi ve silahlarını
Ermenilere bırakmasıyla başladığını belirterek, Erzurum
merkezde 13.375 Türkün katledildiğini ve çevre köy ve
sancaklarla bu sayının 35.000 e ulaştığını söyledi. Elde
ettikleri sonuçlara, 10 yıl boyunca yüzlerce belge ve
raporlarla ulaşıldığını vurgulayarak, dün İsrailden gelen
Yair Auron'un sadece 2 hatırat ve raporla, Ermeni
iddialarına nesıl destek verdiğini merak ediyorum dedi.
19 - Prof. Dr. Justin McCarthy (Louisville Üniversitesi):
Osmanlıların mantıklı insan olduklarını ve her şeyi de
mantıklı yaptıklarını belirterek, Ermenileri tehcir
etmelerinde Osmanlının iyi sebepleri olduğunu, Ermenilerin
kendilerini arkadan vurmalarından korktuklarını söyledi.
Sivas bölgesinde nüfusun %15 ini oluşturan Ermenilerin isyan
çıkarmalarının aptalca olduğunu, Van isyanında ise
Ermenilerin Ruslara nasıl yardım ettiklerini anlattı. Bence
Ermeniler, Rusların bilinçli casuslarıydı ve maalesef
Osmanlı topraklarında yaşayan milyonlarca müslümanın
öldürülmesine araç oldular. Şundan emin olabiliriz ki
Osmanlılar Ermenilerin isyanını bastırmak konusunda
haklıydılar.
Akademik olarak soykırımın tanımının iyi yapılması istedi ve
her öldürme olayı soykırım değildir, Çünkü diaspora
profesyonelce yalanlar üretiyor dedi.
20 - Ara Sarafian (Mavi Kitabın yayıncısı): İngilizlerin bir
menfi propaganda aracı olarak kullandığı Mavi Kitabın
yayıncısı olarak söz alan Sarafian, bu kitaba göre
ermenilere soykırım yapılmıştır dedi. Ancak gösterilen
tepkiler üzerine Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlunun, bir proje
yaparak, nerelerde ermenilere katliam yapıldığını ve
nerelerde ermenilere ait bir toplu mezar varmış, hem
ermenilerin ve hem de Türklerin kayıplarını beraber
araştıralım teklifini, Srafian kabul etti.
21 - Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ (CHP Milletvekili):
Bütün gerçekler, Toynbee tarafında yazılan Mavi Kitabın
başarılı bir propaganda faaliyeti olduğu kadar, başarılı bir
sahtecilik örneği ve kandırmaca olduğunu gösteriyor. 159
belge ve raporun olduğu kitabın ABD li misyonerler
tarafından yazıldığını, bu misyonerlerin belgelerinin de
Osmanlı karşıtı olduğunu anlatarak, 52 belge ve raporun
ermeni miltanlarca yazıldığının sonradan ortaya çıktığını, 7
belge ve raporun da Osmanlıyla çarpışan Taşnak partisince
düzenlendiğini, 32 belgenin ise tamamen kod adları
belirtilen kişilere dayandırıldığı açıkladı. Ermenilerin
elinde sadece Mavi Kitap kaldı, bu son kaledir ve bu son
kale de düşmek üzeredir dedi.
Ermeni meselesinin siyasi, tarihi ve hukuki boyutu olduğunu
ve ona göre incelenmesi gerektiğini önerdi.
22 - Emekli Büyükelçi Ömer Engin Lutem : ABD deki Diaspora
Ermenilerinin Türklerden nefret ettiğini belirterek, bu
nefret, Türk - Ermeni barışı önündeki en büyük psikolojik
engeldir dedi. Ermeni sorununun 1920 de bittiğini, tehcire
uğrayan birinci kuşak ermenilerin Türklere kırgın olduğunu,
ancak nefret etmediğini söyledi. Tehcirle ilgisi olmayan
ikinci ve üçüncü kuşak ermeniler, Türklerden nefret ediyor.
Bu nefret bir ırkçı nefrettir dedi. Esasen Ermeni sorununun,
24 Nisan 1965 te Erivanda düzenlenen 50. yıl gösterilerinde
ortaya çıktığını düşünüyorum dedi.
23 - Doç.Dr. Jeremy Salt (Bilkent Üniversitesi): Hafızalara
yerleşen bir fikrin sonradan ortadan kaldırılmasının çok zor
olduğunu, Ermeni soykırımı fikrininde buna örnek
olabileceğini söyledi. Anadoluda yaşananların ve halkın
çektiği acıların hiçbir kitapta yer almadığını anlatarak, I.
Dünya savaşında dünyanın değişik ülkelerinde savaşta
ölenlerin sayısı verilirken, Osmanlı Devletinde ölenlerin
sayısı konusunda batıda bir referansa rastlamadığını dile
getirdi.
24 - Doç. Dr. Sedat Laçiner (U.S.A.K. Bşk.) : Dünyadaki
Ermenilerin %75 inin Ermenistanda yaşamadığını ve ülkede
yaşayanların sayısının da 2,5 milyon olduğuna dikkat
çekerek, Türk-Ermeni ilişkileri denilince Türkiye ile
Ermenistan arasındaki ilişkileri değil, diaspora ile Türkiye
arasındaki ilişkilerin ele alınması gerektiğini savundu.
Aslında Ermeni sorunu, bir diaspora sorunudur dedi.
25 - Emekli Büyükelçi Dr. Bilal Şimşir : 1973 yılından
başlayan suikastler sonucu 39 adet Türk diplomatı ve aile
yakınları öldürülmüştür. 4 kıtada sistematik olarak 20 yıl
süren saldırılar oldu. Bu vahşetin dünya diploması tarihinde
bir eşi daha yoktur. Katilleri bugün Ermenistanda yaşıyorlar
ve öldüklerinde de kahraman olarak anılacaklardır. En fazla
diplomatlarımızın öldüğü 2 ülke vardır. Bunlar Fransa ve
Avusturyadır. Şimdi bu iki ülke AB’ye girme girişimimizi de
engellemektedir dedi.
26 - Süleyman Beyoğlu: Tehcir yargılamaları konusunda bilgi
verdi ve Genel Kurmay belgelerine göre 480.000 kişinin
tehcire tabi tutulduğunu, bu sırada suç işleyenlerin 3
kişiden oluşan bir heyetle araştırıldığını, yargıya bu yolla
1673 kişinin sevkedildiğini söyledi.
27 - Feridun Ata: 5.02.1918 de başlayan tehcir
yargılamalarında, tehcirden dönen Ermenilerin de şahit
olarak dinlendiğini açıkladı.
28 - Doç. Dr. Sadi Çaycı (ASAM): Soykırım hukuku ve Ermeni
tehcirine uygulanabilirliği konusunda bilgi verdi ve
işlendiği tarihte yürürlükteki ceza yasalarına göre suç
sayılmayan olaylar için kişiler yargılanamaz dedi. Üstelik
Türklere, önce soykırımı itiraf et sonra gerisini konuşalım
demek, olaylara engizasyon mantığı ile yaklaşmak demektir
dedi.
29 - Neslihan Verda Akün : Uluslararası hukuk ve Türk
hukukunda Soykırım başlıklı konuşmasında, Soykırım suçunun
1946 - 1948 yılları arasında inşaa edilen sözleşmeye taraf
olan ülkeler için geçerli olduğunu, II. Dünya savaş
suçlularının da soykırım yasası ile mahkum edilmediklerini
vurguladı. Laheye gitmek için her iki grubun hukuki
uyuşmazlığının olması gerektiğini oysa olayın ermenilerce
tamamen siyasi bir uyuşmazlık olarak algılandığını belirtti.
30 - Prof. Dr. İsrael Charny (Kudüs Hebrew Üniversitesi):
Türk ermeni ilişkilerinde Tarihi sorunların Psikolojik
Yorumları konusunda konuşarak, bence silahsız ve savunmasız
herhangi bir grup öldürülürse bu soykırımdır dedi.
İsrail'in, Sina savaşının başladığı gün sokağa çıkma yasağı
ilan edildiğini bilmeyen ve evlerine dönen 49 silahsız ve
savunmasız arap grubunun, İsrail askerlerince öldürülmesi
olayı bir soykırımdır diye tanımlama yaptı (İsrailli
yöneticilerin bu tesbiti duymasını isterim ve nasıl tepki
vereceklerini de merak ediyorum). 3 gün süreyle toplantılara
katıldı ve bizim lehimize konuşanların fotoğraflarını çekti.
Ne hikmetse soykırımı savunanlar da onun etrafında
oturdular, konuşmaları sonrası gelip onunla karşılıklı
tebrikleştiler.
Peace in
the country : Türkler ve ermeniler uygulamalı,
Peace in the world : Bunuda tüm dünya uygulamalıdır dedi.
Her tartışmaya açık olalım ama çok kolay olmadığını söyledi.
31 - Dr. F. Sevinç Göral (ASAM): Türk Ermeni meselesinin
psikolojik dinamikleri: Mağduriyet Psikolojisi ve Büyük Grup
Kimliği konusunda konuşma yaptı. Ermeniler, mağduriyet
psikolojisinden yararlanmaktadır, zihinsel anavatandan
uzaklaştırılma tanımı ile ermeniler arasında güçlü bir ortak
kimlik kuruluyor dedi. Diaspora, ermeni grup kimliğinin
canlı tutulması için seçilmiş travmanın nesiller arasında
taşınmasını sağlıyor. Böylece tehciri yaşamamış olmalarına
rağmen 2. ve 3. kuşak ermeniler, 1. kuşağa göre daha çok
Türk düşmanı oluyorlar şeklinde açıklama yaptı.
32 - Habib Afram (Beyrut Süryani Metropoliti): Türkiyenin
yeni bir sayfa açması gerektiğini, burada Türkiye'deyim,
anavatanımda ve beni yerimden eden ülkedeyim dedi. Diyalog
ve vicdan temizlemesi yapılmasını, barış komisyonlarının
kurulmasını söyledi. Arkadaşlar, galiba önümüzdeki dönemde,
ülkemiz için bir de süryani soykırımı suçlaması söz konusu
olacak!
33 - Prof. Dr. Boghos Levon Zekiyan (Venedik Ermeni
Akademisi): Hem Türkler hem de Ermeniler travma yaşıyor, bu
memlekette ermenilere çok zulüm edilmiştir ve soykırım
yapılmıştır ama eminimki Türkler ve Ermeniler bir gün
yeniden beraberce yaşayabileceklerini söyledi. Birçok
ermeninin bilinçaltında Türke güvenilmez tanımı ve aynı
şekilde de Türklerde de Nankör Ermeni algısı var dedi.
Konuşması sonrası İsrael Charny ile tebrikleşti. Sorulara
cevap verirken, sadece kendinin istediği konulara girdi ve
sanki ermenistan anayasasından haberi yokmuş gibi davrandı.
Sonra da toplantıyı terketti.
34 - Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan (ASAM Başkanı):
Ermenilerin bir politik grup olduğunu çünkü kendi bağımsız
devletlerini kurmak için mücadele etmişlerdir. Soykırımın
politik grupları kapsamadığını belirtti. Tehcir yasal bir
tedbirdir dedi. Ermenilerin aşağılık görülmesi için önceden
bir neden yoktur ve ne de o sırada ortaya çıkmıştır. Tam
tersine Türkleri, Ermeniler hep aşağılamıştır. Prof. Dr.
Justin McCarthy’nin ortaya çıkardığı gibi 1821 ile 1922
yılları arasında, isyan ve savaşlarda 5 milyon müslüman Türk
katledilmiş ve 5 milyon da Anadoluya sürülmüştür. Bu
gerçeğin herkesçe bilinmesi, özellikle Türklerin milli
çıkarlarını gereğince savunması için bu 101 yıllık dönemle
yüzleşmesi gerekmektedir. Bundan kaçınmak, soykırım
travmasını yaşamak demektir dedi.
Uluslarası mahkemeye gitmeye hazır olalım, çünkü onlar
mahkemeye gidip kaybedeceklerinden korkuyorlar dedi.
35 - Emekli Büyükelçi Pulat Acar : Her iki tarafta aklını
kullanırsa ve karşı tarafın duygularını ve belleğini
incitmemeye özen gösterirse, barış ve dostluk
gerçekleşebilir dedi. Ancak, dostluk yanlısı Ermeni
yöneticiler bile diaspora tarafından tehdit edilmiştir dedi.
37 - İbrahim Ethem Atnur : Türkiyede Ermeni Asıllı Kadın ve
Çocuklar konulu sunumunda, Kadın ve çocukların
yetimhanelerde toplandığını, hatta tehcire uğrayanlar için
Halepte 2 tane daha yetimhane açıldığını, ABD li misyonerler
tarafından 25.900 Ermeni çocuğun eğitildiğini, 23.000
çocuğun da dışarıya gönderildiğini söyledi.
38 - Carol Roman (Romanyalı): İnsani yaklaşımlarla Türk -
Ermeni ilişkilerinin yeniden oluşturulmasını anlattı. İlişki
kurulmasını haçlı zihniyeti ile engellemek isteyenler
olduğunu vurgulayarak, ne zaman AB ile Türkiyenin ilişkileri
gelişse, hemen Ermeni sorunu ortaya çıkarılıyor dedi.
39 - Bertil Duner (İsveçli): Tarihin mercek altına alınması
konulu konuşmasında, 1999 yılında İsveç parlemantosunun
soykırımı tanıdığını, çünkü 1948 tarihli sözleşmeye taraf
bir ülke olduklarını açıkladı. Konuşmasını yaptıktan sonra
hemen ayrıldı ve sorulara yanıt veremedi.
40 - Prof. Dr. Aslan Terzioğlu (İ.Ü. Tarihçi): Alman ve
diğer yabancı kaynakların ışığında Ermeni tehciri sorunu
konulu sunumunda, tehcir olayının soykırım amaçlı olmadığını
belirtti. Ermenileri toplu bir şekilde yok etmek söz konusu
olsaydı, İstanbul ve İzmirdeki Ermeniler içinde aynı karar
alınmalıydı dedi. Esas zayiatın göç sırasında koşulların çok
kötü olması nedeniyle verildiğini açıkladı.
41 - Prof. Dr. Nuri Bilgin (Ege Ü.): Kimlik inşaası için
tarihin araçsallaştırılması konulu konuşmasında, Ermenilerin
kimliklerin korunma ve inşaası sürecinde, seçici bellek,
aidiyetin korunması ve dış gruplarla farklılaşmanın
abartılmasının sağladığını vurguladı. Güdümlü kollektif bir
bellek işletilmesi ile düzenli ve sağlıklı ilişkilerin
kurulmasının engellendiğini, şeytani dengelerin sözkonusu
olduğunu söyledi.
42 - Av. Kegam Karabetyan (Kastamonulu): Bir Türk Ermenisi
olarak görüşlerini açıkladı. 1000 yıldan uzun süren bir
dostluğumuz var, kısa dönemde çıkar çevrelerinin elinde maşa
olmayalım, bu beraberliğimizi kimsenin bozamayacağını
vurguladı. Türk vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum, ne mutlu
Türküm ve Türkiye de yaşayan bir Ermeniyim dedi.
Değerli arkadaşlar,
Yine İstanbul Üniversitesinin 24 - 25 Mayıs 2001 tarihleri
arasında düzenlediği, ULUSLARARASI TÜRK - ERMENİ İLİŞKİLERİ
SEMPOZYUMU'na ve de İTÜ ve Sivil Toplum Kuruluşları Birliği
Platformunun 15 - 16 Aralık 2005 tarihleri arasında
düzenlediği, TÜRK ERMENİ İLİŞKİLERİNDE TARİHİ GERÇEKLER
SEMPOZYUMU'na da katıldım.
Bu katılımlar sonucu edindiğim bilgiler ışığında, yapacağım
yorumları sizlerle paylaşmak istedim.
1 - Söz konusu sempozyumlara daha fazla katılımları
beklerdim. (Başbakanlık, Dış işleri bakanlığı, TBMM, Adalet
Bakanlığı, Silahlı kuvvetler, üniversiteler, Siyasi partiler,
yazılı ve görsel medya temsilcileri, köşe yazarları ve STK
temsilcileri gibi). Çünkü katılımcılar tarafından sunulan
çok önemli bilgilerin herkes tarafından iyi algılanması, her
yerde ve her koşulda ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
2 - Bu konuda devletimizin tüm kuruluşlarında ortaya
çıkmamış bilgi ve belgelerin, en kısa zamanda ve hem de
yabancı dillerde yayınlanacak şekilde düzenlenip ortaya
çıkarılması çalışmalarına hız verilmeli, her türlü destek ve
katkı sağlanmalıdır.
3 - Yetkililerce, Ermeni meselesinin çözümü için ulusal bir
strateji tayin edilmelidir. Bu stratejiye uygun olacak
şekilde, ülkemizdeki kurumlarca (TTK, Dışişleri Bak. Adalet
Bakanlığı, Üniversiteler, Araştırma Enst. Gibi) her yıl
düzenlenecek uluslararası konferans, sempozyum, kurs ve
seminerlerle yeni bilgilerin ve belgelerin paylaşımı
yapılmalıdır. Özellikle dışişlerinin tüm çalışanlarının bu
kurslardan geçmesi ve sertifika sahibi olmalarının gereğine
inanıyorum.
4 - Türk-Ermeni ilişkilerinde esas sorun ABD diasporasıdır.
O nedenle diasporanın sahip oldukları tüm olanaklar (lobi
faaliyetleri, kitap, CD, gazete, web sayfası gib) iyi
araştırılmalı ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Ülkemizin kurum
ve kuruluşlarının, bu olanaklarla uzun süre nasıl başedeceği
konusunda çalışmalara başlanmalıdır.
5 - Bugün 14 ülke (Uruguay, Arjantin, Fransa, Yunanistan,
Kıbrıs Rum Kesimi, Rusya, Lübnan, İsveç, İsviçre, Kanada,
Hollanda, Belçika, Slovakya ve Polonya) Ermenilere soykırım
uygulandığını kabul etmiş ve hatta Fransa, Belçika ve
İsviçre bu konuda yasa da çıkarmıştır. ABD de ise 37
eyalette Ermeni soykırımı olduğu kabul edilmiştir. Bütün
bunlar dünyaya yayılmış 7,5 milyon Ermeninin ve onları
yönlendiren diasporanın yılmadan ve sabırla çalışması
sonucudur. Bu saptamanın, ülkemizin nasıl bir tehlike ile
karşı karşıya olduğunun bilinmesi açısından çok önemli
olduğunu düşünüyorum.
Sonuç
olarak, ermeni meselesi konusunda bu güne kadar kişisel
özverileri ile kendilerini yetiştirmiş aydınlarımıza sahip
çıkalım ve onları kaybetsek de (Sn. Kamuran Gürün gibi)
onların ürünlerini koruyalım.
Umarım
yukarıda saydığım kaygı ve düşüncelerimi paylaşacak
yurtsever kişiler vardır.
Sevgi ve
saygılarımla.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Ermeni
Sorununun İrdelenmesi!
Güzel
İstanbulumuz şantiye alanı mı olacak?
Ülkemiz
Sorunları
ve TRT
Ülkemizden
çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Sonunu
Düşünen Kahraman Olamaz????
Kuş
Gribi ve Önemli Uyarılar
Enerjimizi
Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
İstanbullu
olarak bir üzüldüm, bir sevindim ve gurur duydum
Rumları
Ab Kürtleri ABD koruyor...
SAYFA
BASI
|