·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

   
ÜLKÜLER  ÖLDÜ  MÜ ?...
Bu dünyadan bir nesil geldi geçti. Zamanın komünist ülkelerinin dışındaki bütün rejimlerin korkulu rüyası haline gelen bu gençlik hareketi; yaktı, yıktı, vurdu, vuruldu. Yapılan eylemlerle hem sokaklar hem de beyinler meşgûl oldu. Bazı rejimlerin yıkılmasına, bazılarının ciddi manada sarsılmasına ve bazılarının da yenilenmesine vesile oldular.
Başka adıyla, "1968 Gençlik Hareketi" olarak da bilinen bu sosyal/siyasi gençlik hareketine hakim olan ideoloji, marksizmdi. Gençlik, ülkenin mevcut siyasi-sosyal sistemine ve onun koruyucularına karşı bir "devrim savaşı" başlatıyordu.
Türkiye´de gençlik hareketleri, -büyük çapta olmamakla beraber- altmışsekizden çok önceleri başlamıştı. Hem de milli ve manevi yönü ağır basan bir özellik taşıyordu.
Neticede, bildiğiniz gibi, ağırlıklı 1970´li ve 80´li yıllara damgasını vuran bir siyasi ve sosyal çalkalanmaya Türkiye şahit oldu. Binlerce genç insanımız bu yıllarda öldürüldü.
Bu yazının gayesi, o günleri yargılamak değildir. Sadece bir tesbitte bulunmak istiyorum:
Dünya görüşü ne olursa olsun, o gençlik davasına samimiyetle inanıyordu.

İhtilaller ve ardından gelen sıkıyönetimler, hapisler, yasaklar...
Ve derken, komünizmin çöküşü..
Fırtınalar dindi, rüzgâr hızını kesti; düşünmeye epeyce zaman vardı. Bazıları hapishanede, bazıları evinde, bazıları da kahvehanede tefekküre daldı. Bu arada "dergâh"da tefekkür edenlerin sayısı da az değildi.
Derken, şimdi önümüzde duran bir gençlik manzarası var:

--Devrimci Gençlik: Sovyet Rusya´nın çökmesiyle elindeki bütün kozları gitmiş, Batı kapitalizmine yenik düşdükten sonra hızla kapitalistleşmeye can atan eski Demir Perde ülkeleri gibi geçmişin devrimcileri de iktisaden kapitalizme, ideoloji olarak da milli solculuk-laik-Atatürkçü karışımı bir manzara ortaya koydular.
Yeni nesil solcular ise biraz etnik kökene biraz da inanç ayırımına sırtını dayamış, cılız ve fazla iddialı olmamasıyla  beraber, bir "gençlik hobbisi" gibi intiba
uyandırıyor. 

İslâmcı Gençlik ve Ülkücü Gençlik:
Birisinin içerisinde -azınlıkta olsalar bile- , "millet" varlığını inkâr derecesinde kabullenmeme, diğerinde ise İslâm`dan ayrı, kuru bir "Türkçülük" tezi ağır basmasaydı ve yakın oldukları siyasi partiyle beraber liderlerinin de şemsiyesi altına girmemiş olsalardı, ana değerlerde birbirlerinden -aslında- fazla farkları yoktu.
Milli-manevi değerlerin odak noktasını oluşturduğu fikriyatın -o günkü- temsilcileri, bu gün memleketin siyasi, iktisadi ve sosyal hayatında kendilerinden söz ettimektedirler.

İster o zamanın sol kesiminden, ister islamcı veya ülkücü kesiminden olsunlar, gençlik hareketi içinden gelenlerin farklılığını oldukları yerde hemen görmek mümkündür.
Beğenip beğenmemek ayrı bir konu. Dün, -hangi siyasi görüşü temsil ederse etsin- o nesilde, Herkesin kendine göre bir "ülkü"sü, sosyal-siyasi meselelere karşı ilgi ve öğrenme, okuma merakı vardı.

Ya bugün?
İdealist insan, toplumun değer yargılarını paylaşan, derdiyle dertlenen ve çıkış yolları arayan insandır. İdealist insan, mesuliyet ve mensubiyet duygusu taşıyan, onun idrakinde olan insandır.
Türkiye, kapitalist dünyanın yörüngesine tamamıyla girdikten sonra, gerek eski idealistlerin büyük kesimi ve gerekse yeni yetişen nesillerin ekseriyeti ferdiyetci oldular. Yani, herkes kendisi için, ama sadece kendisi için vardır. Argo tabirle; herkes köşeyi dönme gayreti içerisindedir.
Mana ve mesaj yüklü, yeri-göğü inleten, yürekten gelen sloganlar bile yeni neslin ağzından artık çok cılız ve yavan çıkıyor.
Yeni neslin "abi"lerinin  ´ülkü´yle olan bağları; yeri geldiğinde, maziyi yad etmek kadardır.  Yüksek gayelerin yerini yüksek koltuklar, lüks arabalar, yazlıklar, kışlıklar aldı. "İnanlar" arzu ettikleri "cennet"i bu dünyaya taşır oldular. Devlet emeline nail oldu: "Hayatını yaşama" peşinde olan gençlik, siyasetin peşini çoktan bıraktı.

Yaşları kadar fikirleri de köhnemiş bir ülkenin idarecilerinin o ülkeye yeni bir dinamizm ve heyecan vermeleri mümkün değildir. Asıl sermayesi genç nesiller olan Türkiye gibi belini doğrultamayan ülkeler, ne yazıkki, bu "sermaye"yi sokaklara bırakmışlardır. Şahsiyet ve hüvviyet kazanamamış, ulvi gayeler telkin edimemiş, edilse bile; "kılavuzu karga olanın...."ki gibi olmuş.
Devlet; kendisine sadık, ağzı olup da dili olmayan kullar, partiler de devlet gibi aynı beklenti içinde olduğu müddetçe, "kul"lar devlete ve partilere, "hür"ler ise başkalarına yaranmaya devam edecektir.

Ülküler -ne yazıkki- öldü
Sol´un da, sağ´ın da maalesef ülküleri yok artık! İnançla icraat paralellik arz etmiyor, vahşi kapitalizmin değer yargılarının geçerli olduğu bir ortamda sizin ne sosyalistliğiniz, ne milliyetçiliğiniz ve ne de islamcılığınız bir mana ifade eder. Etmez, çünkü: inandırıcı değilsiniz, ehil değilsiniz, samimi değilsiniz.
İşin acı tarafı; "dava"dan bihabersiniz. Ezbercisiniz!

Bireyci kapitalizm, fabrikalara iyi mühendisler, partilere iyi aday adayları da yetiştirebilir. Bin kişiyi aç, bir kişiyi süper-zengin de yapabilir. En yüksek teknolojiye sahip olup en modern atom başlıklı uzay füzelerini senin başında patlatmak için atabilir. Seni böylece parasıyla satın alabilir, silahıyla korkutabilir.
Neticede teslim alabilir.
Halbuki sen;
Parayı görünce elini açtın: İmanın, inancın, dava´n, ülkü´n elinden yere düştü.
Silahı görünce dizin titredi: "Silah"ın yere, umutların suya düştü.
Teslim, dedin: "Beyaz bayrak" kaldırdın, "Al Bayrak" yere düştü.
"Ülkü"cüleri öldürdün, ülküler bana düştü.
SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Ülküler öldü mü
Ölmesini de bilmek
Kerbela yahut Filistin
Bize benzemiyorsun
Korkak
Modern zamanların vatanseverliği
Çıplak 

Tufan'daki "Tufan"
Hayatı yaşamak
İbret
Yolun neresindesiniz?
Tadını çıkarmak
Gençlerim eyvah!
Düşmansız Yaşamak
"Enternasyonal  terörizme  karşı  savaş"
Sahipsiz Toplum
Meydan Okumak
Afganistan bombalanıyor
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Hedef

Mahmut Aşkar
Ülküler öldü mü
Fazlı Arabacı
Eğitimsizlik mi 
Kader mi ?
Üzeyir Lokman Çaycı
İnsanları tanımak istiyorum
Abdullah Güler
Ne Zaman
Muhsin Ceylan
Tiyatroyu seven muhafazakarlar
Sizden Biri
Bu çocuklar nereye gidiyor
Ismail Tüysüz
Milli kültürümüz de nevruz
Fikret Ekin
Kaşınan ve Kaşıyanlar
İsmail Altıntaş
Kurban; Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Şefik Kantar
Önemli bir başarı !
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
u
Şiirin yalnızlığı