PENCERE
Nuran Yelkenci
|
|
|
nuranyelkenci@yahoo.com
|
Duada
kararlı olmak
“Çağırmak,
seslenmek, istemek, yardım talep etmek” anlamlarına
gelen dua, Kuran’a göre “kulun
bütün benliğiyle Allah’a yönelmesi” ya da “sınırsız
ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini
kabul ederek Allah’dan yardım dilemesidir.
Allah inancı olan her insanın çeşitli şekillerde
dua ettiği bir gerçektir. Ancak insanların oldukça
büyük bir kısmı duayı, sadece darlık ve
sıkıntı anında elden gelen tüm ihtimaller
denendikten sonra Allah’ı hatırlamak şeklinde
anlamaktadırlar. Bu insanlar üzerlerindeki sıkıntı
geçince bir sonraki darlık ve sıkıntı anına
kadar Allah’ı unutur ve ondan bir şey talep etmeyi
düşünemezler. Halbuki dua, yaşamın geneline
yayılacak başlıbaşına bir ibadettir.
Kuran’a göre dua etmek, Allah’a ulaşabilmenin en
kolay yoludur. Şimdi Allah’ın sıfatlarını
bir düşünelim. O, insana şah damarından daha yakın olan, herşeyi
bilen, işitendir... İnsanın içinden geçirdiği
tek bir düşünce bile Allah’tan gizli kalmaz. O halde
samimi olarak Allah’tan bir istekte bulunmak için insanın
sadece düşünmesi bile yetmektedir. İşte
Allah’a ulaşmak bu denli
kolaydır.
İnsanların
tamamı duaya muhtaçtır. Fakir ve zor şartlar
altında yaşayan birinin, zengin bir insana göre
duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek,
dua konusunu temelinden yanlış anlamak demektir. Dua
beraberinde tevekkülü de getirir. Dua eden insan, karşısına
çıkabilecek zor ya da kolay her türlü durumu, tüm
olayları, kainatın Yaratıcısı ve
Hakimi olan Allah’ın takdirine bırakmış
demektir. Bir problemi çözmenin ya da önlemenin bütün
yollarının evrendeki tüm kudretin sahibi olan
Allah’a dayandığını bilmek, tüm işleri
ona havale etmek ve sadece ona dua etmek, mümin için bir
ferahlık ve güven kaynağıdır.
Yalnız Başına, için için Dua
Çok çaresiz ve sıkıntı içerisinde kaldığınızda,
Allah’a dua etme ihtiyacı hissettiğiniz bir anda
dua etmek için nasıl bir ortamı tercih ettiğinizi
hatırlıyor musunuz? Hiç şüphesiz gece yastığa
başınızı koyduğunuzda ya da çok
sessiz ve gürültüsüz, Allah’la başbaşa
olabileceğinizi hissettiğiniz bir ortamda dua etmeyi
tercih etmişsinizdir.
İbadetler sırasında manevi yoğunluk en fazla yalnız başına,
kimsenin bilmediği zamanlarda, tam bir konsantrasyonun sağlanabildiği
sırada yaşanır. İhtiyaçları,
hataları veya eksikleri konusunda Allah’a dua etme
gereksinimi duyan insan, yalnız başına ve için
için dua etmeyi tercih eder
Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle,
kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için
zikret. Gaflete kapılanlardan olma. Şüphesiz
Rabbinin Katında olanlar, O’na ibadet etmekten büyüklenmezler...”
(A’raf Suresi, 205-206)
Kuran’da,
duanın yalnızken, yalvararak ve için için yapılabileceğine
dikkat çekilir. Dolayısıyla
duanın nerede yapıldığı, dua sırasında
düzenlenen “tören”in büyüklüğü, katılımın
fazla olması ve dua eden şahsın sesinin çok
fazla çıkması ölçü değildir.
Din sadece Allah’ındır.
İbadetlerin hepsi sadece O’nun hoşnutluğunu
kazanmak amacıyla yapılır. Bunun yegane yolu da
O’nun istedediği gibi dua edip O’na yalvarmaktır.
Duada Aceleci Davranmaktan Kaçınmak
İnsan fıtratı
gereği aceleci bir varlıktır.. İnsanın
bu aceleciliği zaman zaman dualarına da yansıyabilir.
Dua ettiği zaman hemen duasına karşılık
verilmesini ister. Duasına karşılık alması
biraz gecikirse “dua
ediyorum, ancak kabul edilmiyor” şeklinde çok yanlış
bir serzenişte bulunabilir. Sabırsızlık,
zamanla ümitsizliğe hatta duanın terkedilmesine
kadar gider. Oysa mümin bilir ki, kendisi için neyin hayırlı
olduğunu en iyi bilen Allah’tır.
“... Olur ki hoşunuza
gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır
ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir.
Allah bilir de siz bilmezsiniz” (Bakara Suresi, 216)
Ayeti, insana bunu haber verir. Bu nedenle insan Allah’tan
bir şeyi istediğinde, takdiri O’na bırakmalı,
O’ndan her şartta razı olmuş bir biçimde sabırla
beklemelidir. Belki dua ederek talep ettiği şey
kendisine bir fayda sağlamayacaktır, o nedenle Allah
bunu kendisine vermemektedir. Belki de o hayra ulaşması
için belirli bir olgunluğa kavuşması, bunun için
de bir süre eğitilmesi gerekmektedir.
Tüm bunlar dua eden insanın, duasında sabırlı
ve kararlı olması, Allah’ın rahmetinden asla
ümit kesmemesi gerektiğini göstermektedir. Nitekim
Kuran’da, duada sabırlı olmaya özellikle dikkat
çekilir:
“Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu şüphesiz,
huşu duyanların dışındakiler için ağır
bir yüktür.” (Bakara Suresi, 45)
Duada kararlı ve sabırlı olmak
Kuran’da dua ederken kararlı
olmak öğütlenmiştir. Dua bir ibadettir ve dua da
kararlılık ve sabır, dua eden açısından
önemlidir. Allah’a olan yakınlığın arttığının
göstergesidir. Duada sabır göstermek mümini olgunlaştırır,
güçlü bir irade ve karakter kazandırır.
Allah sabırla ve kararlılıkla dua eden salih
kullarının dualarının karşılığını
belirli bir süre ertelemekle onlara hayır dilemiş,
onları bu sayede olgunlaştırmış, eğitmiş,
sadakat ve ihlaslarını pekiştirmiş, onları
cennette yüksek makamlara layık kullar haline getirmiştir.
Bu nedenle yaptığı bir duanın karşılığını
görmek için aceleci davranmak asla ve asla bir mümine yaraşmaz.
Müminin yegane görevi Rabbimize kul olması ve O’nun
kendisi için belirlediği kadere rıza göstermesidir.
Allah, başka ayetlerde de “...
sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi’ne
dua ettiği zaman icabet eden...” (Neml Suresi, 61-62) olarak bildirilir ki, bu da
yine samimi duaların Allah Katında mutlaka karşılık
göreceğinin ifadesidir.
Dolayısıyla duayı, Allah’ın yardımından
kuşkuya düşmeden, kabul olacağına kesin
olarak iman ederek dile getirmek gerekir. Aksi bir tutum içinde
bulunan, yani Allah’ın icabetine karşı kuşku
ile yaklaşan kişi ise, daha başlangıçta
Kuran mantığı ile ters düşmüştür.
Bu nedenle dua eden kişinin sahip olması gereken en
temel iki özellik, Allah’a karşı samimiyet ve güvendir.
Yapılması gereken tek şey inançla ve sabırla
istemektir.
Dua konusunda belki de en büyük tehlike, kabul olmayacağı
endişesiyle dua etmekten vazgeçmektir. Bu, pek çok yönden
hatalı, hatta cahilce bir tavırdır. Öncelikle
belirtmek gerekir ki, ayetlerde vurgulanan “duaya
icabet” bir şeyin “aynen gerçekleşmesi”
anlamına gelmez. Çünkü insan, bazen kendisi için
zararlı olan bir şeyi Allah’tan talep ediyor
olabilir. “İnsan
hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir.
İnsan, pek acelecidir” (İsra Suresi, 11) ayeti, bu durumu açıklamaktadır.
Dua ile ilgili ayetlerde defalarca “dini Allah’a halis kılarak dua etmek”ten söz edilir. Bunun
anlamı, dinin, yani ibadetin sadece ve sadece Allah için
yapılması, O’ndan başkalarının rızasının
kesinlikle aranmamasıdır:
Oysa dua insanın Allah ile samimi bir bağlantısıdır.Bu
bağlantının en büyük kanıtı gayba
iman dır. Her insanın içinde bulunduğu sorunlaı,
istekleri, arzuları, ruh hali birbirinden çok farklıdır.
Dua sırasında önemli olan sözcükler değil
kulun o anki ruh hali ve samimiyetidir.
Duasını, ya da başka herhangi bir ibadetini
Allah içn yapmayanlar. Yani etraflarındaki insanlara
takva görünmek veya gösteriş olsun diye ibadet
yapanlar, büyük bir yanılgı içindedirler. Allah
Kuran’da bu tür
insanlardan şöyle söz eder.
İşte (şu) namaz kılanların vay
haline,
Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
Onlar gösteriş yapmaktadırlar, (Maun Suresi, 4-6)
SAYFA
BAŞI
www.nuranyelkenci.com
Yazarın
diğer
yazıları:
Duada
kararlı olmak
Kuran’da
selamlaşmanın önemi
Allah,
İnsanı hastalıkla da sınar
Haset
ve Kıskançlık
Kilitli
Kapıların Ardındaki Sonsuz Hayat , Cehennem
Sahte
Dünyanın Acıları
Tarihten
Günümüze Sahte Dindarlar
Şeytan
Detayda Gizlidir
İnançla
Gelen Ruh Sağlığı ve Huzur
İnanca
Çağıran Davetler
Hayırlarda
Yarışmak
Zaman
Tüketen Ev Hanımları
Sebeplerdeki
sırlar
Herşeyde
Hayır Görmek
Pişman
Olmadan Önce
Örnek
Müslüman Kadın
Hz. Meryem
Tüm
annelerin, anneler gününü kutluyorum
İnsanları
sinsice kıskacına alan Adamlık dini
Derin
Düşünmek
2005
Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının
Yeri
SAYFA
BASI
|