A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de




Medeniyetin Utanç Tablosu

Eli kalem tutan duyarlı insanlar bazen mensubu olduğu veya içinde yaşadığı toplumun, bazen de bütünüyle insanlığı ilgilendiren konularda düşüncelerini ortaya koyarlar. Bunların içinde rahatlıkla yazılabilecek konular olduğu gibi, daha kaleme kağıda dökmeden insanın vicdanını sızlatan, insanlık adına utandıran, öfkelendiren, isyan ettiren ve bir o kadar da endişelendiren meseleler de vardır ki, hadiseye nasıl ve nereden başlayacağınıza karar verene kadar kıvranır durursunuz.

Konu üzerinde günlerce düşündükten sonra yazmaya karar verdim. Yetiştirilme tarzımızdan olsa gerek; bilinen fakat bilinmezmiş gibi, duyulan ama duyulmamış gibi, görülen ama görülmemiş gibi ve işlenmiş fakat işlenmemiş gibi öylesi suçlar vardır ki, koca bir gövdeyi içerden kemire kemire deviren ağaçkurtları gibidir. İçeriden tüketilmiş ama dışarıdan bakıldığında bütün heybetiyle dimdik duran ağacın günün birinde rüzgarın da hafiften sallamasıyla büyük bir gürültüyle devrilmesi gibi, toplumları da ekseriyetle içten içe kemiren meseleler yıkar. O meseleler ki, örtbas edilir, üzerine gidilmez, kurbanları bir tesadüf eseri deşifre olur veya olunur ama failleri hep alacakaranlıklarda kaybolurlar.

Haberi ilk okuyunca kimyam bozuldu. Herkesin kıyısından kenarından duyduğu bir hadisenin rakamlarla ifadesinde geldiği nokta, insan olan herkesde önce bir ürküntü ve akabinde tiksinti meydana getiriyor. Bu tiksintinin bir ucu da nihayetinden gelip size çatıyor. Çünkü siz de insanız...

Şimdi bizi utandıran, korkutan, tiksindiren ve dehşete düşüren iğrençliklerin rakamlarla ifadesi:

Birleşmiş Milletler bünyesindeki UNICEF’in (Çocuklara Yardım Fonu) 2006 yılı verilerine göre her sene 1,8 milyon çocuk fahişeliğe sürükleniyor. Bu da yetmezmiş gibi, kahır ekseriyeti seks köleliğinde kullanılmak üzere, 1,2 milyon çocuk mal gibi satılıyor. Bunlardan başka, yine her sene 18 yaşın altında 150 milyon kız ve 73 milyon oğlan aile içinde, okulda, yaşadığı semtte, işyerinde veya hapishanede ırza tecavüzün kurbanları oluyorlar.

Her sene Hindistan’da 400 bin, Tayland’da 800 bin, Filipinler’de 100 bin, Brezilya’da 500 bin ve yanıbaşımızdaki Doğu Avrupa ülkelerinde 100 bin civarında çocuğa fahişelik yaptırıldığı veya seks kölesi olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kamboçya ve Vietnam gibi ülkelerde ve özellikle başta Kenya olmak üzere birçok Afrika ülkesinde de fahişeliğe sürüklenen çocukların sayısında büyük artışların olduğu yine BM raporlarında yer almaktadır.
Bu 21. yüzyıl insanlığının yüzkarası listeye daha ilave edilecek çok ülke var. Benim ülkem bu sıralamanın mutlaka gerilerindedir ama maalesef dışında değil. Zaten son günlerde medyaya yansıyan bu doğrultudaki olaylar, ülkemizde de bu tür sapıklıkların giderek arttığının ipuçlarını vermektedir.

Tahmin edilebileceği gibi, özellikle yukarıda zikredilen fakir ülkelere “seks turisti” olarak giden sırtlanlar, bu körpe yavruları avlamak için “medeniyetin beşiği” Batı’dan ta oralara gitmektedirler. Onlar, ülkelerinde hatırı sayılır işadamı, bürokrat, aile reisi gibi toplumun kaymak kesimini teşkil etmektedirler.

Dünyanın birçok yönüyle önemli ve örnek ülkelerinden biri olan Almanya’da polis kayıtlarına göre 50 bin civarında Alman, çocuk pornografisinin daim müşterisdir. Yine resmî kayıtlara göre 2007 yılında Almanya’da 15.935 çocuğa tecavüz edilirken, gayriresmî rakamların 300 bin/yıl dolayında olduğu tahmin edilmektedir.

Şimdi kendimizdeki yanlışı örtbas etmek niyetiyle söylemiyorum: Üç milyona yakın Türk göçmenin yaşadığı Almanya’daki Türkler arasında vuku bulmuş bir-iki “töre cinayeti”ni neredeyse Türk Milleti’nin tamamına, mümkünse bütün ümmete mal etmeye kalkanlar, bu son derece istisnaî trajik olaylar üzerine kitaplar yazan, filmler çevirenler, biraz da aynayı kendi içlerindeki kokuşmuşluğa tutsalar...

Bu iğrençliğin bir tanesi bile fazla iken, milyonlar defa vuku bulan aşağılıklar karşısında insan olanın kanı donuyor. Çirkefliği tarif etmek için uygun kelime bulamazken, medenilik, insanlık adına utanıyoruz.

Netice itibariyle coğrafya, din ve milliyetten bağımsız olarak, bir insanlık trajedesiyle insanlık karşı karşıyadır. Çıplak kelimelerle bu konuyu ifade etmek gerekirse; kendi evlatlarının ırzına geçilmesine gözyuman veya engel olamayan insanlığın akibetinin, Lut Kavmi’ninkine benzemesinden korkarım.

Çağımız insanlığını tehdit eden unsurların en başında, ahlâkî değerlerin çürümeğe yüztutması gelmektedir. Ahlâklı veya ahlâksız olmanın ölçüsü, sınırı, neye ve kime göre?... Son yüzyılda her renginden faşizm ve sosyalizm, insanî değerleri değersiz kılması yüzünden tarihin çöplüğüne atıldı. Şimdi de, zenginliğin getirdiği azgınlıkla canavarlaşan, vahşi hayvandan beter vahşileşen bir kapitalist fenomen, insanlığın haysiyetini ayaklar altına almaktan adeta zevk alıyor. Elindeki yeni bir düzene dair mevcutu tüketen ve yerine koyacak malzemesi de kalmayan Batı çaresizdir.

Dünya sadece Batı’dan ibaret değildir diyenlere bir imkân doğmuş, müsait şartlar hasıl olmuştur. Buyrun; her din ve milliyetten evlatlarımızın namusunu, insanlığın yüzkarası yaratıklardan kurtaralım... Buyrun; evvela kendi yaramızdaki irini temizleyerek işe koyulalım...


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Medeniyetin Utanç Tablosu
Dinine Değil Dindarlığına İtirazım Var (2)
Dinine Değil Dindarlığına İtirazım Var
Ana!
Batı’nın Şarklısı veya Şark’ın Batılısı
Ahlâkî Kodlarımız
“Globallaşmanın Pezevenkleri”
Modernizmle Gelen Devrimler (3)
Modernizmle Gelen Devrimler (2)
Modernizmle Gelen Devrimler
Derdimiz de var dermanımız da...
“Allahsız Komünizm” ile “Allahlı Kapitalizm” Arasında
“Türkiye sadece Türklerin değil”
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Medeniyetin Utanç Tablosu
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç