|

Kürtçüler
Yalan Söylüyor
Türkiye'de Kürt sorunu
var diyenler ya politik yalan söylüyorlar,
ya kandırılmış saf cahiller, ya da tahrikçi
ajan kimliğine sahipler. Türkiye'de var olan etnik
merkezli bir Kürt sorunu değil, siyasal merkezli bir Kürtçülük
sorunudur. Bu köşede daha önce yazdık. Tekrar
altını çizeceğiz. Bir ülkede etnik sorun var
demek öncelikle sosyolojik bir sorun var demektir. Etnik bir
sorunun var olması için bazı sosyolojik sorunların
olması gerekiyor.
Bunların en önemlileri, işte, okulda ve yerleşimde
azınlıkta olan etnik gruba karşı ayrımcılık
yapılması. Eğer son bin sene veya seksen
sene içinde herhangi bir Kürt kökenli insan sadece Kürt
olduğu için yetenekleri elverdiği halde bir işe
alınmadı veya Kürt olduğu için kariyerinde yükselemiyor
ise etnik sorun var demektir. Buna "iş alanında
etnik ayrımcılık" denir.
Eğer bir insan sadece Kürt veya bir başka şey
olduğu için bir eğitim kurumuna alınmıyor
ise bu bir etnik ayrımcılıktır ve buna
"eğitim alanında etnik ayrımcılık"
denir.Ve bir insan sadece etnik kökeninden dolayı
kentin belirli bölgelerinde bir konut kiralayamıyor veya
satın alamıyor veya böyle bir çevreye taşındığında
o çevrede ev fiyatları düşüyor, kiralar azalıyor
ise "yerleşim alanında etnik ayrımcılık"
söz konusudur.
Bir ülkede, "iş alanında etnik ayrımcılık",
"eğitim alanında etnik ayrımcılık",
"yerleşim alanında etnik ayrımcılık"
yok ise o ülkede sosyolojik olarak etnik sorun yoktur.
Bütün bunlara ekleyebileceğimiz çok önemli bir
hususta etnik sorunun yaşandığı ülkelerde
devlet güçleri tarafından terör örgütüne destek
oldukları için köylerinden çıkarılan
insanların Batı illerine gittiklerinde ne yerleşim,
ne iş, ne eğitim alanlarında dışlanmadıklarıdır.
Güneydoğu'dan Batıya gidenler de gitmeğe çekinmemişlerdir.
Etnik sorun olan coğrafyada bu tür ilişkiler söz
konusu değildir.
Türkiye'de etnik bir sorun olarak Kürt sorunu olduğunu
herhangi bir ciddi sosyoloğun ileri sürmesi mümkün değildir.
Ancak, Türkiye'de etnik sorun yok ise ne vardır? Çünkü,
Türkiye'de otuz bin insanının yaşamını
kaybettiği bir süreç yaşanmaya devam ederken, Türkiye'de
etnik sorun yok deyip konuyu kapatmamız mümkün değildir.
Türkiye'de sorun, azınlık ırkçısı
ideolojik bir zemini temsil eden küçük bir grubun dış
dinamiklerin yönlendirmesi ve azınlık ırkçısı
bu grubunda dış dinamikleri kendi lehinde kullanması
neticesinde yaptığı ve ne yazık ki ciddi
ölçülerde başarılı olan terör sürenin parçası
olan toplumsal mühendislik neticesinde milli bilinci yıpratması
ve yerel, bölücü şuuru geliştirmesidir.
Terör sürecinde halk, devletle terör örgütü arasında
bilinçli bir şekilde bırakılarak, zaman içinde
devletin terörle mücadelenin gereği olarak algıladığı
ve daha akıllıca düzenlenmesi mümkün olduğu
halde düzenlenmeyen büyük bir bölümü günlük yaşamla
ilgili baskıcı politikalar neticesinde devlet ile
halkın arasının açılması sağlanmıştır.
Halkta zaman içinde 1978'den 2003'e kadar uzanan sürede "seçilmiş
travma" psikolojisi oluşturulmuştur.
Bu psikolojik tutumun temelinde "mağduriyet
psikolojisi" vardır. PKK tarafından
beslenen "Mağduriyet psikolojisinin” özünde
bölge insanına, bölgedeki bütün olumsuzlukların
temelinde yani bölgenin geri kalmışlığın,
bölgede yaşanan çatışmaların ve akla
gelebilecek her türlü olumsuzluğun temelinde "bizim
Kürt olmamız yatıyor" düşüncesi
yatmaktadır. Bu mağduriyet psikolojisi etrafında
PKK, Türk'ten nefret eden, başına gelen her kötü
şeyin sorumlusu olarak Türk'ü gören bir ırkçı
Kürt kimliği oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu psikoloji üzerine oturan azınlık ırkçılığı
zemini halkı istismar etmeye devam etmektedir.
Mağduriyet psikolojisinin sadece Güneydoğu
Anadolu'da Kürtlere karşı kullanılmadığını,
son dönemde gittikçe artan ölçüde bu tuzağa düşmeye
hazır olan "aydınlara" karşı
da kullanıldığı görülmektedir. Zaten Türk
devletini her konuda potansiyel suçlu gören bir zihniyetin
sahibi olan insanların böyle bir yaklaşıma çok
direnmeyecekleri ortadadır. Oysa haysiyetli her aydının
görevi bu "sahte mağduriyet"
psikolojisi ile mücadele etmektir.
Mağduriyet psikolojisinin önemli bir işlevi de PKK
için mazuriyete daha farklı bir ifade ile PKK'yı
mazur göstermeye el vermesidir. "Evet, PKK terör
eylemleri yapmaktadır ama bunun nedeni Kürtlerin Türkler
tarafından Kürt oldukları için ezilmesidir"
söylemi açık kapalı Kürtçü siyasetçiler tarafından
yıllardan bu yana kullanılmıştır.
Ulaşılan aşamada mazuriyet, Kuzey Irak Kürtlerinin
Amerikan-İngiliz-İsrail işbirlikçiliği süreci
için kullanılmaktadır. İngiliz Lawrenslerle
işbirliği yapanlar gibi şimdi de Amerikalı
Lawrenslerle işbirliği yapanlar aslında büyük
ve derin bir suçluluk kompleksi içindedirler. Ajan
konumlarını haklı göstermek için mağduriyetten
mazuriyete uzanan süreci kullanmaktadırlar.
Şimdi gelelim meselenin ikinci boyutuna: Kürtçü
siyasetçiler veya örgütün kravatlı kent unsurları,
1980'lerden buyana başarılı bir siyaset
izleyerek, örgütün dağda yaptıklarının
siyasal sonuçlarını toplamaya çalışmışlardır.
Başlangıçta "biz sadece kültürel haklarımızı
istiyoruz. Biraz televizyon yayını, Kürtçe gazete
ve kitap istediğimiz bunlar" dediler. AB tam üyelik
sürecinde bunların gerçekleşmesi üzerine iki
farklı siyaset iki farklı çizgide yeni adımlar
ve taleplerle gündeme geldiler.
PKK çizgisindekiler, Anayasasının yeniden yazılmasını,
Kürt kimliğinin Türk kimliğinden farklı
bir kimlik olarak anayasaya girmesini istediklerini
belirtiyorlar. Bunlar üniter devlete karşı
olmadıklarını söylüyorlar ise de bu yalan. Hem
ayrı siyasi kimlik hem üniter devlet olmaz. Bu
sadece bir adım adım ilerleme stratejisi. PKK, ana
dilde eğitim derken Kürtçe'nin resmi dil olmasını
istemediğini söylüyor. Bu da bir yalan hem anayasada
iki farklı milletin devleti olarak tanımlanacak
devlet hem de sadece bu iki milletten sadece birisinin dili
devletin resmi dili olacak. Olmaz böyle şey.
PKK yalan üzerine kurulu adım adım federasyon ve
bağımsızlık stratejisini izlerken,
Barzani'nin KDP'sinin etkisindeki Türkiye'deki Kürtçü
siyasetçiler Barzani Irak'tan bağımsızlık
konusunda ne kadar aceleci ise Türkiye'de federasyon
konusunda o kadar aceleci davranmaktadırlar.
Türkiye'ye bir sürüklenme sürecinde..
06.12.2005
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Kürtçüler
Yalan Söylüyor
Farklı
Bir Kürt Projesi (mi)?
Kürdistan
projesi
PKK
“Vali”yi Görevden Aldı
Türk
Subayı Kimdir 2?
Türk
Subayı Kimdir?
Devlet
Yok
Telafer
Dayanışma Komitesi
Muhterem
Paşam
Atatürk
Kanuni
Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB
Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke
Baldan Tatlıdır"
SAYFA
BASI
|