·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


AYNA
                                                                               Prof. Dr. Ümit Özdağ
 
bilgi@umitozdag.com



Kürtçüler Yalan Söylüyor

Türkiye'de Kürt sorunu var diyenler ya politik yalan söylüyorlar, ya kandırılmış saf cahiller, ya da tahrikçi ajan kimliğine sahipler. Türkiye'de var olan etnik merkezli bir Kürt sorunu değil, siyasal merkezli bir Kürtçülük sorunudur. Bu köşede daha önce yazdık. Tekrar altını çizeceğiz. Bir ülkede etnik sorun var demek öncelikle sosyolojik bir sorun var demektir. Etnik bir sorunun var olması için bazı sosyolojik sorunların olması gerekiyor.

Bunların en önemlileri, işte, okulda ve yerleşimde azınlıkta olan etnik gruba karşı ayrımcılık yapılması. Eğer son bin sene veya seksen sene içinde herhangi bir Kürt kökenli insan sadece Kürt olduğu için yetenekleri elverdiği halde bir işe alınmadı veya Kürt olduğu için kariyerinde yükselemiyor ise etnik sorun var demektir. Buna "iş alanında etnik ayrımcılık" denir.

Eğer bir insan sadece Kürt veya bir başka şey olduğu için bir eğitim kurumuna alınmıyor ise bu bir etnik ayrımcılıktır ve buna "eğitim alanında etnik ayrımcılık" denir.Ve bir insan sadece etnik kökeninden dolayı kentin belirli bölgelerinde bir konut kiralayamıyor veya satın alamıyor veya böyle bir çevreye taşındığında o çevrede ev fiyatları düşüyor, kiralar azalıyor ise "yerleşim alanında etnik ayrımcılık" söz konusudur.

Bir ülkede, "iş alanında etnik ayrımcılık", "eğitim alanında etnik ayrımcılık", "yerleşim alanında etnik ayrımcılık" yok ise o ülkede sosyolojik olarak etnik sorun yoktur. Bütün bunlara ekleyebileceğimiz çok önemli bir hususta etnik sorunun yaşandığı ülkelerde devlet güçleri tarafından terör örgütüne destek oldukları için köylerinden çıkarılan insanların Batı illerine gittiklerinde ne yerleşim, ne iş, ne eğitim alanlarında dışlanmadıklarıdır. Güneydoğu'dan Batıya gidenler de gitmeğe çekinmemişlerdir. Etnik sorun olan coğrafyada bu tür ilişkiler söz konusu değildir.

Türkiye'de etnik bir sorun olarak Kürt sorunu olduğunu herhangi bir ciddi sosyoloğun ileri sürmesi mümkün değildir. Ancak, Türkiye'de etnik sorun yok ise ne vardır? Çünkü, Türkiye'de otuz bin insanının yaşamını kaybettiği bir süreç yaşanmaya devam ederken, Türkiye'de etnik sorun yok deyip konuyu kapatmamız mümkün değildir.

Türkiye'de sorun, azınlık ırkçısı ideolojik bir zemini temsil eden küçük bir grubun dış dinamiklerin yönlendirmesi ve azınlık ırkçısı bu grubunda dış dinamikleri kendi lehinde kullanması neticesinde yaptığı ve ne yazık ki ciddi ölçülerde başarılı olan terör sürenin parçası olan toplumsal mühendislik neticesinde milli bilinci yıpratması ve yerel, bölücü şuuru geliştirmesidir.

Terör sürecinde halk, devletle terör örgütü arasında bilinçli bir şekilde bırakılarak, zaman içinde devletin terörle mücadelenin gereği olarak algıladığı ve daha akıllıca düzenlenmesi mümkün olduğu halde düzenlenmeyen büyük bir bölümü günlük yaşamla ilgili baskıcı politikalar neticesinde devlet ile halkın arasının açılması sağlanmıştır. Halkta zaman içinde 1978'den 2003'e kadar uzanan sürede "seçilmiş travma" psikolojisi oluşturulmuştur.

Bu psikolojik tutumun temelinde "mağduriyet psikolojisi" vardır. PKK tarafından beslenen "Mağduriyet psikolojisinin” özünde bölge insanına, bölgedeki bütün olumsuzlukların temelinde yani bölgenin geri kalmışlığın, bölgede yaşanan çatışmaların ve akla gelebilecek her türlü olumsuzluğun temelinde "bizim Kürt olmamız yatıyor" düşüncesi yatmaktadır. Bu mağduriyet psikolojisi etrafında PKK, Türk'ten nefret eden, başına gelen her kötü şeyin sorumlusu olarak Türk'ü gören bir ırkçı Kürt kimliği oluşturmaya çalışmaktadır. Bu psikoloji üzerine oturan azınlık ırkçılığı zemini halkı istismar etmeye devam etmektedir.

Mağduriyet psikolojisinin sadece Güneydoğu Anadolu'da Kürtlere karşı kullanılmadığını, son dönemde gittikçe artan ölçüde bu tuzağa düşmeye hazır olan "aydınlara" karşı da kullanıldığı görülmektedir. Zaten Türk devletini her konuda potansiyel suçlu gören bir zihniyetin sahibi olan insanların böyle bir yaklaşıma çok direnmeyecekleri ortadadır. Oysa haysiyetli her aydının görevi bu "sahte mağduriyet" psikolojisi ile mücadele etmektir.
Mağduriyet psikolojisinin önemli bir işlevi de PKK için mazuriyete daha farklı bir ifade ile PKK'yı mazur göstermeye el vermesidir. "Evet, PKK terör eylemleri yapmaktadır ama bunun nedeni Kürtlerin Türkler tarafından Kürt oldukları için ezilmesidir" söylemi açık kapalı Kürtçü siyasetçiler tarafından yıllardan bu yana kullanılmıştır.

Ulaşılan aşamada mazuriyet, Kuzey Irak Kürtlerinin Amerikan-İngiliz-İsrail işbirlikçiliği süreci için kullanılmaktadır. İngiliz Lawrenslerle işbirliği yapanlar gibi şimdi de Amerikalı Lawrenslerle işbirliği yapanlar aslında büyük ve derin bir suçluluk kompleksi içindedirler. Ajan konumlarını haklı göstermek için mağduriyetten mazuriyete uzanan süreci kullanmaktadırlar.

Şimdi gelelim meselenin ikinci boyutuna: Kürtçü siyasetçiler veya örgütün kravatlı kent unsurları, 1980'lerden buyana başarılı bir siyaset izleyerek, örgütün dağda yaptıklarının siyasal sonuçlarını toplamaya çalışmışlardır. Başlangıçta "biz sadece kültürel haklarımızı istiyoruz. Biraz televizyon yayını, Kürtçe gazete ve kitap istediğimiz bunlar" dediler. AB tam üyelik sürecinde bunların gerçekleşmesi üzerine iki farklı siyaset iki farklı çizgide yeni adımlar ve taleplerle gündeme geldiler.

PKK çizgisindekiler, Anayasasının yeniden yazılmasını, Kürt kimliğinin Türk kimliğinden farklı bir kimlik olarak anayasaya girmesini istediklerini belirtiyorlar. Bunlar üniter devlete karşı olmadıklarını söylüyorlar ise de bu yalan. Hem ayrı siyasi kimlik hem üniter devlet olmaz. Bu sadece bir adım adım ilerleme stratejisi. PKK, ana dilde eğitim derken Kürtçe'nin resmi dil olmasını istemediğini söylüyor. Bu da bir yalan hem anayasada iki farklı milletin devleti olarak tanımlanacak devlet hem de sadece bu iki milletten sadece birisinin dili devletin resmi dili olacak. Olmaz böyle şey.

PKK yalan üzerine kurulu adım adım federasyon ve bağımsızlık stratejisini izlerken, Barzani'nin KDP'sinin etkisindeki Türkiye'deki Kürtçü siyasetçiler Barzani Irak'tan bağımsızlık konusunda ne kadar aceleci ise Türkiye'de federasyon konusunda o kadar aceleci davranmaktadırlar.
Türkiye'ye bir sürüklenme sürecinde..

06.12.2005

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Kürtçüler Yalan Söylüyor
Farklı Bir Kürt Projesi (mi)?
Kürdistan projesi
PKK “Vali”yi Görevden Aldı
Türk Subayı Kimdir 2?
Türk Subayı Kimdir?
Devlet Yok
Telafer Dayanışma Komitesi
Muhterem Paşam
Atatürk
Kanuni Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke Baldan Tatlıdır"

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Prof. Dr. Ümit Özdağ
Kürtçüler Yalan Söylüyor
Orhan Aras
Ağlama Ne Olursun?
Mahmut Aşkar
Göç Kültürünün Kök Salması
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
M. Ali Aladağ
Sarık-Cübbe ve Takım-Kravat
Yakup Yurt
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç