·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


VIZYON
                                                       Yard. Doç. Dr. Haldun Çancı
 
 
haldun.canci@emu.edu.tr




DP’nin Son Tavrı ve Düşündürdükleri


Uzun zamandır Kıbrıs konusunda yazı yazmıyordum.

Bu tutumun bir nedeni, Kıbrıs meselesinin, Annan Referandumundan sonra, genel olarak, bir duraklama ve soğuma sürecine girmiş olmasıydı.

Bir diğer gerekçeyi ise,  sabahtan akşama, yalnızca Kıbrıs konusu ile ilgilenmenin, bir anlamda dünyadan kopma tehlikesini peşi sıra getirmesi idi.

Oysa, Kıbrıs sorunu, dünyadaki diğer gelişmelerden soyut bir olgu değildi. Son gelişmeler de, bize, bu gerçeği bir kez daha kanıtladı.

Referandumdan bu yana yaşanan süreçte, AB ve ABD’den bir takım beklentiler söz konusuydu. Bu beklentiler, Türk tarafının, referandum sonrası genel yaklaşımında önemli bir yere sahipti.

Bugün, belki hala kimi çevreler, bu beklentileri canlı tutma konusunda istekli görünüyor olabilirler.

Ancak, bizim gözlemlediğimiz, plan öncesi ve sonrası, ABD ve özellikle AB tarafından ortaya konan vaatlerin, büyük oranda gerçekleşmemiş olduğudur.

Bu güçler, mevcut tutumlarını devam ettirdikleri sürece, Kıbrıs konusunda, bir ilerlemenin olamayacağı da ortadadır.

AB ve ABD’nin, mevcut tutum ve yaklaşımlarını değiştirmeleri yönünde bir umut ışığı da, ne yazık ki, yakın vadede gözükmemektedir.

Çünkü, ABD,  Rum-Yunan lobisinin etkin olduğu bir ortamda seçimlere gitmektedir.

AB ise, zaten işi adım adım bu noktaya (bana göre bilinçli olarak) getirmiştir. Sorunu, genel olarak, Türk tarafının, tek yönlü olarak vereceği tavizler ve atacağı geri adımlar çerçevesinde çözme yaklaşımına sahiptir. İçerideki Rum-Yunan vetoları veya veto tehditleri belirleyici ve bağlayıcı olmaktadır.

En son cereyan eden “tüzükler” konusunda da Rumların istediğinin olması ve son zamanlarda atıp tutan İngiltere’nin bile, bu istek doğrultusunda tavır belirlemesi, bu olguyu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu durumda yapılması gereken, Rumları çözüme ikna çabasından çok, AB ve ABD’nin Rumları ikna etmelerini sağlamaya dönük çabalara ağırlık vermektir.

Çünkü, Rumların tüm gücü, AB ve ABD’den, gerek üyelik, gerekse lobiler vasıtası ile elde ettiği zeminlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu iki dünya gücünün baskısı olmaksızın, Rumların, yapıcı bir tutuma sahip olmayacakları açıktır.

Pekiyi, AB ve ABD’nin, Rumlara baskı oluşturmaları için ne yapmamız, hangi yöntemi uygulamamız gerekmektedir.

Bence, asıl kafa yorulması gereken nokta burasıdır.

Bugüne kadar söylenmesi gerekenlerin hepsi, çeşitli mahfillerde söylenmiş bulunmaktadır.

Sözlü taleplerin ne kadar yankı bundukları da ortadadır.

Bu noktada, bir başka yöntem ve tavrı devreye sokmak gerekmektedir.

Birileri, bu sözlü talepleri dillendirmeye devam ederken, diğerlerinin de, gelinen aşamada ortaya çıkan tepkilerimizi ortaya koyması gerekmektedir.

Şu ana kadar gerçekleştirilen açılımların karşılık bulmamasının yarattığı kızgınlığı, verilen sözlerin yerine gelmemesinin yarattığı hayal kırıklıklarını, Kıbrıs Türkünün, mağlup, dolayısıyla da, mahkum olmadığını, birilerinin göstermesi gerekmektedir.

Dahası, verilebilecek tavizlerin de bir sınırı olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.

Yani, gelinen aşamada, olan bitene tavır koymak, dik bir duruş sergilemek gerekiyor.

DP’nin, Avrupa Parlamentosu, Yüksek Temas Grubu’nun son ziyareti çerçevesinde ortaya koyduğu, ‘görüşmeyi reddetme’ tavrını,  bu açıdan önemsiyorum. Bunun, örnek bir olay niteliği taşıdığını düşünüyorum.

İktidar ortağı olmasına ve ortağının farklı bir tavra sahip olmasına rağmen, DP’nin tutumunu, faydalı ve mantıklı buluyorum.

Karşınızdakilerin, sizi, tek seçeneğe mahkum, alternatifsizler olarak görmeleri ve kolay lokma zannetmeleri, son derece zararlı bir durumdur.

DP’nin son çıkışının, Kıbrıs Türk halkının, son dönemde, özellikle AB’ye karşı oluşan haklı tepkilerinin doğal bir yansıması olduğunu düşünüyorum.

Bu noktada da, yukarıda bahsedilen ve denenmesi gereken alternatif yöntem olarak,  olumlu sonuçlar doğuracağını ümit ediyorum.

haldun.canci@emu.edu.tr


SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

DP’nin Son Tavrı ve Düşündürdükleri
Türkiye’nin AB Yolculuğu
‘Etnik-merkezciliğe’ Karşı ‘Kültürel Görecelilik’
AB sürecini sürdürebilir miyiz?
Ulusal mutabakat yönetimi
Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu
Küresel vatandaşlar
Türkiye'nin Batı Sorunu
Bir Filmin Düşündürdükleri
 

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Haldun Çancı
DP’nin Son Tavrı ve Düşündürdükleri
Yakup Yurt
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Nuran Yelkenci
Yasakları Yasaklamak
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Mahmut Aşkar
Savaş açılan bir medeniyet
Üzeyir Lokman Çaycı
Şehirleşme
Ali Kılıçarslan
Made in Germany
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Güzel İstanbulumuz şantiye alanı mı olacak?
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Fikret Ekin
Oyun İçinde Oyun mu?
Ozan Yusuf Polatoğlu
Vicdan Testi
Halil Gülel
Kim ateşliyor bu fitili
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç