·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Bu  Milletin  Uyanışı

Herhangi bir milletten bahsetmiyor, bu milleti kastediyorum. Üç kıtaya yayılmış olan bir imparatorluğun küçülerek bugünkü milli sınırlar içine sıkıştırılan milleti... Düşüşün, hemen hemen her sahada gerikalmışlığın ve küçülmenin doğurduğu eziklikle dışarıdan gelen her teklife, yol gösterici, akıl vericilere pür dikkat kesilirken, sadece kendisini dikkate almayan Türk Milleti, son yüzyıl içinde hâlden hâle girmiştir. 1960’lı yıllardan itibaren gençlik veya öğrenci hareketleri olarak başlayan ideolojik dalgalanmalar, ilerleyen zaman içinde kitle çalkantılarına ve daha sonra çatışmalarına dönüştü. Komünistinden sosyaldemokratına, siyasî islâmcısından  muhafazakârına, kemalistinden milliyetçisine ve kürtçüsüne kadar hepimizin gözetim/denetim ve de kontrol altında, bilinmeyen (?) güçler tarafından, önceden sınırları belirlenmiş saha dahilinde bağırıp çağırmamıza, boğuşmamıza müsade edildiğini hayli zaman sonra tesbit edebildik.

Yukarıda zikrettiğimiz hiçbir ideolojik hareket hedefine ulaşamadı ama o günlerde tesadüfen kurşunlara hedef olmayanların büyük bir kısmı, bugün ülkenin siyaset yapan, devlet adamı, yazar ve düşünürlerini oluşturmaktadırlar. O günlerde herkes eşitlik/adalet/hürriyet/refah isterken, kişiler samimi fakat istekler, sadece anabaşlıklar halindeydi ve muhtevası yoktu. Başka bir ifadeyle; memnuniyetsizlikten doğan bir itiraz hareketiydi. Son ‘12 Eylül 1980 İhtilali’nden sonra dünyada birbiri ardına hızlı gelişmeler/değişmeler oldu ve millet olarak Avrupa Birliği fenomenine düçar olduk...

Kapalı toplumdan yarı kapalıya, bilâhare (hangi tarafa çekerseniz çekin) açılıp-saçılan bir toplum haline gelmeğe başlayınca tılsım yavaş yavaş çözülmeğe başladı: Biz (Mecnun) aşkıyla yanıp tutuştuğumuz Leyla’mızla (Batı) kavuşmamıza ramak kalmış, onun kapısına dayanmıştık. Halbuki Leyla ile Mecnun olarak bizim aşkımızın gücü, birbirimize olan hasretliğimizde gizliydi. (Burada Leyla’mız rolündeki Avrupa’nın Mecnun olan biz Türkler’in kendisine duyduğumuz aşka ne kadar karşılık verip vermediğini sorgulamak da sizlerin hakkıdır). Bu vuslatla (kavuşma) birlikte bu aşkın sır perdesi yavaş yavaş kalkıyor ve (tek taraflı da olsa) o büyük sevdanın yerini kapışmalar/hesaplaşmalar almaya başladı yavaş...yavaş...

İdeolojik dönemlerin Türkiye’sinde her siyasî hareket kendine göre Türk Milleti/Halkı’nı uyarıyor, uyandırmaya çalışıyordu. Bazılarımız müslümanı, bazılarımız emekçiği, bazılarımız da Türk’ü uyandırmaya çalışıyorduk. Nitekim yerine göre, “Müslümanlar, Devrimciler veya Milliyetçiler Uyanın!”  diyorduk. “Ey Asil ve Kahraman Türk Milleti!” diye başlayan nutuklarımız, “Ey Türk, Titre ve Kendine Dön!” uyarılarımız bir netice vermiyor, herkes bildiği yola, bildik vasıtasıyla devam ediyordu. Kim ne söylerse söylesin, islamcısı, devrimcisi ve milliyetçisiyle her kesimden herkesin şuuraltında bir gizli, açığa vurulamayan Batı hayranlığı yatmaktaydı: Bir tarafta sövüyor, diğer tarafta seviyorduk. Bir de buna zaten doğuştan beri batılılarımızı da eklediniz mi geriye birşey kalmıyordu. Bu derdin tek çaresi, millet olarak Batı’yla yüzyüze gelmekti.

Bugünlerde o safhayı yaşıyoruz. Eski keskin devrimcilerimiz Batı karşısında millicilerimizle aynı noktada buluşmaya başladı. Kemalist çizginin sağında ve solunda duranlar fazla ses çıkarmamakla beraber, AB’nin dayatmaları karşısında, “Ya n’oluyoruz, bu kadarı da fazla” türünden (şimdilik) sadece homurdanarak memnuniyetsizliklerini açığa vuruyorlar. Gazeteci-yazar-aydın kesiminin daha ne kadar bu işi kılıfına uydurabileceklerini doğrusu merak ediyorum. Siyasilerimiz ise diğerlerinden daha erken çark ederek vatan-millet-halk mefhumuna sarılabilirler çünkü bunun asıl hesabını onlar ödeyecekler. Neticede herşey aslına rücu edecek.

Bu karşılaşma, Türk Milleti’nin hem kendisiyle hem de Batı’yla nihayet yüzleşmesine vesile olacaktır. Bizim beklediğimiz, umduğumuz Batı’yla (Batılının gözünde tüm müslümanların temsilcisi pozisyonundaki) Türk’e karşı tavır alan, yerine göre tavır değiştiren Batı birbirinden çok farklıdır. Bu durumu, Türk Milleti bizzat yaşayarak görecek ve öğrenecektir. Yıllarca içi doldurulmadan, slogan mahiyetinde yapılan uyarıları, bu millet, Batı’nın kaypak tavrı karşısında yaşadığı düş kırıklığı ve ikidebir, “Sen Türk ve Müslümansın” hatırlatması üzerine dikkate alacak, kendine gelmeğe başlayacaktır. Bu seferki uyanışımızı galiba Batı’nın dışlamasına borçlu olacağız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Bu  Milletin  Uyanışı
Halil Gülel
Ölmeden önce ölmek
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-1
Orhan Aras
Ali ile Nino hala yaşıyor
Yılmaz Kuzucu
Estetik, armoni ve renklerin dili
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Mustafa Can
Kadın mı Bırak Gitsin….
Ayten Kılıçarslan
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Sebahattin Çelebi
Zordu seni sevmek....
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
M. Ali Aladağ
Oyuna Gelmemek
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Hidayet Kayaalp
Değişimin Zihinsel Aşamaları
Üzeyir Lokman  Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Ali Kılıçarslan
Utandıran Pano
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç