·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Kendimize  Döndük

Türkiye’de insanı umutlarından güzel gelişmelere şahit oluyoruz. Soğuk savaşın sona ermesinden sonra fert ve toplum olarak başımızı iki elimizin arasına koyup düşünmeye, kendimizi ve kendimizle ilgili konuları yavaştan da olsa irdelemeğe başladık. Bu, önce dünyayı, sonra ülkeyi, en sonunda da kendini kurtarmayı planlayan bir zihniyete sahip bizler için pek de kolay olmadı. Irak işgalinden sonra ABD’nin Ortadoğu’yu karıştırmaya devam etmesi ve müslüman milletleri birbirinin alehine kışkırtması sürecinde kendi dinamiklerimizi yeniden keşfetmemiz, iç ve dış tehditlere karşı mukavemetimizi artırır.

Bilinmeyenleri araştırarak, konuşmaktan çekindiğimiz, dokunmaktan “aman bunlara girmeyelim, buralar tehlikeli sahalar” diyerek korktuğumuz konuları konuşarak toplum barışını sağlayabilir, kara bulutlar gibi başımızda dolaşan hakim güçlerin direncini kırabiliriz. Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türkiye, devleti, siyasetçisi ve ilim adamlarıyla “Ermeni Meselesi”nde “Hodri Meydan!” diyecek türden bir tavır sergiliyor. Demekki dersimize bu sefer iyi çalışmışız. Türkiye sınırları dahilinde değişik kültürel ve etnik unsurları konuşmaktan artık korkmuyoruz. Bunları ve bunlarla bağlantılı meseleleri tartışmakla da ülkemizin bütünlüğü zedelenmez! Tam tersine; eğer konuşmaz, tartışmaz, anlatmaz ve anlaşmazsak, o zaman birliğimiz ve dirliğimiz tehlikeye girer, dışarıdan gelen dayatmalar bütünlüğümüzü parçalalayacak boyutlara çıkabilir.

Başka dinler ve milletlerle olan diyalog çalışmalarımızın belli bir kısmını kendi ülkemizin insanlarıyla olan uzlaşma/birleşme/anlaşma ve kabullenme istikametinde değerlendirmiş olsaydık, yeni yeni tartışmaya açtığımız alevi-sunni meselesi şimdikinden epey ileri ve milletimiz farklılıklarımıza rağmen birbirini kabullenecek, kucaklayacak seviyeli bir mesafede olurdu. Gıpta ile baktığımız Batı’nın kendi insanına verdiği değer gibi biz de kendi insanımıza vatandaş gibi, insan gibi muameleyi çok görmeseydik, devlet-halk ilişkileri şimdiki gibi mesafeli olmazdı. Keşke bazı yanlış ve eksiklerimizi Avrupa Birliği bize dikte ettirmeden düzeltmiş olsaydık...

Müthiş bir kültürel zenginliğe sahip bu milletin kendi değerlerine yönelmesi, bizi madden ve manen güçlendirecek, milli bünyemize daha da dinamizm kazandıracaktır. İslâmî kimliğimizden uzaklaştığımız zaman, millî kimliğimizin de içini boşaltmış oluruz ki, bu da varlığımızı (millet olarak) devam ettirebilmemiz için asla yeterli değildir. Kendimizi tanımakta epey zorlanıyoruz çünkü; asırların birkikerek getirdiği önyargı, alışkanlık, eksik ve yanlış bilgilenme/bilgilendirmeden kaynaklanan takıntılarımız, engellerimiz var. İlmin her türlüsünü ezberci-statükoculardan, ehliyetsizlerden kurtardığımızda, dini de simsarların (komisyoncu), ehliyetsizlerin, istismarcıların elinden alarak, ehline teslim ettiğimizde, kendi gerçeklerimizi daha iyi görecek, anlayacağız ve kendimizi vasıtasız tanıma imkânına kavuşacağız.

Öz medeniyet değerlerinden kopan/kopartılan insanlarımızın büyük şehirleimizde nasıl azgınlaştığını tüylerimiz ürpererek, hicap duyarak seyrediyoruz. Ahlaksızlığın ve hırsızlığın her türlüsü hızla artarken, uyuşturucu bağımlılığı da gençler arasında “normal”ların arasında yerini almaya başladı. Evliliklerde boşanma oranı gittikçe yükselirken, insanlarımız bencilleşiyor. Bütün bunlar, gelişmiş sanayi toplumlarındaki telafisi mümkün olmayan “arıza”lardır. Onların şanssızlığı, İslâm gibi bir dinden mahrum olmaları iken, bizim bahtsızlığımız; İslâm gibi bir dinden uzak duruşumuz, onu hakkıyla tanımayışımızdır.
İstesek de, istemesek de gelişmeler kendimize dönüşü teşvik etmektedir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Kendimize  Döndük
Mustafa Can
Kadın mı Bırak Gitsin….
Ayten Kılıçarslan
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Sebahattin Çelebi
Zordu seni sevmek....
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Yılmaz Kuzucu
Mutluluk (formülü) ertelenemez
M. Ali Aladağ
Oyuna Gelmemek
Fikret Ekin
Kerkük, Ne Kadar Türk?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Orhan Aras
Necla Kelek´in "Yabancı Gelini"
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Hidayet Kayaalp
Değişimin Zihinsel Aşamaları
Üzeyir Lokman  Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Ali Kılıçarslan
Utandıran Pano
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç