|
Kültürel
Çözülme ve Zorlanan Kişilik
Küreselleşmenin
ekonomik cepheden anlamı, sürekli tartışılmakta
ve bilindiği üzere, bu gelişimin sonucu, bütün dünyanın
tek bir pazara dönüşmesi, işletmelerin buna göre
pozisyon alarak üretim ve pazarlama faaliyetlerini bu yeni
oluşum çerçevesinde yeniden gözden geçirip, düzenlemelerinin
gerekliliği ısrarla vurgulanmaktadır. Gerçektende
bunu göremeyen yada görmezden gelen işletmelerin yaşama
şansı hergeçen gün zorlaşacak ve giderek, dünyanın
yeni ekonomik hatta siyasi düzeni, dev firmaların
liderliğinde belirlenecektir.
Hemen herşeyin, ekonomik açıdan ele alınıp
değerlendirildiği, dünyayı/hayatı bütünüyle
anlamlandıran bir yaşayış tarzı sunan
kültürlerin yokolduğu bu yeni oluşumda, insan
tabiatının hangi yönlerden ve ne şekilde
zorlanacağı konusu ise yeterli ölçüde önemsenmemekte,
hatta böyle bir sorunun varlığı unutulmaktadır...
İletişim
ağının katkısıyla kültürel çözüme,
bütün alışılmış yaşantı
tarzlarını, bütün yerleşik usulleri ve kültürleri
de darmadağın etmektedir. Bu durum, beraberinde teşvik
ve tahrik ettiği zevk ve hazza dayalı yeni bir popüler
kültür geliştirmiş, tüm bu gelişmelerin doğal
sonucu; kişiliklerin dağılması, insanların
bugüne kadar düşündükleri, alıştıkları
ve inandıkları herşeyle aralarına belli
mesafe ve soğukluk girmesine yol açmıştır.
Yeni ve çok önemli bir tüketim alanı ve büyük bir
pazar oluşturan, keza ekonomik dinamizmin de kuvvetli bir
unsuru olan yeni "hayatını yaşa " kültürü
hergeçen gün yükselen bir trend olmaya devam etmekte ve
uzun yıllar bu durum değişmeyeceğe
benzemektedir.
Kuralların, ahlakı sistemlerin ve değerlerin bütün
anlamlarını yitirmekte olduğu bu yeni süeçte
alabildiğine yalnız kalan insan, altındaki
zeminin kaybolduğunu sersemletici bir şekilde
hissetmekte; büyük bir ümitsizlik ve çaresizlik duygusuyla
çözülmektedir. Ve öylesine zorlanmaktadir ki, adeta
kendini unutmakta, bilinçli-bilinçsiz, yeni duruma ayak
uydurmayı yegane hayat şansı/kurtuluşu ve
tek alternatif olarak görmektedir..
Kültürel sistemler, yeni duruma göre değişmiş
olan toplam insan ihtiyaçlarını bütünüyle ele alıp,
ne tür çözümler sunulacağı sorusunu utopik ve
hayatı dışlayan bir yaklaşımla değil,
gerçekci bir şekilde çözümlemelidir.
Hepimizi
direkt ve derinden etkileyen bu yeni "kültür"ü,
daha uygun ifadeyle kültürsüzlüğü;
a) İnkar etmeden görmeliyiz.
b) Kaynaklarını/ nedenlerini anlamaya ve bulmaya çalışmalıyız
c) Bu durum şu yada bu medeniyet yada kültürün değil,
bütün kültürlerin ortak sorunudur.
d) Kültürlerin bu yeni durumla, tarihin bu en büyük meydan
okumasıyla nasıl başa çıkıp,
cevaplar bulması gerektiğini ele alıp, tartışıp
bulmaları gerekmektedir..
Bunlar
yapılmadığı taktirde, kültürlerin yalnızca
bu yeni duruma hakaretler yağdırıp, aşağılamaları,
burun kıvırıp önemsemezmiş tavrını
sürdürmeleri halinde, doymak bilmez bir iştahla gelen
ve sürekli gelişen bu yeni küresel dünya düzeni, bütün
düzenli hayat tarzlarını, insan ruhuyla beraber bütün
kültürleri midesine indirip yokedecektir.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Kültürel
Çözülme ve Zorlanan Kişilik
İnsan
Hakları ve İslam Ülkeleri
Şu
halimize bakın
Yüzleşme
SAYFA
BASI
|