·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


AYNA
                                                                               Prof. Dr. Ümit Özdağ
 
bilgi@umitozdag.com



Kimlik Meseleleri

     Türk kimliğinin tartışıldığı bir süreçten geçiyoruz. Aldığı en fazla oy % 7 civarında olan bir siyasal parti arkasına PKK adlı çetenin cellatlarını alarak Türkiye'yi tehdit ediyor. Kötü niyetli, milli kimlik dejenerasyonuna uğramış olanların yanında bazı iyi niyetli ve saf aydınlar da ne dediklerini bilmeden, meseleyi bir kültürel ve insan hakları sorunu olarak görerek, "Kürt kimliğini" tanıyalım diyorlar.

     Oysa, bu basit bir şekilde ifade edilen cümlenin ne anlama geldiğini bilmeden ifade ediyorlar. Bir insanının bir çok kimliği vardır. Bunlardan bazıları devlet tarafından temel olarak tanınan, bazıları devlet tarafından sadece bazı süreçlerle ilgili olarak tanınan, bazıları ise devlet tarafından değil sadece toplum tarafından tanınan kimliklerdir. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bu devletin yurttaşı olarak doğan her çocuk daha doğar doğmaz, nüfus cüzdanı verilerek, "Türk" ve "kız" veya "erkek" olarak tanımlanır.

     Burada tanımlanan "Türk kimliği" milli nitelikli siyasi bir kimliktir.(Vatandaşlık kimliği) Bu kimlik tanımlaması devlete bir çok yükümlülükler yükler. Devlet bu kimliği verdiği yurttaşına karşı sadece kendi sınırları içinde değil, dünyanın her yerinde bir çok vazifeyi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu siyasi kimliği üstlenen kişinin de devlete karşı bir çok görev ve sorumluluğu vardır.
"Kız" ve "erkek" kimlikleri ise cinsel kimliklerin kayda geçmesinden ibarettir. Bu geçiş sırasında çocuklara ayni zamanda ilk nüfus cüzdanları ile birlikte hangi aileye mensup olduklarına dair bir belge verilmiş olur. (Ailevi kimlik) Ailevi kimlik toplumsal olduğu gibi hukuki bir kimliktir. Bu kimlikler esasında gelecekte çocuk bazı görev ve haklara sahip olacaktır.

     Oysa bu çocuğa daha doğar doğmaz bazı toplumsal kimlikler de yüklenmiştir. Her çocuk Müslüman doğar. (Dini kimlik) Ailesinin suni veya alevi olmasına göre toplum tarafından çocuktan habersiz olarak bu kimlikler verilir. (Mezhep kimliği) Çocukların nasıl bu kimlikten haberi yok ise devlette bu kimlikleri tanımaz. Devlet çocuğun doğum yerini örneğin "Yozgat" diye tanır ama bunu bir "Yozgatlılık" şeklinde kimlik olarak kabul etmez. (Coğrafi kimlik)

     Devlet ve toplum zaman içerisinde bireye başka kimliklerde yükleyecektir. Bunların bir kısmı devlet tarafından tanınan ancak süreli kimlik niteliği taşırlar. Örneğin öğrencilik böyle bir kimliktir. Bir kısmı ise örneğin "Fenerbahçe taraftarı" olmak gibi sosyal bir kimliktir. Annelik ve babalık bir yandan toplumsal bir kimliktir, ancak devlet tarafından tanınan ve hak ve yükümlülükler doğuran bu anlamda hukuki niteliği olan kimliklerdir.

     Bunların dışında aşiret kimliği, tarikat kimliği, cemaat kimliği, köy kimliği, mahalle kimliği, bölgesel kimlik veya etnik kimlik gibi toplumsal olmakla birlikte hukuki ve siyasi anlamda devlet tarafından tanınmayan kimlikler vardır. Bunları hukuki anlamda tanımak modern üniter devlet yapısı içinde mümkün değildir. Örneğin bir aşireti hukuken tanımanın beraberinde getireceği sonuçlar arasında aşiret reisinin aşiret geleneğinden gelen bütün "haklarını" kabul etmek vardır ki, bu da aşiret üyesi olan diğer yurttaşların yurttaşlıktan doğan haklarının ihlali anlamına gelecektir.

     "Kürt kimliğini" tanıyalım diyerek, bir kültürel haklar veya insan hakları meselesinden bahsedenler, Kürt kimliğini "nasıl" yani "hangi hukuksal çerçeve içinde" tanımanın gerektiğinden hiç bahsetmemektedirler. Çünkü "Kürt kimliğini" tanımak ile bahsedilen artık bireysel haklar alanı değil, "grup hakları" alanıdır. Grup hakkının hak ve yükümlülükler doğuran belirli bir hukuksal zemin üzerine oturtulması gerekmektedir.
Kürt kimliğini tanıyarak bu sorunu hallederiz diyenlerin bir süre önce "Kopenhag Kriterlerini kabul edersek Kürt meselesi" çözülür dediklerini unutmak mümkün değil. Kopenhag Kriterleri kabul edilmiş olmasına rağmen hiçbir şeyin halledilmediği görülüyor. Çünkü, Şeyh Sait adlı İngiliz işbirlikçisi hainin torunu Abdülmelik Fırat, "Kürt sorunu bir demokrasi ve insan hakları sorunsalı değil. Siyasal temsil ve siyasal otoriteyi paylaşma sorunudur" diyerek, AB liderlerine 29 Kasım 2004'de bir mektup yazmıştır.

     Öcalan ve Fırat'ın istediği, İstiklal Harbi'nin sonuçlarının ortadan kaldırılarak, Misak-ı Milli sınırları içinde Türk milletinin emperyalizme karşı mücadele ederek ortaya çıkardığı sonucu yok etmektir. Bunu görmeden "Kürt kimliğini kabul edelim" demek aymazlıktır.

12.12.2005

SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

Kimlik Meseleleri
Irak Savaşı Ve Amerikan Sermayesi
Kürtçüler Yalan Söylüyor
Farklı Bir Kürt Projesi (mi)?
Kürdistan projesi
PKK “Vali”yi Görevden Aldı
Türk Subayı Kimdir 2?
Türk Subayı Kimdir?
Devlet Yok
Telafer Dayanışma Komitesi
Muhterem Paşam
Atatürk
Kanuni Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke Baldan Tatlıdır"

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Prof. Dr. Ümit Özdağ
Kimlik Meseleleri
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Yılmaz Kuzucu
Aküyü doldurmak
Yakup Yurt
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Mahmut Aşkar
Kimliğimin Altı-Üstü
Ayten Kılıçarslan
Almanya yaşlanıyor
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç