|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
mahmut.askar@t-online.de
|

Şehirlerin ve Zihinlerin Gettoları
Alman Haber Alma Teşkilatı, BND’nin; ABD’nin kendi
topraklarında zengin petrol yatakları bulmasından sonra
Ortadoğu petrollerine ihtiyacı kalmayacağından bölgeden
çekileceğine dair raporun basına sızdırılmasına kadar şahsen
böyle bir gelişmeden haberim yoktu.
Daha sonra Fransa’nın Mali’ye başlattığı askerî çıkarma ve
buna Almanya’nın şimdilik lojistik destek vermesi,
İngiltere’nin ise bütün askerî unsurlarıyla Fransa’nın
yanında “Radikal İslâmcı”lara karşı savaşmaya hazır olduğunu
beyan etmesi; Avrupa’nın, ABD’ye kaptırdığı Ortadoğu’daki
rolünü yeniden üstlenmeğe hazır olduğunun en belirgin
işaretiydi.
Avrupa, ihtiyacı olan petrol ve diğer yeraltı kaynaklarını
kontrol edebilmek için bundan sonra, iktisadî ve siyasî
üstünlüğüne askeri gücünü de ilave ederek, Ortadoğu’da daha
etkili olabilmenin gereğini yapacaktır. Bu da, daha çok
kargaşa, ihtilaf, direniş ve kan demektir. ABD’nin
öncülüğünde yürütülen askerî işgallerin etkisiyle, Avrupa
Müslümanlarına uzanan son derece menfî gelişmeler biraz
olsun azalmak üzereyken, AB ülkelerinin doğrudan müdahil ve
taraf oldukları gelişmeler, buradaki Müslüman Göçmenlerin
daha çok huzurunu kaçıracağı endişesini taşıyoruz.
Ağırlıklı olarak , “Misafir İşçi” statüsünde Batı Avrupa’ya
gelen Müslüman Göçmenler ve onların devamı nesillerin,
yerleştikleri ülkelerle tarih (mazi) birliği olmadığından,
onları bu topraklara bağlayan unsurlar, istikbale (geleceğe)
yöneliktir. Farklı milliyetlerden müteşekkil müslümanların,
yaşadıkları ülkelerin yerlileriyle birlikte daha güzel,
huzurlu ve güvenilir bir gelecek hazırlamak ve arkadan gelen
nesilleri de ona göre inşa etmekten başka çıkar yolları
yoktur. Fakat diğer taraftan yukarıya aktardığımız Ortadoğu
kaynaklı, geleceğe endeksli uluslararası ihtilafların
neticesi olarak, Türk, Arap veya bir başka etnik kökene
sahip müslümanın başı daha da ağrıyacağa benziyor. Bunu
bilerek, öngörerek gelecekte beraber olmanın ve beraberce
geleceği inşa etmenin yolları şimdiden belirlenlenmelidir!
Zygmunt Bauman; “Yeni Dünya Düzeni, kendisini sağlama
alabilmesi, kökleşmesi için, lokal (yerel) düzensizliklere
ve mümkün olduğunca lokal ihtilaflara ihtiyacı var” diyor.
Biz bunu; enerji kaynaklarının olduğu bölgelerdeki işgal,
sömürü ve huzursuzluk; o kaynakları, kendi sanayi
çarklarının dönmesi için, hâkimiyeti altında tutan ülkelerde
huzur ve refaha dönüşür, şeklinde yorumlayabiliriz.
Deniz, içindeki yabancı maddeleri kıyıya attığı misâli,
yerli-çoğulcu toplumlar da içlerindeki “yabancı unsurları”
kendi sosyal hayatlarının, yerleşim mekânlarının ve düşünce
alanlarının merkezinden uzaklaştırır, yani hayatın ve
düşüncenin kıyısına atarlar. Şehir hayatının ve düşünce
dünyasının “gettoları” böyle oluşur. Eğer merkezdeki veya
kendini öyle gören topluluk, sizi fizikî olarak kıyıya
atamasa bile, değerler ve düşünce dünyasında, yani sizi,
zihin dünyasının kıyısına atar ve oradaki gettoya hapseder.
Bundan sonra sizin her türünden düşünceniz veya inancınız
“radikal” veya “aşırı”dır. Siz, Köln-Chorweiler’a,
Duisburg-Marxloh’ya veya Berlin-Kreuzberg’e aitsiniz: Şehir,
kendi “yabancı unsurlarını”, denizdeki çer-çöp gibi, kıyıya
atarak kendini temize çıkarmıştır.
Temenni asla etmemekle birlikte, görünen odur ki; Avrupa
Müslüman Göçmenlerini yarınlarda daha da fırtınalı ve belalı
günler bekliyor.Yarının Türk/Müslüman toplum öncüleri, buna
göre fikrî ve psikolojik bazda donanımlı olmalıdırlar. Kendi
anadilini pek iyi konuşamasa da, en az bir-iki yabancı lisan
bilen, eğitimli, bilgili nesiller yetişiyor yetişmesine
de... Beğeniriz, beğenmeyiz. Kabul ederiz, kabul etmeyiz
lâkin; dünküler, belki düşüncelerinin esiriydiler fakat ya
bugünküler? Genelleme yapmamakla birlikte; kendine hayran,
ben merkezli, ihtiraslarına tutsak bir kuşak geliyor
arkadan. Ki, medeniyetimizin çok önemli iki ilkesinden,
mütevazilik ve diğergamlık, sadece bilinir fakat hayat hakkı
verilmez bu nesillerce... Çünkü onlar; “Übermensch
(insanüstü)” insan yaratma iddiasının zihinlerde yer ettiği
bir felsefik coğrafyada yetişiyorlardı fakat, E. Fromm’un
tabiriyle; adam, insan olamadan insanüstü olmak istedi.
Fırtınalı, buhranlı bir Avrupa’da, Türk/Müslüman ve
herşeyden önce insan olarak kendine sahip olmak, bu
erdemliliği muhafaza edebilmek için; inancınız, iddianız,
gayeniz sizinle değil, siz inancınız, iddianız ve gayenizle
özdeşleşmeli, bütünleşmelisiniz. Sizin ve mensubu olduğunuz
kitlenin kimliğini ilkeleriniz belirlemeli, istekleriniz
değil!
Ne yaşadığınız toplumda, ne de kendi camaatiniz, grubunuz,
cemiyetiniz içinde fizikî ve fikrî gettolaşmalara zemin
hazırlayın, fırsat verin! Sizin dışınızdaki ve müdahil
olamayacağınız gelişmeler zaten sizi yeterince “merkez”in
dışında tutmaya, kıyıya atmaya çalışacaktır. Her toplum
kendi “öteki”sini yaratır veya kendisine, ötekileştirdiği
bir kitle tayin eder. Bunu bizatihi gören ve yaşayanlar bari
kendi içinde aynı yola heveslenmesin. Ortak paydalarda eylem
birliği yapılmadığı müddetçe, bütün “üstün meziyetleriniz”in
ve maharetlerinizin karşılığını almanız mümkün değil.
Özellikle bizim Türk/Müslüman (sivil kitle) kuruluşlarının,
sözkonusu toplumun geleceğe endeksli hayatî çıkarları
olunca, hiçbir kuruluş,”kuruluşüstü” olmadığı gibi, hiçbir
temsilci de, “temsilciüstü” bir konumda kendisini göremez!
Kuruluşlar topluma, yöneticiler de kuruluşa hizmeti ana ilke
olarak benimser, içlerine sindirir ve başarının sırrını
burada görürlerse; her türünden fiziki, sosyal ve fikrî
gettoları tarümar edebilme şansını yakalamış olurlar.
Avrupa Türkleri, kendi kültürel varlıklarını tehdit eden
unsurlara karşı direndikleri takdirde, çalkantılı denizde
seyreden geminin yolcuları gibidirler. Şayet “kaptanlar”
ustaca manevra yaparlarsa, fazla zarar görmeden gemi sahile
ulaşabilir. Aksi takdirde, gemiyi ve yolcularını kıyıya
taşıma işini denizin kendisi üstlenir.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Şehirlerin
ve Zihinlerin Gettoları
Kalabalıklar
İçinde Anonimleşmek
“Biz”likten,
“Ben”liğe Doğru...
Arkaik
Toplumlar, Gelişmekte Olanlar...
Memleketin
İki Yüzü
İn
Davanın Sırtından...
Türkiye’nin
Büyük Çatısı veya Cihanşümul Devlet Tasavvuru
Ebuzer
Üzerinden Kimlik Arayışı
Türkçe
Varsa Biz de Varız
Büyük
İnsan
İnsanlığa
Yön Veren Nesiller
Bugünkü
ve Yarınki Toplumlar
Bu
Sesi Duy Türkiye:
Kızgın ve Kırgın Nesiller
Kültürel
Ayrımcılık
İstikbale
Giden Yol Haritamız
Niçin
Öldürüyorlar...
Büyüsü
Bozulan Batı
Yorgun
Adam
Medeniyet
Ülküsü (2)
Medeniyet
Ülküsü
Batı
ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden
Alkış Bekleme
Güvercinin
Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın
Leşi (2)
Güvercinin
Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat
Çıplak!
Benim
Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim
Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik
Liderini Arıyor
Siyaseten
ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın
Dirilişi
İnandığınız
gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global
Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global
Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar
veya Muhsin Ceylan
Global
Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek
SAYFA
BASI
|