|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yakup.yurt@skynet.be
|
TUTARLILIĞA
DAVET...
Tuhaf, bencil, maddeci, saygısız, sevgisiz, acımasız,
vurucu-kırıcı bir dünyada yaşıyoruz.
Kuralsız, kanunsuz, güçlünün güçsüzü, zenginin
fakiri, kuzeyin güneyi, erkeğin kadını, silahın
ve paranın her şeyi ezdiği garip bir dünyada…
Silah zoruyla globalleştirilen!
Bir yanda dünya nüfusunun küçük mutlu azınlığını
oluşturan AB, ABD, Japonya, Kanada, Avustralya gibi GSMH
kişi başına 20-30 bin dolar civarındaki ülkelerden
oluşan zenginler kulübü. BM, NATO, IMF, Dünya Bankası,
OECD, vb… kurumlarla dünyaya ağını örmüş
örgütlü bir askeri ve ekonomik güç.
Hükmeden, kural koyan, ama kendi koyduğu kurallara
kendisi uymayan, hesap vermeyen, hesap soran, kan ve gözyaşı
akıtarak her geçen gün daha da büyüyen, insani
duygulara kapalı bir sermaye imparatorluğu.
"Minimum maliyet, maksimum kâr" düzeni.
Uluslararası sermayenin spekülatif borsa diktatörlüğü.
Para ağlatır ve güldürür, ama kendisi gülmez.
İnsan ağlar, insan güler! İşyeri kapandığı
için ağlayan çok insan gördüm Belçika'da.
İşsiz kalan, rüyaları sönen. Örneğin
Sabena'da, Vilvoorde Renault'da, vb…
Çoğulcu, demokratik, özgürlükçü, kendi içinde
insan haklarına saygılı, sömürü düzeni
sayesinde kendi içinde yaşayanlara sosyal adalet sunan,
kendisini tutarlı, mantıklı, rasyonel, bilimsel
gibi göstermeye çalışan "içerdekilere karşı
kuzu, dışardakilere karşı aslan" bir
sistem!
Sözde liberal. Zira bilindiği gibi özgürlük sözcüğünün
Fransızca karşılığı "liberté",
İngilizce karşılığı "liberty"dir
ve liberal (özgürlükçü) sıfatı bu sözcükten türemiştir.
Fransa Devletinin özünde "Liberté-Egalité-Fraternité",
yani "Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik" yatar.
New-York'taki meşhur "Özgürlük Anıtı"
özgürlükler dünyasının simgesidir aynı
zamanda.
Şimdi nerden gerekti bunca mülahaza diyenler olacaktır.
Hemen aklıma gelen iki neden var.
Birincisi çeşitli Avrupa ülkelerinin uçuş yasağı
koyduğu Türk Onur Air uçaklarına getirdiği uçuş
yasağı. Uçamazsın. Neden? Sebep yok. Nasıl
yok? Bal gibi var. Türkiye gibi ülkelerde serbest rekâbetçi,
özelleştirmeci felsefeyi savunan Avrupalı rekâbetten
rahatsız. Hollanda rahatsız, Belçika değil!
Anlayanlar anlamayanlara anlatsın… Mayıs ayının
sonlarına yaklaşıyoruz, yakında 15-20 gün
dinlenmeye gidecek tatilciler. Türk turizmini zarara uğratmak
kimlere yarar sağlıyor acaba? Fransa'dan veya
Hollanda'dan referandumunda bir "HAYIR" çıksın,
siz o zaman görün gümbürtüyü…Yok efendim ulusçuluk
veya ulus-devlet ölmüşmüş, falan, filan! Büyük
boğazlar küçük lokmaları severler de ondan :
İşlerine öyle geliyor.
İkincisi ise Çin tekstil ürünlerine kota koyma düşüncesi.
Neymiş efendim, Çin'de maliyetler çok düşükmüş,
Avrupa tekstil sektörü bu fiyatlarla rekâbet edemezmiş.
Tabii
ki satacak. Sen
how-know, teknoloji, silah satıyorsun ya! O da satacak tabii. Olmaz ha? Yasakla gitsin,
engelle gitsin… Özgürlükçüsün ya, kota koyma özgürlüğün
de var. Çinliler mallarını satamazlarsa aç kalırlar,
ölürlermiş! Olsun. Hem abartma canım, insani yardım
göndeririz olur biter! Güldürme beni liberal dünya...
Kendine gel Avrupa. Hastaya dürüst
bir doktor edasıyla yaklaşmıyorsun. Niyetinin
tedavi olmadığını bilmeyen mi kaldı?
Terörle mücadele etmek istiyorsan işsizlere iş bul,
fakirlerin karnını doyur. Lafla değil. Anlamsız
kriterler dayatarak değil. Ekonomiler düzelince
kriterler kendiliğinden düzelir. Göç ve iltica da
durur, Batı da böylece "yabancılardan"
kurtulur. Herkes kendi evinde rahat eder.
Brüksel - 18.05.2005
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|