·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  DÜŞÜNCE TURU

               Fikret Ekin

 

fikretekin@web.de


Kedi Medeniyeti


     Anadolu insanı, alim olmasa da, ariftir. Öğretim görmemiş olsa bile, bin yıllık cihan devletlerinin ve İslam anlayışının derin izlerini taşıyan, seviyeli bir eğitimi, nesilden nesile aktardığı; her nesilde biraz  irtifa kaybetmiş olsa da, bir hakikattir. 

     O yüzden espiri ve eleştirileri zevkli ve ince ayarlı, kızgınlığı ve nefreti dahi usturupludur, anadolu insanının...

     Bazen olaylar karşısında  öyle hikayeler dillendirilir ki; ancak bu kadar olur, dedirtecek cinstendir ve içinde hikmetler, dersler taşır...

     Yıllar öncesi, İngilizlerle ilgili bir konuşmamızda rahmetli  babam yine  böylesi ilginç bir hikaye nakletmişti de; rahmetli Mehmet Akif’in “tek dişi kalmış canavar” mısrasının haklı gerekçesini, birde halk adamının ağzından duymanın lezzetini yaşamıştım. 

     Son Londra olaylarından sonra gelişen hadiseler, silah bile taşımayışı ile “medeniyet örneği”gösterilen İngiliz polisinin, sırf derisinin rengi dolayısıyla, sokak ortasında, sorgusuz-sualsiz, genç bir insanı katletmesi; yetkililerin “özür dileriz yanlışlık oldu(!) ama yine aynısını tekrarlayabiliriz” mealindeki trajekomik açıklamaları; siyasiler ve hükümet yetkililerinin “terörle mücadele için gerekli kanuni düzenlemeler yapılacaktır ve insan haklarıyla ilgili hükümler gözden geçirilecektir” mealindeki açıklamaları; başka ülkelerde benzeri olayların binde biri dahi olsa, insan hakları savunuculuğu ile tozu dumana kattığını yakinen bildiğimiz İngiliz basınının olayı kem küm ile geçiştirmesi; az gelişmiş ülkeler ve sömürge ülkelerinde meydana gelen en ufak olayı bahane ederek, o ülkenin içişlerine müdahale etmeyi kendine vazife saymış avrupalı insan hakları savunucularının manidar suskunluğu vs. ... peşpeşe sökün edince, ister istemez aklıma, yıllar önce babamın anlattığı, hikaye geliverdi...

     Hatırlanırsa daha kısa bir zaman önce , İstanbul-Taksim’de “Kadınlar Günü” bahanesiyle, malum günden iki gün önce , hazır kıta bekleyen “medya ordusu”  önünde, şanlı Türk Polisi(!), senaryoya uygun bir biçimde, oyunda rol aldığı açıkca anlaşılan bir bayanı yerde sürüklemiş, coplamışlardı da, mazallah tüm Avrupa siyasileri, basını, yetkili-yetkisizi ile ayağa kalkmış; tüm bunlar yetmezmiş gibi, birde AB komiserleri Türkiye’ye “Sömürge Valisi” edalı heyetlerinden birini çekmiş, diğerini göndermiş; neredeyse(!) Türkiye’nin (olmayan) AB şansı suya düşecek(!) noktaya getirilmişti... 

     Hatta T.C. Başbakanı, AB önünde, “dövülen kadın” nedeniyle, “engizisyon”  sorgulamasına tabii tutulmuştu.

     Ve günlerce  “böylesi vahşi ve ilkel bir Türkiye’nin”, medeni(!)  AB’ye layık olup-olmadığı tartışılır olmuştu,  gına getirtircesine.

     Söylenen neydi?

      “Yürüyüşte yapsa, ortalığı yakıp-yıksada, bir hukuk devletinde, AB’ye girecek bir ülkede, polis kimseye karşı şiddet kullanamaz, kullanmamalıdır.”

     Peki söylenen doğru muydu? 
     Elhak doğru ve insanı olandı...
     Peki şimdi ne oldu, nasıl olduda, yürüyüş dahi yapmayan, ortalığı yakıp dağıtmayan bir garibanın, yol ortasında, polisin dur  emrine(!)  uymadığı için, başından vurularak öldürülmesi vakayı adiden  adledilerek, es geçilebiliyor ve hatta utanmazlık içerisinde savunulabiliniyor?

     Hiç! Olan ve değişen birşey yok...
     Batı bu ve her zamanki hali bu...
     Cevabıda gayet basit, İngiliz Başbakanı Tony Blair’in ağzından: “şartlar değişti”.

     Yani tıpkı rahmetli babamın anlattığı hikayede olduğu gibi.

     Hikaye bu ya, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı sonrası, barış görüşmeleri yapılırken, Türk heyeti başkanı İsmet İnönü’nün  yolu İngiliz Başbakanı Churchill’in makamına düşer. 

     Hoş-beşten sonra, oturup konuşmaya başladıkları an, içeriye, açılan kapıdan, kılık-kıyafeti yerinde, takım elbiseli, elinde içecek tepsisiyle, bir kedi girer ve gayet nazik bir uslüpla servise başlar. 

     Churchill bu hareketle, kendi medeniyet seviyelerini göstermek ve Türk heyetini küçük düşürmek istemektedir. 

     İsmet İnönü verilmek istenen mesajı almıştır. 

     Yavaşca cebinden çıkardığı bir fareyi odaya bırakıverir. 

     Kedi, fareyi görür görmez, tüm nezaket ve terbiyesini unutur ve aslına rucu ederek, düşer farenin peşine...

     Ortalık birbirine girmiş, oda tam bir savaş alanına dönmüştür.

     Böylece İsmet İnönü’de Churchill’e hak ettiği dersi vermiş olur:

     Medeniyet bir cibilliyet meselesidir yani...

     Kedinin medeniyeti, fareyi görünceye kadardır!

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Kedi Medeniyeti
Arılardan İnsanlara...
Komplo Teorisi Yok-5
Komplo Teorisi Yok-4
Komplo Teorisi Yok-3
Komplo Teorisi Yok-2
Komplo Teorisi Yok-1
Kerkük, Ne Kadar Türk?
Dededen Toruna Türkçe(!)
İman'ı Vurdular
Bir Ramazan Daha Geçti!
Bir Konuşmaya Notlar..
Güvenlik mi hürriyet mi?
Hadi oradan sende...
''Bu Ne Kafa"
''Puzzle'' ın bütününü görmek (3)
''Puzzle'' ın bütününü görmek (2)
"Puzzle'' ın bütününü görmek (1)
Berlin`deki Yargıclar izinde mi?
Ne olur, ne olmaz
Cadı Avı
Bizden hatırlatması
İki Olay ve Hasta kafa
İnsanlığa Kurulan Tuzak
Bir Bu Eksikti!
Bütün “teferruatta” mı saklı?
Kaşınan ve Kaşıyanlar
Dünden Bugüne Değişen Bir Şey Yok
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Fikret Ekin
Kedi Medeniyeti
Mahmut Aşkar
Facia!..
Sebahattin Çelebi
Zamansız
Nuran Yelkenci
Kuran’da selamlaşmanın önemi
M. Ali Aladağ
Türk de Olmasa.....
Üzeyir Lokman Çaycı
Dilde Bozulmalar 
ve Kültür Yozlaşmas
ı
Yakup Yurt
Gurbetten Gelmişim...
Yılmaz Kuzucu
Röttingen deki „İslam Projesi“ tüm okullara örnekti
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Mustafa Can
Benzemek Aynısı Demek mi....
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç