|
KÜRESEL
RUH KRİZİ
"Hiçbirşey, istediğini elde etmek kadar
hayal kırıcı değildir"
Herşeyi elde etmeye v e tüketmeye endekslediğimiz
günümüz hayatının sonuçsuzluğunu ve yetinme
duygusunun kayboluşunu ifade etme açısından
yukarıdaki sözün, "özgürleşmiş"
yada "değerlerinden arınmış"
insanın ruh halini oldukça iyi izah ettiği
kanaatindeyim.
Doymak bilmez insan mizacında, gerçektende "elde
ettiği şeyler"e karşı ilgisini
yitirmesi özelliği/huyu vardır. Hayatı, bir
elde etme/ele geçirme ve tüketme alanı şeklinde
algıladığımızda bu özelliğimizi
değiştirmemiz mümkün olmayacak, bizi kontrol
edecek bir vicdan/kişilik/irade geliştirilebilmemizede
mani olacaktırir. Biliyorumki bu satırları
okuyan birçok kimse, kendisinin böyle olmadığını
yada bu tarz davranışlarının gerçekten
oldukça geçerli nedenleri olduğunu düşünerek
kendini atlayıp, çevresinde gördüğü benzer örnekleri
canlandıracaktır gözünde. Gerçekte ise "Küresel
ruh krizi" helezonik bir etkiyle bütün insanlığın/hayatın
içinde dolaşmakta ve heryerde ve herkeste gedikler açarak,
bütün değerlerin çatısını yıkmaktadır.
Tüketim ekonomisinin egemenlğindeki günümüz dünyasında
halis bir niyetle başkalarını düşünme,
diğergamlık, dürüstlük, mertlik, doğruluk,
alandan kaçınmak vb. erdemler unutuldu. Büyük bir endişe
ve paniği körükleyen yeni dünya düzeni, yaşamak/var
olmak için en önemli vasıf olarak ikiyüzlülüğü,
hepimizin suratlarına/kimliğine yapıştırdı.
Bunun anlamı," yalnızlaşarak",
"özgürleşmiş" olmaktır. Bu yalnızlıkta,
bulduğumuz hiçbirşeyin bizi tatmin etmemesini
dengeleyecek çevresel bir oto-kontrol mekanizmasıda
kalmamıştır. Adeta insan yeni bir surete
bürünmüş, kişilikler tek tip, sürekli tüketen
ve haz peşinde koşarak "ruhsuzluk krizi"
ni atlatmaya yönelik, içlerinde garip birer mekanizma oluşturmuşlardır.
Yazdıklarımız ve konuştuklarımızla
gerçek benliğimiz arasında giderek artan uçurumlar
bizi iki parçaya -hatta bin parçaya- bölünmüş ve ne
istediğimizin farkında olmaksızın içsiz,
özsüz, ölçüsüz ve ruhsuz bir hayatın dayanılmaz
bunaltısını heran hisseder hale gelmişiz.
Bu delicesine tüketim hayatının ardından
düşülmekte olan boşl uk duygusu, ve bunun telafisi
amacı, hazza dayalı hedonist yaşantıyı
dahada körüklemektedir. Çılgınca bir haz arayışı,
değerlerinden uzaklaşmış ve peşinden
koşacak bir şey bulamayan insan için başka bir
kaçış yolu/çözüm şeklinde algılanmakta
ve "büyük boşluğu" bir parçada olsa
uyuşturmakta/unutturmaktadır.
Yeni yüzyılda ise, insanlığa giderek
hakim olan bıkkınlık ve tükenmişlik
duygusunun, neyi getirebileceğini yada getirmekte olduğunu
daha sonra değerlendirmeye çalışalım.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Küresel
ruh krizi
Avrupa
Birliğinin Derin Eleştirisi
Tehlikeli
İlişkiler
Eylül
Akşamlarının -Yada Bir Kaybın- Ardından
"Her
Gün Biraz Daha Yakın"
İçe
Kapanış 2
İçe
Kapanış 1
Bütün
Duygularım
Ölü
Canlar
Dostoyevski
Kültürel
Çözülme ve Zorlanan Kişilik
İnsan
Hakları ve İslam Ülkeleri
Şu
halimize bakın
Yüzleşme
SAYFA
BASI
|