·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


“Yetiş Ya Muhammed, Yetiş Ya Ali”

   
Senenin bu son Aralık ayını niçin sevmediğimi anlayamadan yine bir takvim yılını devirdik. Mevsimin soğuk, günlerin kısa ve karanlık oluşundan mı, yoksa ömürden bir yıl yaprağı düşüşünden mi?... 17 Aralık’ta gönlümün sultanı Mevlana’yı, 20 Aralık’ta ciğerparem Alperimi, 27 Aralık’ta, davasına kurban, fikrine hayran, kendisine minnettar olduğum, 20.asrın en büyük Türk Müteffekir ve Şairi Mehmet Akif’i ve nihayet 31 Aralık’ta davamın iman erlerinden Ahmet Arvasi’yi aramızdan alıp götüren bir ay olmasından dolayı mıdır, benim bu Aralık ayını sevemeyişim, bilemiyorum...

    21.asrın beş yaşını tamamladığı son günün akşamında Mehmet Akif’i benden dinlemek için karşımda oturan dinleyicilerimin bir kısmı “çaptan düşmüş”lerden, bir kısmının böylesi bir günde gidecek yerleri olmadığı için davetimize kerhen icabet edenlerden, bir kısmı da “dostlar alışverişte görsün”ler sınıfından müteşekkil bir mütevazi ben-i adem topluluğundan ibaretti. Bazılarını uyandırmaya Merhum Şairin, “Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!”  uyarısını yüksek sesle okumak bile yetmedi.

    Bu halet-i ruhiye içinde tramvay durağına geldiğimde, günlük hayatın akışı içinde bile bira şişesiyle kaldırımlarda dolaşan Almanya gençliği, ellerinde tıpasız şişelerle tramvayda daha şimdiden yeni yıla bir karneval havasıyla girme hazırlığı içindeydiler. Bu umumi manzarada, daha bıyıkları yeni terlemeğe başlamış, Türk ana-babadan doğma çocuklar da bulanık suda balık avına çıkanları andırıyorlardı. Köln tren garına geldiğimde, ellerinde şampanya şişeleriyle genç erkeklerde ve akşamki eğlenceğe daha şimdiden kıyafetiyle hazır olduğunu gösteren kızlarda yılbaşı telaşesinin verdiği sarhoşluğu okumak mümkündü.

    Avrupa’nın en bilge Müslüman Devlet Başkanı Ali İzzetbegoviç’in “Doğu ile Batı Arasındaki İslam”ını trende okumaya devem ederken, kitapta anlatılan sanayileşmiş Batı toplumuyla biraz önce şahit olduğum manzara tıpatıp örtüşmekteydi. Eve geldiğimde bizim kanalları biraz karıştırırken iki ayrı dünyadan oluşan bir Türkiye manzarasıyla karşılaştım: Bir kesim tv kanalları “yılbaşı özel proğramları”yla vur çatlasın-çal oynasın’da birbiriyle yarışırken ki, buna devlet televizyonu TRT de dahildir, bir kısmı da ya her zamanki normal yayınlarını sürdürüyor veya (biraz da inadına) “Mekke’nin Fethi” gibi proğramlar sunuyorlardı.

    Yorgun bir günün ardından ağırbaşlı bir program ararken kanallarımızın birisinde meşhur ses sanatçılarımızdan birisinin proğramındaki türküye takıldım: “Yetiş Ya Muhammed, Yetiş Ya Ali”. Sahnenin etrafını ablukaya alan genç kızlar, göbekleri yarıya kadar açık dar kıyafetlerin içinde kalça sallayarak türküye eşlik ediyorlardı: Yetiş Ya Muhammed, Yetiş Ya Ali!...

    Derken saatler 24’ü vurmaya başlayınca dışarıda ve ekranlarda; Amerika ve müttefiklerinin Irak’ı veya Afganistan’ı bombalamasına benzer bir korkunç gürültüyle havai fişekler patlamaya başladı. Fakat türkü devam ediyordu: Anaya babaya saygı kalmamış/İnsanlık elinden nasip almamış/Herşeyi var ama gözü doymamış....

    Bir stüdyodaki manzaraya bakıyor, bir de koro halinde söylenen türkünün muhtevasına dikkat kesiliyor, gördüğümle duyduğum arasında bağlantı kuramıyorum. En usta dansözlere taş çıkartacak kadar külliye-i  bedenin her paresini maharetle konuştururken; kameranın gözüne, şöhretlinin de kucağına gözler önünde girmeğe çalışanlar, “anaya babaya saygı kalmamış” diyorlar. Ey bu yavruların ana-babaları, siz ne dersiniz?... 

    Can-ı gönülden ben de sesleniyorum: Yetiş Ya Muhammed, Yetiş Ya Ali...

    Bir de, yollarının Hacı Bektaş’a düşyüğünü diyorlar. Gerçekten bunların yolu Hacı Bektaş’a düştü, ondan insanlık ve müsriflik dersi aldılar,  “kanaatın kendisi tükenmez sermayedir”in sırrına vardılar mı?... İnsanlık elinden nasip almayanlar, herşeyi olup da gözü doymayanlar, benim türkümü söylüyor eyvah! Sanki türkü söylemiyor, bana sövüyorlar.

    Müslüman ülkenin dükkan, ekran ve kafa vitrinlerini bezenmiş çam ağaçları, Noel Babalar süslerken, Hıristiyan Almanya’da milyonlarca müslüman azınlığa helâlinden Kurban kesmek yasak! Resmen 3,5 milyon müslüman olsa da, resmî Ramazan ve Kurban Bayramı yok! Varsın olmasın...  Biz, müslüman mahallesinde salyangoz satmaya devam edelim.

     “Öyle bir dünyaki kıran kırana/Düşenin sırtından vuran vurana”. Yeeeh!... Bunun üstüne iki gerdan kırma, iki de şampanya iyi gider.. Yeh ki yeh! Altta kalanın gıkı çıkamadı ki canının çıktığından haberdar olunsun. Zaten garibin ağlayanı da yok. Umut, kumarın da millisinde; “yılbaşı özel çekilişi”.  Hindinin kızarmışı, rakının altınbaşı, açıl kara bahtım, gelsin Türkün yılbaşı!

    Bir de biz çağıralım imdadımıza:

“Ortalık karıştı, düzen bozuldu
Yetiş ya Muhammed, yetiş ya Ali”

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
“Yetiş Ya Muhammed, Yetiş Ya Ali”
Prof. Dr. Ümit Özdağ
"Türk Milliyetçiliği Ahlaki Bir Zemine Sahiptir"
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Yakup Yurt
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Yılmaz Kuzucu
Şiir gibi bir izinden
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Üzeyir Lokman  Çaycı
Sana " Bir Gecede Kal" Demem
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Türklerin ve AB’nin geleceği
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç