·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


AYNA
                                                                               Prof. Dr. Ümit Özdağ
 
bilgi@umitozdag.com



TEHDİDİN NİTELİĞİ 3

    PKK'nın terörist eylemlerinin başlamasından ve özellikle PKK'lı ile köylünün kısmen ayrılmasının zorlaşmasından sonra (sabah külahlı-gece silahlı) güvenlik güçlerinin psikolojik baskı altında davranışları genel bir sertlik kazanmıştır. Halka yönelik baskı bilinçli bir eylem planının parçası olmadan ister istemez, kurunun yanında yaşta yanar misali artmıştır.

    Ölen PKK'lı sayısı arttıkça PKK'nın zemini de güçlenmiştir. Çünkü PKK, dağa kaçırdığı veya kendisi gelen gençler çatışmalarda öldükleri zaman ailelerine yönelik etkili bir propaganda mekanizması kurmuştur. Aileler devletin acımasızlığı ve ölen çocuklarının ölüm nedenlerinin "ulviliği" konusunda ikna edilmişlerdir. Devlet ise PKK'lıların ailelerini potansiyel PKK'lı olarak algılamış, öyle davranmıştır. Oysa, DEHAP'lılar ve DTP'liler, PKK ile çarpışırken şehit olan Kürt kökenli askerlerin ailelerini ziyaret ederek, psikolojik operasyonu devletten daha iyi bildiklerini ortaya koymuşlardır.

    Bölgede yaşayan insanlara başlarına gelen bütün olumsuzlukların, bölgenin ekonomik geriliğinin, devlet güvenlik güçlerini kötü davranmalarının, "çocuklarının öldürülmelerinin" (takriben 24 bin PKK'lı öldürülmüştür), Kürt olmalarından kaynaklandığı yalanını tekrarlayarak söylemişlerdir. Buna inanan insanların oluşturduğu bir kitleyi kendileri için zemin haline getirmişlerdir. Nefret ve intikam üzerine kurulu, biyolojik ırkçı bir Kürt milliyetçiliği bu zeminde geliştirilmiştir ve geliştirilmeye devam etmektedir.

    Özetle karşımızdaki en büyük sorun, kitle psikolojisi ile ilgili bir sorundur. Mağdur, olduğunu düşünen ve yaptığı her şeyi, terörü, kaçakçılığı, her türlü suçu bu zeminde mazur görebilen bir kitleyi içinde bulunduğu ruh halinden uzaklaştırmadan ve böylece örgütten koparmadan mesafe alabilmek mümkün değildir. Aksi halde devlet bölgede kişi başına geliri 15.000 Dolara da çıkarsa mağduriyet - mazuriyet psikolojisi aralığına sıkışmış insanlar kitlesi, PKK ve dış müdahaleler için etkili bir istismar zemini oluşturacaklardır.

    Önümüzdeki sorunu aşabilmek için öncelikle sorunun basit ve kolay bir izahının ve çözümünün olmadığını kabul etmek zorundayız. Dedeleri Türkçe konuştuğu, "Türküm" dediği halde "ben Kürdüm ve PKK'lıyım" diyen torunların olduğu, devletten aldığı krediyi geri ödememeye hakkı olduğunu düşünen insanların yaşadığı ve kişi başına düşen yabancı istihbaratçı ve ajan sayısının çok yüksek olduğu bir coğrafyada sorun zor, çözüm karışıktır. Ancak, Türkiye bu sorunun üstesinden milli dinamikleri ile gelebilecek potansiyele sahiptir.

    İngiliz ajanı Lavrence, "Ortadoğu'da isyan bastırmak, bıçakla çorba içmeye benzer" demektedir. Türkiye, bıçakla çorba içecektir. Bunun için kararlı, ısrarlı, bilgili ve cesur olunmalıdır. Öncelikle yapılması gereken, Kuzey Irak'taki Kürt devleti oluşumunun Türkiye üzerindeki etkisinin sona erdirilmesi ve Türkiye'nin Kuzey Irak''a güç projeksiyonu yapabilecek hale gelmesidir. Bu yazının konusu içinde olmadığı için konunun detaylarına burada girilmeyecektir.
Türkiye''de sorunun radikal bir şekilde kontrol altına alınabilmesi ise AB ve ABD ile ilişkilerimizin yeniden düzenlenmesine bağlıdır. AB tam üyelik süreci Türkiye''nin çözülmesi demektir. Bu süreci durdurmayan Türkiye'nin bölünmeyi durdurması mümkün değildir. Keza
ABD'ye karşı milli menfaatlerini haysiyetli ve etkili savunmayan bir Türkiye, Kürtçülük meselesini çözemez.
Kürtçülük meselesinin çözülmesi, ülkemizin bir dizi politikayı etkili bir şekilde ve eş zamanlı olarak uygulamasına bağlıdır.
Bunun için 

1)Siyasi, 
2)Bürokratik, 
3)Hukuki, 
4)Askeri,
5)İstihbarati, 
6) Polisiye, 
7)Sosyal ve Psikolojik 
8)Kültürel, 
9)Ekonomik 

önlemler alınmalı ve yürütülmelidir. Bu önlemlerin etkili yürüyebilmesi için hükümette bir bakanlık Güneydoğu Anadolu bölgesinden sorumlu olmalıdır. Sivil ve askeri bürokrasinin kalitesi ve etkinliği yükseltilmeli, bölge bürokrasisi baştan aşağı yeniden yapılandırılmalıdır.

    Terör örgütüne karşı etkili mücadele için terör yasası yeniden yapılandırılmalı, örgüt üyeliği 25 sene net ceza ile cezalandırılmalıdır. Jandarma kolordusu, zırhlı birlik ve hava unsurları ile güçlendirilerek yeniden yapılandırılmalı, kara ve hava kuvvetleri örgüt ile mücadele dışına çekilmelidir. İstihbarat yapıları arasındaki çatışmalar ortadan kaldırılarak yeni bir istihbarat eşgüdüm birimi kurulmalıdır. Suç örgütlerine özellikle uyuşturucu ve kara paraya karşı büyük bir mücadele başlatılmalıdır.

    Ekonomik önlemlerin etkili ve faydalı olması ancak uygulanacak etkili psikolojik ve sosyal önlemler, bölgede kültürel yapının yeniden şekillendirilmesi çalışmaları ile koordine edilir ise sonuç alacaktır. Üstelik bunların bir sene içinde sonuç alması beklenmemelidir. Mücadele en az 10 sene sürecek, bunun sonunda Güneydoğu Anadolu'da milli bütünlükte açılan yara ortadan kaldırılacaktır.

11.01.2006

SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:


Tehdidin Niteliği 3
Tehdidin Niteliği 2
Tehdidin Niteliği 1
2006'ya Girerken Kerkük-KKTC Hattı ya da Çağdaş Sakarya
Seyyid Ahmet Arvasi'nin Anısına
"Türk Milliyetçiliği Ahlaki Bir Zemine Sahiptir"
Taha Akyol'a açık mektup
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Kimlik Meseleleri
Irak Savaşı Ve Amerikan Sermayesi
Kürtçüler Yalan Söylüyor
Farklı Bir Kürt Projesi (mi)?
Kürdistan projesi
PKK “Vali”yi Görevden Aldıd
Türk Subayı Kimdir 2?
Türk Subayı Kimdir?
Devlet Yok
Telafer Dayanışma Komitesi
Muhterem Paşam
Atatürk
Kanuni Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke Baldan Tatlıdır"

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Prof. Dr. Ümit Özdağ
Tehdidin Niteliği 3
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Mahmut Aşkar
Utanmak
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Yakup Yurt
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Yılmaz Kuzucu
Aküyü doldurmak
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç