|
KENDİMİZLE
İLETİŞİM
“Güzel
düşünen güzel görür...”
Her
konunun bir, 1. maddesi vardır. Eğer konumuz iletişim
olacaksa bunun da 1. maddesi, “Kendimizle İletişim
Nasıl Olmalıdır?”
şeklinde ortaya konmalıdır diye düşünüyorum.
Atalarımız, “Küp içinde ne varsa dışarıya
onu sızdırır” diyerek aslında tutarsızlıklara
pirim vermek isteyenlere de, tutarsızlıkları
cilalı amblajlarla örtme gayreti içinde olanlara da yüzyıllar
öncesinden ikaz ışıklarını yakmışlardır.
İslam tasavvuf önderlerinden İmam-ı Rabbani
“Güzel düşünen güzel görür,
güzel gören güzel düşünür” diyerek kendimizle
kuracağımız olumlu iletişimin en başında
‘olumlu düşünce’ olgusunun yer aldığını
belirtmiştir.
Kendimizle kuracağımız olumlu iletişimin
en başında Olumlu Düşünce olgusu yer almaktadır
Bugün hangi kişisel gelişim kitabını açarsanız
açın, “kendinizle iletişim” bahsinde karşınıza
ilk çıkan cümle ‘olumlu düşünce’ cümlesidir.
Olumlu düşünce olgusu, bazı pesimistlerin sandığı
gibi bebelere nazire olsun diye yetişkinler için ortaya
atılmış bombom şekeri türünden bir
şey değildir; aksine, kişisel mutluluğun
ve başarının olmazsa olmazıdır.
Emerson “Kişi gün boyu düşündüklerinden
ibarettir” der. Kaynağı biraz karışık
ama, muhteviyatı açısından cildlerle psikoloji
kitabını kenarda bırakacak zenginliğe
sahip şu sözler, Emerson’un
başladığı yerden çıkış
yaparak tüm süreci özetler:
“Düşüncelerinize dikkat edin, sözlerinizi oluşturur.
Sözlerinize
dikkat edin, duygularınızı oluşturur.
Duygularınıza
dikkat edin, davranışlarınızı oluşturur.
Davranışlarınıza
dikkat edin, alışkanlıklarınızı
oluşturur.
Alışkanlıklarınıza
dikkat edin, kişiliğinizi oluşturur.
Kişiliğinize
dikkat edin, kaderinizi etkiler.”
Görüldüğü gibi süreç düşünceyle başlıyor
ve hemen kelimelere bürünüyor, sonra duygular oluşuyor
ve arkasından davranışlar; davranışların
tekrarı alışkanlıkları oluşturduğu
anda durum otomatik pilota bağlanıp tekrarlar kişiliğimizi
oluşturuyor. En çok neyi yapıyorsak onunla anılıyoruz;
çok yiyorsak obur, içiyorsak alkolik, öfkeleniyorsak
agrasif, cimri, cömert, zalim, merhametli vb. şeylerden
sonra “Hesap Günü”...
X
X
X
Günlerden Cumartesi, aynı kasaba da yaşıyan
üç Türk ailesi birbirlerinden habersiz saat gece 12.00 ye
yaklaştığı halde evlerine gelmiyen oğullarını
bekliyorlar. Şimdi bu ailelerin reisleri olan babaların
düşünce dünyasına bir yolculuk yapalım ve
ilk uğradığımız babanın kafasında
şu DÜŞÜNCELER ile karşılaşalım.
“Bu oğlanın yaptığı düpe düz saygısızlık;
‘ben seni takmam’ demek istiyor, eşşek herif!
” Babanın düşünceleri üç aşağı,
beş yukarı kelimelere böyle büründü. Şimdi
bu babanın DUYGULARI nasıl olur? Nasıl bir
haleti ruhiye içinde bulunur? Kestirmek zor değil
herhalde. Bir soru daha: Kestirmekte zorlanmadığımız
bu olumsuz duygular içindeki baba nasıl bir DAVRANIŞ
sergiler...?
Şimdi de birbirlerinden haberi olmayan ama aynı
benzer bir olayın içinde bulunan diğer babanın
DÜŞÜNCElerine bir yolculuk yapalım: “Oğlum
gecikti; ama onun gelmek istediği için can attığını
biliyorum; galiba arkadaşlarının alaylı sözlerinden
sıkıldığı için gelemiyor. Gençliğimde
aynı mengene de bende kaç kez sıkışmadım
mı?” Düşünceleri böyle kelimelere bürünen 2.
baba nasıl bir duygu içinde bulunur ve tabii oğlu
eve geldiğinde hangi tür bir davranış sergiler?
Dilerseniz 3. ailenin babası yerine annesinin düşüncelerine
bir yolculuk yapalım: “Yahu bey, saat 12.00 ye geliyor,
bu oğlan hâlâ gelmedi ; demin ambulans sesleri duydum
kaza filan yapmış olmasınlar?” Anne de aynı
durumu yaşarken böyle düşünüyor. Sorum belli: Bu
anne hangi duygulara bürünmüş ve oğlu geldiğinde
nasıl bir davranış sergiler?
Kestirmeden cevaplayalım: 1. baba, durumu saygısızlık
olarak düşündüğü için, içine girdiği
duygular ona en kibarından şöyle bir davranış
ortaya koyduracak “ulan eşşek herif! Senin bu yaptığın
...” 2. Baba, oğlunun arkadaşlarını kıramadığını
düşündüğünden muhtemelen eve geç gelen oğluna
şöyle davranacaktır: “Ah, kerata! yine arkadaşlarından
ayrılamadın, değil mi? Yavrum, telefonla bari
bir haber verde merak etmiyelim olmaz mı?”
-“Tamam baba!”
Anne ise oğlu kapıdan girer girmez boynuna sarılacaktır.
“Yavrum! Çok merak ettim; çok şükür kaza yapmamışsın...
Bir daha bizi böyle meraklandırma emi?”
-“Çok özür dilerim anne!”
1. babanın “eşşek herif”le başlıyan
muhabbeti(!)nin nerede veya nerelerde sonuçlanacağını
bilemediğim için kısa kesmiştim; ama çok
uzayanlarına da şahit oldum.
Şimdi aynı olayı yaşıyan üç kişi
üç farklı düşünceyle olaya yaklaşıyor,
o düşüncelerin meydana getirdiği duygular farklı
oluyor ve ortaya da yine farklı davranışlar çıkıyor.
Burada ortaya çıkan gerçek şu: Eğer
istenmiyen davranışlarımızı değiştirmek
istiyorsaz, onların arkasında yatan duyguları
değiştirmeliyiz. Peki, “duyguları nasıl
değiştirebiliriz?” sorusunu duyar gibi olduğum
dan hemen şunu söyliyebilirimki, sözlerinize dikkat
edin ve onları olumlu kılmaya çalışın.
“peki ya o nasıl olacak?” derseniz “Düşüncelerinize
dikkat edin” derim.
Tekrarlar bazen faydalıdır. “Kişi gün boyu düşündüğünden
ibarettir” demiş Emerson.
İmam-ı Rabbani’de “Güzel düşünen güzel
görür, güzel gören güzel düşünür” diyerek ta yüzyıllar
öncesinden bize kendimizle olumlu iletişim kumamızın
formülünü vermiş.
X
X
X
“Küçük kız, hüzünlü yabancıya gülümsedi.
Bu gülümseme adamın kendisini iyi hissetmesine neden
oldu. Bu iyi hal içindeyken geçmişte kendisine yardım
eden bir dostunu hatırladı ve ona teşekkür
edemediğini düşündü. Hemen bir mektup yazıp
gönderdi. Arkadaşı mektubu alınca o kadar
sevindiki, mektubu okuduğu lokantadaki garson kıza
çok yüksek bahşiş verdi. Garson kız ömrü
boyunca böyle yüklü bir bahşiş alıyordu. Akşam
evine giderken, aldığı bahşişin bir kısmıyla
mahallede aç olduğu belli olan fakir adama yiyecek aldı.
Adam öyle minnettar olduki... üç gündür boğazından
birşey geçmemişti. Karnını doyurduktan
sonra, bir apartmanın kömürlük kısmının
yanındaki odasının yolunu tuttu. Öyle neşeliydiki,
bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce
kucağına aldı ve yavruyu ısıttı.
Küçük köpek soğuktan kurtulduğu ve başını
okşıyan biri olduğu için çok mutluydu.
Geceyarısından sonra tüm apartmanı duman sardı.
Birşeyler olduğunu hisseden köpek havlamaya başladı.
Önce fakir adam uyandı sonra tüm apartmandaki insanlar...
Anneler dumandan boğulmak üzere olan çocuklarını
kucaklıyarak hayatlarını kurtardı.
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|